Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kız Çocukları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kız Çocukları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Haziran 2014 Cuma

efsane geri döndü:)) kitaptır,filmdir

 Dün yine Tavsiye Evi çok güzel bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Yazarla Sohbet gününün bu sefer ki konuğu üçüncü romanı ''Gece Tayyarede Açıkta'' ile Orhan Bahtiyar'dı... Orhan Bahtiyar bize çok güzel bir sunum hazırlamıştı. Aya ilk adımdan başladık günümüze kadar geldik... Kitabının kahramanı Vecihi Hürkuş  Türk havacılık tarihinin en önemli isimlerinden biridir.Vecihi Hürkuş'u bir roman kurgusu içinde tanımak çok farklı...Ruslara esir düştüğünde Hazar Denizinde bulunan Nargin Adasından yüzerek İran üzerinden yurda kaçmayı başaran, davetli olduğu ama adresini bilmediği düğün evini havadan uçakla arayarak bulan,Kurtuluş Savaşı'nın ilk ve son uçuşunu yapan Vecihi Hürkuş'un  akıl almaz hikayesini mutkala okumalısınız...



Ben dün akşam başladım okumaya... Bir Bağdat köylüsü ile Vecihi Hürkuş arasında geçen konuşma bana yıllardır kullandığımız bir sözü nasıl da yanlış yerde kullandığımızı öğretti...




Ana gibi yar Bağdat gibi diyar olmaz sözünün aslı Ane gibi yar (yani uçurum) Bağdat gibi diyar olmaz. Ve bu sözün söylenme sebebi ise şöyle açıklanıyor ;
Ane Bağdat yolu üzerinde bir uçurumun adıdır. Bağdat ise bir dönem bilimin merkezi konumunda. Ve bilgiye ulaşmak isteyenlerin bilginin merkezi yani Bağdat’a giderken geçmeleri gereken bir uçurum var ve bu uçurumun adı da Ane.Valla hiç bir masraftan kaçınmadım ve o yarın yani uçurumun resmini buldum size:)


Vee dünün güzelliklerinden biri de^^ Kız Çocukları^^ndan geldi. Bu şeftalili merengle tatlandı ağızlarımız...Kız Çocuklarının sipariş aldıklarını da ekleyeyim not olarak...



Bugün yine şakır şakır yağmurla uyanınca en iyisi evde oturmak film izlemek dedim ve çoktandır izlemek istediğim  ''Grand Budapest Hotel/ Büyük Budapeşte Oteli''ni izledim. Mutlaka izlemelisiniz diyeceğim güzellikte bir film söyleyeyim size...Zerafeti ile otel müşterilerini kendine bağlayan Güstav ile bellboy  Sıfır Mustafa'nın hikayesini kaçırmayın. Sıfır Mustafa çünkü;gerçekten sıfır, anne baba yok,eğitim yok, deneyim yok:))

Size aynı zamanda hafta sonu önerileri olsun bunlar...hayde gittim ben

26 Şubat 2014 Çarşamba

Uykusuzlar ve Kız Çocukları

Bugün ''Tavsiye Evi''nde yine bir yazar-okur buluşması yaptık. Yasemin Sungur moderatörlüğünde Gülşah Elikbank ile son romanı ''UYKUSUZLAR'' hakkında konuştuk. Rüyalar ve rüyalarımız üzerine çok  koyu bir sohbete daldık.Hepimiz rüya görür uyandığımızda da bunu anlamlandırmaya çalışırız. Ben mesela beni yönlendirmesine izin vermesem de rüyalarıma inanırım. Önünde sonunda çıkar çünkü...Hatta bazen beni korkutur bile bu durum.Gülşah Elikbank'da rüyalarına inanlardan ve bu konuda 4 yıl araştırma yapmış,sonunda da bu roman çıkmış ortaya... Fantastik bir kurgu olmasına karşın hemen herkesin kendinden bir şeyler bulabilebileceği bir kitap.

Bir de gölge mevzu var kitapta kii  gölge de benim ilgimi çeken bir şeydir. Hatta zaman zaman gölgemi çektiğim resimleri de burada paylaşmışımdır. Gördüğümüz ama dokunamadığımız,maddesel olmayan bir şey hem korkutucu hem çok ilginç hem de çok güzel bir şey...Şey diyorum  adını koyamadım çünkü:)

Kitabı okurken hemen ilk sayfalarda  şu cümleler  çok ilgimi çekti.''Dünyada kendi türünden tiksinen ve onu sebepsiz yere tüketmek yok etmek için çabalayan tek ırk  İnsanlık!''

''En keskin kılıç; bir varlığın aklıdır. Lakin ne yazık ki, aklı yenebilecek tek şey de; Aşktır''

Gülşah Elikbank'ı ben  bu fantastik romanıyla tanıdım. Bir Türk okur olarak da kendisiyle gurur duydum. Nasıl Hary Potter serisini genç yetişkin demeden  keyifle okuduk, o fantastik dünyayı sevdik ''Uykusuzlar''  da  hiç  de aşağı kalmayan bir başarı yakalamış.Haklının hakkını teslim etmek gerekirse ben de uyandırdığı kanı budur.




Bugünün diğer bir lezzeti daha doğrusu lezzetleri ise ''Kız Çocukları''nın bizim için hazırladığı yiyeceklerdi... Elmalı turta başımın taacıydıı desem beni bilen anlar ne demek istediğimi...Ben onların yaptıkları yiyecekler kadar hikayelerini de çok seviyorum...Bir tıklayıp giderseniz hem hikayeyi hem de yaptıkları yiyecekler hakkındaki bilgileri okuyabilirsiniz...

Bugün de böyle girsin kayda...Hem beyne hem damağa şenlik bir gündü diye...


1 Şubat 2014 Cumartesi

Kayda girsin

Yavaş yavaş sosyal yaşama dönme kıpırtıları göstermeye başladı bizim ev. Dile kolay tam bir aydır, hastalık halleri var bizde...En büyük hazine sağlıkmış diyelim ve ben ne yapmışım, ne okumuş ne izlemişim bu günlerde  bi bakalım)
 











İlk evden çıkış operasyonumuzu görümcemin kızı  Filiz düzenledi. Bizi evinde bir güzel ağırladı... Yedik içtik,sohbetler ettik. Bir ayın acısını çıkardık.




Bu hafta izleyip de size sözünü etmek istediğim film ise;President Barber...Bir Kore filmi ama izlerken hiç de yabancılık çekmeyeceksiniz. Memleketimden manzaralar diyebilirsiniz hatta...
Sıradan bir berber, çocuğunun da telkinleriyle işleri büyütmek için çaba göstermeye başlar. Bunun sonucunda ülkenin başkanının berberi haline gelecek olan adam, ülke tarihindeki önemli olaylara da ilk elden tanıklık edecektir.



Bu haftanın kitabı ise  ''Dün ve Ferda/ Erendiz Atasü'' oldu.60'lı yıllardan bugüne uzanan olaylar silsilesi,bir dönüşümün kitabı...Kahramanımız Ferda  ama onun etrafında gelişen olaylar, onun hayata bakışı,o yıllardaki siyasal yapı, cinsellik ,çevresindeki insanlar gibi detaylarla  yazar bize o yıllardan bu yana değişen hatta kökten değişen bir anlayışı anlatıyor. Değişmeyen tek şey sanırım Kazım Hoca gibiler...

Gözlüğümün  zincirini görüyor musunuz... Görümcemin kızı Banuş yapıyor. İncecik oyalar örüyor bunun için. Görür görmez kaptım hemen:)

Gelelim bu haftanın en önemli etkinliğine... Dün ''Tavsiye Evi'' nde Canan Tan ile yapılan çaylı kahveli bir sohbete katıldım.Kitaplar, Türk Edebiyatı ve son günlerdeki edebi olaylar hakkında sohbet ettik. Bir ev sohbeti  bir komşu ziyareti havasında geçti saatler. Kitaplar imzaladı bize, hem de istediğimiz kadar kitabı hediye etti, seve seve de imzaladı..''.Mesela çocuk kitapları yazdığını bilmiyordum. Hemen yeğenim Doğa'ya  imzalattım ve gönderdim dün babasıyla Ordu'ya...İmza Ben'' de de aynı kitapta buluşacakmışız çok sevindim.


Bu sohbet sırasında ''Kız Çocukları''tarafından hazırlanan lezzetlerle ağırlandık. Hele adını'' Fatih Portakal''ın koyduğu bir ''kara bela'' vardı ki, pasta mıydı?,çikolata mıydı?  karar veremedim...


Dün öğleden sonrayı ise Ordu'dan gelen kardeşimle geçirdim. Naziş bizi yemeğe götürdü. Sonra  D&R da kitap alışverişi yaptık.

Durun daha haberler bitmedi... ''Bibliyomanyaklar''ın ilk yazar röportajı yayına girdi.Çok güzel bir röportaj oldu,okumanızı ve Kapalı Çarşı Cinayeti yazarı Esra Türkekul'u yakından tanımanızı öneririm... Bakın bakalım o neler okuyor mesela...Ve bundan sonra her hafta bir okuyucusuna bir kitap armağan edecek Bibliyolar... Çok güzel kitaplar var,kaçırmayın...