Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

26 Eylül 2014 Cuma

Kayıt lütfen :)

Bu hafta nasıl geçti anlamadım.Hep bir yerlerde oldum, hep yapacak bir işim oldu, yatağa  pes düştüm diyebilirim.
 Salı günkü şahane bir edebi şölen yaşadığımı anlatmıştım. Çarşamba günü  bu kez kocamla erkenden çıktık evden onun diş randevusuna gittik. Doktorda işimiz erken bitince hadi dedim buralara gelmişken Mine'ye uğrayalım.Mine'yi arayp da hadi hemen gelin, bekliyorum cevabını alınca kocamla didişe didişe gittik. Niye derseniz,çünkü; ben bir gittiğim bir yere bir daha giderken yine yolu şaşırırım ama oraya hiç gitmeyen kocam işte burası dedi bana :) Mine Flora da biz aynı çocukluğumuzdaki gibi bahçeye dalma zevkini tattık. Ağaçtan hünnap, asmasından üzüm topladık.Çayımızı, kahvemizi içtik ,sohbetimizi ettik velhasıl güpgüzel bir gün geçirdik. Torbalarımızda üzümlerimiz ve hünnaplarımızla bağ bozumu yapmış gibi geldik eve :)
Bu kadar gezdik tozduk eve gelip yan yattım sanmayın, akşam bir sürü  menemen konservesi yaptım. Bunu Naziş için yapıyorum,o çok seviyor. Yemeği beğenmezse hemen açıyoruz bir kavanoz, bir yumurta kırıp karıştırıyor  al sana şahane yemek. Hem sağlıklı hem hafif...

Dün Tavsiye Evi'nin düzenlediği  bir hatta iki etkinliğe katıldım... İlki sağlıklı atıştırmalıklarla ilgiliydi.''Gekoo'' yu tanıdık... Ben tüm ürünlerine bayıldım. Hel bir tane bisküvileri varki onunla ilgili çok projelerim var :)Tatlandırıcı yerine kaliteli bal ve pekmezin kullanıldığı  her safhasında organik olarak üretilmiş malzemelerden yapılmış, büsküvileri ve diğer atıştırmalıkları tattık hem de hazırlanan şık paketlerdeki hediyelerimizi aldık.Bir söz beni çok etkiledi. ''İki sene bayatlamayan,bozulmayan şeyleri nasıl yiyorsunuz?'' hakikaten ya dün akşamdan beri evdekileri bıktıracak kadar söyledim bunu...



Etkinliğin ikinci bölümünü ise Dudullu'da ki Hafele firmasının Showroomunda tamamladık... Amanın be o gardrobun çekmecesinden çıkan ütü masasını, kıyafetleri rahatça seçebilmek için dışarıya çekilebilen askılığı, bir dolap kapağı açınca içinden koca kilerlerin çıktığı mutfak dolaplarını görünce mest oldum...Bir sürü fikir kaptım:)
Aşağıda acar muhabirinizin sizleri bilgilendirmek için görüntüler aldığını görüyorsunuz :)

 Yedin içtin hiç bişi okumadın mı derseniz ayol hiç olur mu öyle şey :)Okumak bir yaşam biçimi bizim için :)...
General Uçtu bitince elime bir deneme kitabı alayaım dedim. Bu aralar sürekli de dışardayım, çantama atayım bir yerlerde otururken falan açar, bi deneme yazısı okurum diye düşündüm ve John Berger'in ''O Ana Adanmış'' a devam ettim. Devam ettim diyorum çümkü; ben denemeleri ara ara  okumayı severim. Çok da keyifli oldu doğrusu... İçindeki  fotoğraflarla, insana resmen beyin fırtınası yaptırıyor John Berger...


John Berger, August Sander'in fotoğraflarıyla giyim ve duruş şekillerinden insanların yaşam bicimleri hakkında nasıl çözümlemeler yapilabileceğini anlatiyor,Takım Elbise ve Fotograf adlı deneme yazısında...
Istrabın Fotoğraflarında ise;Eskiden savaş resimlerinin gazetelerde çok yer almadığını ama şimdi çok açık ve kanlı olarak yer almasının insanların şiddete alıştığının göstergesi olduğunu, düşündüğünü yazıyor...
Kitap ayracı Bedri Rahmi Eyüpoğlu kumaş üzerine orjinal çizimi
 Kitap,İstanbul üzerine bir deneme yazısı ile bitiyor...

Ay hadi gideyim ben, ne kadar yazdım böyle...

4 yorum:

  1. Üç eksik, beş fazla, İstanbul beni de sakla deyip bir gün delilik yapıp İstanbul'a yerleşmeye kalkarsam şaşırma. Hatta Anadolu yakası daha sakin gibi, hem sana da yakın olurum :)
    Kocam 7&24 çalışıyor, çocuklar da üniversite de lâkin annem var işte benim ayağımı Antalya'ya bağlayan.
    Bu yazdıkların benim yazı ile ne alaka diyeceksen, sana imrendiğimi söyleyebilirim :) Lale abla.

    YanıtlayınSil
  2. Lale Abla süper dopdolu bir hafta geçirmişsiniz.O yorgunluk tatlı yorgunluk :)

    YanıtlayınSil
  3. müthişsin yine LALEM
    MAŞALLAH

    YanıtlayınSil
  4. Hobi bahçesi; mini sera veya hobi sera

    Bizde hazır imal edilmiş halde satılması henüz çok yenidir, “yeni tanınmak üzere”dir. Söz konusu mini sera veya bahçe seraları için bizde “hobi sera” terimini kullananlar var.
    Eski klasik limonluklardan farkı, bunların şimdi çiçek ve bahçe meraklıları için portatif olacak şekilde üretimlerinin yapılıp satışa sunulmasıdır.

    Bunlara ingilizcede hobby garden, greenhouse gibi isimler verilir. Hobi bahçesi denince bizde normal bahçeler anlaşılıyor. Mini sera denince de el kadar, akvaryum gibi gerçekten mini seralar anlaşılıyor (hâlbuki bunlara Hobi Sera denir).


    Hobi bahçesi mini seralar büyük bir tavuk kümesi gibidir, en azından bir köpek kulübesinden dört misli kadar büyüktür. Gelişmiş batı ülkelerinde ve ABD’de yapı market tarzı yerlerde ve süs bitkileri / bahçe meraklıları için olan mağazalarda hazır satılır. Yurt içinden “hazır satın alabileceğiniz” bir yer örneği olarak Serapey.com web sitesine bakabilirsiniz.

    Madem bizde henüz pek bilinmiyor ve her yerde satılmıyor, o halde kendiniz de yapabilirsiniz. Tabii ki ihtiyacınız varsa. Veya yeni bir kazanç yolu olarak imal edip satışa sunabilirsiniz.

    Hobi sera / hobi bahçesi en kolay yoldan nasıl yapılır?
    Metreyle satılan hem kalın hem cam gibi tam şeffaf polyester branda / muşamba alarak çadır ya da tavuk kümesi yapar gibi pvc ya da alüminyum çerçevelerle ihtiyacınıza uygun bir Hobi Sera yapmanız kolay. Muşamba yerine polikarbon levhalar özellikle kışları fazla soğuk geçen yerlerde ısı yalıtımı için çok elverişlidir.


    Rüzgârdan uçup gitmesin diye yere sağlamca sabitlemek ve güneş içerdeki bitkileri pişirmesin diye gereken tedbirleri düşünmek gerekiyor. Daha uzun ömürlü ve bahçe serası olarak bir şey tasarlamak istiyorsanız hiçbir tahta malzeme kullanmamanızı tavsiye ederim. En iyisi pvc çerçeveler kullanmaktır.

    Bu tip limonluklar hangi amaçlarla kullanılır?

    1- Kış boyunca bazı bitkileri ağır dondan korumak.

    2- İlkbahar başında / kış sonunda ekeceğiniz tohumların daha hızlı büyüyebilmeleri ve nisan sonuna doğru esas yerlerine dikilebilecek hale gelmeleri.

    3- Kışın da sebze yetiştirilmesi.

    4- Gülden Afrika menekşesine kadar birçok bitkinin çelikle üretimi için yüksek hava nemliliği sağlaması.

    5- Fazlaca hava nemliliği isteyen bitkilerin havası yeterince nemli olmayan yörelerde yetiştirilmesi.

    6- Gece ısının çok düştüğü yerlerde soğuk sevmeyen bitkilerin yetiştirilmesi..

    7- Bahçelerde tavukların değil süs bitkilerinin devamlı kapalı yerde yetiştirilmesi..

    Daha birkaç amaç sayılabilir.


    Zararlı yönlerine gelince:

    — Birçok hastalıklar ve parazitler içerde kolayca çoğalabilir.

    — Direkt güneş alan bir yerde bulunuyorsa sıcak günlerde bitkiler sıcaktan pişebilir

    YanıtlayınSil

içinizden geldiği gibi yorumlayın ama unutmayın ki keser döner sap döner gün gelir hesap döner:))