Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

6 Aralık 2013 Cuma

Hafta Sonu Önerileri




Bu hafta sonu için ilk önerim  evinize mutlaka kokina alın, olduğu yere baktıkça insanın içi pırpır ediyor,küçük de olsa bir yeniyıl ağacı süsleyin o da yeni yıl sevinci getiriyor.  Hele herkes uyurken,ışıklarını yakıp karşısında kitabımı okumak var yaa neyse bunu daha önceki yazımda da söylemiştim:))





 Şimdi yapacağım öneriye hepiniz bayılacaksınız...Aaah ulan ah bi dikili ağacım yok şu fani dünyada diyenler hele hemen kıyıcığıma gelsinler... Şimdi limon dikiyoruz hep birlikte ve hatta yeni yıla kendi limon ağacımızla giriyoruz. Çünkü 10 günde çimleniyor ve çok çabuk boy atıyormuş. Bu konudaki önderimiz Ataletim canım benim...Ben de bu akşam başlıyorum, çünkü kocam kişi toprağı ancak o zaman getirecek:))Hadi bakalım kimler yapacak, hatta yapanlar resim gönderirse sevinirim burada da yayınlarız...İşte bura da Atalet çok ayrıntılı bir biçimde  tarif etmiş. Okumadan söyleyeyim tek lazım olan,  bir kupa, bir kaç limon çekirdeği, biraz toprak ve süs:))Buraya bir TIK

                                                                kaynak




Bu hafta sinemaya gitmeyeceğiz çünkü; sözleşmişler gibi izlemek istediğim tüm filmler haftaya vizyona giriyor. Mesela Yozgat Blues...çok merak ediyorum.






Kitap ise yine benim bu hafta sonu başlayacağım kitap,çoktandır listelerde...Ben öyle çok satan,liste başı kitaplardan biraz tırsarım bknz: Grinin bilmem ne tonları falan filan. Bir kez elime geçti, yarısında ne bu  len dedim, senin abuk subuk fantazilerini mi okuyacam?))... Ama ''Divan/Irving Yalom'' okuduğumdan beri meraklıyım bu psikaytr anılarına:)) A, henüz kitabın adını söylemedim di mi?)) ....Bir Psikayatristin Gizli Anıları/ Gary Samall-Gigi Vorgan...Facebook da paylaştığımda herkesten iyi eleştiriler aldım. Yani referansı kuvvetli bir kitap şimdiden...



Bi de gülümseyin yav, parayla değil ya...

5 Aralık 2013 Perşembe

dün, bugün ve de YEMEK FIRTINASI

Dün sabahtan başlayalım. Sabah uyanır uyanmaz, balkondaki portakal reçelimim üçüncü raundunu bekleyen tencereyi  kaptığım gibi , şekerini,limon suyunu  ilave edip ocağa oturttum. O arada hemen yeşil çayımı hazırladım. Elimde kupa ile odalarda geze geze evi toparladım. O arada reçelimi sürekli konrol ettim. Reçel piştiiii, hemen küçük bir kavanoza koydum, giyindim ve dışarı çıktım. Saat tam 9.30 du...Simitlerimi aldım ve Ece'me kahvaltıya gittim. Ay ne güzel bir kahvaltı ettik,keşke keşkee komşu olsaydık dedik. Kahvelerimizi içtik, sonracığıma Ece'nin hobi odasını karıştırdık.  Birlikte mutfağa girdik, kendimize yemek yaptık. Gül kokulu su muhallebisiyle ağzımızın tadını pekiştirdik.Bu arada çan çan ''facebook'' da ki arkadaşlara laf yetiştirdik:) Öğle yemeğimizi de yedik bi güzel saat üç buçuğu biraz geçerken de birlikte çıktık evden. Ben eve dönüş yolunda ponponlu şallı bi kadınla itişip kakıştım biraz. Durakta sadece ikimiz varken ,arabaya önce binmek için nasıl bir hamle yaptı, kibarlığımdan,asilliğimden ses çıkartmadım:))


R

Reçelin aşamaları için size bir kolaj hazırladım... Hizmette sınır yok yani:))
Tarifi  ''Beste'nin Naneleri'' ait...

Ben iki kg portakaldan yaptım. İlk gün portakalları fırçalayarak yıkadım ve ince ince dilimleyerek, üstüne çıkacak kadar suyla doldurdup cam bir kapta ve buzdolabında  bir gün beklettim. Ertesi gün suyuyla birlikte tencereye koyup kaynadıktan sonra 30 dk  süre ile  kaynattım. Soğuduktan sonra yine  buzdolabuna kaldırdım. Ertesi günü, tam kendi ölçüsünde yani suyuyla ve portakalıyla ne kadarsa o ölçüde şeker ve bir limon suyu ilave edip yine 30 dk daha pişirdim. Kıvamını ara ara konrol edin. Portakalın suyu ile orantılı olarak süre uzayabilir.Ecemden tam not aldı... Biz de çok beğendik.
Akşam  nihayet ağacımızı süsledik. Hep birliktei hepimiz bi yerine bişi taktı  ve ağacımız süslü,püslü çıktı ortaya... En sevdiğim, sabah herkes uyurken henüz alacakaranlıkken, salona geçip ağacın ışıklarını yakıp, karşısına yatıp kitabımı okumak. İnanılmaz keyif alırım.




Sabah tepemde biri oturuyormuş gibi kalktım. Hala da kalkmış değil ama ağırlığını tam vermiyor...


Şimdiii size blogcu olsun olmasın herkesin hele de yemek pişirmeyi  seven herkesin katılabileceği bir etkinlikten söz edeceğim.'' Missgibi '' nin düzenlediği bir ''YEMEK FIRTINASI'' etkinliği... Hem biraz hareketleniriz,  yeni yemekler öğreniriz hem de biraz renkleniriz. Benim blog kişisel günlük tarzında olduğu için paylaşımlarım  yazılarımın içinde olacak haliyle...Şimdi ben burada uzun uzadıya anlatmayayım, eksik bilgilendirme yapmayayım... Siz şuraya bi TIK edin,gidip herşeyi öğrenin...

Bitti

3 Aralık 2013 Salı

Soğuktu Aralık

Aralıkla birlikte kış da geldi İstanbul'a. Dışarı çıkmadım ama rüzgarın şiddetinden havanın renginden  anlaşılıyordu,  ne kadar soğuk olduğu. Hatta bir ara sanki kar yağacak dedim, kendi kendime...Mecburen kendi kendime dedim çünkü; evde yalnızdım:)))Kar yağsa iyi de kimine cefası kimine sefası düşüyo meretin. Kar demek sadece kardan adam ya da kartopu demek olsaydı keşke...


Sabah  kendime geldikten sonr ilk iş, portakal reçelimin ikinci aşaması için ocağa koydum ve 30 dk kaynattım, ve yarına kadar yani üçüncü raunda kadar balkona  koydum. Çabucak evi toparladım, kendime amele tostu yaptım:)) çayımı demledim valla ondan sonrası zaten yat yuvarlan, kitap, dergi, çay ,kahve... Ama akşama doğru bir akşam yemeği aksiyonu yaptım.




Ayıptır sölemesi hala 'Güneş Çavması' okuyorum. Üstümde bi ağırlık var.  Zaten kitapta; Allah versin, sanırsın bi tuğla...Bu omuzlarımın ağrısı ondan olabilir. ABD'de yaşasam tazminat davası bile açabilirim, bu ağır kitapların yayıncılarına...  Kaç yıldır şikayet ediyorum biri de çıkıp kulak vermedi..

Biraz biraz yeni yıl havasına girmeye çalışıyorum,Kokinalarımızı aldım,ağacımızı kurduk hala cıscıbıldak duruyo karşımda. Bir araya gelip de iki çıngırak bi tıngırak takamadık.Sanırım çaptan düşüyorum ben. Günlerdir bir film bile izlemedim, sinemaya gitmenin dışında...

Hadi gideyim ben, sabah erken kalkıp portakal reçelimin üçüncü ve son aşamasını gerçekleştireceğim, sonra da bi programım var.


 











2 Aralık 2013 Pazartesi

Tamam mıyız?


Sabah erken uyandım  ama yağmur camlara öyle güzel  vuruyordu ki tıkır tıkır, koşmaca yatağa geri döndüm.Saat 10 a  kadar yattım. Sonra yeşil çayımı aldım.Bahçedeki   portakal ağacındaki iki tane portakala; pencereden  baka baka bi hal oldum. Mala bağladım afedersiniz:)Benim sabahları dünyaya intibakım biraz zor olur da...Neyse ki o iki portakal , bakışlarımın tesiriyle yere düşmeden ben  kendime geliverdim:)

Bu hafta sonu Çağan Irmak'ın  yeni vizyona giren filmi '' Tamam mıyız''ı izledik. Her zamanki gibi yine elini yüreğimize bastırdı Çağan Irmak. Arkadaşlarına adadığı  bu filmde bize, ben kiminle tamamım sorusunu sordurdu... Ben, filmdeki her oyuncuyu çok ama çok beğendim.Sumru Yavrucuk yine her zamanki gbi harika bir oyun çıkartmıştı.Aras Bulut İynem'liyi ilk kez ''Öyle bir Geçer Zaman Ki '' de gördüğüm zaman; bu çocuk ,buradan yürür gider demiştim, öyle de oldu. ''Çalıkuşu''ndan tanıdığımız Deniz Celiloğlu'da çok iyiydi... belki tek tedirginliğim filmdeki havanın biraz fazla masalsı oluşuydu. Ama iyimserlik aşılaması,umut vaad etmesi açısından sonra buna fazla takılmadım.Sonuçda Çağan Irmak sinemasını,onun hikayelerini filmlerinde kullandığı müzikleri seviyorum. Zaten ben izlediğim filmlerde de, kitaplarda da genele bakmam tek bir sahne yüzünden, tek bir cümle sebebiyle o kitabı ya da o filmi çok beğenebilirim...



Hafta sonu Begüm'ün  doğum gününü nihayet bir hafta gecikmeli de olsa kutladık.Kafka Kafe'de şaraplı pizzalı kutlama yaptık.Doğumgünü bahane bir araya gelmek şahaneydi..

.


Bugün ise evdeydim ve portakal reçelimin birinci raundunu tamamladım... Birinci gün için portakallar  fırçalayarak yıkandı. O fırçalama sırasında  yayılan kokuyu anlatamam size...Daha sonra da  ince ince dilimlendi, üstünü geçecek kadar üstü suyla dolduruldu ve cam  bir kaba konup ağzı kapatılıp buzdolabına kaldırıldı, yarına kadar.

Bu arada ''Bibliyomanyaklar'' da bugün ''Venüs/Şebnem İşigüzel'' Leylak Dalı tarafından yorumlandı ama ondan önceki sunuş yazılarını da kaçırmayın derim...



Hayde gittim ben...

30 Kasım 2013 Cumartesi

Hafta Soncuğu önerileri

Hafta  sonu öneriler bu kez geç kalınca, öneriler de hafta soncuğu önerilerine dönüştü haliyle....

İlk öneri film. Biz dün gece izledik ve çok beğendik. Fazla söze ne hacet bir Çağan Irmak filmi...Bu kez arkadaşlarına adamış filmini...Gidin,izleyin ve siz kiminle tamamsınız karar verin.

Nerede ne yiyelim önerisi:

Bu kez Beşiktaş'da bir köfteci. Benim defalarca köfte yediğim, her seferinde de hay maşallah bu nasıl porsiyon dediğim köfteci...MANGALHANE...Valla köfte dediniz mi tepeleme  bir tabak dolusu köfte gelir önünüze... Yanında ızgara sebzeleri ve kendi özel sosları eşliğinde...




 Beşiktaş deyince siz hiç Karadeniz Dönercisinden döner yediniz mi?... Ama önce sırada beklemeyi göze alacaksınız, kuyruğun resmini çekenlere göğüs gereceksiniz, hatta tv çekimine bile rastlamanız olası... Sahibi resimdeki Rizeli Asım Usta... Vedat Milor'da geldikten sonra burası almış başını gitmiş.Dönerin eti Samsun'dan geliyormuş.


Kokinalar ise kendinize yapacağınız bir hoşluk öner

isi... Bu yıl erken çıktılar ve kokinasız yeni yıla girilmez bilesiniz:)) Ben bu akşam çatır çatır pazarlık yaptım ve tanesini 10 liraya dediği kokinanın ikisini 7,5 liraya aldım...1 Aralık itibariyle de ağacımızı süsleriz.
Bi de akşamları bundan örün çaydanlığınıza ,kupanıza...Ben bu akşam öreceğim mesela:))

Kitap önerisi yapmadım di mi? Ama ben hala Güneş Çavması okuyorum...Şarkı,türkü dinleye dinleyeee ancak okuyorum işte...

Hadi Adios














28 Kasım 2013 Perşembe

Çorbalı, ponponlu yazı

Bir kaç gündür süren bir garip uyku  düzenim vardı.Sabahları erken kalktığım için, geceleri de kolaylıkla uyuyordum. Ama bir iki gün yatarken alerji ialacı almak zorunda kalınca, sabah yataktan jiletle kazınacak hale geldim. Böyle olunca gece geç saatlere kadar uykum gelmedi. Ben öyle uykum gelmeden, hadi geç oldu,yatalım modunda olamam hiç. İlle de uykum gelmeli.Önceki akşam, aynen böyle aaa çok geç olmuş artık yatalım dedim. En son baktığımda saat 04.22 idi...Dün akşam biraz itinalı davrandım, çay,kahve içmedim. Kitabımı uykum gelene kadar okudum, iki kez kitap elimden düşünce hemen başucuma gözlüğümü ve kitabımı bıraktım ve bingo....Bi baktım sabah olmuş.

Kitabın adı, yazarının adı ilginç bir kitap okuyorum.Bir kaç güvendiğim insandan da referanslı olunca hiç çekinmeden almıştım...Daha önceki yazımda söz ettiğim, ''Güneş Çavması''...Satır altlarından sürekli  müzik sesi gelen bir kitap... Bu açıdan keyifli ama  daha ilk sayfalarda ağlatmıştı beni... Şimdi daha keyifli gidiyor. Kahramanı okuduğum kitapları okuyor, başucu kitaplarımız neredeyse aynı...Sayfalar ilerledikçe daha söz ederiz bundan zira biraz tuğla kalınlığında... Yayınevlerinden  rica ediyorum ricaaa, böyle kalın kitapları iki cilt olarak basıp, tek ambalajda satın noooolurr...



Bu örgü işine başladığım  iyi oldu, akşamları hem tv izliyorum, hem örüyorum...Bilgisayarla daha az uğraştığım için kocam pek memnun:))Çünkü nerem ağrıyo desem bilgisayara bağlamak gibi bir  huy edinmişti:)Bütün kış örücem ben de...Hatta şu yeni gördüğüm iplerden almak için bugün Üsküdar'a gidicem...

Bir de çorba tarifi verip gideyim. Dün pişirdim. Piştikten sonra da bir kavanoza  doldurup görümcemgillere de götürdüm:)...Çayımı içtim, sohbetimi yapıp evime geldim.



Çorbanın tarifi...
Hiç bir yerden bakmadım. Doğaçlama:))
Brokolileri önce haşladım. Sonra çorba pişireceğim tencreye bir büyük havuç rendeledim. Zeytinyağ ile onu biraz çevirdim. Sonra içine iki çorba kaşığı un koydum. Un kokusu çıkana kadar birlikte kavurdum. Dolabımda yarım litrelik kavanozda et suyu vardı, bu karışımı et suyu ile karıştırdım, un topak kalmaması için iyice ezdim. Brokoliler(yarım kg kadar vardı) içinden bir kaç çiçek ayırdım geri kalanını kendi suyunda el blendırı ile iyice çırptım. Et sulu karışıma ekledim. Birlikte 20 dk kadar pişirdim. Ayırdığım brokolileri çiçek çiçek içine attım, cest olsun diye:))
Bir kaç yerde süt ile pişirildiğini okudum ama brokoli zaten sasuk susuk bişi:)) süt ile düşünemedim. Et suyu olmasaydı mesela unlu havuçlu karışımı tereyağ ile kavurur, normal su ile pişirirdim



26 Kasım 2013 Salı

Naber

Sanırım yazmakla ilgili bir tutulma geldi bana...Kelimeler birbirine bağlanamıyor sanki.

Hafta sonu  şöyle  geçti diye başlayayım:))
 Cumartesi günü gecesi  Kuzenimin oğlunun düğününe katıldık. Tabi düğün kuzenin oğluna ait olunca, biz yine tüm akraba-yı  talukat bir araya geldik ve kendi aramızda eğlendik. Gelin çok güzeldi bizim oğlan çok yakışıklıydı daha noolsun.... Damat televizyoncu olunca televizyon camiası oradaydı...Karadayı ekibi tam kadro mesela:) ve kuduralım anasını satayım diye diye şarkı söyleyen bir solistimiz vardı:)

Biz pazar günü, sinemaya gittik ama filme giremedik... Çünkü Capitol öğretmenler günü nedeniyle biletleri ücretsiz veriyordu öğretmenlere ama hafta içi kullanın diyordu:)  Bizim de işimize geldi, girmek istediğimiz seans saatini kaçırmış, diğer seans için de geç olur mu diye düşünüyorduk. Bedava sirke baldan tatlıdır misali biletlerimizi aldık.Meral'de bizimleydi...Hep birlikte önce yemek yedik sonra alış veriş yaptık. Beta her yıl öğretmenler gününde %50 indirim yapar.Ben de ayakkabı konusunda mızmız olduğumdan başka yerden ayakkabı neyin almam ''Beta'  öğretmenler gününü beklerim. Ayol niye beklemeyeyim, bir hafta önce 340 liraya alacağım botu yarı fiyatına hemen indira gandi yaptım.Kendim öğretmen olmayabilirim ama o iki örtmen kimin eseri:)) Hatta D&;R dan kendime bir de öğretmen anası olma  hediyesi kitap bile aldım...Dün gece de başladım ama  daha ilk sayfalardan ağlattı beni hayırlara vesile olsun inşallah....Kitap aşağıda kolajda minnacık görünüyor, o yüzden adını yazayım. Güneş Çavması/ Dünya Varmış... Güneş çarpması değil ha Güneş Çavması...
Kitapta adı geçen şarkıları da dinleye dinleye okuyorum...




İstanbul ışıl ışıl olmaya başladı, yeni yıl hazırlıkları başladı.Ben de kendime yeni yıl hediyesi bir atkı başladım:)) gerekli uzunluğa gelince iki ucu birleştirip dikeceğim, hem atkı olacak, soğuk havalarda da kafama çekicem  başımı ve kulaklarımı koruyacak. Valla bi yerde gördüm 40 liraydı... Bir çile yünden çıkacak bişi... Pirinç örgü ile örüyorum. Dün hazır evde temizlik varken ,ağacımızı  çıkarttım. Henüz süslemedik. Aralık ayı da bi girsin ,süslemeye başlarız.


Dün genel temizlik günümüzdü. Ev  gıcır gıcır misler gibi oldu. O yüzden bugün tembelliğin dibine vurdum. Akşam da bir yemek programım var dışarda.

Haayd, gittim ben...