''Keşke daha makul olabilseydi hayat'' ...Bana ait değil, şu manzaraya karşı okuduğum bir yazıda geçiyordu...Çok hoşuma gitti... Manzara ile biraz tezattı, biri hayatın güzelliğini çağırıştırırken diğeri sitemkardı sanki hayata...
Kahvaltı sonrası yürüyüşe çıktım..Caanım Kız Kulesi yollarımı gözlerdir epi bi zamandır... Karşıma onu aldım, Galata Kulesine göz kırptım...Ayasofyaya el salladım...Valla pek güzel oldu...Günlerdir bir hengamedir gidiyoruz evde,dışarda...Böyle bir başınalığımı nasıl da özlemişim... Bir ara Kız Kulesi karşısında bir bankta oturdum, valla ne yalan sölim bi tane telledim...Dumanını üfledim karşı kıyıya...Sonra Salacak Kahvesine geçtim,sade kahvemi söyledim...yanı başımda kırmızılı,beyazlı sarılı laleler... açtım Sözcükler dergimi,öyküler,şiirler, deneme yazıları okudum çeşit çeşit...Hikayelerinden biri dedi ki karşısındakine-Ben kendimi sevmedim ki,başkasını nasıl seveyim...
Bir başka yazıda da 2012 yılında 320 dil uzmanının görüş bilidirdiği ankette,dünyanın en romantik sözcüğü; Faransızca aşk anlamına gelen ''AMOUR '' olduğu bildirildiği yazıyordu...Dostoyevski'yi kendine tanrı edinen bir adamın hikayesini okudum,çayımın eşliğinde,ilginçti,çok ilginçti hatta...Ben bir, bir buçuk saat kadar böyle takıldıktan sonra Kocam geldi yanıma...Bir saat kadar da onunla oturduk, yine sahilden yürüyerek eve döndük...
Bu ara kitaplarla ilgili derdim var,hangi kitabı elime alsam bu değil diyorum,bu değil...Bişi arıyorum, hiç okumadığım kadar güzel,ilginç bir kitap arıyorum...
Bi dünya film stokladım. Şu kızların tatili bi bitsin başlarım izlemeye...Dün akşam başım ağrıyo dedim,demez olaydım,vay senin tansiyonun çıktı,Gamse-Baba sen bilmiyosun bize evdeyiz ya,ev dağıldı diyedir, kitabı azalmıştır onun içindir gibi bir sürü çirkin iftiraya uğradım:)
Bi de ben ,un helvası yaptım bu akşam...Bu konuda asla tevazzu gösteremem,un helvasına şarkı söyletirim,dile getirir konuştururum:))
Bu kada...
Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
12 Nisan 2013 Cuma
10 Nisan 2013 Çarşamba
Bugünlerde
Bugünlerde bizim ev fazla hareketli,malumunuz üzre kızlar ara tatildeler:))Geç kahvaltılar,geç yatmalar, sürekli bi ne yapalım demeler falan...
Hafta sonu yağışlı geçince biraz ağırdan aldık. Cumartesi günü Gamse dışardaydı ama Naziş ile biz,çaydır kahvedir ,filmdir evde takıldık...Çoktan beridir izleyelim dediği bir film vardı onu izledik...Metin Erksan'ın 1965 yılında çektiği ama Çekildiği yıllarda,konusu itibariyle Türk Halkına hitap etmeyeceği düşünülüp,gösterime girecek salon bulamamış...2007 yılında DVD si çıkınca izleme
şansına sahip olduğumuz ''SEVMEK ZAMANI''... Duman grubu ''hela olsunl'' adlı şarkılarının klibinde bu filmden kareler kullandı...Filmin her bir karesi tablo güzelliğinde...Bir kadına değil onun resmine aşık olan adamın hikayesi.... İzleyin bu kült filmi....o yıllarda bu çekim kalitesine nasıl ulaşılabilmiş muamma...
Pazar akşamı büyük bir aile yemeği yedik...15 kişi kadardık...Pek eğlendik,elden ele tabaklar göndere göndere upuzun bir masada yemek yedik yine... Artık garsonlar da bize alıştılar neyseki....yemek sonrası genç takım tv salonuna geçip,kimi Survivor izledi, kimi tabletinde oyun oynadı,kimi de 51 oynayan anne babalara tezahürat yaptı:))
Pazartesi beni yataktan bıçakla kazıyabilirlerdi ama yine de kahramanca kalktım... Biraz dışarı çıktık ama çokça evde takıldık. Yine film izledik ama bu kez bir komedi filmi olsun dedik ''Celal ile Ceren''i izledik.Ezgi Mola'yı çok severim,bu filmde de çok iyiydi, Şahan'da onun hatırına mı? acaba öyle çok küfür yoktu.
Bugün Anadolu Yakasında takılmadık,karşıya geçtik. Arnavutköy sokakları-Akıntıburnu şenlendi bugün bizden ötürü... Sahilde yürüdük, gemileri,balıkçıları izledik, sokaklarında dolaştık,kahvelerinde oturduk,balıkçılarında balık yedik ve akşam ettik...
Bu gece de Galatasaray turu getirmedi bize ama gururu getirdi...Çok güzel bir maç oldu,yüreğimiz ağzımızda izledik...
Yarın özgürlüğümü ilan edip, okey oynamaya gideceğim...
Ha güzel bir kitap okuyorum bu arada adı; Safran Gökyüzü... Elli yıllık bir zaman dilimini anlatan bir hikaye...Biraz kalınca bir kitap azcık daha okuyayım hakkında konuşuruz nasılsa...
Haydi gittim ben...Sahi siz neler yaptınız görüşmeyeli...
Hafta sonu yağışlı geçince biraz ağırdan aldık. Cumartesi günü Gamse dışardaydı ama Naziş ile biz,çaydır kahvedir ,filmdir evde takıldık...Çoktan beridir izleyelim dediği bir film vardı onu izledik...Metin Erksan'ın 1965 yılında çektiği ama Çekildiği yıllarda,konusu itibariyle Türk Halkına hitap etmeyeceği düşünülüp,gösterime girecek salon bulamamış...2007 yılında DVD si çıkınca izleme
şansına sahip olduğumuz ''SEVMEK ZAMANI''... Duman grubu ''hela olsunl'' adlı şarkılarının klibinde bu filmden kareler kullandı...Filmin her bir karesi tablo güzelliğinde...Bir kadına değil onun resmine aşık olan adamın hikayesi.... İzleyin bu kült filmi....o yıllarda bu çekim kalitesine nasıl ulaşılabilmiş muamma...
Pazar akşamı büyük bir aile yemeği yedik...15 kişi kadardık...Pek eğlendik,elden ele tabaklar göndere göndere upuzun bir masada yemek yedik yine... Artık garsonlar da bize alıştılar neyseki....yemek sonrası genç takım tv salonuna geçip,kimi Survivor izledi, kimi tabletinde oyun oynadı,kimi de 51 oynayan anne babalara tezahürat yaptı:))
Pazartesi beni yataktan bıçakla kazıyabilirlerdi ama yine de kahramanca kalktım... Biraz dışarı çıktık ama çokça evde takıldık. Yine film izledik ama bu kez bir komedi filmi olsun dedik ''Celal ile Ceren''i izledik.Ezgi Mola'yı çok severim,bu filmde de çok iyiydi, Şahan'da onun hatırına mı? acaba öyle çok küfür yoktu.
Bugün Anadolu Yakasında takılmadık,karşıya geçtik. Arnavutköy sokakları-Akıntıburnu şenlendi bugün bizden ötürü... Sahilde yürüdük, gemileri,balıkçıları izledik, sokaklarında dolaştık,kahvelerinde oturduk,balıkçılarında balık yedik ve akşam ettik...
Bu gece de Galatasaray turu getirmedi bize ama gururu getirdi...Çok güzel bir maç oldu,yüreğimiz ağzımızda izledik...
Yarın özgürlüğümü ilan edip, okey oynamaya gideceğim...
Ha güzel bir kitap okuyorum bu arada adı; Safran Gökyüzü... Elli yıllık bir zaman dilimini anlatan bir hikaye...Biraz kalınca bir kitap azcık daha okuyayım hakkında konuşuruz nasılsa...
Haydi gittim ben...Sahi siz neler yaptınız görüşmeyeli...
7 Nisan 2013 Pazar
cadılı pazar
Serin bir pazar sabahı...Kızların biri halasında kaldı dün akşam,biri de kursta...Biz de akşamdan karar vermiştik,kahvaltıyı koruda yapalım diye ama havanın serin oluşu caydırdı...
Hadi o zaman pazar sabahını ben ısıtayım dedim...
İşte size kahvaltınızı yaparken çoluk çombak izleyeceğiniz bir animasyon filmi...Dün gece Zero,bunu çoçuk,genç,yetişkin kimse kaçırmasın dedi...Hemen duruma hakim oldum ve filmi buldum...Küçük bir cadının hikayesi...Çıtır simitli, beyaz peynirli ve daha iki gün önce yapılmış taze çilek reçelli bir masaya çok yakışacak...
İşte buradan izleyin...izledikten sonra bana haber vermeyi unutmayın ki,Zero'ya teşekkür edelim.
buraya bir tık yapın ve izleyin...
Hadi o zaman pazar sabahını ben ısıtayım dedim...
İşte size kahvaltınızı yaparken çoluk çombak izleyeceğiniz bir animasyon filmi...Dün gece Zero,bunu çoçuk,genç,yetişkin kimse kaçırmasın dedi...Hemen duruma hakim oldum ve filmi buldum...Küçük bir cadının hikayesi...Çıtır simitli, beyaz peynirli ve daha iki gün önce yapılmış taze çilek reçelli bir masaya çok yakışacak...
İşte buradan izleyin...izledikten sonra bana haber vermeyi unutmayın ki,Zero'ya teşekkür edelim.
buraya bir
5 Nisan 2013 Cuma
Günün enleri,boyları ve günün sorusu
Kitap...Aşk Kırgınları...Nedim Gürsel ile Venedik'de kapı kapı dolaşıp Yüzyılın aşklarının geçtiği yollardan geçip,durakladıkları cafelerde soluklanıp,kaldıkları otellere gidip,otellerin pencerelerinden baktıkları manzaralara bakıyoruz...Thomas Mann, Louis Aragon, Ernest Hemingway, Alfred de Musset, George Sanda ve Marcel Proust gibi dünya edebiyatının ünlülerinin Venedik'de biten ya da başlayan aşkları...
Çok keyif alarak okuyorum ama ilk 32 sayfasının geçen ayki ''Sözcükler'' dergisinde yayınlanmış olması biraz garipti...Zaten küçücük bir kitap,kafadan 32 sayfasını okumuş olarak başladım:))
Film...Bir Romen filmi...Filantropica/Hayırsever...
Balkan sinemasını çok severim bilen çoktur..Bu filmi de sevdim. Meğer Romenler ne çok benzerlermiş bize Bizim dilencileri çalıştıranlar,sokakta
rastladığımız,yolda kaldım ne olursunuz 1 lira verin diyen iyi giyimli
kadınlar erkekler meğer bu filmi izlemişler 2000 yılından beri şimdi de
bu yol mu? çıktı dediğimiz tüm sahtekarlıklar bu filmde...Ağzım açık
kaldı...Tam bir kara mizah...
Yemek...Dün akşamdan kalan tavuk sotenin üstüne bir buçuk kase bulgur koyup onu bulgur pilavına dönüştürmek...Tavuk sote olarak kimseye yetmeyecekti ama koca bir tencere şahane bir pilav oldu...Kendimi tebrik ederim:)) yanına da yazdan dondurucuya atılmış közlenmiş kapya biberler çıktı,yine Burgaz Ada'dan alınıp,hay aklıma tüküreyim bu kadar bamya ayıklanır mı? diye söylene söylene temizlenip ,dondurucuya atılan bamyalar; hay aklımı seveyim diye diye pişirildi....
Günün aksiyonu...Ev, dip köşe temizlendi,misler gibi yapıldı...Yarın 10 günlük ikinci mi? üçüncü mü? ne ara tatile girecek kızlar rahat rahat dağıtsınlar diye hazırlandı...Yıkanan çamaşırlar katlanmadan okuma odasına atıldı,unutuldu şimdi yazarken akla geldi ve amaaaan sendeee dendi:)
Günün haberi...Kızamık salgını nedeniyle belli yaş aralığındaki öğretmenler de kızamık aşısı olacakmış ne mutlu bize ki bizimkiler de aşı olacaklar grubunda:))
Bi de gece gece çilek reçeli yaptım...Pazar bu hafta çilek kokusuyla gönlümü fethetti:)
Günün sorusu...Biz ''Akil''siz miyiz?
Günün çağrısı...Bir köy okulu kütüphane kurmak istiyor...Mahmut Adın,bir mail atarak duyurmamı rica etti...
Tüm bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.
http://www.kitapkolik.net/koy-okulu-kitap-toplama-kampanyasi/
Çok keyif alarak okuyorum ama ilk 32 sayfasının geçen ayki ''Sözcükler'' dergisinde yayınlanmış olması biraz garipti...Zaten küçücük bir kitap,kafadan 32 sayfasını okumuş olarak başladım:))
Film...Bir Romen filmi...Filantropica/Hayırsever...
Yemek...Dün akşamdan kalan tavuk sotenin üstüne bir buçuk kase bulgur koyup onu bulgur pilavına dönüştürmek...Tavuk sote olarak kimseye yetmeyecekti ama koca bir tencere şahane bir pilav oldu...Kendimi tebrik ederim:)) yanına da yazdan dondurucuya atılmış közlenmiş kapya biberler çıktı,yine Burgaz Ada'dan alınıp,hay aklıma tüküreyim bu kadar bamya ayıklanır mı? diye söylene söylene temizlenip ,dondurucuya atılan bamyalar; hay aklımı seveyim diye diye pişirildi....
Günün aksiyonu...Ev, dip köşe temizlendi,misler gibi yapıldı...Yarın 10 günlük ikinci mi? üçüncü mü? ne ara tatile girecek kızlar rahat rahat dağıtsınlar diye hazırlandı...Yıkanan çamaşırlar katlanmadan okuma odasına atıldı,unutuldu şimdi yazarken akla geldi ve amaaaan sendeee dendi:)
Günün haberi...Kızamık salgını nedeniyle belli yaş aralığındaki öğretmenler de kızamık aşısı olacakmış ne mutlu bize ki bizimkiler de aşı olacaklar grubunda:))
Bi de gece gece çilek reçeli yaptım...Pazar bu hafta çilek kokusuyla gönlümü fethetti:)
Günün sorusu...Biz ''Akil''siz miyiz?
Günün çağrısı...Bir köy okulu kütüphane kurmak istiyor...Mahmut Adın,bir mail atarak duyurmamı rica etti...
Tüm bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.
http://www.kitapkolik.net/koy-okulu-kitap-toplama-kampanyasi/
3 Nisan 2013 Çarşamba
Merak bu ya:)
Okuyucularım arasında kaç kişi Galatasaraylı merak ettim:)
Bu akşam Real Madrid'i yener veya yenmez umurumda değil...Ben Galatasaraylıyım bildiğim o...
Bu akşam Real Madrid'i yener veya yenmez umurumda değil...Ben Galatasaraylıyım bildiğim o...
2 Nisan 2013 Salı
1500.yazı...
Hey gidi sayın okuyucu hey, selam olsun hepinize, bloggerine, sessizine,adsızına, dışarıdan takip edip arada ses verenine hepinize...1500. yazıyı da eklemiş bulunuyorum...1500 kere kutlu olsun...Ama tesadüfe bakınki bir kutlamaya denk geldi. 34 yıldır devam eden bir şakanın kutlamasına...Tam dört yıl süren bir nişanlılığın kutlamasına:))1-Nisan 1979 bizim evin resmi tarihinin ilki sayılır...Nişan tarihimiz...Her işimiz de bir komiklik olacak ya,bu da öle işte...
Bir de filmim var bugüne...Tepenin Ardı...Katıldığı tüm film festivallerinde ödülleri silip süpürmüş...Düşman her zaman bir tepenin ardında değil içimizde de olabiliri anlatmak istemiş...Biraz ağır ilerliyor ama oyunculuklar iyi...Çok bana hitap etmedi fekaaatt:) bu kadar ödül aldığına göre benim anlamadığım bişi vardır mutlaka...
Bugün hava çok güzeldi ama evde dinlenmeyi tercih ettim,nasılsa artık önümüzde çok var bu güzel havalardan,yarın gerçi sağanak yağış diyor meteoroloji ama olsun,dinlendim...
Bir de filmim var bugüne...Tepenin Ardı...Katıldığı tüm film festivallerinde ödülleri silip süpürmüş...Düşman her zaman bir tepenin ardında değil içimizde de olabiliri anlatmak istemiş...Biraz ağır ilerliyor ama oyunculuklar iyi...Çok bana hitap etmedi fekaaatt:) bu kadar ödül aldığına göre benim anlamadığım bişi vardır mutlaka...
Bugün hava çok güzeldi ama evde dinlenmeyi tercih ettim,nasılsa artık önümüzde çok var bu güzel havalardan,yarın gerçi sağanak yağış diyor meteoroloji ama olsun,dinlendim...
1 Nisan 2013 Pazartesi
Asis,yarışma, sportif Lale,yarışmacı Lale,sürprizler ve fiyaskolar
Bu haftasonu bir kaç haftasonluk etkinlikle geçti...Çok güzeldi,çok lezizdi, çok sürprizliydi,çok sportmendi:)) Herşey çok güzeldi ama iki tane fiyaskosu var:)) Biri kitap,biri film...Leylak Dalım^^O kadarcık çatlak su sızdırmaz der ^^ bu gibi durumlar için. Önce fiyaskolardan başlayalım da sonu güzel bağlansın...
Önce film...Mavi Pansiyon...Fadik Sevin Atasoy,Veysel Diker ve Özlem Tekin'in adını görünce merak etmiştim...dvd sinin çıkması da çok uzun sürdü. Sonuçda 6.7lik bir puanı var ama hiç beğenmedim...Neyseki Bodrum manzaraları vardı...Bodrum anılarımı aklıma getirdi:)) Ataletimin de dediği gibi beğenenlerin olsun...
Kitap: Grinin Elli Tonu...Bir yıldır,çok satanların en başında durup duru...E insan merak etmez mi? Allahım Allahım,iyiki de kendi kitabım değil, kendim alsaydım sinir olurdum...Debbie Macommer'in ''Bir Yumak Mutluluk''undan Leylak ve Atalet sayesinde yırtmıştım ama buna yakalandım. Yarım bıraktım...Bu da beğenenlerin olsun...
Neyseki, Leylak Dalıcım'ın Antalya Kitap Fuarından benim payıma düşen kitabı göndermesi bu fiyaskoları bir nebze olsun unutturdu...Nedim Gürsel'in son kitabı '' Aşk Kırgınları'' hemi de adıma imzalı...
Haydi şimdi başlayalım asıl maceralara....
Cuma günü İsviçre'den her gelişinde mutlaka bir gününü bana ayıran ve bizim evi uzun bir süre kalori bombardımanı altında bırakan ''Asis'' ile birlikteydik...Çok öncesinden Piyer Loti programı yapmıştık ama hava şartları müsade etmeyince Beşiktaş'da buluştuk...Kitaplar arasında kahvaltı ettik Alkım Kitapevinde, sandalyelerinin renklerini beğendiğimiz kahvede ,kahvemizi içtik, yine kitaplar arasında bu kez Kabalcı Kitapevinin kafesinde çay molamızı verdik...Hepsi bahane sohbetimiz şahaneydi...Ben bunları yazarken Asis çoktaaan İsviçre'de ki evine yerleşti bile...
Akşam olunca Asis ile vedalaşınca karşıya geçmek için Üsküdar vapuruna bindim...Çok kalabalıktı...Üsküdar iskelesine geldim ,kalktım,çıkışa yürüdüm,inmek için sıra beklerken çaprazımda duran biri dikkatimi çekti, döndüm baktım...Yine döndüm,yine baktım...Sen misin? sen misin? dedim...O da cevap olarak bana sarıldı...Ordu'dan gelerek bize sürpriz yapmak isteyen erkek kardeşim Metin'e işte böyle vapurda rastladım...Halimizi bir görmeliydiniz...Eve kadar sabredemem gel şurada bi soluklanalım dedim , ''Mado'' da oturduk bir yarım saat kadar,sonra eve geldik... Evde bir şaşkınlık,bir sevinç havası esti....Ama bir gece kaldı, fuara gitmek için sabah erkenden çıktı...Ben de hemen arkasından çıktım...Nereye mi? gittim sabah sabah...Ah işte bundan sonrası tufan derler ya aynen öyle...Haydi alt paragrafa taşınalım:))Ama önce kardiş kardiş resmimiz:)
Kocamın yeğenleri, Bilge,Mehmet,Banu( yeğen Ercü'nün eşi)ve Filiz'' Aileler Yarışıyor'' yarışmasına başvurmuşlar, yengemsiz olmaz demişler ama yengeye dememişler:)) Bana ancak başvuru onaylanıp,toplantıya çağrıldığımızda haber verdiler...Toplantı çok iyi geçince bizi cuma günü yarışmanın bant çekimi için çağırdılar...Baştan söyleyeyim,kazanamadık...Karşımızda gerçekten iyi yarışmacılar vardı,çok şekerdiler onlarla yarışmadan çok kulisde eğlendik...Yarışma bittikten sonra hallerimizi anlatıp anlatıp gülmekten yerlere yattık...Sanki kaznmış gibi ,program sonrası hep birlikte yemeğe gidip,birbirimizin,kendisinin farkında olmadığı durumları anlattık anlattık güldük...Bizi en çok güldüren ,kokulu çiçekler sorulduğunda Banu'nun hiç kimsenim yetmiş sene düşünse aklına gelmeyeceği hüsnü yusufu söylemeseydi...Sunucumuz hayatında duymamış zaten:)) .Banu'nun ,çıkışta -yarışmayı kzanmak umurumda değil, yine kazanmasaydık da ben o hüsnü yusufu demeseydim deyişi,güne damgasını vurdu...Biz daha eve gitmeden haberler kulaktan kulağa yayılmış...Ercü,- söyle bana Banu, bu Hüsnü kim, bu Yusuf kim diye dalga da geçince artık üç gün boyunca hüsnü yusufla yattık hüsnü yusufla kalktık... Halbuki herkesin bildiği,gördüğü bir çiçektir ama bilmeyenler de Banuş sayesinde öğrendi:))
(yayına hazırlanırken görülmekteyim efeeem)
Cumartesi günü ,güzeldi hava, koru yürüyüşü, Paşa Limanında çay molası, akşam Banu'nun annesi Fato'da yarışmacılara verilen akşam yemeği:)) yine hüsnü yusuf geyiği, geç saatlere kadar çift masalı okey partileri ile geçti....
Pazar gününe gelince valla çok sportif bir gün oldu... Yarışmanın kamera arkasını dinlemek isteyen kocamın diğer yeğenleri ile buluştuk...Biraz da onlar bizi tiye aldılar, bi de sizi görelim dedik, biz de:)) Basketbol,voleybol,bol bol yeme içme,çıplak ayaklarla çimlerde yürüme,ağaçların altında uzanıp kitap okuma, doğumgünleri çakışan iki kuzenin çift pastalı doğum günü ile şen şakrak bir pazar günü oldu...
(Görüyormusunuz, hepsinin ağzı beş karış açık atışıma bakmaktalar:))),Bilge, instagramda, kadının fendi erkeği yendi, yengem bu kadar erkeği dize getirdi yazmış:) Uzun yıllar basketbol topu elime almasam da hafıza denen bir şey var...Ben bile şaştım kendime...
İşte böyle geçti,haftasonu...Evimi özlemişim ama...Şimdi bir tencere kabak ve biber dolması yaptım misss gibi pişmekteler... Sahi sizler neler yaptınız haftasonunda...
Önce film...Mavi Pansiyon...Fadik Sevin Atasoy,Veysel Diker ve Özlem Tekin'in adını görünce merak etmiştim...dvd sinin çıkması da çok uzun sürdü. Sonuçda 6.7lik bir puanı var ama hiç beğenmedim...Neyseki Bodrum manzaraları vardı...Bodrum anılarımı aklıma getirdi:)) Ataletimin de dediği gibi beğenenlerin olsun...
Kitap: Grinin Elli Tonu...Bir yıldır,çok satanların en başında durup duru...E insan merak etmez mi? Allahım Allahım,iyiki de kendi kitabım değil, kendim alsaydım sinir olurdum...Debbie Macommer'in ''Bir Yumak Mutluluk''undan Leylak ve Atalet sayesinde yırtmıştım ama buna yakalandım. Yarım bıraktım...Bu da beğenenlerin olsun...
Neyseki, Leylak Dalıcım'ın Antalya Kitap Fuarından benim payıma düşen kitabı göndermesi bu fiyaskoları bir nebze olsun unutturdu...Nedim Gürsel'in son kitabı '' Aşk Kırgınları'' hemi de adıma imzalı...
Haydi şimdi başlayalım asıl maceralara....
Cuma günü İsviçre'den her gelişinde mutlaka bir gününü bana ayıran ve bizim evi uzun bir süre kalori bombardımanı altında bırakan ''Asis'' ile birlikteydik...Çok öncesinden Piyer Loti programı yapmıştık ama hava şartları müsade etmeyince Beşiktaş'da buluştuk...Kitaplar arasında kahvaltı ettik Alkım Kitapevinde, sandalyelerinin renklerini beğendiğimiz kahvede ,kahvemizi içtik, yine kitaplar arasında bu kez Kabalcı Kitapevinin kafesinde çay molamızı verdik...Hepsi bahane sohbetimiz şahaneydi...Ben bunları yazarken Asis çoktaaan İsviçre'de ki evine yerleşti bile...
Akşam olunca Asis ile vedalaşınca karşıya geçmek için Üsküdar vapuruna bindim...Çok kalabalıktı...Üsküdar iskelesine geldim ,kalktım,çıkışa yürüdüm,inmek için sıra beklerken çaprazımda duran biri dikkatimi çekti, döndüm baktım...Yine döndüm,yine baktım...Sen misin? sen misin? dedim...O da cevap olarak bana sarıldı...Ordu'dan gelerek bize sürpriz yapmak isteyen erkek kardeşim Metin'e işte böyle vapurda rastladım...Halimizi bir görmeliydiniz...Eve kadar sabredemem gel şurada bi soluklanalım dedim , ''Mado'' da oturduk bir yarım saat kadar,sonra eve geldik... Evde bir şaşkınlık,bir sevinç havası esti....Ama bir gece kaldı, fuara gitmek için sabah erkenden çıktı...Ben de hemen arkasından çıktım...Nereye mi? gittim sabah sabah...Ah işte bundan sonrası tufan derler ya aynen öyle...Haydi alt paragrafa taşınalım:))Ama önce kardiş kardiş resmimiz:)
Kocamın yeğenleri, Bilge,Mehmet,Banu( yeğen Ercü'nün eşi)ve Filiz'' Aileler Yarışıyor'' yarışmasına başvurmuşlar, yengemsiz olmaz demişler ama yengeye dememişler:)) Bana ancak başvuru onaylanıp,toplantıya çağrıldığımızda haber verdiler...Toplantı çok iyi geçince bizi cuma günü yarışmanın bant çekimi için çağırdılar...Baştan söyleyeyim,kazanamadık...Karşımızda gerçekten iyi yarışmacılar vardı,çok şekerdiler onlarla yarışmadan çok kulisde eğlendik...Yarışma bittikten sonra hallerimizi anlatıp anlatıp gülmekten yerlere yattık...Sanki kaznmış gibi ,program sonrası hep birlikte yemeğe gidip,birbirimizin,kendisinin farkında olmadığı durumları anlattık anlattık güldük...Bizi en çok güldüren ,kokulu çiçekler sorulduğunda Banu'nun hiç kimsenim yetmiş sene düşünse aklına gelmeyeceği hüsnü yusufu söylemeseydi...Sunucumuz hayatında duymamış zaten:)) .Banu'nun ,çıkışta -yarışmayı kzanmak umurumda değil, yine kazanmasaydık da ben o hüsnü yusufu demeseydim deyişi,güne damgasını vurdu...Biz daha eve gitmeden haberler kulaktan kulağa yayılmış...Ercü,- söyle bana Banu, bu Hüsnü kim, bu Yusuf kim diye dalga da geçince artık üç gün boyunca hüsnü yusufla yattık hüsnü yusufla kalktık... Halbuki herkesin bildiği,gördüğü bir çiçektir ama bilmeyenler de Banuş sayesinde öğrendi:))
(yayına hazırlanırken görülmekteyim efeeem)
Cumartesi günü ,güzeldi hava, koru yürüyüşü, Paşa Limanında çay molası, akşam Banu'nun annesi Fato'da yarışmacılara verilen akşam yemeği:)) yine hüsnü yusuf geyiği, geç saatlere kadar çift masalı okey partileri ile geçti....
Pazar gününe gelince valla çok sportif bir gün oldu... Yarışmanın kamera arkasını dinlemek isteyen kocamın diğer yeğenleri ile buluştuk...Biraz da onlar bizi tiye aldılar, bi de sizi görelim dedik, biz de:)) Basketbol,voleybol,bol bol yeme içme,çıplak ayaklarla çimlerde yürüme,ağaçların altında uzanıp kitap okuma, doğumgünleri çakışan iki kuzenin çift pastalı doğum günü ile şen şakrak bir pazar günü oldu...
(Görüyormusunuz, hepsinin ağzı beş karış açık atışıma bakmaktalar:))),Bilge, instagramda, kadının fendi erkeği yendi, yengem bu kadar erkeği dize getirdi yazmış:) Uzun yıllar basketbol topu elime almasam da hafıza denen bir şey var...Ben bile şaştım kendime...
İşte böyle geçti,haftasonu...Evimi özlemişim ama...Şimdi bir tencere kabak ve biber dolması yaptım misss gibi pişmekteler... Sahi sizler neler yaptınız haftasonunda...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





















