Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

7 Kasım 2012 Çarşamba

Resimlerle

Bu kitap var elimde...Sabah güne böyle başladım..Ama resim dün çekildi...aynı be ya ne yapalım:)



Bugünün filmi...


 Temizlik sonrası , yorgunluk kahvesi... Örtü anne elinden çıkma

Portakallı kereviz pişiyo...

Dün okey grubumla buluştum, eh fena değildim ama çok da iyi değildim...

Tamam bugünlük böyle... resimli Osmanlı Tarihi gibi:)




5 Kasım 2012 Pazartesi

pazartesi salıya sarkarken

Bugün kütüphane günümdü... Sabah kahvaltısını yaptık ,şöyle bir derlenip toparlanıp evden çıktık. Kütüphanemiz tadilatta olduğu için Mihrimah Sultan Çocuk Kütüphanesine taşındı demiştim daha önce. Bir zevksiz oldu..Aradığımı bulamıyorum, bi derbederlik var sanki...Sanırım bir yıl daha buradalarmış.

Kitap bulamadım, raflara bakmaktan beynim zıngırdadı en sonunda Naşide Gökbudak'ın ''Şelale'nin Bez Bebeği''ni aldım. Kütüphane çıkışı  balık pazarına uğradık. Gamse dün , küçük balık yemeyi özlediğini söylemişti... Palamuttu, lüferdi derken bizim kız hamsi, istavrit özlemiş. Laf aramızda ben de çıtır çıtır kızarmış küçük balıkları daha çok severim. Balıkçımıza uğradık, hamsi çok güzel dedi. Hamsimizi aldık , ve dağıldık:))  Herkes başka yöne gitti...

Eve gelir gelmez hamsi, yıkandı tuzlandı dolaba atıldı... Evden çıkarken  patlıcanları tuzlu suya koymuştum, ondan da hemen  bir tencere kebabı yaptım.  Tencerenin alt kısmına yağ, iri doğranmış soğan,  15-20 diş sarımsak,bir kaç da sivri biber koydum, daha doğrusu bunları kızgın yağa attım biraz karıştırdım,  üstüne patlıcanları koyup ağzını kapattım, bir kaç dakida bir, tencerenin iki yanından tutup, bir taraftan da kapağı tutup ama:)) tencereyi hızlı hızlı silkeleyip, alttakilerin üste gelmesini sağladım.  Böylece patlıcanlar toplu kızarıma uğradılar... En üste de daha önce pişirmiş olduğum kuşbaşı etleri ve  bir kaç tane doğranmış domatesi koydum, hiç su koymadan pişirdim. Tuz koymayı unutmayın:))baharat konusunu size  bıraktım...

Akşam da yaptık hamsi tavamızı, Gamse zaten  servisten aradı tavaya koy tavaya koy diye...  Damla sakızlı, cevizli tahin helva da almıştı gelirken ne diyeyim işte biz yumulduk, balık düşmanı Naziş odasına kaçtı:))

Bu gecenin televizyon programı ''O SES'' di... Onca dizi furyasının içinde iyi oluyor, biraz şarkı türkü çığırıyoruz... ayrıca jüri de çok hoş. Mustafa Sandal'ı kızların çocukluğundan beri yani ''Onun arabası var'' dan beri severiz,izleriz, takip ederiz...


Şimdi biraz  kitap biraz dergi karıştırayım sonra tumba yatak. yarın biraz arken yürüyüşe çıkmak istiyorum, öğleden sonra okey grubumla buluşup okey oynayacağım.

Haaydi gittim ben


4 Kasım 2012 Pazar

kızkıza pazar keyfi


 Bu pazar gününü kızkıza geçirdik kızlarımla... Kocam kahvaltıdan sonra kendi arkadaşlarıyla buluştu...Naziş dün geceden firari idi,  geceyi de arakadaşında geçirdi. Öğleye  doğru telefon açtı,hava çok güzel eve dönmeyeyim Kadıköy'de buluşalım dedi daha doğrusu Gamse'ye demiş. Ben de tam  yürüyüşe çıkmak üzereydim... Gamse- çıkmaaa diye bağırdı ve ondan sonra ki program şöyle gelişti...
 
Çiya'da yemek yedik. Hava çok güeldi dışarıda yedik... Turistler o kadar çoktu ki, biz turist kaldık. Rehber  yemek yerken her yemeği ayrı ayrı anlattı,  bir kadın herşeyi not aldı... eve gidince pişirecek sanki dedik ... gülüştük.


Yemekten sonra çarşıda gezdik, kitapçılara , ayakkabıcılara girdik çıktık. Ben yeni bir öykü dergisi keşfettim... ''Sarnıç'' .. Henüz ikinci sayısı çıkmış  henüz bebek... 
İçinde ki öyküler çok iyi  görünüyor... İlk öykü Marel Proust'a ait...



Kahvelerimizi içmek için Kahve Dünyasına  oturduk...
 

 Kahve Dünyasından şu sıcak çikolatayı aldım... 4oo grlık teneke kutuda.. Zencefilli, tarçınlı ve portakallı... Kampanyaya girmiş... 6 lira... Film, kitap keyfi yaparken değişik bir tat  olacak...

Şimdilik gittim zira bizim ev için çay vakti...

Hayatın bu cumartesisi

Bu filmin vizyona girmesini geçen yıl bekledik ama geç kalınca bu seneye kaldı. Bugün Gamse'nin toplantısı vardı. Toplantı çıkışı Capitol'de buluştuk, önce yemek yedik... Ayak üstü bir şeyler değil, şöyle oturup, sohbetli mohbetli yemek yiyelim dedik , Kete'ye çıktık. Ama öyle  geç servis yaptılar ki, ucu ucuna yetiştik filme...
Neyse filme gelelim. Film bir Kore filminden uyarlama, zaten filmin başında uyarlama olduğu belirtiliyor. Bol bol drama, bol Özcan Deniz karizması mevcut. Dramın dozu biraz ağır kaçmış... Çekimleri çok beğendim, filmin renkleri harika. Fahriye Evcen elbiselerini nerden aldı acaba:)) 
Fahriye Evcen; canlandırması gereken çocuksu kız karakterini çok güzel canlandırmıştı, baba rolünü oynayan oyuncu   çok çok iyiydi... Modern bir yeşilçam filmi diyebiliriz kısaca... 


Filmi beğenirsini beğenmezsiniz onu bilemem ama iyi gişe yapacağından eminim... Bulut Atlası gibi Oscar'a aday gösterilen filmi geçen cumartesi günü  küçük salonda  izledim, salonun yarısı boştu... Bugün , büyük salon hınca hınç doluydu...
Film çıkışı, biraz mağazaları dolaştık,D&;R a uğrayıp aylık dergilerimizi aldık. Ben ''Sözcükler'' dergisinin 40. sayısını, Gamse'de kendi dergisi ''İstanbul Life'' aldı... Bu ay ''İstanbul Life'' da dopdolu... Semtlerin isim hikayeleri, İstanbul'un butik kitapçıları  falan var... Biraz Migros'a uğradık eve geldik.

  
Akşam yemeği sonrası biraz cumartesi gecesi keyfi yaptık... Dergilerimizi , ve muz likörlerimizi alıp yayıldık tüm geceye...

3 Kasım 2012 Cumartesi

Sabah sabah

 Sabah Gamsegamse toplantısı olduğu için erken gitti... Naziş ve Kocam uyuyordu , ben şöle sağlam bir çay demledim, porselen demlikte, tomurcuklu harmanımla... Domatesli, beyaz peynirli tostumdan yaptım yine... Eğer kahvaltımı yalnız yapacaksam, tepsimi alıp ya salona ya da ''kendime ait oda'' ma geçiyorum. Bugün salona geçtim. Çayımı içip, bir yandan da tostumu yerken, Sözcükler dergisinden , Hande Gündüz'e ait ''Truva'' adlı hikayeyi okudum... Bir kadını yolcu eden ve otobüsün kalkmasını yağmur altında bekleyen adamın hikayesi, kadında beklediğinin farkında değil olsa da umurunda değil, kulaklıkla müzik dinliyor. Onları anlatan ise, kadının yanında ki koltukta oturan bir başka kadın yolcu...
Sonra  Selda Alkor ve Kartal Tibet'in  1967 yapımı, siyah beyaz ''Elveda'' adlı filmini izledim. Yan rollerde; Funda Postacı, Tanju Gürsu, Suna Pekuysal ve Münir Özkul vardı... Filme adını veren şarkıyı da çok severim. Beni benden alan, beni yalnız koyan elveda elvedaaaa hatıralara.... elvedaaaa, elvedaaaa:))

Öğleden sonra Gamse'nin toplantısı bitince sinemada buluşup, Özcan Deniz'in '' Evim Sensin'' adlı filmini izleyeceğiz...

Siz neler yaptınız bu sabah , nedir bugünkü programınız he!

2 Kasım 2012 Cuma

piyasadan haberler:)

Bugün dışarı çıkmakla çıkmamak arasında kaldım ve sonunda çıkmadım. Hanımcık  canımcık evimde oturdum. Kurufasulyemi, pilavımı pişirdim, çamaşır yıkadım astım... Bunlar bitince de  kendime  gül yapraklı, vanilyalı, tarçın kabuklu çayımdan demledim o turup kitabımı okudum ve bitirdim.


Necip Mahfuz'un 1988 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü alan ''Aşk  Zamanı''... Leylak Bacı'nın armağanı olan bu kitabı çok kısa sürede okudum bitirdim ve çok beğendim. Uzun yıllara dayanan bir aşk hikayesini anlatırken, zaman içinde Mısır'ın ve karakterlerin değişimine de tanık ediyor bizi... Bir aşk romanı olarak görülse de hikaye, aşkı temel almadan işlenmiş. Bir ana oğul ilişkisi, Mısır örf adetleri ve siyasal yaşamı da anlatılmış.


Gün buydu kısaca, kızlar geç gelecekler toplantıları var, bu da demektir ki bir  de film izlemeye zamanım var.

Size vereceğim haberlere gelince:))

Özcan Deniz'in ''Evim Sensin'' bugün vizyona  girdi. Aslında cuma günüdür bizim sinema günümüz ama toplantı olunca yarına kaldı... Severim Özcan Deniz filmlerini... Favorim ''Neredesin Firuze'' dir hala... Bazen ara ara şarkılarını dinlerim... Mesela '' Ya evde yoksan''a bayılırım...

İkinci haber edebiyat dergisi ''Sözcükler''in yeni sayısı çıktı... İki ayda bir çıkıyor...

Üçüncü haberim Turkcel kullanıcılarına, ''SARIKUTU''  kampanyası ile   alcağınız puanlara hediyeler var... Uçak biletinden, Kahve Dünyasın'da kullanacağınız içeceklere, internet kullanımına kadar... Benim puanım  hayli fazla çıktı. Puanları dilediğiniz gibi kullanabiliyorsunuz bir yıl içinde ve her ay 30 puan ekleniyor. Benim puanım 2600 küsur çıktı mesela. Kahve Dünyasında istediğim bir sıcak içecek 250 puan... Sanırım işleyişi anlatabildim.


Şimdi bu gördüğünüz büsküvi kutusu Migros'un doom günü için özel yapılmış. İçinde üç paket büsküvi ile birlikte  4 lira... Kutusu için aldım hemen...

E bu kadar  haber yeter...

1 Kasım 2012 Perşembe

Bir kasım sabahıydı... ''1 Kasım''dı

Hava pırıl pırıl, sonbaharın en sevdiğim  mevsimin, son ayındayız artık.
Kasım ayı benim için hep önemli değişimlere  sahne olmuş...Bir kasım ayı bıraktığımız İstanbul'a  ikinci seferimiz 22 Kasım da olmuş mesela,...Ama bu kez yanımızda  artık ilkokulu bitiren Zuz da varmış...Sonra çok yıllar sonra , kasım ayında almışım evlilik teklifini , yıllar sonra ,24 ekim de İstanbul'da doğan Naziş'i almış Kasım ayının ikinci haftasında gitmişiz  buralardan yine. Kısaca anlamlı bir aydır, severiz kendisini...

Bu sabah   yeni bir kitaba başladım. Dün gece başlayacaktım ama resmen sızdım... Necip Mahfuz'un  ''Aşk Zamanı'' adlı  1988 Nobel Edebiyat Ödülü almış kitabı...
Çayımı aldım,  tam buğday ekmeğe yapılmış, beyaz peynirli , domatesli yağsız tostum, iyice demini almış çayımı aldım ve kitabımla kasım ayının ilk sabahının sessizliğine gömüldüm.


Bir saat kadar okudum. Sonra kalktım, birden mutfak tezgahını sararmış buldum, çamaşır suyu ve cifle bir güzel parlattım:) zira, lütfen bu ''zira'' kelimesini Hürrem Sultan tonlamasında okuyunuz , zira ben hijyenik bir kadınımdır ayrıcana da:))) Bu işlem bitince kahvemi yaptım, 12 badem, 5 gün kurusu  kayısı eşliğinde güzel bir film izledim.

İn Her Shoes... Türkçe adıyla ''Yerinde Olsam'' ...bazen bu Türkçe adları kimin uydurduğunu merak ederim... Neyse konuya dönelim, film, tek benzerlikleri ayakkabı numarası  olan iki kızkardeşin öyküsü... Cameron Diaz , Tonny Collette ve  Shirley Maclaine  var...Shirley Maclaine büyükanne rolünde şahaneydi... Eğlenceliydi, duygusaldı ve bu sabaha çok yakıştı...
Filmin finalinde, Cameron Diaz evlenen kızkardeşine Cumings'den bir şiir okudu , beni ağlattı...
Ben de Zuz'a ithaf ederek şiiri buraya alıyorum...

Kalbini yanımda taşıyorum
Seni kalbimde taşıyorum
Ve hiç şüphem yok ki
Nereye gidersem gideyim
Sen de benimle geliyorsun
Ve bir başıma yaptığım herşeyi
Aslında sen de benimle yapıyorsun
Kaderden korkmuyorum tatlım
Dünyayı istemem
Çünkü güzelim benim dünyam sensin
Gerçeğimsin
İşte kimsenin bilmediği derin sır
İşte köklerin kökü
Göklerin göğü
Ve hayat denen gökler ve gökler
Ruhun umabileceğinden daha çok büyüyen
Aklın saklayabileceğinden
Bu yıldızları birbirinden ayrı tutabilen mucize
Kalbini yanımda taşıyorum
Seni kalbimde taşıyorum
::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::..

Öle işte