Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

19 Temmuz 2010 Pazartesi

İstanbul'dan bir Zuz gelir Amasra'ya

Biz o kadar anlatık ki Amasra'yı , sonunda Zuz dün gece saat bir de otobüse atladığı gibi soluğu bu sabah Amasra'da aldı...O'nu karı koca terminalde karşıladık...E biz Amasra!lı olduk ya:))) Eve gelirken de garılaaa pazarından mis gibi domatesler biberler , köy yumurtaları aldık...ev de hazırlayıp doğruuu deniz kıyısındaki parkımıza kahvaltıya gittik... Sonrası deniz faslı... akşam tekrar Ağlayan Agaca gittik...Zuz'a göstermek için, sonra da Canlı Balık Mustafa Amcanın Yerinde Rakı balık olayına girdik... Denizin içinde yiyorsunuz yemeğinizi neredeyse ...
Gece yarısı tarihi Çekiciler Çarşısında gezme... Amasra'yı yarımada yapan köprü üstündeki kapıda dilek taşı atma sonrası nihayet eve varış...
Yarın ki program ÇAKRAZ...ama anlatılacak daha koca bir BARTIN günü var , Ağlayan Ağacın hikayesi var... Fatih Sultan Mehmet'den beri cuma namazına mimbere kılıçla çıkan hoca hikayesi var ama onları geniş geniş anlatmak istediğimden İstanbul dönüşüne bıraktım...

Bizden haberler şimdilik böle böle...

17 Temmuz 2010 Cumartesi

İLKNURCA




iLKNUR'LA tanışalı dört yıl oldu.. birbirimizi hiç görmemiştik ama ne gam.... Amasra!ya gitmek isteyince - İlknur var mı tavsiye edebileceğin bir yer diye mesaj attım...Ama O'nlar yani İlknur ve Eşi iki gün sırf bizim için Bartın'dan Amasraya gidip tam benim gönlüme göre bir ev buldular bize... Şahane bir teras kat...Karşımda muhteşem bir deniz manzarası, aşağıda cıvıl cıvıl Amasra Çarşısı...Gece ay ışığı...mehtap...ev inanılmaz...hiç ummadığımız kadar konforlu kliamasından bulaşık makinasına kadar düşünülmüş...ev sahibi bizi eşiyle karşılayacak ve bir hoş geldiniz kahvaltısı verecek kadar nazik biri...

Geldiğimizin ikinci gecesi bizim terasta buluştuk İlknur ve ailesiyle...sanırsınız biz zataen yıllaradır tanışıyorduk da dün ayrılmıştık....Öyle sıcak bir gece oldu ...Kızlarına bayıldık Eşini en az İlknur kadar çok sevdik...Eşinin resmini izin almayı unuttuğum için koyamadım... Onlar bizim için erteledikleri tatillerine bu gece çıktılar....ama öncesinde bu gün bize şahane bir Bartın günü ve akşamı yaşattılar....Bartın'ın tüm tarihi mekanlarını birlikte gezdik ve çok güzel bir akşam yemeği ile sonlandırdılar...Bartın günü tek başına bir yazı konusu olacak...

Dün gece İlknurlarla teras keyfi yaptık ama gece yarısından sonra yer gök inledi Amasra da... gök gürültüsü ...şimşek yağmur ...eyvah eyvah dedim....dedim ama Amasra sevmiş beni meğer sabah şahane bir gökkuşağı ile karşıladı beni...doyumsuz bir manzaraydı binlerce kez şükretim o anın güzelliğini yaşamış olmaya...

Sabah kahvaltı etmeden kızlar uyurken Kocamla çıktık ve köylü pazarına gidip kovalarla dut ve sıcak gözlemeler aldık... Sonra kızlarda geldiler ve birlikte parkta kahvaltı ettik... kahvaltılığını götürüyorsun çaylar oradan... sonra öğleye kadar deniz keyfi sonrası da Bartın....

16 Temmuz 2010 Cuma

Toprak kokan sehir,Deniz kokan sehir,Sevda kokan sehir...


Söylenecek çok fazla söz yok.Herşey muhteşem...
Amasra masal gibi.Bu resimler ikinci günden.Bunun bir de şahane bir gecesi var.Ama onlar da yarın :)Şimdilik sadece resimler...
















12 Temmuz 2010 Pazartesi

sanki gidiyoruz...

Yazmadığım günlerde iki doğum günü kutladık... Biri Zuz... asıl doom günü bu gün ama erken kutlama yapıldı hafta sonu... Kardişimm biryaş daha büyüdü ... neyseki bünye itibariyle büyüdükçe güzelleşiyor:))İyiki doğdun kardeşimm iyi ki varsın... iyi ki benim kardeşimsinn...

İkinci doom günü Cancan'ındı... Biz kendi halinde yuvarlanıp giden dört kişilik bir aileyken ... azcık yana kaykılın bakim... deyip kendine yer açan ... üstelik de kocaman yer kaplayan Cancan'ın doğum gününü kutladık dün kocaman bir partiyle... Hayatımmm ... canımın içi içi :))) iki yıldır hayatımıza kattığın her şey için bin teşekkür sana ... koltukların altından hep topların çıksın... Duvarlarda parmak izlerin olsun...sandalyen hep baş köşede dursun... hep bir şeylerini unut giderken ki senden sonra kokun kalsın bir dahaki gelişine kadar....

Evettt sonunda gidiyoruz... daha önce hiç görmediğimiz ... hiç aklımızda olmayan bir yere... Sadece TRT1 in köşebucak Türkiye programında görüp aşık olduğum Amasra'ya... Umarım sever bizi Amasra... biz O'nu kesin severiz de...Bir de oralara kadar gitmişken bir Safranbolu programı var görülecek yerler listemizde...Ta mayıs ayında gidecektik karı-koca ama olmamıştı hadi bakalım eğer kısmetimizde Safranbolu varsa ballı lokma tatlısı olacak... Bu tatil kısa tutulacak çünkü Naziş'in ta şubat ayında biletini almış aldığı THE CRANBERRİES konseri için eli mahkum dönülecek...

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Halide ile başbaşa

Bu gün Kızların ikiside KPSS sınavına girdiler... Çünkü bir sene aldığınız puan üç yıl geçerli oluyor... alternatifli düşünmek babından ellerinde böyle bir şeyin bulunması gerkiyor...Hayat nelere gebe bilinmez...

Gelelim sadede... İkisinin de sınav yeri biri bağda biri dağda olunca:))) biz de Karı-koca paylaştık Kızları... Çünkü sınavlar iki oturumda yapılıyor ve iki oturumun ara süresi üç saat... yani üç saat boşlukta evin yakın değilse deli dana gibi gez... bir yerlerde otura otura toton ağrısın...işte böyle bir durum... E hadi bu üç saate canları sıkılmasın eşlik ederiz diye biz de düştük yollara... Koca ve Naziş Beylerbeyine ... Gamse ve Ben Ümraniyeye gittik... Ben Halide'yi çantama attım... Gamse sınava girdikten sonra süper bir yer buldum kendime... Okulla aynı sokak da bir cafemsi, pizacımsı, börekcimsi bir yer... dışarda da yeri var... içerde de ...oh ne ala bundan iyisi mualla dedim dışarda bir yere sotelendim... çayımı söyledim kitabımı açtım... sonra öğrendim ki... arkada üstü kapalı bahçeleri varmış... hemen oraya geçtim... oooh tarafik gürültüsü falan da yok... gömüldüm kitabıma... garsona sen ara ara çayımı tazele bir saat sonra falanda bana bir tost getir daha da elleşme dedim...



Kitabımı tekrar açtım... dakka bir gol bir Özbekler Tekekkesinden girdi... bu Tekke hemen benim meşşuur korumun yanı başındadır... yolumu ara ara özellikle önünden geçirirm... çoğu kez de İlber Ortaylı'ya rastlarım hatta... Özbekler Tekkesi ile ilgili bir yazım vardır okursanız aha burada... Bu Tekkenin en büyük özelliği Kurtuluş Savaşı sırasında Anadoluya geçecek olan kuvvacıların burada barınması ve Anadoluya silah sevkiyatının buradan yapılması... Halide Edip Adıvar'ın Tekkeyle ilişkisi de bu yönde...
Sonra Halide Edip Adıvar'ın çocukluğunun bu bölümü bizim şimdiki oturduğumuz mahallede geçiyor... Atıyla nasıl Bağlarbaşı sokaklarında gezindiği anlatılıyor... Hep tanıdık bildik yerler... Sonra kitapta ki Mor Salkımlı Ev'in yeri yine Beşiktaş'da elim koydum gibi bulacağım yerde... Böyle olunca kitap beni bir sardı bir sardı... anlatamam... Bu arada garsonun getirdiği pabuç kadar tostu da yedim... baktım çıkış saati gelmiş... Ben keyif çatarken Kocamın canı sıkılmış... Beylerbeyi - Çengelköy arasında gezinmiş durmuş... Çınaraltın'a falan gitmiş ... duramadan aradı ne yapıyosun diye ay konsanrasyonumu bozuyosun , otur bir yerde dedim... Akşam elinde bi sürü dergi ve gazeteyle geldi O da... Sınav iyi geçti dediler... Onlar için farkeden pek bir şey yok biliyosunuz zaten...ama yine de bi heyecan yaptılar:))) Ben sonuna kadar beklemedim sınavın ikinci oturumdan sonra geldim ama Kocam beklemiş ...
İşte günün hikayesi de böyle... yarın büyük gün ... Cancan'ın doğumgünü:))) kutlanmaya en değer gün bence:)))

Üsküdar için soru soran Adsız arkadaş için not:
Üsküdar'a geçmişken mutlaka Kanaat Lokantasına uğramanızı öneririm... Tektir başka şubesi yoktur... Osmanlı yemeklerinden örnekleri vardır... Times Dergisine bile konu olmuştur... yalnız kredi kartı geçmez haberiniz olsun... Üsküdar'a geçmişken mutlaka Kuzguncuk sokaklarında dolaşın... ve üç büyük dine ev sahipliği yapan Kuzguncuk kültürünü yakından görün. Çok şirin cefeleri vardır... Bir çok yerli diziye plato olmuştur... Perihan Abla sokağı ve Ekmek Teknesi fırını buradadır.. . Hemen çarşı içindedir... Hava güzelse Çengelköy çınaraltında mutlaka çay için.... ve Fethi Paşa Korusu içindeki tüm köşklerde yemek yiyebilirsiniz... Köşklerde hem kaliteli yemek hem nezih ortam vardır ve fiatlarda çok iyidir... Çünkü parklar ve bahçeler müdürlüğüne bağlıdırlar... çok fazla kar amacıyla işletilmezler... Koruya hemen iskeleden Kuzguncuk yönüne doğru giderken giriş yapabilirsiniz...Bir de Fıstıkağacı yönü girişi vardır ama bunun için Bağlarbaşına doğru çıkmanız gerekir...

İskeledeki Camii avlusunda güneş ışığı ile saate bakabilirsiniz... Duvardaki büyük çivinin gölgesi tam saati gösterir... buna benzer bir şey de Cunda Adasında vardır hatta...

Şu anda Marmaray çalışmalrı yüzünden malesef meydanın güzelliğini göremeyeceksiniz...
Umarım güzel bir gün geçirirsiniz...

8 Temmuz 2010 Perşembe

bu günn

Biraz önce Cancan'ı yolcu ettim... bizim Kızlar'da gitti Zuz'da kalacaklar bu gece...
Sabah kalkıp da serin havayı görünce yuppiiii dedim...ama bu kadarını da dememiştim yani. Yoğun yağış uyarısı yapmış meteoroloji, şu an başladı ama asıl yağmur gece 22.30 da başlayacakmış ve altı saat aralıksız yağacakmış.Alt yapısı olamayan ve çukurda kalan evlere Allah kolaylık versin diye dua ediyorum bu kandil gecesinde.

Cancan saat 11 gibi geldi... bütün gün öpüştük koklaştık... dışarılara çıktık, serin serin gezdik ... parklarda oynadık... marketlerden mamalar aldık... Uyurken ona en sevdiği yemeği pişirdim sebzeli somon balığı... yaladı yuttu , balığı... löpür löpür hem de... patateslerini eline aldı elma gibi ısıra ısıra yedi... hiç müdahele etmedim... çünkü çatal ve kaşıkla da süper yiyor... canı istediği gibi yesin dedim... evin her zamanki gibi canına okuduk tabi bu arada... Yarın büyük temizlik günü anladığınız gibi:)))

Dün akşam Naziş ve Kocamla Koru yürüyüşüne çıktık. Amanın Koruyu sevgililer basmıştı... yol boyunca tüm banklar doluydu... e n e yapsınlar... mis gibi orman havası... karşıda Boğaz... bülbüller ötmekte ki ne biçim ... Tamam otursunlar .. koklaşsınlar gözümüz yok da ayol ben de azcık oturup dinlenmek istedim :)))) Neyse biz Bordo köşke yollandık yine çaylarımız içtik , sohbetimizi ettik ... ben Beyaz Köşkün önünden geçerken uğrayıp kart aldım Ramazanda iftar yemeği için rezarvasyon yaptırmak için çünkü diğer zamanlarda rezarvasyon kabul etmiyorlar... Kocam pek güldü şimdiden bunu düşünmeme ... yani o kadar planlı programlı bir insanımdır evellallah)))

Şimdi bizim akşam yemeği saatimiz, dolayı ile bana mutfağın yolları göründü... giderken hepinizin Miraç Kandilini kutluyorum ve öncelikle Meclisteki zevata Allah'tan akıl fikir ihsan etmesini diliyorum...

düzenleme-1:ay şu emekli paşalara konuşma yasağı gelse... resmen bit pazarına nur yağdı durumları oldu ... paşanın lakabı da falçataymış ... övüne üvüne söylüyo bi de töbe töbe... kocamında nasıl ilgisini çekti bilmem... maç olsa daha iyidi valla...

7 Temmuz 2010 Çarşamba

gece gece

Çok saçma salak bir gün geçirdim... Benim kabile bu gün evi toptan terkettiler. Ya hep birlikte çöreklenirler akşama kadar ne yicez , hadi dışarı çıkalım, dolapta dondurma var mı?? akşam bir şeyler mi yapsak derler ya da hep birlikte toz olurlar...bu gün yaptıkları gibi. Onlar gidince karar verdim hiç bir şey yapmadım, kendime bir ada çayı yaptım... bu sıralar günde iki fincan içmeye çalışıyorum . İçindeki doğal östrojenden dolayı küresel ısınmaya iyi geliyormuş ki valla da öyle. Erkekler ada çayı pek içmesinler:))) valla doktor öyle söyledi. Ada çayımı içerkene günün mana ve ehemniyetine uygun saçma salak bir film izledim. Kocam geldiğinde karnı açtı heheheh hiç bir şey yapmadım dedim... olsun kahvaltı yaparız dedi... Ne adam ya insan biraz aksiyon yapar. Halbuki dün akşam yaptığım kabak kemanenin yanına şahane bir erişte ve çoban salata yapmıştım .Bu kabak kemaneyi umarım gerçek yemek ismi sananlar yoktur. Kayınvalidem kabak kebabı derdi buna ama ben kabak kemane dedim bi kez kaldı öyle adı... Bir kaç kez tarifini vermiştim buradan ama ay unuttummmmm, ben görmediiim, okumadııım bi daha yaz derseniz yazarız ...

Çok sıcak bir gece bekliyor yine bizi...ben artık oda oda gezer...klimayı açar kapatır bir ara sızarım artık