Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

8 Ekim 2014 Çarşamba

Bugünkü gün


Yine çok zor bir sınavdan geçiyoruz benim canımın içi okuyucu... Yine bize kırk katır mı kırk satır mı ? diye soruyorlar. Yok artık,ikisi de değil... Tek seçimimiz insanca yaşam...  Bir yerlere ait olamama duygusu eminim ki berbat bir duygudur...O yüzden umarım ki ve de dilerim ki tüm yurdundan sürgün yaşayanlar bir gün evlerine dönerler ve onları buna mecbur bırakanlar da cezalarını bu dünyada görürler,bize de bunu görmek nasip olur inşallah...Geçen gece yemekten dönüyorduk, araba caddede ilerlerken; çöp konteynerının arkasında yerlere oturmuş,bir şeyler yiyen Suriyeli bir aile gördüm.Yanımdakilere bir şey hissettirmedim ama ölüyorum sandım...Bir taraftan da neredeyse beş yıldızlı otel rahatlığında olduğu söylenen mülteci kampları, özel statü ile sınavsız ünivesiteye alınacağı söylenen mülteci gençler, kamplara kurulan kendi dillerinde öğrenim göreceklerinin söylendiği sınıflar. Ve bunlara bile özenen,  sınavdan sınava deli gibi koşuşturan,üç saatlik sınavlar sonucu geleceklerinden olan   bizim çocuklar. Ben bir şey anlamıyorum bu işten...

 ***************************************************************************

Şimdi dönelim  bize...

Size sözünü edeceğim kitap; Acaip Bir Başlangıç/Monica Maron...Ben kadın ağzından yazılan romanlara bayılırım...''Acaip Bir Başlangıç''ın Johanna'sı; Kendi hayatını, yaşlanmaya başlamasının hüznünü hatta kendi bedenini sorguluyor... Bunu kah mektuplar üzerinden, kah komşuluk ilişkileri üzerinden, kah arkadaşları üzerinden yapıyor.Varlığını bile unuttuğu arkadaşının, ölürken tek görmek istediği kişinin neden kendisi olduğunu bile çözemezken,kendi hayatının içinde kaybolurken bakalım bana daha neler anlatacak Johanna...Kitabın henüz yarısındayken bana hissettirdikleri bunlar...Bugün ''Kız Kulesi'' karşı oturmuş bu kitabı okurken hep geçen yaz yine bu aylarda yine aynı yerde okuduğum'' Uzun Güzel Yaz''ı hatırladım sık sık...Sanki bir benzerlikte buldum iki kitap arasında...


Gelelim filme...Kelimelerin filmini çeken bir yönetmenden Richard Linklater'dan bir film var bugün..Çocukluk... Aynı zamanda  Before Sunrise... Before Sunset... Before Midnight yani kısaca Before üçlemesinin de yönetmenidir. Filmlerinde aksiyondan çok diyaloglara önem verir...
Bir çocuğun; çocukluktan ergenliğe geçişteki 12 yılını anlatan bir film... Öyle aksiyon, ay aman şimdi ne olacak acabalar gibi bir şey beklemeyin... Bir hayat izlediğiniz, ne gelirse o yaşanıyor...Böyle bir film... 8.7 gibi çok yüksek bir imdb puanına sahip... Evet film çok güzel ama bu kadar yüksek bir puan da  biraz abartı yalnız...




 Battaniye motiflerim tam gaz devam ediyor. Her fırsatta örüyorum, film izlerken özellikle...
Bir okuyucum yorum bırakıp motifi yakından görmek istediğini söylemiş. Çok basit bir motif zaten, ama renk renk yaptıkça  nasıl hoşuma gidiyor. Valla bir sepet motifim var :)



Bu sene kış hazırlıklarında biraz yavaş gittim, domates sosları, menemen, bir kaç paket taze fasulye ve bir iki paket de barbunya hazırladım o kadar...Nerede geçen senenin mürdüm eriği marmelatları, karnıyarıklık hazırlanmış patlıcanları, közlenmiş biberleri...
Ama bu akşam yeni bir şey yaptım, hamsiler henüz ucuzken yapın siz de... Hatta başka balıklardan da yapabilirsiniz... Ben Ecemkuşun hazırladığı hamsi kuşundan esinlendim. Daha doğrusu kılçık çıkartmaya üşenip, tavalık  hazırladım...

Hamsileri, yıkadım temizledim...Sularının iyice süzülmesini bekledim. Daha sonra tuzladım ve mısır unu ile iyice unladım... Melamin tabaklarım vardı ki bu tabaklar tam da tavamın büyüklüğünde... Tabağın üstüne bir büyük buzdolabı poşetini açıp yaydım,siz streçfilmle de yapabilirsiniz,aynen tavaya dizdiğim gibi hamsileri dizdim ve paketleyip dondurucuya koydum. İki kg hamsiden böyle üç tabak çıktı... Yarın,onlar iyice donunca altındaki tabağı alacağım ve onları üst üste yığacağım :)


Şimdilik bu kadar... Gittim ben...





2 yorum:

  1. Acaip Bir Başlangıç'ı ben gidinceye kadar bitir de bana yolculuk kitabı olsun :))

    YanıtlayınSil
  2. Artık gündeme dair bir yorumum kalmadı inan :( en güzelini yapıyorsun,kitaplar,filmler ve kız kuleli çaylar ;) keyfin bol olsun canım.Notlar alıyorum tabii ama senin hızına yetişmem zor :) yavaş yavaş izlerim,okurum işte böyle...öperim.

    YanıtlayınSil

içinizden geldiği gibi yorumlayın ama unutmayın ki keser döner sap döner gün gelir hesap döner:))