Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

9 Aralık 2012 Pazar

Rüzgar gibi jet gibi

Hafta sonunu tanımla deselerdi, jet gibi hızlı, çok keyifli, güpgüzel,şapşahane ,çok  lezzetli ve de çok ama çok yorucuydu derim.

Cuma günü  yağan yağmura,soğuğa aldırış etmeden, Natali (Baykuş Gözüyle) Ayşegül(Annemmahsustan) Özlem(Macera Kitabım) Rezzan (blogcu değil, blogcu sever), Didem( Didemin Güncesi) Zeynep( Düşlerin Rengi)ve de Gülşah(Hayata Dair) ile birlikte Kadıköy'de Seyhan kitabevinin kafesinde buluştuk.. Sohbetler ettik, Rezzan'ın getirdiği aşureyi yedik..Bardaklar dolusu çaylar içtik... Günün ilk aksiyonu benim, bindiğim dolmuştan para vermeden inmem, bunu da ta karşıdan karşıya geçerken farketmem...Evden çıkarken dolmuş parasını cebime attmıştım ki, çantamı açmaya gerek kalmadan hemen parayı vereyim:))Şoför ya farketmedi ya da kibarlığından  sesini çıkartmadı. Dönüşte göz gezdirdim belki rastlarım diye ama  göremedim.
İkici aksiyon, karnımız acıkınca  Borsam Lahmacuna gidelim. İstanbul'un en iyi 10  lahmancuncusu arasına girmeyi gerçekten hak etmiş mi? görelim dedik. Siparişleri verirken önce sıcak bir çorba içmeye karar verdik.. Ama bu karar aşamasında  kaldı. Soğuk çorbalar geldi kondu önümüze... Çorbalar soğuk deyince, topladılar götürdüler ve abartısız  20-25 dk sonra aynı soğuklukta ki çorbayı getirdiler. Şaka dedim,bu bir şaka, gizli  kamera falan mı? var  burada... Arkasından da soğuk lahmacunlarımız geldi. Valla öncesini bilmem ama o gün Borsam Lahmacun gününde değildi...Ama keyfiniz kaçtı mı? derseniz öyle keyifliydik ki, sadece güldük bunlara...

Kahvelerimizi de Ayşegül'ün çikolataları eşliğinde Fazıl Bey'de içtik...

(resmi Gülşah'dan aparttım valla...sen gençsin Gülşah yorma beni, resmi bilgisayara yüklememişim, baktım sen de hazırı var, e kahveler de aynı kahveler, hatta biri benim)))


Akşam eve geldim, akşam yemeği falı bitti, koşa koşa yastığımı, battaniyemi alıp kanepeye uzanmıştım kiiii, Gamse kafamda bitti... Nooolur Natilius'a gidelim bakmam gereken şeyler var. Mırın kırın ettim ama kalktım, gittik. Dolaş dolaş mağazaları istediğini bulamadı hanfendi, hadiii Capitol'e geçtik hem orada olan Naziş ile buluştuk hem aradığımızı bulduk ve eve geldik. Gelince ,ağacımızı kurduk, üstüne bir kaç süs taktık, ama dün akşam donattık resmen Ecem Ecem can Ecem kıyamamış bize, yanlışlıkla çöpe giden süslerimizin yerine iyi ki gitmişler dedirtecek güzellikte  aralarında kendi el emeği de olan ağaç süslemeleri getirmişti dün...Gece ben bir uyumuşum ağzım beş karış açık.



Gelelim cumartesi gününe, sabah erkenden kalktım... Yeşil çaydır, kahvedir falafilandır kendimi kendime getirdim. Sonra  dondurucudan madımak çıkardım pişirdim, yanına erişte haşladım. Dolapta zeytinyağlımız da vardı hah akşam yemeği işi tamam dedim. Normal kahvaltımızı hazırladım ve kalk borusunu çaldım. Gamse zaten aynı tarafa doğru gideceğimiz için benimle çıkacaktı evden. Kahvaltımızı neyin ettik veee saat 12 de evden çıktık. Ben Ataletim canım benim ve  bizim balkon güzeli Ecem ile yaptığımız proğramı uygulamaya gittim. Biz üç anı biriktiricisi kadın yine torbalarımızı doldurduk, binbir  güzel anı ile...Lezzetli yemekler yedik, keyif keyif kahveler içtik, Sergiler gezdik, kitapçılara girdik çıktık,yeni yeni tatlar denedik... Sohbetin,gülüşün, keyfin dibine  vurduk... Sent  Antuan'ın ışıltısına dayanamayıp içeri girdik...Şişli-Beyoğlu hattının tozunu bir güzel alıp yeni yıla hazırladık.


 Kırık Tabak'da yenilen öğle yemeği... Zeytinyağlı lahana sarma.... Bulgar kebabı, mücver ve pilav...Gördüğünüz çay bana ait...Çorba yanında bile çay içebilen çok ince bir yemek zevkim vardır:))))




  (Beyoğlu ''Ara Kafe''... cafe latte ve Türk kahvesi ile hazırlanmış sütlü kahve... Tiramusu ve ballı ,tarçınlı,üzümlü, cevizli, bademli elma tatlısı)


 Yapı Kredi''Hattuşa kazı çalışmaları sergisi''

Ha bu arada Ataletim benim dizime de el koydu ve yeni tedavi şekli belirleyip yeni bir yol haritası çizdi bana...İnşallah bundan sonra çok daha iyi olacak...

Saatler artık geceye dönerken ayrıldık,evlerimize döndük.Yoldan evi aradım,çaaayyy çayyyy suyu koyun dedim... Güne güzel bir nokta koymak için yolumu duvarlarında ünlü ressamların tablolarının  ışıklandırılmış hallerinin asıl  olduğu sokaktan geçirip öyle geldim evime...

Bugün yani pazar günü,güne Ataeltimin güne ayrı bir güzellik katan hediye kitabı; Tomris Uyar'ın ''Otuzların Kadını'' ile başladım...Kitap ayrı bir yazı konusu olacak..

 

 sinemaya gittik.- Hotel Transilvanya-abi o neydi ya, o ne kalabalıktı...Ne kadar yanlış bir seçimmiş bu filme pazar günü gelmek dedik. Film animasyon olunca çocuğunu kapan gelmişti bizim gibi heheheeh...Film üç boyutlu olunca gözlüklerle izledik tabi...Film hakında ki görüşüm naçizane; henüz ''Ölü Gelin'' ve'' UP''üzerine bir animasyon izlemedim. Bu ikisi favorimdir.



Sinema çıkışı biraz D&R biraz Migros alışverişi yapıp eve döndük. Akşam yemeğine acaip bir balık partisi hazırladım...Hamsi,istavrit tava ve tahin helva...

Yorgunum valla yorgunum... Yarın akşama kadar  yatsam diyorum...


6 Aralık 2012 Perşembe

Karabekir Paşa'nın evinde

Bugün  biz karıkoca: Kazım Karabekir Paşa^nın konuğuyduk...Konuğuyduk çünkü;yıllarca yaşadığı,şimdilerde müze olarak hizmet veren evindeydik... Onun oturduğu koltuklara oturduk,,evinin odalarında gezindik... Kızı Timsal Hanım'ın coşkulu sesinden dinledik Paşamızı ve hayatını...Hem asker,hem sanatçı, hem kahraman,hem de bir baba olan Kazım Karabekir Paşa'yı çok daha yakından tanıdık.Silahları,kemanları yaptığı resimler  beni inanılmaz gururlandırdı.İyi ki dedim daha önce okumuşum ''Hayatım'' kitabını... Gördüklerimi daha iyi kavramama yardım etti... Anladım ki O' ''Kazım Karabekir Paşa '' olarak doğmuş...  













 (Çalışma  köşesi)
 (çiçek takvimi,hangi çiçeklerin hangi mevsimde açtığını gösteren takvim)


 Çok güzel bir tesadüfle öğrenciler de gelmişti ,heyecanı birlikte yaşadık... Gezinin sonunda öğrenciler Kazım Karabekir Paşa'nın kendi  güftesi ve bestesinden oluşan ''Türk yılmaz  '' marşını söylediler.



Yılın bu son ayının böyle güzel bir günle kodlanması inşallah gelecek güzel günlerin habercisidir

5 Aralık 2012 Çarşamba

Benden...

İlk haberim hep birlikte çıktığımız yolculukla ilgili:))

Bizim bir ana sınıfım*ız olsun mu? diyerek çıktığımız yolculukta bana yol arkadaşlığı yaptığınız için çok teşekkür ediyorum... Gönderiler çok şükür ki çok aksalık olmadan yerine ulaşıyor...Aksama olsa bile Öğretmenimiz anında müdahele ediyor. Gönderdiklerimizle eğitim materyallerini tamamladık...Bundan sonra  kargo göndermek isteyenler oyuncağa yönelsin diyoruz,kullanılmış olmasında hiç bir sakınca yok...



İkinci haberim havalar soğudu arkadaşlar:))))

Çoktandır sözünü etmek istediğim bir şey var. Şu Maya takvimi hani,21 Aralıkda kıyamet kopacağı geyiği...Benim bu konuda ki fikrim naçizane;elle gelen düğün bayram...Bu yoğurdu mayalayanlar kaymağını yediler anam korkmayın...Filmini yaptılar,kitaplarını yazdılar,tv programlarında raiting üzerine raiting yaptılar...1979 yılında Skylarb dünyaya ha çartı ha çarpacak diyer bütün bir yaz beklemiş biri olarak söylüyorum bunu...Eğer Mayaların her dediği oluyorsa aman bu dört büyük  kitap,bunca peygamber ne ayak demezler mi? hiç mi  demezsiniz...Bizim inançlarımız ne olacak peki... He işte bu konuda da ahkamımı kestim...

Bu arada ben neler yaptım,tadından yenmez bir Zeya,Ebrucuk buluşması yaptım... Sohbetimi likörlere kahvelere katık ettim...



İmza:Kızın  basın tanıtım gününde , oralara gitmişken Balta Limanı sahillerinde biraz keyf yapıp ,hep bizim buralardan baktığım yerlere bu kez de oralardan bizim buralara baktım...




Dizilerimi izlemeye,kitaplarımı okumaya devam ettim...Evimi cıncık gibi temizledim,en sevdiğim kapağının tutma yeri tavşan olan porselen demliğimin kapağını kırdım tavşanı kaldı elimde yadigar... Tenceremin cam kapağını kırdım onunda camı çevreleyen çerçevesi kaldı  yadigar...




Üsküdar sahili,Kız Kulesi yürüyüşlerime yağmur olmadığı zamanlarda devam ettim... Güneşle bulutun bu kucaklaşma resmini yakaladım...Kız Kulesine karşı ayaklarımı uzatıp çay içme ritüeline devam ettim...



Hala ağacımızı süsleyemedik ,deyin ki niye...Çünkü ağacımız bile yok,geçen yıl kocam içinde ağacın ayaklarının da olduğu  ve dahi süslerinin de olduğu torbayı çöp diye atttğından ben de onun  üzerine ağacı attığımdan dolayı...Cancan çarptı bizi,o dağıtıyo diye balkona çöpe atılacakların arasına saklamıştım:))

Yarın çok güzel bir programım var ama ama o yarın....

4 Aralık 2012 Salı

İMZA:KIZIN

Bugün günlerden'',İMZA:KIZIN''dı...

Yazarları  arasında  bulunduğum kitabın,basına tanıtım gününde yer almak için Baltalimanı'nda bulunan PORTAX' a gittim...Herşey o kadar o kadar güzeldi ki  anlatılmaz... anlatılamaz...Birbirimizi tanıma  fırsatı bulduk,bizimle aynı kitapta yer alan yazarlara kitap imzaladık:)))Hatta,Seda Kaya Güler tek tek dolaşıp kitabını imzalattı...

Tüm babaları temsilen Ersan Erdura gelmişti...Çok keyifli bir konuşma yaptı...Üç kızı olduğunu ve onlarla iletişimini anlattı... Parla Şenol , kitaptaki  en komik yazı benimdi dedi,halbuki rakibi benim:)) Arkam da oturan,Altan Erbulak'ın kızı Ayşe Erbulak'ın göz yaşları sel oldu aktı... Haber sunucusu Şule Zeybek,konuşmasına ^^Gün Ortası^^dan iyi  günler diyerek başladı,kendi programına atıfta  bulunarak...Mustafa Denizli'nin kızı o yoğunlukta bile babasının nasıl babalığın tüm gereklerini yerine getirebilldiğine kendisinin bile şaştığını anlattı...Yonca Evcimik,sanırım bu kitabı ,kendi yazımı bile bir kez daha okumaya güç bulamayacağım  dedi, konuşmaları dinledikten sonra...Ben ise babası en kocaman olan,kızıyla oyuncak gibi oynayan babanın kızıyım diyerek başladım ....Üç kadın;Banu Özkan Tozluyurt,Selgin Gb ve Esra Aylin Akalın 20 yıllık hayallerinin önüne bizleri de katıp bugüne getirdiler...İyiki de getirdiler...


İstanbul da bizden yanaydı bugün,hafif lodos  havayı da ılıttı,bahar gibi oldu... Program sona erince karı koca Baltalimanı sahilinde biraz yürüyüş yapıp eve öyle döndük...

29 Kasım 2012 Perşembe

Bugün  yine hareketli  bir gün oldu...Kahvaltıdan sonra şöyle bi toparlanıp,güzel havayı kaçırmamak için hemen dışarı çıktık.Güzel havalarda sahilde, deniz havasını içime çeke çeke, karşı kıyılara  baka baka yürümeye bayılıyorum.Yine Harem'e kadar yürüdük. Biraz uzun  bir yürüyüş oluyor,çünkü;geri dönüşü  de var bu işin...Tam Harem otogarına yaklaşınca bir U dönüşü yaptık gerisin geri...


Bugünkü çay molamız ^^Salacak Balıkçılar Derneği Lokali''ndeydi... Çok sevimli bir yerdir burası, öyle saatlerce oturmak için değil,kısa çay molaları,hadi oturalım bi çay içelim şurda yeri...Oturduğunuz yerden Topkapı Sarayı, Süleymaniye de size karşıdan gerdan kırsın... Çayı miss daha ne olsun abi ya....

Üsküdar'a geldiğimizde baktık acıkmışız, ben çorba içmek istedim sadece...çorbacımıza uğradı. Birer tas çorba yanında yeşillik üstüne de bir bardak çayımızı ikram ettiler geldim eve Koca da klübe...
Eve gelince serildim yorgunluktan ama biraz dinlenince akşam yemeğini programladım o sıra Gamse aradı bu hafatanın sinemasını bu akşam yapalım dedi... Haydi olsun dedik ve akşam yemeğimizi evde yeyip sinemaya gittik.'' Moskova'nın Şifresi''ni izledik... Müzikler, Moskova çekimleri güzeldi... Salih Kalyon  tüm vaazlarında  konuyu ne yapıp edip Trabzon Spora geitiren cami  hocası rolünde  bir harikaydı yine...

Bu ara hastalıktı falan derken kitap okuma modundan çıktım ama bu akşam biraz okuma seansı yapacağım...

bizden kısa kıpkısa haberler

Evdeki hastalık durumu devam ediyor, Naziş okula gitmeye başladı ama çok iyi değil ve hastalık kervanına dün akşam Gamse'de katıldı...

Yürüyüşlerime  yeniden başladım. Evden çıkıp Harem'e kadar yürüyorum...Kız Kulesi^ni görmek beni acaip mutlu ediyor...Yüryüş dönüşü kendime iki pantolon aldım...

Muhteşem Yüzyıl ile ilgili tartışmalardan gerçekten sıkıldım, yahu bir dizi bu tarih dersi değil, belgesel  değil...

Elektrik faturalarınız ne alemde, bizim bu ayki fatura biraz dudak uçuklatan cinstendi de...Ama sonra görümceleriminde yaklaşık aynı durumda olduğunu öğrenince  bunun son gelen zamla ilgili olduğunu anladım da anam o nası bi zamdı ki,fatura iki katına çıktı...

''Bizim bir Ana Okulumuz Olsun mu?''kampanyamızın kargoları artık bir bir ulaşıyor okula, çocuklar sevinçten çılgına dönüyorlarmış...Bu da bizim tek amacımızdı zaten...

Geçen gün, görümcemgiller:) bizdeydi...Sizin bildiğiniz adıyla hamsi pilav, bizim söylediğimiz adıyla '' işli tava'' ve aşure pişirdim... Bilge ve Hande'si de vardı... Hande; dünyanın en güzel  hayıy hayıy diyen çocuğu... Bütün gün oturdu resim yaptı,günleri saydı...

O kadar güzel aşure yapmasaydım keşke:))  şimdi dolapta olduklarını da unutmam lazım... Gamse okula da götürdü, apartman komşularına da verdim, ay onlar da bize getirdi:))...

Dustin Hofman ve Merly Streep'in Kramer Kramer'e karşı filmini izliyorum,Oscar ödüllü bir film olduğunu hatırlıyorum... Oscar aldığı yıl  hey gidi ''Emek Sineması






28 Kasım 2012 Çarşamba

Bizim sınıf

Bugün haberler oldukça iyi,Naziş kendini daha iyi hissedip bugün okula gitti...





''Bizim bir Ana Sınıfımız olsun mu?''diye sordum size, siz gerisini öyle bir getirdiniz ki bir kampanyaya dönüştü olayımız...Kargolarımız bir bir yola çıktı...PTT kargo ile gidenler daha kolay ulaşıyor, Yurtiçi ile de mutabakat sağladık, kargoları  İlçe Milli Eğitime bırakıyor,Öğretmenimiz oradan teslim alıyor...Şimdilik üç kargo ulaştı...
Mavianne , Hüznün Tadı ve Bursa'dan Nego Mimarlık'ın kargolarını çocuklar kendi elleriyle açtılar...Dün Öğretmenimiz okul ve köyü görebilelim,çocukları az çok tanıyabilelim diye resimler gönderdi...Gönderiler tam anlamiyle ulaşsın ,sınıf düzene girsin  çok daha güzel resimler göreceğiz...
Ben en çok sizdeki coşkuyu sevdim malzemeleri özenle seçişinizi, kendi çocuğunuz sanki okula yeni başlayacak gibi heyecan duyuyşunuzu sevdim. Dün Asuman, kitapları tek tek hediye paketi yaptırdığını söyledi... Sanırım ben teşekkür etmekten bitkin düşeceğim... Sağolun var olun...

İmza:Kızın'ı kimler okudu merak ediyorum. Ben hüngürt şakırt vaziyetlerinde okuyorum... Yüzlerce hikaye var...Her kızın babasına söyleyeceği bir şey vardır...Kadınlar bunun için okumalı...Erkekler ise babalığa dair yüzlerce ipuçları bulabilecekleri için okumalı...