Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

7 Aralık 2009 Pazartesi

bol notlu , durmadan düzenlenen bi yazı

Dün akşam gördüğüm karışık rüyaları anlatmaya kalksam burdan köye yol olur. Çocuk sesleri var, pencereden bakıyorum , top kafama geliyor. Sonra yine çocuk sesleri bu kez kızlar evcilik oynuyor ama garip bir evcilik. Anneleri elinde pasta ile geliyor, doğum günü varmış. Böyle abuk subuk rüyalar gördüm. Ama sonra zil çaldı ve günüm aydınladı. Leylak Dalımdan paket geldi. İlk yeniyıl hediyem oldu böylece. Siftah senden bereketi Allahtan, Leylak Dalıcım:))) Bana olabilecek en güzel hediye; kitap vardı paketimde. ''Fettan Vişne Günahkar Elma'' , Ayşe Kilimci'ye ait.
. Ayşe Kilimci benim çok yakın arkadaşımın -Deniz- teyzesinin oğlu ile evlidir. Kayınvalidesi yani , Deniz'in teyzesi, notlarını gizlice okuduğunu ve bunu yazan benin Gelinim diye nasıl gizli gizli sevinç duyduğunu anlatırdı bize. Leylak Dalı''mın paketinden çok zarif bir kart ve kızların ve benim adıma ayrı ayrı kitap ayraçları çıktı. O kartı seçişteki zariflik gözlerimi yaşarttı-Bir lale sepeti. Kartın güzelliğine vuruldum. Blog dünyası beni günden güne şaşırmaya , her gün yeni iyikiler dememe devam ediyor böylece. Burada yaşadığım güzellikler saymakla bitmez. Fotoğraf yarın koyacağım , çünkü iki makine var evde güya, ikisinin de ya pili bitmiş ya şarjı yoktu.

Dün başlattığımız yürüyüş etkinliğim bu günde devam etti. Bu kez de Kuzguncuğa indik hiç bilmediğimiz sokakları keşfede keşfede ve Kuzguncuklu olmaya iyice karar verdik

Dönüş yolu Fethi Paşa korusu içinden oldu. Zeya ve Ece bu yolu iyi bilirler, çok keyiflidir. Yine karşıda Boğaz arz-ı endam eyler, orman içinde bir patika. Yol kenarları mevsimine göre çiçeklendirilmiştir. Şükrede şükrede çıktım, yanı başımda , hemen elimin altında böyle bir güzellik olduğu için. Yerler meşe palamutu doluydu. İşciler lale soğanlarını toprağa yerleştiriyorlardı. Her taraf hercai menekşe , papatya kasımpatları ve siklamenlerle doluydu. Ağaçların altındaki jimnastik aletlerinde birazda spor yaptım. Yeni yıla bir kaç kilo daha az girebilmek niyetim. Zuz kafamı ütülemekte. Hah şimdi hatırladım rüyamda O'nu kilo almış gördüm, oh gördün mü? diyorum bi de:)))). Gamsegamse ve O, hani şu yiyip yiyip kilo almayıp, durmadan da şimdi ne yiyelim diyen tipler vardır ya onlardanlar. Gelirken birazda pazar alış- verişi yaptık.

Eve gelince çayı koydum hemen, dilim damağıma yapışmıştı. Sonrada akşam yemeği hazırlığı , kuru fasulye yanına bulgur pilavı ve vişne kompostosu yaptım. Accık accık yiyeceğim. Ah dün akşam yediğim bir kase kabuklu bademin vicdan azabını duymaktayım hala:)) Ama Çok Güzel Hareketler Bunların yanına çok yakışmıştı napimmm.
*********************************************************************************

Not: şu anda şehit haberleri var tv de. Ben diyorum ki'' eceli gelen köpek cami duvarına işermiş''. Artık bunun toptan bitmesi gereken yere geldik. Ben burada boyumu aşan şeyleri yazmam pek. Her konuda söyleyecek bi sözüm benim de var elbet. Her sözümü her yerde söylemem ama bıçağın kemiğe dayandığı an bu an. Yüz yıllık yanlış politika bir günde çözülemez elbet. Ama bir adım ileri iki adım geri, mehter marşı formuylada olmayacağını da görüyoruz. Bu konuda tek bildiğim var;Terörün hiç bir haklı nedeni olamaz. Şiddet hiç bir şeyin çözümü değidir.
*********************************************************************************
Bu sabah yatakta kendimi, yarın Can gelirse ne pişirsem acaba derken yakaladım. Geçtiğimiz perşembe gününden beri görmedik, çok özledik.
***********************************************************************************
Kitabım bitti- İmkansızın Şarkısı- çok beğendim, çok yolculuklar yaptım Vantabe, Nauko , Midori ve Reiko ile.
Leylak Dalı'mın hediyesi kitabımı bu sabah yarıladım. Benim için hoşluklarla dolu, yazarın kayınvalidesinden bahsediyor ara ara ve ben O 'nu tanıyorum.Ve meyveler edebiyatımıza ne çok şey katmışlar. Mesela Karadutum Çatalkaram Çingenem demeseydi Bedri Rahmi...

bedrirahmi“Karadutum, çatal karam, çingenem….” diye başlar şiir ve devam eder gider.
Bir çoğumuz biliriz bu şiir'i. Ve sanırız ki şair, bu şiiri eşi için yazmıştır.
Oysa sairin esi için tam bir dramdır bu yazılanlar!


Eeeeen dip not.

Karadut gerçeği;
1949'da bir gün İstanbul Büyük Kulüpteki bir toplantıda, davetliler Bedri Rahmi'den bir şiir okumasını istediler. Eyüboğlu ayağa kalktı ve Karadut'u okumaya başladı.

"Karadutum, çatalkaram, çingenem.
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karimsin…"

Bedri Rahmi, şiiri okurken aniden gözlerinden yaşlar süzüldü. Salondaki herkes niye ağladığını anlamıştı, tabii herkesten çok hemen yani başında ki karisi Eren Eyüboğlu. Çünkü şiirde bahsedilen karısı, şu an yanındaki karısı değildi.

Şiiri 3 yıl önce, bir başka kadın Mari Gerekmezyan için yazmıştı.
"Kara saplı bıçak gibi " Mari, Bedri Rahmi'nin asistanlık yaptığı Güzel Sanatlar Akademisi'nin heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelmişti. O dönem askerliğini yapmakta olan Sair – Ressamın sinesine "Kara saplı bir bıçak" gibi saplanmıştı. Mari, Bedri Rahmi'nin bir büstünü yapmıştı. Bedri Rahmi bu büstü, Mari'nin çeşit çeşit portresiyle ve ona yazılmış şiirlerle yanıtlamıştı. Artik asklarından bütün İstanbul haberdardı. Bedri Rahmi sanatında tam bir patlama yasıyor, Eren Eyüboğlu ise sabırla eşinin kendine dönmesini bekliyordu.

*************************************************************************************

Gamsegamse'nin, ayyyy iki metre yazı, bunu kimse okumaz, dediği yazılardan olmuş bu yazı. Ama bu bizim evin sahici tarihi kızım bilmezmisin, Ayfer Tunç' a gönderme yapmışım bu arada hehehehhe. O Bir ''Deliler Evinin Yalan Yanlış Tarihi''ni yazmış ben bizim evin sahici tarihini:)))

Bu ara bloglarda , çekilişlere rastlıyorum, bloglarının reklamını yapmak gibi bir şey. Ben de bu yazıyı sonuna kadar okuyanlar arasında çekiliş yapmak isterdim:))) Mesuud olmuş görmek isterim sizi( Bir Türk Sineması repliği)

16 yorum:

  1. Zaten keyifsizim haberleri izledim daha da içim daraldı..Son notuna aynen katılıyorum ama sence iyi şeyler olacak mı gidişat beni endişelendiriyor.sevgiler...

    YanıtlayınSil
  2. Lale Abla felaket bir gündü yine bu ülke için...vahşi bir iklim..öyle diyorlar ya...off çok karamsarım, çok...
    Kuzguncuk güzellemeleri 2 gündür nasıl iyi geliyor, dün uzun uzun bir yorum yazdım , kaydedemedim bir türlü sonra, sonunda pes ettim...
    Sonbahar gibi kışın gündüzleri bizim için de keyfini çıkarın...

    İyi geceler, tatlı rüyalar(!) dilerim.

    YanıtlayınSil
  3. çok üzüldük şehit haberlerine, yazıklar olsun!! hepimizin başı sağolsun

    YanıtlayınSil
  4. Terör böylesi lanetlenecek bir şey o güzelim İstanbul' yazısını bile gölgede bırakacak kadar adice.
    ............
    Bir gün tıpkı yollara dikilen farklı farklı çiçeklere özenerek
    yaşama savaşı veren biz insanlar
    hatta belki biraz da utanarak
    elele olmayı öğreniriz.Ya da biz biliyoruz da çiçeği koparıp koklamaktan zevk alanlar mı öldürüyor bizleri....

    YanıtlayınSil
  5. Haberler gerçekten ca sıkıcı hiç izlemiyorum desem yeridir geril geril nereye kadar ya

    YanıtlayınSil
  6. kankiiii,
    hediyeler çok hoş
    düşünceli ve ince dostluklar oluştu blogda

    kanki sen boşver kiloyu falan
    sağlıklıysan mühim değil
    sen her halinle çok hoşsun

    şehit haberlerine çok üzüldüm

    YanıtlayınSil
  7. Şehit haberlerine yorum yazamıyacağım,çünkü bende sizin gibi söylemek istemediklerimi yazmaktan korkuyorum.
    İstanbulu bu kadar güzel anlattıkça ben burada eriyorum,inşallah benimde bir gün oralarda yaşama şansım olur.çok şanslısınız.Senede bir kaç kez gitmek bana yetmiyor ,yaşamak gerek.sevgiler

    YanıtlayınSil
  8. Uzun yada kısa farketmez yazdıklarını okumayı çok seviyorum.

    YanıtlayınSil
  9. selamlar
    blogtan bloga atlarken düştüm bu sayfaya :) ne de iyi etmişim...çok keyifli yazılar hepsi...

    YanıtlayınSil
  10. Geldim geldim:)) Koridor halısı gibi olmuş ama okudum valla sonuna kadar, ayrıca alışkınım benim yazılar da pek kısa olmaz çünkü. Çenem açılınca susamam kalemim açılanca da öyle oluyor:) Bugün öğleden sonra evde yoktum, Ankaralı bloggerlerden Nalan ile buluştum. Gelince de yemek şu bu ancak geçebildim başına. Ayrıca sayfalara girmek de yorum bırakmak da çok yavaş bu ara niyeyse. Şu koruya müthiş içim gidiyor, hele şimdi pek güzeldir.
    Sevgiler yolluyorum, bi dolanayım blogları...

    YanıtlayınSil
  11. Bu arada unutmuşum yazmayı, kitabın hoşuna gitmesine sevindim, bana çok eğlenceli gelmişti. Tekrar iyi okumalar...

    YanıtlayınSil
  12. yine beni gülümsettin..lalecim sevgiler.okudum sonuna kadar ;)

    YanıtlayınSil
  13. Ben de okudum Lale Ablaaa:)))Gayet de keyifliydi...
    Zeya Sahilde Kafka'yı okuyor biliyorsunuz ve beğenmiş...biz hangisini okusak acaba şimdi? Bir kaç kitabı daha var ama sanırım ben de onu okuyacağım...tabi Japon edebiyatına biraz aradan sonra..
    Bedri Rahmi'nin bu hikayesini okumuştum... Evini bilir misiniz Feneryolu'nda?Annemlerin evinin paralel sokağı, bize de 3 paralel diyelim..Bedri Rahmi Eyüboğlu sokağı zaten ismi...

    YanıtlayınSil
  14. bu kadar değil bundan bir kaç tane dah abu kaar yazsan yinede okunur.
    olay budur, okumayan okumasın biz okuyoruz ya deyip ukalalık yapmak istemem ama sen yaz valla okunuyor.
    ben he ryazarı sevmem mesela beni alıp götüremediği için, dilini sevmem. seni pek çoklarına değişmem yazarım diyen...
    yani şimdide bunun üstüne başkacada bir şey demeden gidiyorum.

    sevgilerimle

    YanıtlayınSil
  15. geçmişe mektup gibi oluyor eski yazıya yorum yazmak seviyorum çok.. şimdi lalem ben halaaa bu kitabı okumadım.. elmalı vişneli olanı acep bu aralar damağımın tadına iyi gelir mi dedim bak..

    atalet..

    YanıtlayınSil
  16. he yok sanmam,bu kitap aradığın kitap deel:)) ama lezzetli bi kitap:))

    YanıtlayınSil

içinizden geldiği gibi yorumlayın ama unutmayın ki keser döner sap döner gün gelir hesap döner:))