Hani ben her gün burada , kızlarımdan , pişirdiğimden , taşırdığımdani gezdiğimden tozduğumdan söz ediyorum ya. Tarzım bu , istediğim bu , yazmak istediğim bu. Eğer bura bir gün toptan çökmezse oluşturduğum yazılı bir kayıt. Olura ilerde hiç bir şeyi hatırlamayacak duruma gelirsem ya da bir çok şeyi yeniden hatırlamak istersem diye.
Zaten açarken de aklıma gelmemişti işlerin buralara kadar geleceği bu kadar arkadaş sahibi olacağım .Çünkü Türkiye de blog bu kadar yaygınlaşmamıştı daha.Şimdi bunları niyemi yazdım hani okuyup da - bıktık artık senin şunundan bunundan bize ne diyen varsa ...
Bir kaç zamandır bunu düşünmekteyim. Yorum yazdıklarımız kadar sessiz takip ettiklerimiz de var. Aynen bana da olduğu gibi. Sağolsunlar bazen kısa notlar bırakıyorlar ya da bir süre yazmayınca ama nerdesiniz diyorlar.
Ya da diyorum arada var mı caba , ayıp olmasın diye üüüf yorum yazmalıyım diyen. Ne kötü bir his değil mi?. Bu işte görev duygusu haline geldi mi acaba.
Hadi bakalım ben bu konuyu tartışmaya açtım. Yorum yazmak görev duygusu haline geldimi. Yoksa , yazıyı okudum , benim de bu konuda şöyle bir sözüm var diyenlerdenmisiniz.
Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
12 Mart 2009 Perşembe
10 Mart 2009 Salı
yağ yağ yağmur, Amanın kulakları, kısır , motif yapma aleti (sonunda
Akşamdan dedimki kızlara ben sabah erkenden çıkarım, onlarda -çok yağmur var dediler.Ben de- İstanbul'un yağmuru çamuru bitmez dedim. Sabah baktım gerçekten de yağıyor ama ne yağma bi de gök gürültüsü. Her ihtimale karşı Gamse'ye gözleme yaptım kahvaltı için çünkü okula gidecekti. Naziş biliyosunuz purim tatilinde. Kendime de yeşil çayımı aldım Yabancı Damat izlemek üzere yatağıma gittim. O sırada Gamse de uyandı. Yağmurda şiddetini artırdı. - Gitme kızım dedim. Ben de gitmeyeyim ev de kısır , sinema , hobi günü yapalım dedim. Arkadaşlarıyla konuştu ki onlarda gitmiyomuş. Hemen yatağa yanıma girdi, birlikte izledik Yabancı Damadı. Sonra ben kitabıma devam ettim o bilgisayara takıldı. Marguerite Duras ''YAZMAK'' ını okuyorum. Kitap etkinliğinde gevezekalem'in hediyesiydi. Bizler umut hastayız diyor bir yerinde kitabın, ne güzel bir hastalık diyorum, hatta not alıyorum oysa not almam okurken. Derken Naziş de uyandı onu da şımarttım , kahvaltısını yatağına tepsiyle verdim.

Naziş dün bize Purimin geleneksel kurabiyesi Amanın kulaklarını yaptı. Tatile girmeden önce de öğrencileriyle yapmışlar hep birlikte yemişler, çok güzel oldu size de yaparım demişti. Hafta da bir gün birlikte bir şey pişirip yiyorlar zaten. Yarım paket (125 gr) tereyağ koydu. Yarım bardak şeker, bir portakal suyu, vanilya ve kabartma tozu , 2,5 bardak ta un koyup yoğurdu. Hamuru merdane ile açıp bardakla yuvarlak yuvarlak kesti İçlerine birer tatlı kaşığı kadar sarelle ( reçel de olabilir) koyup kenarlarını üstte birleştirdi. Birleşince üçgen şeklini alıyor ve pişerken birleşen yerler açılıp malzeme ortaya çıkıyor. Soğuyunca pudra şekeri serpiliyor. Çok güzel olmuştu. Bu gün kısırımızın ve çayımızın yanına da eşlik etti.


motif yapma aletini tahtakaleden bir buçuk liraya aldım. Yün mağazalarında beş lira olduğunu görünce anah dedim hadi üç lira olsun yüzdeyüz kar etmiş olun dedimm.
Gamsenin düğmelerini beğenmediği bir hırkası vardı. Bu motifler düğme yerine kullanıldı))
Nihayet meşhur motif yapma aletimizin resmini ve motiflerimizin resmini çekebildik. Gamse bir oturuşta 20-25 motif yapıyor. Bende altlarına bir cm eninde lastik örgü ördüm.Üstüne de motifler dikilince ortaya bu aksesuar çıktı.Gören herkes çok beğendi . Şimdilik bu kadar yarın kısmetse herkes okuluna dağılacak ve ben de işalah maşalah teyzemleri kahvaltıda basma programını uygulayabileceğim...

Naziş dün bize Purimin geleneksel kurabiyesi Amanın kulaklarını yaptı. Tatile girmeden önce de öğrencileriyle yapmışlar hep birlikte yemişler, çok güzel oldu size de yaparım demişti. Hafta da bir gün birlikte bir şey pişirip yiyorlar zaten. Yarım paket (125 gr) tereyağ koydu. Yarım bardak şeker, bir portakal suyu, vanilya ve kabartma tozu , 2,5 bardak ta un koyup yoğurdu. Hamuru merdane ile açıp bardakla yuvarlak yuvarlak kesti İçlerine birer tatlı kaşığı kadar sarelle ( reçel de olabilir) koyup kenarlarını üstte birleştirdi. Birleşince üçgen şeklini alıyor ve pişerken birleşen yerler açılıp malzeme ortaya çıkıyor. Soğuyunca pudra şekeri serpiliyor. Çok güzel olmuştu. Bu gün kısırımızın ve çayımızın yanına da eşlik etti.
motif yapma aletini tahtakaleden bir buçuk liraya aldım. Yün mağazalarında beş lira olduğunu görünce anah dedim hadi üç lira olsun yüzdeyüz kar etmiş olun dedimm.
Nihayet meşhur motif yapma aletimizin resmini ve motiflerimizin resmini çekebildik. Gamse bir oturuşta 20-25 motif yapıyor. Bende altlarına bir cm eninde lastik örgü ördüm.Üstüne de motifler dikilince ortaya bu aksesuar çıktı.Gören herkes çok beğendi . Şimdilik bu kadar yarın kısmetse herkes okuluna dağılacak ve ben de işalah maşalah teyzemleri kahvaltıda basma programını uygulayabileceğim...
8 Mart 2009 Pazar
Hafta bir pazar onu da yağmur mağmur bozamaz))
Yani hiiiç kadınlar günü yazısı döşenecek modda değilim. Zati bitmesine bi kaç saat kaldı şurda hehehe. Kutlu olsun mutlu olsun , umutlu osun. Hayırlı kandiller olsun
Bu sabaaaah yağmur var İstanbuldaaaa diye başlayalım. Çok da güzel yağıyordu cama tıp tıp vuruyordu. Gamse kursa Koca pazar pazar işe yollandı. Benimse bir hafta önceden belirlenmiş programım vardı. İlmiyem bekliyordu. Erken gelirim demiştim ona ama biraz uyumak istedi canım. Dün gece Gamse hadi gel birlikte radyo dinleyerek uyuyalım demişti. Biraz nazlandım yatağım falan filan dedim ama sonra kıramadım. Karşılıklı yattık Murat Belge ve Pelin Batu'nun Haber Türkteki tv programını radyodan dinledik. Programın adı Tarihin Arka Odası. Bazen Murat Belge'nin konuşma tarzı garipleşse de güzel bir program. Dün akşamki konuları Mevlana idi. Çok da ilgi çekici gidiyordu program ama uyumuşum. Gecenin bi yarısı uyanınca da yatağıma gittim. Sabah erkenden de baba kıza tost çay faslı yapınca yeniden uyumak istedim ama saat on buçuk gibi falan kalktım. Kendime bi çay koydum güçcücük bi tost yaptım ki zil çaldı. Hayırdır inşalah dedim ki gelen Naziş'ti. Zuz sabah fuara gitmiş, O da cuma cumartesi günü ve gecesnii arkadaşlarıyla geçirince hadi pazarı da annemle geçireyim demiş. Mesaj atmış beni bekle , geliyorum diye ama görmemiştim . Neyseki yetişti ve çayıma da tostuma da kondu.
Nazişle dışarı çıktık ki yağmur tıp tıp atıştırmakta çok güzeldi. İlmiyeme gittiğimizde bir baktıkki masa hazır, çay demlenmiş, filmler de hazır ve nazır beklemekte. Hani bir mim vardı İstanbulda en sevdiğiniz 10 mekan diye de , ben bir tanesine İlmiyemin evi yazmıştım. Ben bir şey diyosam boşa demiyorumdur. Masada yok yoktu. Benim en sevdiğim lorlu biber kavurması en baştaydı. Revanimiz daha ılıktı, ıspanaklı gül börekleri ise tam İlmiyemin şanına layıktı. en güzeli de İlmiyemin güler yüzüydü tabiki.

Üçümüz birer kanepeye yayıldık yedik içtik ve filmimizi izledik. Birinci sırada Nurgül Yeşilçay'ın Altın Portakal aldığı Vicdan filmi vardı . İkinci sırada ise Richard Gere ve Diane Lane 'nin lanetlileri vardı. Akşam dönüşte yediğimizi yedik yemediğimizi de gelemeyenlere getirdik))).
Eve gelirken bir baktık ki bizim meeeşur marketin önü sümbül saksılarıyla dolu durumuyuz sümbüllerimizi de aldık geldik eve . Ha İlmiyem de otururken kapı çaldı, İlmiyem kapıya gidip döndüğünde elinde iki sümbül saksısı vardı. Büyükşehir Belediyesi kadınlar günümüzü kutluyormuş dedi. Yook yav dedim...
Bu sabaaaah yağmur var İstanbuldaaaa diye başlayalım. Çok da güzel yağıyordu cama tıp tıp vuruyordu. Gamse kursa Koca pazar pazar işe yollandı. Benimse bir hafta önceden belirlenmiş programım vardı. İlmiyem bekliyordu. Erken gelirim demiştim ona ama biraz uyumak istedi canım. Dün gece Gamse hadi gel birlikte radyo dinleyerek uyuyalım demişti. Biraz nazlandım yatağım falan filan dedim ama sonra kıramadım. Karşılıklı yattık Murat Belge ve Pelin Batu'nun Haber Türkteki tv programını radyodan dinledik. Programın adı Tarihin Arka Odası. Bazen Murat Belge'nin konuşma tarzı garipleşse de güzel bir program. Dün akşamki konuları Mevlana idi. Çok da ilgi çekici gidiyordu program ama uyumuşum. Gecenin bi yarısı uyanınca da yatağıma gittim. Sabah erkenden de baba kıza tost çay faslı yapınca yeniden uyumak istedim ama saat on buçuk gibi falan kalktım. Kendime bi çay koydum güçcücük bi tost yaptım ki zil çaldı. Hayırdır inşalah dedim ki gelen Naziş'ti. Zuz sabah fuara gitmiş, O da cuma cumartesi günü ve gecesnii arkadaşlarıyla geçirince hadi pazarı da annemle geçireyim demiş. Mesaj atmış beni bekle , geliyorum diye ama görmemiştim . Neyseki yetişti ve çayıma da tostuma da kondu.
Nazişle dışarı çıktık ki yağmur tıp tıp atıştırmakta çok güzeldi. İlmiyeme gittiğimizde bir baktıkki masa hazır, çay demlenmiş, filmler de hazır ve nazır beklemekte. Hani bir mim vardı İstanbulda en sevdiğiniz 10 mekan diye de , ben bir tanesine İlmiyemin evi yazmıştım. Ben bir şey diyosam boşa demiyorumdur. Masada yok yoktu. Benim en sevdiğim lorlu biber kavurması en baştaydı. Revanimiz daha ılıktı, ıspanaklı gül börekleri ise tam İlmiyemin şanına layıktı. en güzeli de İlmiyemin güler yüzüydü tabiki.

Üçümüz birer kanepeye yayıldık yedik içtik ve filmimizi izledik. Birinci sırada Nurgül Yeşilçay'ın Altın Portakal aldığı Vicdan filmi vardı . İkinci sırada ise Richard Gere ve Diane Lane 'nin lanetlileri vardı. Akşam dönüşte yediğimizi yedik yemediğimizi de gelemeyenlere getirdik))).
Eve gelirken bir baktık ki bizim meeeşur marketin önü sümbül saksılarıyla dolu durumuyuz sümbüllerimizi de aldık geldik eve . Ha İlmiyem de otururken kapı çaldı, İlmiyem kapıya gidip döndüğünde elinde iki sümbül saksısı vardı. Büyükşehir Belediyesi kadınlar günümüzü kutluyormuş dedi. Yook yav dedim...
7 Mart 2009 Cumartesi
Bu sabahhh
Erkenciyim bu sabah, herkesi yolcu ettim. Naziş dün akşamdan Zuz'a konuşlandı. Gece yarılarına kadar arkadaşlarıyla takılır, sabaha kadar Zuz la bilgisayar oyunu oynarlar ya da film izlerler öğlen de kalkıp akşam saatlerine kadar kahvaltı yaparlar.
Gamse çoktandır ihmal ettiği ingilizceye yeniden el attı ve bu sabah itibarıyla kursa başladı. Yabancı kaynak takibinde zorlanma iyi oldu O'na:)))
Ben kahvemi içip yazı yazıp bir taraftanda kulağım kirişte Can Beyi beklemekteyim. Randevumuz var yine bu gün. Bizim yatağın üstünde yatıp yuvarlanacağız. O daha çok perdelere ilgi gösteriyor ama olsun, onları ucundan yakalayıp sallamak en büyük zevki. Bi gün kornişler tepemize inebilir. Benimle oynuyor ama kızlar eve geldiğinde çıldırıyor naralar atıyor. Geçen gece Zuz ve Berfu eve çıkarken taa merdivenlerden sesi geliyor dediler. Tek şikayetim gelirken sanırsınız bizim eve iltica ediyor. Bir bavul giyecek, bir bavul yiyecek, bir bavul bavul oyuncak çantası var. Bi de kocaman koltuğu. Acaip bir yayılma politikası uyguluyor yani.
Şimdi gitmeliyim , çay suyu koyayımda Berfu ve Zuz dünden kalan patatesli rulolarla birer fincan çay içip öyle atılsınlar hayata hehehehe
Gamse çoktandır ihmal ettiği ingilizceye yeniden el attı ve bu sabah itibarıyla kursa başladı. Yabancı kaynak takibinde zorlanma iyi oldu O'na:)))
Ben kahvemi içip yazı yazıp bir taraftanda kulağım kirişte Can Beyi beklemekteyim. Randevumuz var yine bu gün. Bizim yatağın üstünde yatıp yuvarlanacağız. O daha çok perdelere ilgi gösteriyor ama olsun, onları ucundan yakalayıp sallamak en büyük zevki. Bi gün kornişler tepemize inebilir. Benimle oynuyor ama kızlar eve geldiğinde çıldırıyor naralar atıyor. Geçen gece Zuz ve Berfu eve çıkarken taa merdivenlerden sesi geliyor dediler. Tek şikayetim gelirken sanırsınız bizim eve iltica ediyor. Bir bavul giyecek, bir bavul yiyecek, bir bavul bavul oyuncak çantası var. Bi de kocaman koltuğu. Acaip bir yayılma politikası uyguluyor yani.
Şimdi gitmeliyim , çay suyu koyayımda Berfu ve Zuz dünden kalan patatesli rulolarla birer fincan çay içip öyle atılsınlar hayata hehehehe
6 Mart 2009 Cuma
Bizim evin halları
Bu gün evdeyim. Aslında sabah erkenden karşıya geçecek teyzemleri kahvaltıda basacaktım ama kocam ve Gamze beni fırtına konusunda uyardılar. Lodos var bu gün dediler vapurlar çalışmaz dediler. Karşılar nasıldı bilmiyorum ama burası günlük güneşlikti. Akşama kadar başlarının etini yedim ama.
Sabah ben her zamanki gibi yatakta çay kahve faslı yapıp Yabancı Damat izledim . Sonrada Gamse ile kahvaltı yaptık. Bilgisayarda Hürriyetin bilgi yarışmasını yaptık. Genel Kültürde fena değiliz diğer kategorlere daha bakmadık. Sorular biraz dandikti heheheheh.
Öğleden sonra ben poğaça hamuru yoğurdum, patetesli kıymalı iç hazırladım. Ama poğaça yapmaya üşendim, hamıru dörde böldüm . Her parçayı oval şekilde açıp , içine malzemeyi koyup rulo şeklinde sardım. Ruloların üstüne de yumurta sarısı sürüp fırına verdim. Pişer pişmez Gamseyle bir ruloyu sıcak sıcak ağzımız yana yana yedik))). Ve ünlü Türk Atasözünü hatırladık ))). Türkler yemek pişene kadar beklermiş ama soğuyana kadar beklemezmiş.
Gamse Hanım hazretleri beni engelledi ama kendi sonra dışarı çıktı. O çıktı Naziş geldi. Gamsenin okulu pazartesi açılıyo ama Naziş de Purim tatiline giriyor. Çarşambaya kadar evde. Bu gün kostümlü bir parti yapıp tatile girdiler. Geçen yıl cadı öğretmendi ama bu yıl kedi öğretmen oldu. Öğrencileri çok sevmişler.
kedi kız
Yarın fuar dolayısıyla Can Bey yine bizde takılacak. Ama pazar günü pazar mazar demeden sabah kalkar kalkmaz dışardayım. İlmiyem'le randevum var. Çoktandır görüşemedik.
Gittim şimdilik herkese iyi bir haftasonu olsun. İstanbul yağışlı o yüzden kapalı hava programlarına devam etsin İstanbul'da oturanlar.
Sabah ben her zamanki gibi yatakta çay kahve faslı yapıp Yabancı Damat izledim . Sonrada Gamse ile kahvaltı yaptık. Bilgisayarda Hürriyetin bilgi yarışmasını yaptık. Genel Kültürde fena değiliz diğer kategorlere daha bakmadık. Sorular biraz dandikti heheheheh.
Öğleden sonra ben poğaça hamuru yoğurdum, patetesli kıymalı iç hazırladım. Ama poğaça yapmaya üşendim, hamıru dörde böldüm . Her parçayı oval şekilde açıp , içine malzemeyi koyup rulo şeklinde sardım. Ruloların üstüne de yumurta sarısı sürüp fırına verdim. Pişer pişmez Gamseyle bir ruloyu sıcak sıcak ağzımız yana yana yedik))). Ve ünlü Türk Atasözünü hatırladık ))). Türkler yemek pişene kadar beklermiş ama soğuyana kadar beklemezmiş.
Gamse Hanım hazretleri beni engelledi ama kendi sonra dışarı çıktı. O çıktı Naziş geldi. Gamsenin okulu pazartesi açılıyo ama Naziş de Purim tatiline giriyor. Çarşambaya kadar evde. Bu gün kostümlü bir parti yapıp tatile girdiler. Geçen yıl cadı öğretmendi ama bu yıl kedi öğretmen oldu. Öğrencileri çok sevmişler.
kedi kızYarın fuar dolayısıyla Can Bey yine bizde takılacak. Ama pazar günü pazar mazar demeden sabah kalkar kalkmaz dışardayım. İlmiyem'le randevum var. Çoktandır görüşemedik.
Gittim şimdilik herkese iyi bir haftasonu olsun. İstanbul yağışlı o yüzden kapalı hava programlarına devam etsin İstanbul'da oturanlar.
3 Mart 2009 Salı
turşu suratlı
Sabah kalktım ekşimik suratlıyım nedeni yok. Halbuki dün çok güzel bir gün geçirdim çocukluk arkadaşlarımla. Akşam yemek soframı da onların getirdiği hediyelerle kurdum. Masada çan çan anlattım. Dizilerimi izledim kitabımı okudum çayımı içtim . Ama sabah ekşimik surat. Nedeni yok. Kimseye kahvaltı da veremedim ada çayı içtim o kada. Bi de her zamanki bi multivitaminim var onu içtim.
Öğleden sonra çıktım okey partisine gittim yok yahu yine yok. Yiyorum tadı yok , içiyorum tadı yok. Saat dörtte eve geldim. Kızların akşam programı varmış gittiler. Akşam dünden kalanları yiyeceğiz. Görümcem de patatesli börek göndermiş çay da demleriz , Canım Ailem seyrederiz karıkoca. Kocam benim bu durumumu havalara bağlar))) .
Ben büyük bir ihtimalle yarın bi karşıya geçerim. Deniz geçmek , dalgadan atlamak iyi gelir bana biliyorum bi de Gülden. Ben anlatırım O , aaaaa sahiden mi der, sonra eeeeeee der beni fıtık eder. Ona fıtık olur kendimi unuturum. O yine burada yat , sabaha kadar otururuz der yakamı zor kurtarır kendimi eve zor atarım. Her Güldenle buluşmamız sonucunda olduğu gibi gece yine boğazım ağrır ...Öyle işte
Öğleden sonra çıktım okey partisine gittim yok yahu yine yok. Yiyorum tadı yok , içiyorum tadı yok. Saat dörtte eve geldim. Kızların akşam programı varmış gittiler. Akşam dünden kalanları yiyeceğiz. Görümcem de patatesli börek göndermiş çay da demleriz , Canım Ailem seyrederiz karıkoca. Kocam benim bu durumumu havalara bağlar))) .
Ben büyük bir ihtimalle yarın bi karşıya geçerim. Deniz geçmek , dalgadan atlamak iyi gelir bana biliyorum bi de Gülden. Ben anlatırım O , aaaaa sahiden mi der, sonra eeeeeee der beni fıtık eder. Ona fıtık olur kendimi unuturum. O yine burada yat , sabaha kadar otururuz der yakamı zor kurtarır kendimi eve zor atarım. Her Güldenle buluşmamız sonucunda olduğu gibi gece yine boğazım ağrır ...Öyle işte
2 Mart 2009 Pazartesi
1974-2009
Yıl 1974 biz İstanbula tekrar dönüyoruz. Artık dayılar büyümüş babamın ve annemin misyonu tamamlanmış. Artık Fabrika da dedemin yanında iki dayım var. Ben lise 1.sınıftayım.
Ayrılıyoruz ama benim içim parçalanıyor. Artık yazdan yaza değil temelli İstanbul yolcusuyuz. Garajı sadece benim arkadaşlarım doldurmuş sanki. Mahalle arkadaşlarım, sınıf arkadaşlarım, basketbol takımından ve de bando takımından arkadaşlarım. Herkes bir şeyler tutuşturuyor elime. Ben sarhoş gibiyim. Tam 35 yıl olmuş. O gün garajda vedalaştığım ve geçtiğimiz aya kadar bir daha görüşemediğim arkadaşım Nurgül ve Nimet bu gün beni ziyarete geldiler. Daha çocuk sayılacak yaşta ayrılmıştım onlardan, bu gün kendi evimin kapısını iki kocaman kız çocuğu sahibi olarak açtım onlara.
Nimet mahalle arkadaşım, Nurgül hem bando takımından hem de basketbol takımından arkadaşım.Ortaokulda da lise de hiç aynı sınıflarda olmadık ama her tenefüs birlikte arşınladık koridorları. Telefon çaldırıp çıktık evden uzun sahil yürüyüşünden sonra okula gittik. Neler paylaştık neler . Lisenin antrönörü bizi daha ortaokul takımındayken takip ediyormuş, daha yaz tatilinde hem bando takımına hem de basket takımına angaje etti. Gerçi ben liseyi yarım dönem okuyup ayrıldım.
Nimetle 1975 yılında bir ay süren bir İstanbul maceramız var. Bizde kalmıştı o zaman bankada çalışıyordu. Kanlı 1 mayısı da birlikte yaşadık. O da sonra Antalya ya yerleşti Nurgül de. O dur bu dur görüşemedik. Ordu da hiç tarihlerimiz uymadı. Ama bundan sonra uçarı kaçarı yok. Ayşrgül oy kullanmak ve Ordudaki evi kolaçan etmek için gittii. Nisan ayı bi gelsin, kollasın kendini İstanbul.
Biz bu gün birlikte çok hoş saatler geçirdik. Çocukluğumuza , okul yıllarına döndük , geleceğe bakış attık. Çok ama çok güzeldi.
Ayrılıyoruz ama benim içim parçalanıyor. Artık yazdan yaza değil temelli İstanbul yolcusuyuz. Garajı sadece benim arkadaşlarım doldurmuş sanki. Mahalle arkadaşlarım, sınıf arkadaşlarım, basketbol takımından ve de bando takımından arkadaşlarım. Herkes bir şeyler tutuşturuyor elime. Ben sarhoş gibiyim. Tam 35 yıl olmuş. O gün garajda vedalaştığım ve geçtiğimiz aya kadar bir daha görüşemediğim arkadaşım Nurgül ve Nimet bu gün beni ziyarete geldiler. Daha çocuk sayılacak yaşta ayrılmıştım onlardan, bu gün kendi evimin kapısını iki kocaman kız çocuğu sahibi olarak açtım onlara.
Nimet mahalle arkadaşım, Nurgül hem bando takımından hem de basketbol takımından arkadaşım.Ortaokulda da lise de hiç aynı sınıflarda olmadık ama her tenefüs birlikte arşınladık koridorları. Telefon çaldırıp çıktık evden uzun sahil yürüyüşünden sonra okula gittik. Neler paylaştık neler . Lisenin antrönörü bizi daha ortaokul takımındayken takip ediyormuş, daha yaz tatilinde hem bando takımına hem de basket takımına angaje etti. Gerçi ben liseyi yarım dönem okuyup ayrıldım.
Nimetle 1975 yılında bir ay süren bir İstanbul maceramız var. Bizde kalmıştı o zaman bankada çalışıyordu. Kanlı 1 mayısı da birlikte yaşadık. O da sonra Antalya ya yerleşti Nurgül de. O dur bu dur görüşemedik. Ordu da hiç tarihlerimiz uymadı. Ama bundan sonra uçarı kaçarı yok. Ayşrgül oy kullanmak ve Ordudaki evi kolaçan etmek için gittii. Nisan ayı bi gelsin, kollasın kendini İstanbul.
Biz bu gün birlikte çok hoş saatler geçirdik. Çocukluğumuza , okul yıllarına döndük , geleceğe bakış attık. Çok ama çok güzeldi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)