Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

18 Nisan 2012 Çarşamba

kısa kes Aydın havası olsun


Zeytinyağlı taze fasulye pişirdim

Film izledim..

Pencereden fırtına seyrettim

Müzik dinledim...TIK

Kuzenlerimle telefonda konuştum

Kitap okudum

Akşam oldu ...

17 Nisan 2012 Salı

öğle sonrası

Bir günde iki yazı ender eklerim ama bugün böyle rastladı...

Kahvaltıdan sonra karı koca iskeleye indik ve sahilde yürüyüş yaptık.Ağır bir hava vardı, yağış sıkıntısı gibi...Kocam tutturdu -Lale, hava alamuk. Otuz yıldır evliyiz, bu adamceyize bir alamuğu öğretemedim,bir de turşu kavurması yediremedim. Her sıcak ama bulutlu havaya alamuk der, turşu kavurması görünce de; pişmiş turşuyu nasıl yiyorsunuz diye şaşar şaşar şaş kalır. Ben de Ona annesinin erikli ya da kızılcıklı çorbasını hatırlatırım. üstelik de kıymalı, üstelik de çok güzel olur:))
Alamuk hava, Ordu'da denize girerken bakarsın hava bulanıktır, bulutlardan güneş görünmez bile, üstelik de hafiften bir rüzgar eser. Ammaaa buna aldanır da önlem almazsanız, hastanelik olma derecesinde yanarsınız. Bir garip birşeydir. Bulutların arasından süzülen güneş ışığı insanı gafil avlar. Neyse sonuç da alamuk böyle bir şey:))

Yürüyüş sonrası herzaman ki yerimizde çay ve kitap ,gazete okuma molası verdik. Bugün, öğrencilerin Kız Kulesi günüydü galiba akın akın geldiler. Teknelere doluşup doluşup kuleye gittiler. Kulenin her tarafından salkım saçak sarktılar.Bir ara bizim garson bile olaya müdahil oldu. Öğretmeniniz nerede , sıradan çıkmayın, sizi aramasın diyordu:))

Falcılarıyla, çiçek ve parfüm satıcılarıyla, martıları, karabataklarıyla yine başlıbaşına bir hengameydi Üsküdar... Çok ama çok memnunum yeniden burada olmaktan. Az kaldı, hadi şu metro inşaatı bitene kadar biraz tebdili mekan yapalım diyen kocama uyacaktım:))

Aşağıda gördüğünüz beyaz leylak, Leylak Dalı hanfendi için özel resimlendi. Bizim yan sokaktadır kendisi.. Kocamla yolda ayrılmıştık, elim kolum doluydu, makineyi tek elle çantadan çıkarıp, tek elle çektim...Ece dediki bu çok nadide bir leylakmış.Beyaz leylak az görülürmüş...

BİTTİ

CÜMLE CÜMLE bu günlerde ben

Kızlar okula gitmişler, hiç duymadım.Gözümü açtığımda saat tam sekizdi.Yeşil çayımı demledim. Bu arada meraklısına not:Büyülü bohça artık teneke kutularda, dökme olarak da satışta.Konik, hoş bir kutusu var. Bir kupaya bir tatlı kaşığı hesabıyla demliyorum.

Fizzyde Mihriban'ın tüm versiyonlarını dinliyorum şimdi.Mihribanım geldi mi? ancak böylesi kesiyor. Musa Eroğlu'ndan başlıyor,otomatik olarak, kimler Mihriban söylediyse, kayıtta da varsa hepsini üst üste çalıyor.Ben diyeyim 40 siz deyin 50 ayrı versiyondan dinliyorum böylece. Şu anda Şükriye Tutkun söylüyor mesela. Bizim aile türkümüzdür.

Henüz kahvaltımı etmedim ama kahvaltı ederken izleyeceğim filmin DVD sini yanı başıma koydum:)) John Deep'in Tutku Günlüklerini izleyeceğim.

Taşınma ile ilgili yaptığım tek çalışma, sticker seçmek:)))

Bu gün biraz yürüyüş yapıp, deniz kıyılarında serilip kitap okumak istiyorum.

Dün akşam mutfakdayım, koca maça gitmiş, kızlar henüz gelmemiş....Babamın sesi geldi salondan-hah ben de bunları bekliyodum, nerede kaldılar diye diyor. Ev halkından biri geldi sandım. Bir de gittim ki, Aczmendilerin lideri Müslüm Gündüz tv de car car ediyor.Öyle bir ortamki , 40 satır mı? 40 katır mı? istersiniz ...


Kitap sormayın, konsantre sorunu yaşıyorum bir kaç gündür. Yerleşene kadar biraz böyle gidecek sanırım. Okuduğum tek şey Vatan Kitap eki...Pazar günü kızlar, hadi dışarı çıkalım Kitchnette'de bir akşam çayı içelim dediler.Gitmişken gazeteyi Migrostan alayım dedim. Gazeteleri almışlar, kitap eklerini bırakmışlar:)))danışmada ki kız- onları ,ödeme yapmadan alın dedi.

Bu arada gidip çayımı demledim ve şahane sandwiçi yaptım. Gözüm de karnımda doydu:))Çayım nasıl özel bir çay bilemezsiniz. O karışımı yapanın, gönderenin eline gönlüne sağlık, kesesine bin bereket...

Diyet olayı hiç gaz kesmeden devam. Arada dış mihraklar yüzünden biraz deliniyor ama o kadarı kadı kızında da olur artık. Mesela arada şunlardan bir tane götürüyorum. Çikolata şişeleri ama içinde likör, rom gibi mazaratlar var:))) Kahveme arada bir eşlik etseler ne olur dedim. O zaman o gün meyve hakkınızı yemeyiniz dedi, Diyetisyenim. Anlıyos biz birbirimizi...daha doğrusu çözdü O' beni.

Şimdilik gittim ben ama siz bugünün herhangi bir saatinde bir Mihriban dinleyin...
MİHRİBAN

15 Nisan 2012 Pazar

pazar pazar


Karışığım biraz...Yeni bir eve, yeni komşulara doğru yol alıyoruz. Neyse ki, aman korumdan uzağa düşmeyeyim, yokuş aşağı ineyim Kuzguncuk'da olayım, diğer bir sokaktan indiğimde kendimi Kız Kulesinde bulayım, aman kütphanem, aman doğduğum yer dedim hep... Dediğim gibi oldu. Dün yeni komşularımızla tanıştık. Şimdilik hepsi hoş insanlar görünüyor. Bir tanesi Beyaz Rus... Epi , sohbet ettik. Buraya kadar olan kısım iyiydi ama gece yatınca, yok orası şöyle, burası böyle demeye başladım:( Önce biraz boya işimiz falan var,sanırım iki haftadan önce taşınma işini gerçekleştiremeyiz.


Dün bir Jane Austen filmi izledim. Kitap adı ''İkna'' filmin orjinal adı da ikna ama nedense bizde İkinci Şans adı altında gösterilmiş. Zaten bu isim uydurmalarına uyuz olurum oldu olası.Film oldukça iyi zaten tüm Jane Austen uyarlamaları güzel oluyor. Favorim EMMA'dır.Jane Austen severseniz, geniş İngiliz çayırları, şatolar, balolar, kostümler, atlı arabalar ilginizi çekerse mutlaka seveceğiniz bir film.Yalnız dikaktimi çeker neden tüm Jane Austen filmlerindeki esas kızlar hep çirkindir. Emma hariç.Emma'yı Gwneth Paltrow oynamıştı.


Dün akşam saatlerinde başlayan yağmur bizim evden Naziş'i vurdu...Ama ne vurma, kirpiklerinden su damlıyordu ve çok sinirliydi. Kızım gezmeye gittin, keyif yaptın dönüşde ıslandın, bizim suçumuz ne, gir banyoya açılırsın dedim. Ama sabah bile o yağmuru unutamam diyordu.
Cancan babası ile maç izleyecekmiş, onu da başka yerden vurmuş yağmur.Bizim evin burada hava çok kötü oldu, yağmur yağdı, maç iptal oldu diye dedesine haber verdi.Dede kişisi benim kocam olur:)Sonra da -Gamse, beni sinemaya Şimşek Mc Quin'e götürürmüsün dedi:))Gamse ,O'nun en yakın arkadaşı...

Aşağıda ki çiçekler, Gamse'nin öğrencilerinden... Okula çiçek standı açılmış.Koşa koşa gelmişler, annenizin adı Lale diye, bu çiçeği size aldık demişler. Öğretmenleri gibi duygulular bu çocuklarda:)) Nasıl güzeller değil mi?İlk lalelerim Zuz'dan gelirdi. Çocukluğumuzdan beri böyleydi. İş yerime gönderdiği sepet sepet laleler efsane olmuştu...




Dün akşam ailece Survivor izledik. Favorimiz Nihat...

Kitap; Elma Çekirdeği'ne devam.. İki gündür bu ev meselesi yüzünden konsantre olamadım.

Keyiflidir pazarınız umarım...

13 Nisan 2012 Cuma

filmdir kitaptır, odur budur işte

İki gündür karı koca onlarca ev gezdik. Ben daha apartmanın başından başlıyorum elştirilere-hmmm merdivenler biraz dar, a direk salona mı? açılıyor, merkezi ısıtma mı? hiç tercih etmem, mutfak biraz karanlık gibi bıdı bıdı bıdı ....ama haklarını teslim etmeliyim Turyap'ın nezaketin bu kadar olur dedirttiler bize... Be nim tısladığımı görünce -hemen ofise geçelim, bir kahve molası verelim, hata bizde, birden oradan oraya koşturduk, kafanızı karıştırdık dediler.Sürekli yanımızdaki elemanlar değişti, biri indi biri bindi derken ,ben gerçekten abandone oldum- gördüklerimi de unuttum. Ara verelim dedik ve eve döndük. Öyle bir gerilmişim ki, dönüş yolunda kocama sardırmaya çalıştım ama delikanlı adamdır gaza gelmez hiç uymadı bana güldü .Gece komada gibi uyumuşum yorgunluktan.
Bugün iki ev beğendim nihayet , yarın kızlarda görecek.

Evleri bakıp gelince biraz da beğenince moralim düzeldi azcık. O gazla mutfağa girdim , mercimek çorbası ve zeytinyağlı pırasa pişirdim. Kasaba uğradığımızda köfte yoğuruyordu. Tam 50 kg yoğurmuş. Mis gibi de kokuyordu. Akşama köfte yapacaktım zaten, alıverdik, o işten yırttım.

Bu gün bir kitap iki filmimiz var. Kitap,elmayı benim gibi sapına kadar yiyen,anneanesinin çiftlik evine gittiğinde hemen teyzelerinin elbiselerini giyip, orada olduğu müddetçe de o elbiselerle gezen , ve de Frenk Üzümlerine bayılan bir kızın hikayesi....ELMA ÇEKİRDEĞİ-Katherina Hagena...Biz kuzenler, köye gittiğimizde hemen divanın altındaki sepeti, sandığı çıkarır teyzemlerin genç kızlık elbiselerini çıkarır giyeriz. O ajurlu hırkalar, bluzlar, empirme uçuş uçuş elbiseler. Biz giyip gezindikçe, ay onu da mı? buldunuz, akşam sanata giderken dikmiştim demeye başlarlar.Evin arkasında ki elmalar toplanıp asla sepete değil, eteklerimize doldurulur. Eteğin ucundan tutup hafif kaldırdınmı torba vazifesi görür.Memet Amca'nın bahçesindeki frenk üzümlerini , sanırım kendi çocukları bile benim kadar yememiştir. Geçen yıl Ordu'da yine yeğenim Doğa ile birlikte bahçelerindeki frenk üzümlerini talan ettik, garibim halaaa onların yendiğini bilmiyordum dedi(bknz.aşağıda ki resimde, elimde dalından götürüyorum üzümleri). Elma Çekirdeğini sanırım biraz da bu yüzden sevdilm. Henüz ilk yarısındayım, daha çok
anlatırım nasılsa...






Gelelim filmlere...İlki yabancı annemin deyimiyle ecnebi film:)

Elveda İlk Aşk... Hiçbir yan hikayesi, en ufak bir abartısı olmayan bir aşk filmi.Paris sokaklarında geçiyor.Aşktan çok bir ayrılık filmi...Kurgusu biraz değişik geldi , araştırınca bunun sıçramalı kurgu denilen bir format olduğu bilgisiine ulaştım.10 yıla yayılan bir aşk anlatılıyor ama film insana bir zamansızlık duygusu veriyor diyecekken bunun adı da serbest zaman atlamalarıymış.Abi tek tek gelseniz olmaz di mi?))Bunun toplu adı da Fransız Yeni Dalgasıyamış. Hareketi kesip araya parça koyup algılarla falan oynuyormuş. Değişik bir sinema deneyimi isterseniz izleyin.


ikinci film yerli film...Yangın Var... Nasıl sevimli , sıcacık bir film...Şerif Sezer'li, Erkan Can'lı sürprizler harika...Rize'nin bir ilçe belediyesine Diyarbakır belediyesinin bir itfaiye hediye etmesiyle başlayan bir film...Selvi Boylum Al Yazmalım bu filmin can damarı...Canınız sıkıldığında keyifli bir film izlemek isterseniz tavsiyemdir.

11 Nisan 2012 Çarşamba

Başkalarının Kokusu

Öncelikle Zuz'un pansiyonu için; iyi dileklerinize teşekkür ediyorum. Web sayfası en geç yarın devreye girecek. O zaman buradan linkini de yayınlarım. Şimdilik ve nisan ve mayıs aylarına ait fiyat çizelgesi ben de mevcut. İsteyen olursa mailine göndereceğim.

Ben kısmet olursa mayıs ayı gibi bir kaçamak yapacağım. Sonra da sanırım temmuzun ikinci yarısında..Mayıs sonu haziran başı gibi Ankara planım var. Temmuz başında da Cucu'nun düğününe katılmak üzere Ordu'ya gideceğim, kısmetse.

Üç gündür bize yeniden kışı yaşatan İstanbul'a yarın bahar yeniden geliyormuş.

Dün hava yağmur çamur olunca, yürüyüş adına çok bir şey yapamadım. Sadece kütüphaneye kadar yürüdüm.Ben kitapları seçerken sevdiğimiz memur vardı ama işimi bitirip ödünç kitapları teslim etme ve yenilerini kaydettirmek için gittiğimde kılpaçino vardı. Kocamla bu ismi taktık ona:)) Aslında o da bizden tırsıyo artık heheh. Nasıl sevimsiz, işini nasıl isteksiz yapıyo anlatamam. Kendime kitap almadım. Bir de onları araya sokunca evdeki kule gittikçe yükseliyor.
Babam için beş kitap seçtim. Osman Aysu'dan ve Yaşar Kemal'in Demirciler Çarşısı Cinayeti.

Kitaplardan yazmadığım sürede iki kitap okudum. Mango Sokağındaki Ev ve Başkalarının Kokusu... Mango Sokağındaki Ev...Chicago'da yaşayan bir Latin genç kızın kısa kısa öyküler.
Yazar olmak isteyen, hep hayalinde yaşattığı evin peşinde koşan bir kızın öyküleri. Çerez niyetine okunabilir. Gamse'nin yorumu aynen şöyleydi-anlamsız... Ama bana dokunan iki öykü vardı içinde...

Başkalarının Kokusu daha önce Sufle adlı romanını okuyup yine beğendiğim, Aslı E. Perker'e ait.
Kitaba dün akşama doğru başladım bu gün öğleye doğru bitirdi.Nasıl bir tesadüftürki, kitabın arka kapak yazısını, dün uğurladığımız ,Meral Okay yazmış. Son derece akıcı bir dili var. Sekiz bölümden oluşuyor. Her bölümdeki bir yan karakter, diğer bölümün ana karakterini oluşturuyor. Kitabın kapağı, dili, öyküler hepsi hepsi çok hoşuma gitti. Sufle'de , hayatın nasıl bir sufle gibi olduğunu anlatan Aslı E. Perker bu kez de Başkalarının Kokusunu sindirdi üstüme. Size hiç çekinmeden tavsiye edeceğim bir kitap oldu Başkalarının Kokusu...

Dün film konusunda şansız bir seçim yapmıştım. İyi Bir Yıl'ın tek iyi tarafı adındaki iyi kelimesiydi. Aslında nasılda güzel bir hikayeydi. Arkasında ki yazıya aldanmışım:) Çok acımasız bir borsacıya amcasından kalan Fransa' da ki şato ve üzüm bağlarından ne güzel bir hikaye çıkardı aslında. Bu kadar mı? akmaz bir film abi ya. Arkasından itesim geldi.

Akşam Seksenleri izledik. Ben kitabımı okudum sonra.Sanırım huzursuz bir gece geçirmişim. Hiç hatırlamıyorum ama kitap okurken arkama koyduğum ergonomik bir yastık vardır. İki tarafı yüksek ortası hafif çukur, üstte kalan yüksek yer enseme gelir ve okurken boynumun ağrımasını engeller falan. Yataşta bulabilirsiniz eğer isterseniz. Neyse , sabah uyandığımda o yastık ters biçimde başımın altında üstelik de normal yastığımın üstündeydi. Ne zaman kalkmışım, o yastığı niye başımın altına koymuşum bilmiyorum. Kocam spor programı izledi, geç saate kadar , ben yatarken normal yastıklaydın dedi. Benim hangi ara neden o işi yaptığım meçhul. Tabi kocamı suçladım hemen:)) yanındaki kadından haberin yok dedim:)))

Bu gün saat 15.30 a kadar elektriklerimiz yoktu. Kablolar yeraltına alınıyormuş. Biraz toparlandım, jetle bağlandım internete ama bir tat alamadım, kitap okudum. Yeni kitabım;Alman Yazar Katherina Hagena'nın Elma Çekirdeği...Ataletim canım benim çok keyifli bir yazı yazmıştı bununla ilgili...

Oki yeter bu kadar artık gideyim ben.

10 Nisan 2012 Salı

Bu yaz Cunda'da

Yıllarca hayalini kurdu, gerçek olur mu? diye düşündü ama ben geçen Hıdırellez'de O'na bir pansiyon resmi çizdim ...Kuzguncuk'dan denize attım. Zeya ve Ebru şahidimdir hatta:) O hayal gerçekleşti, o dilek kabul oldu ve Zuz sonunda hayallerine kavuştu.

Cunda Adali Pansiyon artık hizmete girdi ve dahi ilk müşterilerini ağırladı.Yolunuz Cunda'ya düşerse artık orada bir tanıdığınızın pansiyonu var, korkmadan gidin. Altı yıldır, tanıdığınız biri, ne sever ne sevmez, ablasına gittiğinde hangi yemekleri ister, kitaplarını alır beş sene hala okumadım diye vermez bilirsiniz bunları:)O kadar çok yer almıştır ki bu sayfada yolda görseniz tanırsınız, gülüşünden bilirsiniz.

Zuhal ve Ayten arkadaşlıklarının temelini Kaçkarlarda attılar. Ve bunu çook yıllar sonra ta buralara kadar taşıdıalr.

Dilerim çok iyi sezonlar geçirir emeklerinin karşılığını alırlar.

Neyse lafı uzatmayalım, resimler bu gün geldi, ben de sizden bir kaç dakika önce gördüm.