Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
18 Nisan 2008 Cuma
anlayan varsa bana anlatsın
http://excell.blogcu.com bu linke tıklayın ve bir şey anlarsanız bana da anlatın. Dün gece tesadüfen gördüm.
17 Nisan 2008 Perşembe
bi garip yazı
haftanın sonuna doğru gelmişiz. E gelmişiz de noolmuş diyenler vardır elbette. Yok bir şey olduğu gelmişiz işte.
Bu yazıyı neden yazmaya kalktığımı bile bilmiyorum. Sanki yazacak bir şey yok gibi. Bizim ev aynı Gamsegamsenin sınavları bitmedi daha. Kağıtlar içinde yüzmeye devam ediyoruz. Ders çalışma alanı sadece odası ile sınırlı olmadığından , hep birlikte sınav havasındayız. En sevdiği çalışma alanı, bizim yatak odasında , ayaklar kalorifer peteğine dayalı , tv açık . Benim annemin bir huyu vardı. Ortada gördüğü tüm kağıtları atardı. Çok çalışma kağıdım gitmiştir böyle.
Kitap okuma modumdan çıktım bu ara. Geyikler Annem Almanya yı okuyorum. Kısa hikayelerden oluşuyor.
Dünkü haberler de izlediniz mi, Başbakan bir kaç saat ortadan kaybolmuş. The Eagle Has Landed 'ı izledi galiba dedim. Size de bir şey söylemeye gelmez. Şimdi o ne dersiniz.Jack Higgins’in çok satan romanından uyarlanmış bir film. Hiç anlatasım yok valla, sonra başka bir gün.
İki gündür evdeyim, hele dün saatlerce dolma sardım. Etli yaprak. Sararken de Ağustos Balinalarını izledim.Atilla Dorsay bu film için şöyle demiş!...
(Whales of August)- Yönetmeni ve hemen tüm oyuncuları ölmüş bir film için neler söyleyebilirsiniz? Hepsi çok sevdiğiniz isimlerse ve üstelik film görece olarak yakın tarihliyse? (1987). İngiliz Özgür Sinema akımının öncü ismi Lindsay Anderson'un bir oyundan uyarladığı film, Amerikan taşrasında yaşayan ve birbirlerine bakmakta zorlanan iki çok yaşlı kızkardeşin öyküsünü anlatıyor. Sessiz sinemada başlayıp üç çeyrek yüzyıl boyu çalışan unutulmaz Lillian Gish, dev oyuncu Bette Davis, korku filmleri üstadı Vincent Price, ayrıca Ann Sothern, Harry Carey gibi oyuncularıyla tam bir müze-film...
Dolmayla iyi gitti. Dolma bu gün için sarıldı. Akşam Balık yaptım onlara, ne kadar fırında olsun dediysem de Gasmecan ille de tava dedi. Yağsız tavada ızgara gibi yaptım. Nazlı masaya gelirken bere takmıştı. Hayrola dedim. Saçlarına balık kokusu sinermiş.
Bu gün de işte öyle bir gün , sevimsiz. Hava da öyle . Balkona diktiğim Laleler açmadı henüz. Habire yapraklanıp duruyor. Bu arada İstanbul laleler içinde yüzüyor. Kaç para harcandı aşamasını artık geçelim. Harcandı gitti , laleler açtı. keyfini çıkaralım bari. Hollanda bu laleye çok sahip çıkıyor, turizm gelirinin büyük kısmını da lalelerden elde ediyor ya. Hiç onların Lale Devri olmuş mu, Lale adında kızları olmuş mu, lale ye şiirler yazmışlar mı? hı
Bu yazıyı neden yazmaya kalktığımı bile bilmiyorum. Sanki yazacak bir şey yok gibi. Bizim ev aynı Gamsegamsenin sınavları bitmedi daha. Kağıtlar içinde yüzmeye devam ediyoruz. Ders çalışma alanı sadece odası ile sınırlı olmadığından , hep birlikte sınav havasındayız. En sevdiği çalışma alanı, bizim yatak odasında , ayaklar kalorifer peteğine dayalı , tv açık . Benim annemin bir huyu vardı. Ortada gördüğü tüm kağıtları atardı. Çok çalışma kağıdım gitmiştir böyle.
Kitap okuma modumdan çıktım bu ara. Geyikler Annem Almanya yı okuyorum. Kısa hikayelerden oluşuyor.
Dünkü haberler de izlediniz mi, Başbakan bir kaç saat ortadan kaybolmuş. The Eagle Has Landed 'ı izledi galiba dedim. Size de bir şey söylemeye gelmez. Şimdi o ne dersiniz.Jack Higgins’in çok satan romanından uyarlanmış bir film. Hiç anlatasım yok valla, sonra başka bir gün.
İki gündür evdeyim, hele dün saatlerce dolma sardım. Etli yaprak. Sararken de Ağustos Balinalarını izledim.Atilla Dorsay bu film için şöyle demiş!...
(Whales of August)- Yönetmeni ve hemen tüm oyuncuları ölmüş bir film için neler söyleyebilirsiniz? Hepsi çok sevdiğiniz isimlerse ve üstelik film görece olarak yakın tarihliyse? (1987). İngiliz Özgür Sinema akımının öncü ismi Lindsay Anderson'un bir oyundan uyarladığı film, Amerikan taşrasında yaşayan ve birbirlerine bakmakta zorlanan iki çok yaşlı kızkardeşin öyküsünü anlatıyor. Sessiz sinemada başlayıp üç çeyrek yüzyıl boyu çalışan unutulmaz Lillian Gish, dev oyuncu Bette Davis, korku filmleri üstadı Vincent Price, ayrıca Ann Sothern, Harry Carey gibi oyuncularıyla tam bir müze-film...
Dolmayla iyi gitti. Dolma bu gün için sarıldı. Akşam Balık yaptım onlara, ne kadar fırında olsun dediysem de Gasmecan ille de tava dedi. Yağsız tavada ızgara gibi yaptım. Nazlı masaya gelirken bere takmıştı. Hayrola dedim. Saçlarına balık kokusu sinermiş.
Bu gün de işte öyle bir gün , sevimsiz. Hava da öyle . Balkona diktiğim Laleler açmadı henüz. Habire yapraklanıp duruyor. Bu arada İstanbul laleler içinde yüzüyor. Kaç para harcandı aşamasını artık geçelim. Harcandı gitti , laleler açtı. keyfini çıkaralım bari. Hollanda bu laleye çok sahip çıkıyor, turizm gelirinin büyük kısmını da lalelerden elde ediyor ya. Hiç onların Lale Devri olmuş mu, Lale adında kızları olmuş mu, lale ye şiirler yazmışlar mı? hı
15 Nisan 2008 Salı
Günlerin ardından
Nihayet bu gün evimdeyim. Geçen haftanın başından beri , bir yoğunluk bir yoğunluk. Bitti sanmayın bu gün mola, sonra yine pazar gününe kadar sürecek programlarım var.
Anlatmaya geçen haftadan başlarsam işin içinden çıkmanın imkanı yok. Arkası yarına döner. Geçen hafta , önce Beşiktaşa gittim, çok önceden yapılması gereken bir ziyaretti ama sarka sarka bu günlere gelmişti. Beşiktaşa gidince çarşısı gezilmez mi? alış-veriş yapılmaz mı? yapıldı elbet. Bizim Zuz la Beşiktaş pazarına gitmek için yola çıkıp , paraları o pazara varamadan o çarşılarda tüketmişliğimiz bile vardır.
Sonraki gün Taksim- Beyoğlu yaptım. Her zamanki gibi kuzenler buluşmasıydı. Artık kokteyl gemileri Kabataş iskelesin de yerini almaya başladı. Yazın geldiğinin işaretlerinden biri İstanbul da. Vapurdan karşıya geçerken boğaza baktım , erguvanlar da açmaya başlamış. Eskiden neredeyse İstanbulun bitki örtüsü gibiydi erguvanlar.Martılar çığlık çığlığa motorların , vapurların peşinde karşıdan karşıya gidip geliyorlar. Unutmayın İstanbulun martıları gevrek simit sever.Turistler de alıştı artık vapura binen elde simit doğru güverteye martılara, simit atmaya, onlar da öyle alışmış ki havada kapıyorlar simit parçalarını.
Sonra sonra bi günde okey partisi yaptım.Cumartesi günü Bağdat Caddesindeydim. Biraz da Moda , Kalamış dolaylarında. Kalamışın Kalamış olduğu dönemlerde çok sandalla açılıp açıktan denize girmişlim, çok kürek çekmişliğim vardır. Ha bunları yüz yıl önce sanmayın, değişim çok hızlı ve beni artık korkutuyor. Cadde dönüşü Gamsegamse ile Kadıköyde buluştuk. Akşam yemeği yedik ana -kız. (Eve geldiğimiz de kocam neden yemek yemiyorsunuz diye sorunca da şey , kem küm dedik). Eski kitap satan yerleri dolaştık. 1 ytl ye yıllar önce okumak istediğim bir kitabı aldım. Geyikler Annem Almanya. Ödüllü bir kitap.Nursel Duruel'in. Eskiden Sahaflar çarşısına gidip kitap alırdık Ayselle.
Valla daha ne yaptığımı unuttum desem inanın.

Dün akşam Zeya, Nalan , Ebrucuk, Nurdanacar ve ben Zuz da toplandık. Nuranın kuzeni de katıldı bize. Nalan Dubaiden , şu tarihlerde istanbuldayım dedi ve startı verdi bize. Ne yapalım derken Zuz bende toplanalım yine dedi. İstediğimiz gibi yayılırız. Çok güzel bir gece oldu, tüm buluşmalarımızda olduğu gibi. Gece yarılarına kadar oturduk, yedik içtik, sohbetin dibine dibine vurduk. Ebruuu o kekin tarifini ne yap et çal. Teyzesi bize gönderdiği vişneli kekin nasıl yapıldığını anlamasın diye Ebruyu vişne almaya göndermiş. Muhteşem bir tat. Geri kalanı eve getirdim , şu anda çayıma eşlik ediyor.
Benden bu kadar. Bu gün evdeyim yarın da belki ama Cuma günü Anadolu Hisarında yemekteyim. Cumartesi eski arkadaş buluşması var.
PİPPA İÇİN NOT- Çoğumuz için her zamanki tecavüz haberlerinden biri belki. Bir haber. Ama o birilerinin kızı, arkadaşı ve sevgilisiydi. Bu ülke yolunu kaybeden kızlara yol göstermenin yolunu yıllardır böyle gösteren erkeklerden müteşekkül değil elbette ki , ama varlar ve aramızdalar.
Anlatmaya geçen haftadan başlarsam işin içinden çıkmanın imkanı yok. Arkası yarına döner. Geçen hafta , önce Beşiktaşa gittim, çok önceden yapılması gereken bir ziyaretti ama sarka sarka bu günlere gelmişti. Beşiktaşa gidince çarşısı gezilmez mi? alış-veriş yapılmaz mı? yapıldı elbet. Bizim Zuz la Beşiktaş pazarına gitmek için yola çıkıp , paraları o pazara varamadan o çarşılarda tüketmişliğimiz bile vardır.
Sonraki gün Taksim- Beyoğlu yaptım. Her zamanki gibi kuzenler buluşmasıydı. Artık kokteyl gemileri Kabataş iskelesin de yerini almaya başladı. Yazın geldiğinin işaretlerinden biri İstanbul da. Vapurdan karşıya geçerken boğaza baktım , erguvanlar da açmaya başlamış. Eskiden neredeyse İstanbulun bitki örtüsü gibiydi erguvanlar.Martılar çığlık çığlığa motorların , vapurların peşinde karşıdan karşıya gidip geliyorlar. Unutmayın İstanbulun martıları gevrek simit sever.Turistler de alıştı artık vapura binen elde simit doğru güverteye martılara, simit atmaya, onlar da öyle alışmış ki havada kapıyorlar simit parçalarını.
Sonra sonra bi günde okey partisi yaptım.Cumartesi günü Bağdat Caddesindeydim. Biraz da Moda , Kalamış dolaylarında. Kalamışın Kalamış olduğu dönemlerde çok sandalla açılıp açıktan denize girmişlim, çok kürek çekmişliğim vardır. Ha bunları yüz yıl önce sanmayın, değişim çok hızlı ve beni artık korkutuyor. Cadde dönüşü Gamsegamse ile Kadıköyde buluştuk. Akşam yemeği yedik ana -kız. (Eve geldiğimiz de kocam neden yemek yemiyorsunuz diye sorunca da şey , kem küm dedik). Eski kitap satan yerleri dolaştık. 1 ytl ye yıllar önce okumak istediğim bir kitabı aldım. Geyikler Annem Almanya. Ödüllü bir kitap.Nursel Duruel'in. Eskiden Sahaflar çarşısına gidip kitap alırdık Ayselle.
Valla daha ne yaptığımı unuttum desem inanın.
Dün akşam Zeya, Nalan , Ebrucuk, Nurdanacar ve ben Zuz da toplandık. Nuranın kuzeni de katıldı bize. Nalan Dubaiden , şu tarihlerde istanbuldayım dedi ve startı verdi bize. Ne yapalım derken Zuz bende toplanalım yine dedi. İstediğimiz gibi yayılırız. Çok güzel bir gece oldu, tüm buluşmalarımızda olduğu gibi. Gece yarılarına kadar oturduk, yedik içtik, sohbetin dibine dibine vurduk. Ebruuu o kekin tarifini ne yap et çal. Teyzesi bize gönderdiği vişneli kekin nasıl yapıldığını anlamasın diye Ebruyu vişne almaya göndermiş. Muhteşem bir tat. Geri kalanı eve getirdim , şu anda çayıma eşlik ediyor.
Benden bu kadar. Bu gün evdeyim yarın da belki ama Cuma günü Anadolu Hisarında yemekteyim. Cumartesi eski arkadaş buluşması var.
PİPPA İÇİN NOT- Çoğumuz için her zamanki tecavüz haberlerinden biri belki. Bir haber. Ama o birilerinin kızı, arkadaşı ve sevgilisiydi. Bu ülke yolunu kaybeden kızlara yol göstermenin yolunu yıllardır böyle gösteren erkeklerden müteşekkül değil elbette ki , ama varlar ve aramızdalar.
Etiketler:
erguvanlar,
Geyikler annem almanya,
nursel duruel
13 Nisan 2008 Pazar
7 Nisan 2008 Pazartesi
haftanın başından................
Daralmalardayım, sıkılmalardayım. Hava ayaz mı ayaz ellerim ceplerimde , bir türkü tuturmuşum, anlıyorsun değil mi diye türküler çığırasım avar. Ama şarkıydı değil mi, hem de Barış Manço nun. Bahar gelmeyecek mi benim memleketime?.Gerçi Nalan Demirciköye kadar geldiğini bildirdi baharın.
Valla ben bu hafta çok yoğun bir program yaptım. Ne yapıp edip gelsin. Beni yollarda süründürmesin.
Cuma akşamı , Hatırla Sevgili de benim dönemlerime geldi artık. Kızların sordukları sorulara kavga eder gibi cevap vermişim. Gece de hiç uyumadım. Ortasından izlemeye başladığım filmlerin sonunu getiremedim. Ama birinin sonunu hala merak ediyorum.
Cumartesi arkadaş buluşması yaptım. Hava çok güzeldi, hayatımda bu kadar yürümedim. Bir ara yolumuz cumartesi pazarının içine düştü.Birden madımak gördüm , hemen aldım. Ailece çok severiz. Biraz zordur işi ama ayilem için göğüs gerdim ne yapalım.Hatta doğrarken madı madı madımak oy madımak diye türküsünü bile söyledim.
Kül ve Yel'i okuyorum. Şimdilik birbirimizi anlamaya çalışıyoruz. Daha önceleri okumadığım bir yazar Müge İplikçi. Biraz Fürüzan tarzı yazıyor gibi. Ama şifreli yazmayı seviyor .
Gamsegamse sınav dönemine girdi , oda çöp oda olma yolunda. Kağıtlarına dokunmam konusunda sıkı uyarı aldım. Yalnız kalmak istediğini , mümkünse oda kapısına büyük bir sepet konmasını , odaya gelecek ve gideceklerin o sepete atılmasını istediğinni anons etti. Bu hafta 12 sınava girecek. Her gün iki tane.
Ben bu hafta çok yoğunum. Yarın Beşiktaş dolaylarında , çarşamba günü Taksim- Beyoğlu, perşembe günü Üsküdar civarındayım. Kocam kolaylıklar diledi. Yani kolay kolay buralara gelemem sanırım. Şimdiden hepinize iyi bir hafta olsun...
Valla ben bu hafta çok yoğun bir program yaptım. Ne yapıp edip gelsin. Beni yollarda süründürmesin.
Cuma akşamı , Hatırla Sevgili de benim dönemlerime geldi artık. Kızların sordukları sorulara kavga eder gibi cevap vermişim. Gece de hiç uyumadım. Ortasından izlemeye başladığım filmlerin sonunu getiremedim. Ama birinin sonunu hala merak ediyorum.
Cumartesi arkadaş buluşması yaptım. Hava çok güzeldi, hayatımda bu kadar yürümedim. Bir ara yolumuz cumartesi pazarının içine düştü.Birden madımak gördüm , hemen aldım. Ailece çok severiz. Biraz zordur işi ama ayilem için göğüs gerdim ne yapalım.Hatta doğrarken madı madı madımak oy madımak diye türküsünü bile söyledim.
Kül ve Yel'i okuyorum. Şimdilik birbirimizi anlamaya çalışıyoruz. Daha önceleri okumadığım bir yazar Müge İplikçi. Biraz Fürüzan tarzı yazıyor gibi. Ama şifreli yazmayı seviyor .
Gamsegamse sınav dönemine girdi , oda çöp oda olma yolunda. Kağıtlarına dokunmam konusunda sıkı uyarı aldım. Yalnız kalmak istediğini , mümkünse oda kapısına büyük bir sepet konmasını , odaya gelecek ve gideceklerin o sepete atılmasını istediğinni anons etti. Bu hafta 12 sınava girecek. Her gün iki tane.
Ben bu hafta çok yoğunum. Yarın Beşiktaş dolaylarında , çarşamba günü Taksim- Beyoğlu, perşembe günü Üsküdar civarındayım. Kocam kolaylıklar diledi. Yani kolay kolay buralara gelemem sanırım. Şimdiden hepinize iyi bir hafta olsun...
Etiketler:
hatırla sevgili,
kül ve Yel,
madımak,
Müge İplikçi
5 Nisan 2008 Cumartesi
eski yazı eski yazı eski yazı
bu gün eski yazı günü ama ben biraz geciktim zeya ta dünden koydu yazısını, ebru geçen haftakiyle idarae ediyor. Nalan da seferi sayılır:)).
Sabahın köründe yollara düştüm , yeni geldim eve. Arşivden alelacele bu yazıyı çıkardım. Bir sobe yazısı , blogspottaki yeni dostlarım da biraz daha tanır beni böylece
*********************************************************************************
16/3/2006 - ANAAAAAAAAAAAAAA YİNE SOBE
Sevgili ipekyolu ve pınardnmz beni aynı anda sobelemiş.bu nasıl saklambaç anlamadım geçen seferde tam 6 kez sobelenmiştim.,sorular biraz farklı ama kim düzenlediyse ,daha yaratıcı olabilirdi gibi,Şimdi çok biliyosan sen yap derlermiş.Anam terslik ben de diyorum da inanmıyosunuz.Baktım herkes soruları madde madde cevaplamış çıkmış işin içinden.yok illaki bir girizgah yapilacak,Öyle ya giriş, genişleme ,sonuç bölümleri var,
Neyse hadi başlayalım
1-SİZCE SEVGİ NEDİR:
Anneanneme göre çok ayıp bi şeydi,gız gısmı sevmek mevmek bilmezdi.Tabi bu teyzemler evlenene kadardı.Bize gelince doğru dürüst birini sevip evlenseler oldu.Bana göre iyi bişey sevelim sevilelim,KAAAAAAAAAAAM alalım dünyadan(a ların üstünde inceltme işareti var gibi okuyun),
2-YENİDEN DOĞSANIZ NE OLMAK İSTERDİNİZ:
Kocama sorayım.o ne olmak isterse o olmak isterim.Şimdi o başka ,ben başka olursak onu nerde bulucam,
3-EN ÇOK DUYGULANDIRAN ŞARKI
Duruma göre değişiyo.,Ama sıkı bir SEZEN ci olarak.,şunu söyleyebilirim bütün şarkıları her tür duyguma yol arkadaşlığı yapmıştır.Bi de MİHRİBAN,ama aslında.,Sertab Erener in ''Hadi yüreğim ha gayret,hele sıkı dur.hadi sabret.bu bir rüyaydı sabret.
4-EN ÇOK ETKİLENDİĞİN ŞAİR:
Etkilendiğim demeyelim de şiirlerini okumaktan zevk aldığım diyelim.Bizde ATTİLA İLHAN,yabancı Şilili şair PABLO NERUDA
5-iSMİNİZİN NE OLMASINI İSTERDİNİZ
Şehriban.Ya, ismimi çok severim ben sadece güzel bir çiçek ismi olduğu için konmamış bana .Daha önce de anlatmıştım ya kendisi de ihracatcı olan dedem tarafından ,doğduğum yıl Türkiyeden Hollanda ya LALE soğanı ihraç edildiği için onun anısına verilmiş. Tarihe tanıklık ediyoruz şurda
6-HİÇ AŞIK OLDUNUZMU:
Olmam mı? benim nerem eksik, Aşık olduğumu sandıklarım hariç.Tam anlamıyla bi kez,Masmavi gözlü bir adamdı.Hep yeşil parka giyerdi, Bi de ciddi naaaaaaaaaapsan bakmaz,Yaptık her türlü numaramızı,vardı elbet bizim de bildiğimiz bi kaç bişey,Allem ettik,kallem ettik,biraz dış yardım aldık,Biliyosunuz savaşta ve aşk da her şey mübahtır.Sonun da gördü beni senmisin öyle yapan inim inim inlettim,yerlerde süründürdüm.Zorla evlenmeye razı etti beni : ) Tam 24 yıl oldu.
7-HAYATINIZI DEĞİŞTİREN OLAY
Değiştirmedi de seyrini etkiledi,Körfez krizi ve Ölü Ozanlar Derneğini okumam
Sabahın köründe yollara düştüm , yeni geldim eve. Arşivden alelacele bu yazıyı çıkardım. Bir sobe yazısı , blogspottaki yeni dostlarım da biraz daha tanır beni böylece
*********************************************************************************
16/3/2006 - ANAAAAAAAAAAAAAA YİNE SOBE
Sevgili ipekyolu ve pınardnmz beni aynı anda sobelemiş.bu nasıl saklambaç anlamadım geçen seferde tam 6 kez sobelenmiştim.,sorular biraz farklı ama kim düzenlediyse ,daha yaratıcı olabilirdi gibi,Şimdi çok biliyosan sen yap derlermiş.Anam terslik ben de diyorum da inanmıyosunuz.Baktım herkes soruları madde madde cevaplamış çıkmış işin içinden.yok illaki bir girizgah yapilacak,Öyle ya giriş, genişleme ,sonuç bölümleri var,
Neyse hadi başlayalım
1-SİZCE SEVGİ NEDİR:
Anneanneme göre çok ayıp bi şeydi,gız gısmı sevmek mevmek bilmezdi.Tabi bu teyzemler evlenene kadardı.Bize gelince doğru dürüst birini sevip evlenseler oldu.Bana göre iyi bişey sevelim sevilelim,KAAAAAAAAAAAM alalım dünyadan(a ların üstünde inceltme işareti var gibi okuyun),
2-YENİDEN DOĞSANIZ NE OLMAK İSTERDİNİZ:
Kocama sorayım.o ne olmak isterse o olmak isterim.Şimdi o başka ,ben başka olursak onu nerde bulucam,
3-EN ÇOK DUYGULANDIRAN ŞARKI
Duruma göre değişiyo.,Ama sıkı bir SEZEN ci olarak.,şunu söyleyebilirim bütün şarkıları her tür duyguma yol arkadaşlığı yapmıştır.Bi de MİHRİBAN,ama aslında.,Sertab Erener in ''Hadi yüreğim ha gayret,hele sıkı dur.hadi sabret.bu bir rüyaydı sabret.
4-EN ÇOK ETKİLENDİĞİN ŞAİR:
Etkilendiğim demeyelim de şiirlerini okumaktan zevk aldığım diyelim.Bizde ATTİLA İLHAN,yabancı Şilili şair PABLO NERUDA
5-iSMİNİZİN NE OLMASINI İSTERDİNİZ
Şehriban.Ya, ismimi çok severim ben sadece güzel bir çiçek ismi olduğu için konmamış bana .Daha önce de anlatmıştım ya kendisi de ihracatcı olan dedem tarafından ,doğduğum yıl Türkiyeden Hollanda ya LALE soğanı ihraç edildiği için onun anısına verilmiş. Tarihe tanıklık ediyoruz şurda
6-HİÇ AŞIK OLDUNUZMU:
Olmam mı? benim nerem eksik, Aşık olduğumu sandıklarım hariç.Tam anlamıyla bi kez,Masmavi gözlü bir adamdı.Hep yeşil parka giyerdi, Bi de ciddi naaaaaaaaaapsan bakmaz,Yaptık her türlü numaramızı,vardı elbet bizim de bildiğimiz bi kaç bişey,Allem ettik,kallem ettik,biraz dış yardım aldık,Biliyosunuz savaşta ve aşk da her şey mübahtır.Sonun da gördü beni senmisin öyle yapan inim inim inlettim,yerlerde süründürdüm.Zorla evlenmeye razı etti beni : ) Tam 24 yıl oldu.
7-HAYATINIZI DEĞİŞTİREN OLAY
Değiştirmedi de seyrini etkiledi,Körfez krizi ve Ölü Ozanlar Derneğini okumam
3 Nisan 2008 Perşembe
No aksiyon
valla hiç bi aksiyon yok ben de bu gün. Hava kasvetli, karanlık yağsa mı yağmasa mı karar verememiş durumları var. Benim de hala uykum var . Halbuki gece bi güzel uyudum.
Canım yemek yapmak bile istemedi. Uyduruk kaydırık yemekler var bu akşam. Dünden kalma zeytinyağlı pırasa, patates haşladım kavurdum onu tekrar kıymalı soğanlı, annem kişi başı bir yumurta kırardı , çok da güzel olur. Bi de şehriye çorbası . Her zaman kedi keşkek yemez dimi. Dün akşam onlara anlı şanlı bir fırında sebzeli balık yapmıştım.
Bu gün yoğurt mayaladım. Belki de 20 yıldır falan mayalamamışımdır. Kızlar bebekken günlük yoğurt mayalardım onlara. Bir su bardağı bir su bardağı. Denizi olmayan yerde , eğri çatılı evdeyken de, sütçü Zeynel mayalardı)). Amma ille kendi tencereni vereceksin. Yoğurt isteyenlere kendi tenceresine mayalar, sonra da motosikletiyle servis ederdi onları. Bir gün yoğurda zam yaptım dedi, niye dedim.
-Çok zor yenge yoğurt mayalamak dedi. Önce kapıyı pencereyi kapatacaksın , kedi girmesin diye. Anladınız siz onu, yani biz çok kedili yoğurt yemişiz. Kedili yoğurt yememenin bedeli yoğurda zam yapmak.
Bu günlük bu kadar olsun mu, olsun olsun. Modumda değilim , yarına Allah kerim
Canım yemek yapmak bile istemedi. Uyduruk kaydırık yemekler var bu akşam. Dünden kalma zeytinyağlı pırasa, patates haşladım kavurdum onu tekrar kıymalı soğanlı, annem kişi başı bir yumurta kırardı , çok da güzel olur. Bi de şehriye çorbası . Her zaman kedi keşkek yemez dimi. Dün akşam onlara anlı şanlı bir fırında sebzeli balık yapmıştım.
Bu gün yoğurt mayaladım. Belki de 20 yıldır falan mayalamamışımdır. Kızlar bebekken günlük yoğurt mayalardım onlara. Bir su bardağı bir su bardağı. Denizi olmayan yerde , eğri çatılı evdeyken de, sütçü Zeynel mayalardı)). Amma ille kendi tencereni vereceksin. Yoğurt isteyenlere kendi tenceresine mayalar, sonra da motosikletiyle servis ederdi onları. Bir gün yoğurda zam yaptım dedi, niye dedim.
-Çok zor yenge yoğurt mayalamak dedi. Önce kapıyı pencereyi kapatacaksın , kedi girmesin diye. Anladınız siz onu, yani biz çok kedili yoğurt yemişiz. Kedili yoğurt yememenin bedeli yoğurda zam yapmak.
Bu günlük bu kadar olsun mu, olsun olsun. Modumda değilim , yarına Allah kerim
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)