Yazamadığım sürede,çok gezdim, çok okudum ve çok film izledim... Hepsini anlatmaya kalkamayacağım,artık ne yaptığımı unuttum bile:))
Sinamada düğün dernek kurulmuşken katılmamak olmazdı:)) ailece ''Düğün Dernek'' filmini izlemeye gittik. Bizim için özel olmasının nedeni oyunculardan Murat Cemcir ile kocam aynı mahallenin çocuklarıdır,kullandığı dil;Niksar'ın yerel dilidir. Çok da başarılı kullanıyor. Film müzikleri ise o yörenin ortak türküleri... Tüm düğünlerde çalınan ''entarisi dım dım yar'' yeni keşfedildi film sayesinde. Filmin sonunda çalınca bir grup seyirci kalktı şakır şakır oynadı:)
Türküyü dinlemeyenler buradan dinlesinler...TIK
Bu haftanın evde izlediğim en güzel filmi ise'' Pluton'da Kahvaltı'' idi... Ben çok beğendim,izlemenizi de öneririm...
Henüz kundağındayken terk edilen Patrick'in, başka biri olmayı reddede reddede ,cinsel kimlik arayışları ve annesini bulma çlışmaları...Filmi çok beğendiğimi söylemiştim di mi?
Okuduğum kitap; aynı zamanda 2014 de ''Bibliyomanyak''ların ilk kitabı olma özelliğinde... Kapalıçarşı Cinayeti/Esra Türkekul...Ben çok polisiye okumam ama bu çok keyifli bir kitap. İsterseniz eşzamanlı okuyalım...
Hafta sonum pek hareketli geçti. Cuma akşamından başladı dün akşama kadar hız kesmedi...
Cuma akşamı her yıl yeni yıl öncesi yaptığımız yeni yılı karşılama partimiz vardı. Bu yıl 7. kez bir araya geldik. Ece,Zeya, Ebrucuk,Nalan, Berfu, Begüm, Elçin ve de bendeniz....Yine çok eğlendik, hele bir hediye çekilişimiz var ki, bir dahkine dışardan birine videoya çektiricem. İçinde ne olduğunu keşfettiğim hediyeyi kendime çıkartmak için neler yaptım bir bilseniz:))
Resimde gördüğünüz ''Madame Coco'' yazan torba:)))
Gece geç saatlere kadar sürdü tabi parti ve ben eve dönmedim o gece Cankuşum beni bekliyordu,onlara gittim. Annesi de bizimle partideydi zaten... Tabiki eve gittiğimizde o kaçıncı uykusundaydı ama sabah kahvaltıyı birlikte yaptık. Annesinin işi vardı,çıktı. Ben de çocukluk arkadaşları toplantısına gidecektim ama onu evde yardımcı teyzeleriyle bırakmaya kıyamadım,hadi hazırlan benimle geliyosun dedim. Hemen koştu,dişlerini fırçaladı:)) Gideceğimiz yer yakındı,yürüye yürüye,konuşa konuşa gittik.Benim çocukluk arkadaşım, kocamın Güneş Kolejinden okul arkadaşıyla evlenmiş bu kadar tesadüf yeterli değilmiş gibi bir de çocuklarımız ta küçüklükten arkadaş ve sınıf arakadaşı oldular. Onlar da iki kız bizde iki kız işte böyle tesadüfün bombasını yapmışız:))
Tekmilcim bize harika bir masa hazırlamıştı. Tabi benim elmalı turtam unutulmamıştı...Sofranın yıldızı ise lahanalara sarıp sarıp yediğimiz dolma içiydi... Aşlık denilen dövülmüş buğdaydan pişirilen fesleğenli(reyhan) falan acaip bişi... Cankuş ise Bani ile çok hoş vakit geçirdi...
Aşağıdaki resim de Naziş ile yaptığımız uzun,ışıltılı cadde yürüyüşünden...
Pazar günü ise Naziş ile Capitol'de alışverişteydik... O şimdi Cunda'da teyzesiyle... Noel tatiline girdi okulları...
Hade gittim yav, yetmez mi?
Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
23 Aralık 2013 Pazartesi
17 Aralık 2013 Salı
Fotoroman
yazmadığım sürede çok şey birikti en iyisi resim altlarında anlatayım:)
Pazar günü Naziş ile dışarı çıktık, anne-kız günü yaptık. Amacımız sinemaya gitmekti ama sarı kutu Türkcellcilerle bir alana bir bedava Vodafoncular yüzünden bilet bulamadık. Laf aramızda biz de sarı kutuculardandık:)) Biz madem öyle işte böyle ,bundan sonrası tufan dedik, gezdik, tozduk, yedik ,içtik. Şu yukarıda ki melekler; girdiğimiz'' Tepe Home'' mağazasından ,düşüp peşimize bizim eve geldiler... Kızlarla beni temsil etsin dedik. Şu önünde duran kızları için dua eden tabikitleri de benim:))... Girdiğimiz kitapçıda kitap bakarken, bir kadının yanındaki arkadaşına, alma alma bizim evde 2 kitap var, ben sana veririm demesine çok güldük. Ama arkadaş da dünden razıymış, akıcıysa ver diye de tembih etti:))
The Visitor...Dün izledim ve çok beğendim. 12 Eylül sonrası, ABD'nin azınlıklara bakış açısı ve göçmen politikası eleştirel bir dille ele alınmış... Ayrıca insanların yaşadıkları kentlere yabancılaşmasına da çok zarif bir dokunuş vardı...İzlemenizi öneririm bu bol ödüllü filmi...
Bir bol ödüllü film daha... Şimdiki Zaman... Kahve telvesinde şekillenen hayatlar... Müşterilerine, fal bakarken kendini de sorgulayan genç kız...
Belmin Söylemez’in ilk uzun metraj filmi ‘Şimdiki Zaman’ işsiz bir genç kadının umut arayışını anlatıyor. Başrollerini Sanem Öge, Şenay Aydın ve Ozan Bilen'in paylaştığı film 31.İstanbul Film Festivali'nde ve 24.Ankara Film Festivali'nde en iyi kadın oyuncu ödülünü, 19.Altın Koza Film Festivali'nde ise Yılmaz Güney, SİYAD ve Film Yönetmenleri ödüllerini kazanmıştı.
‘Şimdiki Zaman’ son olarak Amerika kıtasının en eski film festivali olan 56. San Francisco Film Festivali'nde en iyi ilk filme verilen "Yeni Yönetmen Ödülü"ne değer bulundu.
Bizim evden yeni yıl ışıkları...
Kupamın elbisesini gördünüz mü?...Pek özenirdim modellerde falan göre göre...Kalın bir yün çorap alın, alttan kesin giydirin kupanızı ayol... Biraz da pratik olalım... Şimdi çorapçılarda bir sürü yılbaşı temalı çoraplar var, hatta onlardan alın bir kupaya geçirin. Sap kısmın da kesin. Alt kısmına süs amaçlı bir düğme dikin...
Kavanozlarda mum bu sene pek bi moda... içine boncuk moncuk atın, tealightınızı koyun,yakın... Ben koridor ve antreye koydum. Adını vermeyeyim de koca koca markalı mağazalarda 25-30 lira tövbe estağfurullahhh...
Kızlar gelmeden hepsini yakıyorum, hele bir de kokulu mumlar alırsanız,mis gibi kokuyor ev...Hafif bir koku tercih etmenizi öneririm tabiki...
Konuşamayan ama hiç de susmayan 11 yaşındaki bu küçük kızın hikayesi beni çok ama çok etkiledi...
Daha önce ''Karışık Kaset'' adlı kitabıyla da çok beğendiğim Uygar Şirin bu kez de beni etkilemeyi başardı.
Pazar günü Naziş ile dışarı çıktık, anne-kız günü yaptık. Amacımız sinemaya gitmekti ama sarı kutu Türkcellcilerle bir alana bir bedava Vodafoncular yüzünden bilet bulamadık. Laf aramızda biz de sarı kutuculardandık:)) Biz madem öyle işte böyle ,bundan sonrası tufan dedik, gezdik, tozduk, yedik ,içtik. Şu yukarıda ki melekler; girdiğimiz'' Tepe Home'' mağazasından ,düşüp peşimize bizim eve geldiler... Kızlarla beni temsil etsin dedik. Şu önünde duran kızları için dua eden tabikitleri de benim:))... Girdiğimiz kitapçıda kitap bakarken, bir kadının yanındaki arkadaşına, alma alma bizim evde 2 kitap var, ben sana veririm demesine çok güldük. Ama arkadaş da dünden razıymış, akıcıysa ver diye de tembih etti:))
The Visitor...Dün izledim ve çok beğendim. 12 Eylül sonrası, ABD'nin azınlıklara bakış açısı ve göçmen politikası eleştirel bir dille ele alınmış... Ayrıca insanların yaşadıkları kentlere yabancılaşmasına da çok zarif bir dokunuş vardı...İzlemenizi öneririm bu bol ödüllü filmi...Bir bol ödüllü film daha... Şimdiki Zaman... Kahve telvesinde şekillenen hayatlar... Müşterilerine, fal bakarken kendini de sorgulayan genç kız...
Belmin Söylemez’in ilk uzun metraj filmi ‘Şimdiki Zaman’ işsiz bir genç kadının umut arayışını anlatıyor. Başrollerini Sanem Öge, Şenay Aydın ve Ozan Bilen'in paylaştığı film 31.İstanbul Film Festivali'nde ve 24.Ankara Film Festivali'nde en iyi kadın oyuncu ödülünü, 19.Altın Koza Film Festivali'nde ise Yılmaz Güney, SİYAD ve Film Yönetmenleri ödüllerini kazanmıştı.
‘Şimdiki Zaman’ son olarak Amerika kıtasının en eski film festivali olan 56. San Francisco Film Festivali'nde en iyi ilk filme verilen "Yeni Yönetmen Ödülü"ne değer bulundu.
Bizim evden yeni yıl ışıkları...
Kupamın elbisesini gördünüz mü?...Pek özenirdim modellerde falan göre göre...Kalın bir yün çorap alın, alttan kesin giydirin kupanızı ayol... Biraz da pratik olalım... Şimdi çorapçılarda bir sürü yılbaşı temalı çoraplar var, hatta onlardan alın bir kupaya geçirin. Sap kısmın da kesin. Alt kısmına süs amaçlı bir düğme dikin...
Kavanozlarda mum bu sene pek bi moda... içine boncuk moncuk atın, tealightınızı koyun,yakın... Ben koridor ve antreye koydum. Adını vermeyeyim de koca koca markalı mağazalarda 25-30 lira tövbe estağfurullahhh...
Kızlar gelmeden hepsini yakıyorum, hele bir de kokulu mumlar alırsanız,mis gibi kokuyor ev...Hafif bir koku tercih etmenizi öneririm tabiki...
Konuşamayan ama hiç de susmayan 11 yaşındaki bu küçük kızın hikayesi beni çok ama çok etkiledi...
Daha önce ''Karışık Kaset'' adlı kitabıyla da çok beğendiğim Uygar Şirin bu kez de beni etkilemeyi başardı.
Bu fotoğraf da bugünden... Zero(Bir Dilim Sohbet) ve Özlem( Macera Kitabım) ile Kafka Kafe''nin sahip olduğu şahane manzaraya baka baka filmli ,kitaplı bol kahkahalı bir sohbet eşliğinde oturduk.
Alkım Kitabevinin en üst katında olan bu kafeyi öneririm. Alkım kartlılara %20 indirimli ve şahane pizzaları var... Akşam dörtten sonra çay servisleri olmadığını hatırlatayım. Tek sevmediğim yanı,akşamları gereğinden fazla loş olması...Bir süre sonra insanın içini gam basıyo:)) afakanlar geliyo...
BİTTİ
Etiketler:
Anne Tut Elimi,
film,
Kafka Kafe,
kitap,
Şimdiki Zaman,
Uygar Şirin,
Vizitor
13 Aralık 2013 Cuma
#yemekfirtinası 6... Bizim ev falan filan
''YEMEK FIRTINASI''nın bugünkü teması evin en sevilen keki...Bizim evde kek namına hepsi sevilir. Zaten prensip olarak sevilmeyen h,ç bir şeyi pişirmem.
Kek içinse; en kolay tarifim...Beş bardak fincan un, beş fincan şeker, beş yumurta...Kalıbınıza göre bu sayıyı üçe de indirebilirsiniz daha da çıkarabilirsiniz...Kabartma tozu ve vanilyayı unla birlikte koyun... Hatta ben kabartma tozunu hafif sulandırp üstüne biraz limon sıkıp öyle ilave ederim.. Buna unladığınız bir avuç kuru üzüm, ya da damla çikolata da atabilirsiniz...Kalıbın dibine yağlı kağıt serin , birazcıkta yağlayın...Çünkü kek yağsızdır.
Bu baz bir tariftir. Her türlü kullanabilirsiniz ister çayın yanında böyle yiyin ya da yaş pasta yapmak isterseniz keki ikiye bölüp, sütle ıslatıp, arasına dolgu kreması meyvalar koyup, bazen muz , çilek koyarım. İkinci parçayı üstüne kapatıp, üstünü tekrar krema ile kapladınız mı alın size yaş pasta:))
Havalar soğudu ya ben de bu kış biraz nazeninim ya:) evdeyim bir kaç gündür. Dün izlediğim filmi sevmedim tamam ödüllüymüş falan filan da sevmedim. İtalyan köylüsü sarmadı beni demekki...Buna benzer biz de'' Dondurmam Gaymak '' yapılmıştı. Yöre halkı oynamıştı bir çok rolde,ama o benim köylümdü arkadaş:))
Evdeki manzaram da şu, tabi bu keyfe geçilmeden önce ev toplandı,akşam yemeği planlandı...Ekmek elden su gölden yaşamıyoruz icabında:) Yazdan hazırladığım karnıtarıklık patlıcan ile pişen fırında karnıyarık var bu akşam...
Kek içinse; en kolay tarifim...Beş bardak fincan un, beş fincan şeker, beş yumurta...Kalıbınıza göre bu sayıyı üçe de indirebilirsiniz daha da çıkarabilirsiniz...Kabartma tozu ve vanilyayı unla birlikte koyun... Hatta ben kabartma tozunu hafif sulandırp üstüne biraz limon sıkıp öyle ilave ederim.. Buna unladığınız bir avuç kuru üzüm, ya da damla çikolata da atabilirsiniz...Kalıbın dibine yağlı kağıt serin , birazcıkta yağlayın...Çünkü kek yağsızdır.
Bu baz bir tariftir. Her türlü kullanabilirsiniz ister çayın yanında böyle yiyin ya da yaş pasta yapmak isterseniz keki ikiye bölüp, sütle ıslatıp, arasına dolgu kreması meyvalar koyup, bazen muz , çilek koyarım. İkinci parçayı üstüne kapatıp, üstünü tekrar krema ile kapladınız mı alın size yaş pasta:))
Havalar soğudu ya ben de bu kış biraz nazeninim ya:) evdeyim bir kaç gündür. Dün izlediğim filmi sevmedim tamam ödüllüymüş falan filan da sevmedim. İtalyan köylüsü sarmadı beni demekki...Buna benzer biz de'' Dondurmam Gaymak '' yapılmıştı. Yöre halkı oynamıştı bir çok rolde,ama o benim köylümdü arkadaş:))
Evdeki manzaram da şu, tabi bu keyfe geçilmeden önce ev toplandı,akşam yemeği planlandı...Ekmek elden su gölden yaşamıyoruz icabında:) Yazdan hazırladığım karnıtarıklık patlıcan ile pişen fırında karnıyarık var bu akşam...
Kitabım Atatürk^'ün son yılını anlatan: 1938 Son Yıl/Orhan Çekiç
12 Aralık 2013 Perşembe
#yemekfirtinasi 5.gün ve bi de mevsimlerden Akdeniz
Bugün ''YEMEK FIRTINASI''nda beşinci gün. 5.gün konusu: Son dakika lezzetleri
Telefon çaldı, 1 saate misafiriniz gelecek. Yemek yedik çaya geliyoruz
bir şey hazırlama dediler. Kurtarıcı çay eşlikçiniz nedir? Şipşak
lezzetlerinizi görelim.
Bana bir saate kadar sana geliyorum diyecek olanlar ya görümcelerim olur ya da Zuz olurdu,Cunda'ya gitmeden önce. Onlara da şipşak peynirli kanepeler yaparım, evde kahvaltılık ne varsa dökerim ortaya çayımı da demlerim ooh misss...Öyle kekdir, börektir olayına girmem.
Bir kaç yumurtayı, beyaz peynir, maydonoz ve dereotu ile karıştırır. İncecik ekmek dilimlerinin üstüne koyar, fırına atarım. Fırında çok durup ekmeğin kurumaması için biraz piştikten sonra ızagara kısmını açar 1-2 dk da üstünün kızarmasını sağlarım. Bundan daha pratik ve lezzetli bir şey de düşünemiyorum:))
*****************************************************************
Yemek dedik o zaman şu yeme içme işlerini bitirelim.
İki gündür begamot reçeli yapmakla uğraşıyorum. Biraz meşekkatli bir işmiş. Yok öle vişnenin , çileğin üzerine şekeri kaynat gibi değil yani...
Benim tarif biraz yiğidin harman olduğu yer gibi pardon reçelin harman olduğu yer bizim ev gibi oldu. Ve bu reçelde esas olan dostluk, arkadaşlık oldu. Bu reçel biraz da ondan çok özel bir reçel oldu...Bizim hep süslü olan Zehra:) tuttu gece yarısı Beragamot reçeli dedi, ben de daha önceki yazımda da anlattığım gibi huuu komşu biraz begamotu olan dedim. Biraz geyik yapalım diye yazdığım bu cümle hooop menziline ulaştı ve Minem cevap verdi biliyorsunuz. Tarif biraz Zehra'dan biraz bana teee Antalyalardan bergamot reçeli taşımış olan Bahar'dan biraz da Giritli Yorgo'dan:))
Hadi tarif, bakarsınız lazım olan olur, yapmak isteyip ,tarif ararken sayfaya yolu düşen olur:)
Yıkadığım bergamotların, pürüzlü yüzeyini rende ile ( ben şu salatalık falan soyulan bi aparat var onunla yaptım) çıkardım.Ortadan ikiye kesip içini temizledim, dilim dilim doğrayıp,içe doğru yuvarlayıp ipe dizdim. Üstünü suyla doldurup biraz, sanırım 10 dk kadar kaynattım. Suyunu süzdüm, tekrar su doldurdum üstüne ve 24 saat boyunca belki 10 kez falan suyunu değiştirdim.Böylece acısı çıkıyormuş. Sabah kalktığımda suyunu döktüm, ve süzgece koyup ,süzülmeye bıraktım. . Daha sonra bergamotun ağırlığının bir buçuk kadar şekeri tencereye koydum ki benim şekerim 2kg falandı. Üstüne iki bardak da su koyup,bir 10 dk kadar şekerli suyu kaynattım ve süzülen bergamotları içine attım. Altını kapattım, ve şerbet içinde 5-6 saat kadar beklettim. Daha sonra yine ocağa koyup 30 dk.kadar pişirdim, inmeden 5dk. önce iki limon suyu ialave ettim.Uzun iş diyebilirsiniz ama anlatması uzun iş valla:)
*****************************************************************
Dün akşam, Demet Akbağ ve Erdal Özyağcılar'ın başrolünü oynadığı '' Sevdaluk' adlı dizi başladı. Dizi, Rize'de yaylalarda çekiliyor. Dizi karakterleri, benim çocukluğumun en renkli anılarına sahip olduğum Hemşinliler. Benim kulağım bu şiveye çok aşina olduğu için ilk yadırgadığım yer o kısmı oldu. Sonra mimiklerini çok kullanan bir sanatçı olarak Demet Akbağ'ın botokslu yüzü... Erdal Özyağcılar'ın bana sürekli ''Vizontele'' de ki ''Emin'' tiplemesini hatırlatan karakteri...Ama o görsellik çok iyi verilmişti...
Bugün yine iyi bir film izleyeceğimi düşünüyorum, ama önce bi izleyeyim ki, tavsiye edebileyim di mi)) Adı; Nalın Ağacı
Şöyle bir afişi var:)
Haydi gittim ben...
Bana bir saate kadar sana geliyorum diyecek olanlar ya görümcelerim olur ya da Zuz olurdu,Cunda'ya gitmeden önce. Onlara da şipşak peynirli kanepeler yaparım, evde kahvaltılık ne varsa dökerim ortaya çayımı da demlerim ooh misss...Öyle kekdir, börektir olayına girmem.
Bir kaç yumurtayı, beyaz peynir, maydonoz ve dereotu ile karıştırır. İncecik ekmek dilimlerinin üstüne koyar, fırına atarım. Fırında çok durup ekmeğin kurumaması için biraz piştikten sonra ızagara kısmını açar 1-2 dk da üstünün kızarmasını sağlarım. Bundan daha pratik ve lezzetli bir şey de düşünemiyorum:))
*****************************************************************
Yemek dedik o zaman şu yeme içme işlerini bitirelim.
İki gündür begamot reçeli yapmakla uğraşıyorum. Biraz meşekkatli bir işmiş. Yok öle vişnenin , çileğin üzerine şekeri kaynat gibi değil yani...
Benim tarif biraz yiğidin harman olduğu yer gibi pardon reçelin harman olduğu yer bizim ev gibi oldu. Ve bu reçelde esas olan dostluk, arkadaşlık oldu. Bu reçel biraz da ondan çok özel bir reçel oldu...Bizim hep süslü olan Zehra:) tuttu gece yarısı Beragamot reçeli dedi, ben de daha önceki yazımda da anlattığım gibi huuu komşu biraz begamotu olan dedim. Biraz geyik yapalım diye yazdığım bu cümle hooop menziline ulaştı ve Minem cevap verdi biliyorsunuz. Tarif biraz Zehra'dan biraz bana teee Antalyalardan bergamot reçeli taşımış olan Bahar'dan biraz da Giritli Yorgo'dan:))
Hadi tarif, bakarsınız lazım olan olur, yapmak isteyip ,tarif ararken sayfaya yolu düşen olur:)
Yıkadığım bergamotların, pürüzlü yüzeyini rende ile ( ben şu salatalık falan soyulan bi aparat var onunla yaptım) çıkardım.Ortadan ikiye kesip içini temizledim, dilim dilim doğrayıp,içe doğru yuvarlayıp ipe dizdim. Üstünü suyla doldurup biraz, sanırım 10 dk kadar kaynattım. Suyunu süzdüm, tekrar su doldurdum üstüne ve 24 saat boyunca belki 10 kez falan suyunu değiştirdim.Böylece acısı çıkıyormuş. Sabah kalktığımda suyunu döktüm, ve süzgece koyup ,süzülmeye bıraktım. . Daha sonra bergamotun ağırlığının bir buçuk kadar şekeri tencereye koydum ki benim şekerim 2kg falandı. Üstüne iki bardak da su koyup,bir 10 dk kadar şekerli suyu kaynattım ve süzülen bergamotları içine attım. Altını kapattım, ve şerbet içinde 5-6 saat kadar beklettim. Daha sonra yine ocağa koyup 30 dk.kadar pişirdim, inmeden 5dk. önce iki limon suyu ialave ettim.Uzun iş diyebilirsiniz ama anlatması uzun iş valla:)
*****************************************************************
Dün akşam, Demet Akbağ ve Erdal Özyağcılar'ın başrolünü oynadığı '' Sevdaluk' adlı dizi başladı. Dizi, Rize'de yaylalarda çekiliyor. Dizi karakterleri, benim çocukluğumun en renkli anılarına sahip olduğum Hemşinliler. Benim kulağım bu şiveye çok aşina olduğu için ilk yadırgadığım yer o kısmı oldu. Sonra mimiklerini çok kullanan bir sanatçı olarak Demet Akbağ'ın botokslu yüzü... Erdal Özyağcılar'ın bana sürekli ''Vizontele'' de ki ''Emin'' tiplemesini hatırlatan karakteri...Ama o görsellik çok iyi verilmişti...
Bugün yine iyi bir film izleyeceğimi düşünüyorum, ama önce bi izleyeyim ki, tavsiye edebileyim di mi)) Adı; Nalın Ağacı
Şöyle bir afişi var:)
Haydi gittim ben...
Etiketler:
Bergamot reçeli,
peynirli kanepe,
yemek fırtınası
11 Aralık 2013 Çarşamba
#yemekfirtinasi 4.bölüm ve tabikitleri de bizim ev , bergamotlar ve de kar manzaraları
Yemek fırtınasının dördüncü gününün konusu, ailenin en sevdiği yemek ile ilgili..
Bizim evin ahalisinin banko en sevdiği yemek; dolmadır. Dolmanın her türlüsü hem de. Ben de fene güzel yaparım kayınvalidemin deyimiyle, bu konuda hiç mi hiiiç mütevazi olamam. 1500 çeşit falan dolmam var heheh biraz fazla attım galiba:)
Hadi sayalım. Biber, patlıcan, kabak hem kurusu hem tazesi... Asma yaprağı, pazı,kara lahana,beyaz lahana, domates,patates, ebegümeci,Girit kabağı, pırasa,Asma yaprağının etlisi, zeytinyağlısı, baklalısı, yeşil mercimeklisi ve de nohutlusu...
Bugün nohutlu dolma günü:))

Nohut Dolması
Bunda ölçü veremek zor , her şey göz kararı. Asma yaprağı ile yapılan bir dolma... Verdiğim ölçüye yarım kg dan biraz fazla asma yaprağı gerekiyor. Önce 250-300 gr kadar nohutu akşamdan ıslatın.
Şimdii zurnanın zırt dediği yere geliyoruz , iki su bardağı kadar aşlık diyeceğim o da ne diyeceksiniz. Çekilmiş buğdaydır bunun türkçesi yada dövülmüş. Ama görümcelerim aşlık olmadığı zaman bulgur koyduklarını söylüyorlar. İki su bardağı kadar da ondan diyelim. Bol soğan doğrayın, ince ince. İki çorba kaşığı kadar kuru reyhan. Karabiber kırmızı biber ve tuzla ve de iki çorba kaşığı salça ile harmanlayın. Et dolmasından daha iri iri sarın. Bir dolmanın içinde üç nohut falan olsun. Bunu tencereye dizerken aralarına kemikli etler koyun. Ben kuşbaşı koydum. Bizim evin kemik alerjisi var da :)). Tenceye dizme işi bitince üstünden sıvı yağ gezdirin. . Yağın biraz fazla olması gerekiyor, çünkü; iç malzeme hiç yağsız. Tamammmm, tencerenin yerleşmesi bitti dimi. Ama bizim iş bitmedi. Şimdi bolca soğan doğrayın yine piyazlık gibi. Bunu bir kaşık tereyağda iyice sarartın, pembeleştirin her ne yapıyosanız, içine 10 diş kadar sarımsak da atın.Bir kaşık da salça koyun karıştırın. Tenceredeki dolmaların üzerine yayın bu karışımı. Sıcak su ialave edin pişirin. Tarif uzun görünebilir ama ben bu işi bilemediniz 45 dk da bitirdim. Nohutum İspanyol cinsiydi ve çok kolay piştiyi de dip not olarak ekledim. Niksar da pişirken üstüne pastırma dilimleri de koyuyorlar. Aman ne lezzetli oluyor. Ben pastırmaların, kenarlarındaki çemenli kısımlarını ayrıyorum.
******************************************************************
Dün bir güzellik de Sabunlarım blogunun sahibi ''Mine Özgür'' yaşattı bana... Bir gece yarısı arladaşlarımızdan birinin portakal reçelinden sonra bergamot reçeline el atmasıyla ve benim de ayol ben bergamotu nereden bulayım diye hayıflanmamla,Mine Hanım'ın ben de var demesi arasında 5dk yoktur yani. O küçücük ağacındaki bergamotları bana gönderdi tabi her zaman yaptığı gibi kendi el ürünleri sabunları da ve limon ve portakalları da ekleyerek. Eve giren , ev miss gibi kokuyor dedi. Doğal peeling etkisi yapan kahveli sabunlarına , miss gibi güllü, lavantalı,ısırganlı aklınıza gelebilecek her çeşit sabununa bayılıyoruz zaten.Kendisine ait sabun atölyesinde ürettiği sabunlara ve ürettiği bitkilerine buradan bakabilirsiniz.
Akşam çayımızı içerken, bir parça kabuğundan kesip çayıma atıverdim, misssss

Dün bir film izleyeceğimden söz etmiştim size- Balzac ve Küçük Çinli Terzi Kız- Çok ama çok beğendim. ''Bir kitap okudum hayatım değişti '' ye bir örnek...Gerçekten de kitap okudular dünyaya bakışları değişti, hayat artık asla eskisi gibi olmadı onlar için... İzlemezseniz küserim kategorisine koydum bu filmi... Filmde görsellik de muhteşemdi...Film ile ilgili akademik bilgileri bir önceki yazımda vermiştim.
Dün gece gök gürleye gürleye kar yağdı. Ama ne yağma,sabah da savrula savrula yağdı fakkaaat Vali nuh dedi peygamber demedi tatil yapmadı. Valla kızlarım kedi ciğer bekler gibi bekleştiler:))
Bugünlük de bu kada...
Etiketler:
Balzac ve Küçük Çinli Terzi Kız,
film,
Nohut Dolması,
yemek fırtınası
10 Aralık 2013 Salı
#yemekfirtinasi 3.gün ve bizim evin halları
Yazmadan edemeyeceğim, beş yıla yakın süredir gözaltında bulunan Mustafa Balbay'ın tahliyesi yılbaşı hediyesi gibi geldi... Darısı Tuncay Özkan ve diğerlerinin başına olsun...
***************************************************************************
''YEMEK FIRTINASI''nda 3. gün ödevi:Kışın vazgeçilmezi Hep çay hep kahve olmaz. Kış yaklaştı. İçimizi ısıtacak bir içecek tarifi yapalım, yaratıcılığımızı konuşturalım.
Beni uzun süredir tanıyanlar bilir, bitki çaylarına ne kadar mereklı olduğumu. Bir kaç yıl önce Mısır Çarşısında gezerken satıcıcının biri gel sana aşk çayı vereyim, enişte sana yeniden aşık olsun diye seslendi. Kafamı döndürünce baktım ki tezgahında gerçekten de aşk çayı denilen bir karışım var. Miss gibi kokuyor. Neler var bununiçinde dedim.Bu iş onlar için devlet sırrı gibidir ama ben zaten içinde tanıdıklarımı söyleyince, tüm malzemeyi saydı.
Malzemeler:Nar çiçeği, hibiskus, kuşburnu, elma, portakal kabuğu, limon kabuğu, gül yaprakları ve vanilya çubuğu,tarçın çubuğu...
Hepsinden birer tutam,hibuskusdan bir çorba kaşığı alıp karıştırın. Ölçü bu. Resimde gördüğünüz bitki çayı demleme aparatına bir tatlı kaşığı kadar attım. Ama ooooo ne uğraşıcam derseniz, Mısır Çarşısında'' Love Tea'' adı altında satılıyor.

Kokusu ve lezzeti konusunda ben kefilim, mutlaka denemenizi tavsiye ederim, ayol cennetten çıkma gibi bu çay:))
************************************************************************************************************
Bizim evin hallarına gelince, ben şahdım şahbaz oldum. İki gündür boynum çok fena ağrıyordu, boyunluk taktım iki gün robot gibi gezdim ve şimdi daha iyi... Bunun dışında okuma, izleme, pişirme taşırma işleri tam gaz devam ediyor. Yılbaşı ağacımızı günler önce kurduk ama her gün bir şey ekliyoruz üstüne...Kayınvalidemin deyimiyle ''algarısı ''olmasına az kaldı:))
Kitap, ay kitap demişkene, siz niye ''Bibliyomanyaklar'' a hiç ilgi göstermiyosunuz anam:))
''Bir Psikiyatristin Gizli Defteri'' ni okuyorum biliyorsunuz. Bu ara boynum yüzünden yatakta kitap okumakta zorlandım.Şu ortopedik yastıklardan kullanıyorum,o bir gıdımcık daha rahat..
Şimdi yazımı bitireyim, ilginç olduğunu sandığım bir film izleyeceğim.
Çin asıllı Fransız yazar DAİ Sijie'nin kitabından sinemaya uyarlanan'' Balzac ve Küçük Çinli Terzi Kız'', filmin yönetmenliğini de yazarın kendisi yapmış.Kitap bizde Doğan Yayınlarından çıkmış...Film ise; 22.Uluslar Arası İstanbul Film Festivalinde gösterilmiş.
Siz yazıyı okuya durun ben kendime bir kahve alıp, filmimi izlemey başlayayım.
***************************************************************************
''YEMEK FIRTINASI''nda 3. gün ödevi:Kışın vazgeçilmezi Hep çay hep kahve olmaz. Kış yaklaştı. İçimizi ısıtacak bir içecek tarifi yapalım, yaratıcılığımızı konuşturalım.
Beni uzun süredir tanıyanlar bilir, bitki çaylarına ne kadar mereklı olduğumu. Bir kaç yıl önce Mısır Çarşısında gezerken satıcıcının biri gel sana aşk çayı vereyim, enişte sana yeniden aşık olsun diye seslendi. Kafamı döndürünce baktım ki tezgahında gerçekten de aşk çayı denilen bir karışım var. Miss gibi kokuyor. Neler var bununiçinde dedim.Bu iş onlar için devlet sırrı gibidir ama ben zaten içinde tanıdıklarımı söyleyince, tüm malzemeyi saydı.
Malzemeler:Nar çiçeği, hibiskus, kuşburnu, elma, portakal kabuğu, limon kabuğu, gül yaprakları ve vanilya çubuğu,tarçın çubuğu...
Hepsinden birer tutam,hibuskusdan bir çorba kaşığı alıp karıştırın. Ölçü bu. Resimde gördüğünüz bitki çayı demleme aparatına bir tatlı kaşığı kadar attım. Ama ooooo ne uğraşıcam derseniz, Mısır Çarşısında'' Love Tea'' adı altında satılıyor.

************************************************************************************************************
Bizim evin hallarına gelince, ben şahdım şahbaz oldum. İki gündür boynum çok fena ağrıyordu, boyunluk taktım iki gün robot gibi gezdim ve şimdi daha iyi... Bunun dışında okuma, izleme, pişirme taşırma işleri tam gaz devam ediyor. Yılbaşı ağacımızı günler önce kurduk ama her gün bir şey ekliyoruz üstüne...Kayınvalidemin deyimiyle ''algarısı ''olmasına az kaldı:))
Kitap, ay kitap demişkene, siz niye ''Bibliyomanyaklar'' a hiç ilgi göstermiyosunuz anam:))
''Bir Psikiyatristin Gizli Defteri'' ni okuyorum biliyorsunuz. Bu ara boynum yüzünden yatakta kitap okumakta zorlandım.Şu ortopedik yastıklardan kullanıyorum,o bir gıdımcık daha rahat..
Şimdi yazımı bitireyim, ilginç olduğunu sandığım bir film izleyeceğim.
Çin asıllı Fransız yazar DAİ Sijie'nin kitabından sinemaya uyarlanan'' Balzac ve Küçük Çinli Terzi Kız'', filmin yönetmenliğini de yazarın kendisi yapmış.Kitap bizde Doğan Yayınlarından çıkmış...Film ise; 22.Uluslar Arası İstanbul Film Festivalinde gösterilmiş.
Siz yazıyı okuya durun ben kendime bir kahve alıp, filmimi izlemey başlayayım.
9 Aralık 2013 Pazartesi
#YEMEK FIRTINASI 2.gün... Venüs...Kadıköy
Uuuuuu bu haftanın ilk yazısı çok dolu, ''YEMEK FIRTINASI'' ikinci gün var... ''Bibliyomanyaklar'' da yeni yazım bugün yayına girdi o var... Dün Naziş ile yaptığımız Kadıköy günü var.
Haydiii başlayalım.

''Bibliyomanyaklar'' da bu ayın kitabı ''Venüs/ Şebnem İşigüzel'' idi. Geçen hafta Leylak Dalı yorumlamıştı bu hafta ise benim yorumum yayına girdi...Okuyanlar bir de, biz nasıl yorumlamışız ,okumayanlar ise kitap hakkında biraz ön bilgi edinip okuyup okumayacklarına karar verebilirler.Okuyanlar lütfen yorum bıraksınlar ki, biz de görelim ne kadar okuyucuya ulaşabiliyoruz.TIK
''YEMEK FIRTINASI'' nın ikinci gününün konusu;: Çayın en güzel eşlikçisi Dışarda yağmur yağıyor, elinize kitabınızı almışsınız, çayın dumanı üstünde yanına hangi lezzet gider? En sevdiğiniz tarif olabilir yada yepyeni bir lezzet deneyebilirsiniz.
Yemin etsem başım ağrımaz . Benim için çayın yanına en çok yakışan şey, lzzetli yapılmış, ekmeği, ara malzemesi iyi seçilmiş, ve de gerçekten tost makinasında tost edilmiş bir tosttur. Benim en favori tostum, tam buğday ekmeğine ya da başka bir esmer ekmeğe yapılmış olan tostumdur. Dilimlerden birinine acı biber salçasını incecik sürerim, diğerine ise krem peynir sürerim.İki dilim arasına ise tel kaşarları döşerim ay tarif ederken bile ağzım sulandı :)Hatta biraz önce şu resimde gördüğünüz olayı resmi çeker çekmez bitirdim:) Sonra tost makinasında aradaki kaşarlar eriyip kenarlardan taşana kadar, hatta taşanlar kızara kadar bastırırım. O taşanları da bıçak yardımıyla tostun üzerine toplar, tabağa alırım. İlla ki verevine keserim ortadan. Hem yemesi kolay olur, hem de yeme şeklim budur:))
Yanına mutlaka domates ve yeşillikler koyarım ki bu genelde roka olur ve tostun kenarları ile de reçel yerim:)) Mesela bugün kü bir dilim portakal reçeliydi...
Şimdi geelim düne, Dün Naziş, Fransızca kursundan çıkınca Kadıköy'de buluştuk. Önce'' Otantik'' de yemeğimizi yedik. Sonra Akmar pasajındaki sahaflardan başladık tüm Kadıköy çarşıyı tavaf ettik. Geyikli geyikli çoraplar aldık, çay molası verdiğimizde yan masaımızda oturan ve ilk buluşmaları olduğunu düşündüğümüz çiftin konuşmalarına güldüğümüzü belli etmemek için mahv olduk. Birbirlerine ,yılbaşı gecesi ne yapacaklarını soruyorlar bunlar şimdi. Erkek olan; evde olucam, her yılbaşı evde olurum çünkü; hiçbir yılbaşımda sevgilim olmadı... Bunu da hiç kompleks yapmıyorum gerçekten yapmıyorum dedi:)) Sonra yine yolda yürüyoruz, kalabalık o yüzden insanlarla yanyana , sırt sırta yürüyoruz neredeyse hemen yanımızda elele yürüyen çiftlerden kız olanı, - biz devam etmeyelim ya, aynı babama benziyorsun dedi:)) Naziş'in gözünden yaş geldi, gülmekten. Ama oğlan hiç istifini bozmadı hatta gülerek, kızlar zaten babalarına benzeyen erkeklerle birlikte olurlarmış dedi...
Hava da nasıl soğuktu,ondan mı bilemem en çok da atkı bere satan dükkanlara girdik. Nasıl renkli nasıl albenililerdi. Naziş'e çok şirin bişi aldık. Satıcı kadına ,başka renleri yok mu dedim.Artık yapamıyorum dedi.
Akşam ise en favori dizim ^^ Güneşi Beklerken^^i izledim , biraz kitap okudum ve cukka yatak...
Böle işte
Haydiii başlayalım.

''Bibliyomanyaklar'' da bu ayın kitabı ''Venüs/ Şebnem İşigüzel'' idi. Geçen hafta Leylak Dalı yorumlamıştı bu hafta ise benim yorumum yayına girdi...Okuyanlar bir de, biz nasıl yorumlamışız ,okumayanlar ise kitap hakkında biraz ön bilgi edinip okuyup okumayacklarına karar verebilirler.Okuyanlar lütfen yorum bıraksınlar ki, biz de görelim ne kadar okuyucuya ulaşabiliyoruz.TIK
''YEMEK FIRTINASI'' nın ikinci gününün konusu;: Çayın en güzel eşlikçisi Dışarda yağmur yağıyor, elinize kitabınızı almışsınız, çayın dumanı üstünde yanına hangi lezzet gider? En sevdiğiniz tarif olabilir yada yepyeni bir lezzet deneyebilirsiniz.
Yemin etsem başım ağrımaz . Benim için çayın yanına en çok yakışan şey, lzzetli yapılmış, ekmeği, ara malzemesi iyi seçilmiş, ve de gerçekten tost makinasında tost edilmiş bir tosttur. Benim en favori tostum, tam buğday ekmeğine ya da başka bir esmer ekmeğe yapılmış olan tostumdur. Dilimlerden birinine acı biber salçasını incecik sürerim, diğerine ise krem peynir sürerim.İki dilim arasına ise tel kaşarları döşerim ay tarif ederken bile ağzım sulandı :)Hatta biraz önce şu resimde gördüğünüz olayı resmi çeker çekmez bitirdim:) Sonra tost makinasında aradaki kaşarlar eriyip kenarlardan taşana kadar, hatta taşanlar kızara kadar bastırırım. O taşanları da bıçak yardımıyla tostun üzerine toplar, tabağa alırım. İlla ki verevine keserim ortadan. Hem yemesi kolay olur, hem de yeme şeklim budur:))
Yanına mutlaka domates ve yeşillikler koyarım ki bu genelde roka olur ve tostun kenarları ile de reçel yerim:)) Mesela bugün kü bir dilim portakal reçeliydi...
Şimdi geelim düne, Dün Naziş, Fransızca kursundan çıkınca Kadıköy'de buluştuk. Önce'' Otantik'' de yemeğimizi yedik. Sonra Akmar pasajındaki sahaflardan başladık tüm Kadıköy çarşıyı tavaf ettik. Geyikli geyikli çoraplar aldık, çay molası verdiğimizde yan masaımızda oturan ve ilk buluşmaları olduğunu düşündüğümüz çiftin konuşmalarına güldüğümüzü belli etmemek için mahv olduk. Birbirlerine ,yılbaşı gecesi ne yapacaklarını soruyorlar bunlar şimdi. Erkek olan; evde olucam, her yılbaşı evde olurum çünkü; hiçbir yılbaşımda sevgilim olmadı... Bunu da hiç kompleks yapmıyorum gerçekten yapmıyorum dedi:)) Sonra yine yolda yürüyoruz, kalabalık o yüzden insanlarla yanyana , sırt sırta yürüyoruz neredeyse hemen yanımızda elele yürüyen çiftlerden kız olanı, - biz devam etmeyelim ya, aynı babama benziyorsun dedi:)) Naziş'in gözünden yaş geldi, gülmekten. Ama oğlan hiç istifini bozmadı hatta gülerek, kızlar zaten babalarına benzeyen erkeklerle birlikte olurlarmış dedi...
Hava da nasıl soğuktu,ondan mı bilemem en çok da atkı bere satan dükkanlara girdik. Nasıl renkli nasıl albenililerdi. Naziş'e çok şirin bişi aldık. Satıcı kadına ,başka renleri yok mu dedim.Artık yapamıyorum dedi.
Akşam ise en favori dizim ^^ Güneşi Beklerken^^i izledim , biraz kitap okudum ve cukka yatak...
Böle işte
Etiketler:
Bibliyomanyaklar,
Kadıköy,
Şebnem İşigüzel,
Venüs,
yemek fırtınası
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
h






















