Bu gün doktor günümüzdü...Tatil öncesi kontrolden geçtik... Doktor kesinlikle kulak çubuğu kullanmamız konusunda uyardı bizi...Kulak zarına pamukçuklar yapışıyormuş. Benim diz kontrolüm genelde iyi geçti...diz cerrahı doktorum, kesinlikle emara falan gerek görmediğini, korkulacak bir şey olmadığınıa ama adele harabiyeti olduğunu, bunun ilaç tedavisinden de en önemlisinin diinlenmek ve soğuk kompres uygulamasının olduğunu söyledi. Buna uyarsam 15-20 gün içinde eski halime dönermişim. Neyseki istediğin kadar yüzebilirsin dedi. Göz kontrolünü atladım. Zuz gıcık kapmış, çünkü Gamse hemen gammazlamış. Yani buz torbamla birlikte çıkacağız tatile... hapımı yutucam, kremimi sürücem, dizime buz torbamı koyup kitabımı okuyacağım yani, inşalllah
Akşam saatlerindeki haber yine hepimizi yüreğinden vurdu. 13 şehit, 7 yaralı....Şimdi , kime yaradı bu , Türke mi? Kürte mi?... Herşeyin bir sonu varsa bunun da sonu gelmeli artık.
Daha ne söylenebilir ki....
Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
14 Temmuz 2011 Perşembe
13 Temmuz 2011 Çarşamba
Çarşamba gecesinden
Gün boyu temizlik vardı...Temizlik dediysem , harbi temizlikti...ince iş yani...o yetmez gibi milyon tane , minnacık minnacık bamya temizledim...bamyaların minikliği tarif edilmez yaşanır. Çiçek bamya derlermiş kocamgilin oralarda...O da yetmezmiş gibi fasulye diblesi yaptım. Fasulye diblesi deyip geçmeyin, fasulyeler tek tek enine enine şerit şerit doğranır. Geçen yıl vermiştim bu tarifi ama , yazı sonunda tekrar tarif edeceğim.Fasulye diblesinin 10 dk içinde dibini getirdiler. Ben yaptım diye demiyorum süper olmuştu. Bir de et yemeği yapacaktım ama sonra sağlıklı beslenme ayağına yattım:))
Geceleri Mesut Yar'ın yeni başlayan programın atakılıyoruz. Adı ''Burada Laf Çok'' her gece üç konuk alıyor. Bu akşam ki konukları , Çelik, Başak Sayan ve ilk kez gördüğüm bir komedyen. Daha doğrusu taklitçi..
Ayşe Kulin'in Umut'u okuyorum. Tatilde okunacak olan Hayat ve Hüzün öncesi... Bir kez daha anladım ki ; biyografi okumayı seviyorum. İnsanın doğasında varmış zaten,
başkalarının hayatı ile ilgilenmek. Umarım benim ki biyografi okumak dozunda kalır:)) Yaşlandıkça cozutup, komşuların hayatını da merak falan etmem inşalah ve de mazallah:)Mesela şimdi zerrece ilgilendirmiyorlar beni. Ama ben ilgilenmedikçe karşı binada ki kadınceyizin sesi ile yatıp sesi ile kalkıyorum. Bu sabah kızına, bu sabah kızına - az yeyip , tototsuna hizmetçi tutmasını önerdi... Ben de onayladım.. Belki susarlar.Hah bir de biyografi demişken, daha önce önermişmiydim bilemiyorum ama Cahit Uçuk'un ''Bir İmparatorluk Çökerken'' ve Şirin Devrim'in '' Şakir Paşa Ailesi''ni , öneririm....Çok yıllar önce okuduğum için , sözünü etmemiş olabilirim.Cahit Uçuk kitaplarını atlarsanız küserim.
kitap tanıtım yazısından
Şimdi bir iki yemek tarifi...
fasulye diblesi tarifi:
1 kg fasulyeyi enine olarak yarım cm eninde doğruyoruz. İki adet soğanı sıvı yağda kavurun, sonra bir domatesi küp küp doğrayın ve biraz çevirin, sonra yıkayıp süzdüğünüz fasulyeleri koyun, tuzunu ve iki kesme şeker ilavesiyle yumşayana kadar pişirip yarım çay bardağı princi yıkayıp ilave edin.Fasulyenin saldığı su pirinci pişirecektir. Baktınız olmadı yarım çay bardağı kadar su ekleyin. Bu yemek , soğuk da sıcak da servis edilebilir.
Benim en kolay yaz yemeklerimden biri de kocamın bayıldığı domates aşıdır. Soğan ve çok az kıyma yani bir çorba kaşığı kadar falan diyelim hatta bazen koymam bile, istediğiniz çeşit yağda kavurun, bir kaç tane sivri biberide küçük küçük doğrayarak ilave edin. Sonra dört beş adet domatesi küp küp doğrayın ve sotelenen malzemenin üstüne ilave edin. Domatesler biraz ölünce yarım fincan pirinç ve bir su bardağı kadar sıcak su ilave edin, kırmızı pul biber çok yakışır bu yemeğe bir de... Pirinçler istenildiği gibi pişince servis edin. Çorba gibi değil ama biraz sulu kıvamlı bir yaz yemeğidir.
, Bir kaç patatesi rendeleyin, tuz ve bir çorba kaşığı unla harmanlayın...Suyunu sıkın tabi rendelenen patatesin. Sonra bunları kaşık kaşık yağda kızartıp servis tabağına alın. Şekilleri önemli değil fakat kızartmalar biraz ince olsun...Biraz çıtır bir şey çünkü bu yemek. Kızaran patetesli harcın üstüne birer kaşık sarımsaklı yoğurt ve birer çay kaşığı salçalı sos koyup servis edin. Salçalı sosu hemen bir cezvede su ile salça karışımı olarak yapıyorum. Biraz koyuca olsun ve yağ koymayın.
Bu tarifleri Begüm Hanım'ın isteği üzerine yazdım.
Geceleri Mesut Yar'ın yeni başlayan programın atakılıyoruz. Adı ''Burada Laf Çok'' her gece üç konuk alıyor. Bu akşam ki konukları , Çelik, Başak Sayan ve ilk kez gördüğüm bir komedyen. Daha doğrusu taklitçi..
Ayşe Kulin'in Umut'u okuyorum. Tatilde okunacak olan Hayat ve Hüzün öncesi... Bir kez daha anladım ki ; biyografi okumayı seviyorum. İnsanın doğasında varmış zaten,
başkalarının hayatı ile ilgilenmek. Umarım benim ki biyografi okumak dozunda kalır:)) Yaşlandıkça cozutup, komşuların hayatını da merak falan etmem inşalah ve de mazallah:)Mesela şimdi zerrece ilgilendirmiyorlar beni. Ama ben ilgilenmedikçe karşı binada ki kadınceyizin sesi ile yatıp sesi ile kalkıyorum. Bu sabah kızına, bu sabah kızına - az yeyip , tototsuna hizmetçi tutmasını önerdi... Ben de onayladım.. Belki susarlar.Hah bir de biyografi demişken, daha önce önermişmiydim bilemiyorum ama Cahit Uçuk'un ''Bir İmparatorluk Çökerken'' ve Şirin Devrim'in '' Şakir Paşa Ailesi''ni , öneririm....Çok yıllar önce okuduğum için , sözünü etmemiş olabilirim.Cahit Uçuk kitaplarını atlarsanız küserim.kitap tanıtım yazısından
Cahit Uçuk, anılarında, Selanik ve İstanbul’un ahşap konaklarındaki görkemli yaşamı, işgal yıllarını, ülkeyi kaplayan kara bulutların arasından yeni bir devlet kurmaya çalışan idealist insanların çabalarını ve unutulmuşluğunu anlatıyor.
Cumhuriyet Türkiyesi’nin ilk kadın yazarlarından biri olan Cahit Uçuk’un anılarında anlattığı sadece onun değil, hepimizin geçmişi.
Şimdi bir iki yemek tarifi...
fasulye diblesi tarifi:
1 kg fasulyeyi enine olarak yarım cm eninde doğruyoruz. İki adet soğanı sıvı yağda kavurun, sonra bir domatesi küp küp doğrayın ve biraz çevirin, sonra yıkayıp süzdüğünüz fasulyeleri koyun, tuzunu ve iki kesme şeker ilavesiyle yumşayana kadar pişirip yarım çay bardağı princi yıkayıp ilave edin.Fasulyenin saldığı su pirinci pişirecektir. Baktınız olmadı yarım çay bardağı kadar su ekleyin. Bu yemek , soğuk da sıcak da servis edilebilir.
Benim en kolay yaz yemeklerimden biri de kocamın bayıldığı domates aşıdır. Soğan ve çok az kıyma yani bir çorba kaşığı kadar falan diyelim hatta bazen koymam bile, istediğiniz çeşit yağda kavurun, bir kaç tane sivri biberide küçük küçük doğrayarak ilave edin. Sonra dört beş adet domatesi küp küp doğrayın ve sotelenen malzemenin üstüne ilave edin. Domatesler biraz ölünce yarım fincan pirinç ve bir su bardağı kadar sıcak su ilave edin, kırmızı pul biber çok yakışır bu yemeğe bir de... Pirinçler istenildiği gibi pişince servis edin. Çorba gibi değil ama biraz sulu kıvamlı bir yaz yemeğidir.
, Bir kaç patatesi rendeleyin, tuz ve bir çorba kaşığı unla harmanlayın...Suyunu sıkın tabi rendelenen patatesin. Sonra bunları kaşık kaşık yağda kızartıp servis tabağına alın. Şekilleri önemli değil fakat kızartmalar biraz ince olsun...Biraz çıtır bir şey çünkü bu yemek. Kızaran patetesli harcın üstüne birer kaşık sarımsaklı yoğurt ve birer çay kaşığı salçalı sos koyup servis edin. Salçalı sosu hemen bir cezvede su ile salça karışımı olarak yapıyorum. Biraz koyuca olsun ve yağ koymayın.
Bu tarifleri Begüm Hanım'ın isteği üzerine yazdım.
12 Temmuz 2011 Salı
Biz Heybeli'de ...
Bu gün benim pabucumun dama atıldığı günün yıl dönümü....yani Zuz'un doğum günü... Bir gün sokakta oynarken; Lalenin pabucu dama atıldı dediler, alık alık ya da bön bön baktım. Damlarda pabuç aradım,, inşallah kırmızı rugan olan değildi,r atılan dedim. O'dur budur , ne o sözü unuttum ne de mahallede ki lakabıyla, gatır Necmiye'nin yüzünü....
Bu gün Heybeliada'da kahvaltı ile yaptık ilk kutlamayı, geceki kutlamaya ise bizi temsilen kızlar katılıyor. Bu kutlama hazırlıkları Gamse ile benim aramı açtı:))Elbisesinin balon eteğini hizaya sokamadığım için:)
Önce Heybeliada'dan başlayalım. Biz yani Kocam ve ben ayrı, Zuz ve arkadaşı Melek ayrı vapurlarla gidip Heybelida'da Terk-i Dünya Restoranda buluştuk. Bu Terk-i Dünya ismi adadaki manastırın ismi aynı zxamanda...Sıkıcı olacağını sandığım çok eğlenceli bir saatlik ,bir vapur yolculuğu yaptık. Vapurda bir kaç türk dışındaki yolcu; üç tur otobüsü dolusu Pakistanlı ve bir kaç da İranlı idi...Biz ortalarında azınlıkta kaldık. Bir de vapur kalkana kadar düğün fotoğrafçıısı gibi tek tek önümüzden geçerek kamera kaydı yaptılar.O kadar rahatlar ki, adam gözümüze baka baka kayıt yapa yapa önümüzden geçiyor. Çekmesene kardeşim, mecburmuyum senin filminin figüranı olmaya dedim bir kaç kez ama , kocam olsun bırak şunları diyor devamlı.Sonra bir satıcı çıktı ortaya, asa , asa diye diye pusulalı, önünde feneri olan, karda kaymamak için otomatik olarak sivri uucu çıkan, katlanabilip çantaya konan bir bastondan yüzlerce satt,ı on törkiş liraya.... Adamın üstüne hücum ettiler, baston istop diye bağırıyor bitti diye yani onlar asa asa diye bağırıyor. Sonra gidip düdük şeklinde bir limon sıkacağı torbası getirdi, altı tanesi beş liradan onu da yağmaladılar.Topu topu iki üç tane olan Avrupalı turistler bile gaza gelip onlar da satın aldılar. Biz onu film gibi izlerken adaya gelmişiz de haberimiz yok.Zuz'lar bizden önce gelip turlamışlar biraz
Sonra oturduk, bir güzel kahvaltı ettik.Garson çay ve ekmek yetiştirmeye biraz zorlandı. Kahvaltı sonrası Zuz'lar çok kalmadılar, doom günü hazırlıkları için döndüler. Biz, biraz Adadda dolaştık. Sonra limonata molası verdik. Kocamın bana ne yapacaksın , boş ver dediği bamyaları satan amca, oturduğumuz yere gelince oradaki kadınlar da - ay böyle bamya görmedik, bahçeden şimdi toplamış deyince hemen kaptım bir torba... Asa almadım ama bu
bamya kaçmaz dedim. Şimdi bol domatesli, sarımsaklı ve limonlu limonlu pişiricem onu...
Hadi uzatmayayım sonra eve geldik:)) evde beni bekleyen bir başka güzellik vardı. Canım
Ecemm , Antalya'da görünce bu kitap tam Lalelik demiş hemen almış ve bana göndermiş bu gün. Tatile götürülecek kitaplar arasında bavula girdi bile. Kocam hemen onu benim için götür dedi...Kitap''Kazım Karabekir'in Gözünden Yakın Tarihimiz'''
Dün akşam da Cancan'ın doğum gününü kutladık. Asıl partiyi arkadaşlarıyla okulda yaptı.. Biz önce çok güzel bir akşam yemeği yedik. Sonrada ikinci pastasını üflettik. Ama ne üfleme, daha mumlar yanmadan, kuzenleriyle pastanın üstünü talan ettiler...
Tamam bu yazı bitsin artık...
Bu gün Heybeliada'da kahvaltı ile yaptık ilk kutlamayı, geceki kutlamaya ise bizi temsilen kızlar katılıyor. Bu kutlama hazırlıkları Gamse ile benim aramı açtı:))Elbisesinin balon eteğini hizaya sokamadığım için:)
Önce Heybeliada'dan başlayalım. Biz yani Kocam ve ben ayrı, Zuz ve arkadaşı Melek ayrı vapurlarla gidip Heybelida'da Terk-i Dünya Restoranda buluştuk. Bu Terk-i Dünya ismi adadaki manastırın ismi aynı zxamanda...Sıkıcı olacağını sandığım çok eğlenceli bir saatlik ,bir vapur yolculuğu yaptık. Vapurda bir kaç türk dışındaki yolcu; üç tur otobüsü dolusu Pakistanlı ve bir kaç da İranlı idi...Biz ortalarında azınlıkta kaldık. Bir de vapur kalkana kadar düğün fotoğrafçıısı gibi tek tek önümüzden geçerek kamera kaydı yaptılar.O kadar rahatlar ki, adam gözümüze baka baka kayıt yapa yapa önümüzden geçiyor. Çekmesene kardeşim, mecburmuyum senin filminin figüranı olmaya dedim bir kaç kez ama , kocam olsun bırak şunları diyor devamlı.Sonra bir satıcı çıktı ortaya, asa , asa diye diye pusulalı, önünde feneri olan, karda kaymamak için otomatik olarak sivri uucu çıkan, katlanabilip çantaya konan bir bastondan yüzlerce satt,ı on törkiş liraya.... Adamın üstüne hücum ettiler, baston istop diye bağırıyor bitti diye yani onlar asa asa diye bağırıyor. Sonra gidip düdük şeklinde bir limon sıkacağı torbası getirdi, altı tanesi beş liradan onu da yağmaladılar.Topu topu iki üç tane olan Avrupalı turistler bile gaza gelip onlar da satın aldılar. Biz onu film gibi izlerken adaya gelmişiz de haberimiz yok.Zuz'lar bizden önce gelip turlamışlar biraz

Sonra oturduk, bir güzel kahvaltı ettik.Garson çay ve ekmek yetiştirmeye biraz zorlandı. Kahvaltı sonrası Zuz'lar çok kalmadılar, doom günü hazırlıkları için döndüler. Biz, biraz Adadda dolaştık. Sonra limonata molası verdik. Kocamın bana ne yapacaksın , boş ver dediği bamyaları satan amca, oturduğumuz yere gelince oradaki kadınlar da - ay böyle bamya görmedik, bahçeden şimdi toplamış deyince hemen kaptım bir torba... Asa almadım ama bu
bamya kaçmaz dedim. Şimdi bol domatesli, sarımsaklı ve limonlu limonlu pişiricem onu...Hadi uzatmayayım sonra eve geldik:)) evde beni bekleyen bir başka güzellik vardı. Canım
Dün akşam da Cancan'ın doğum gününü kutladık. Asıl partiyi arkadaşlarıyla okulda yaptı.. Biz önce çok güzel bir akşam yemeği yedik. Sonrada ikinci pastasını üflettik. Ama ne üfleme, daha mumlar yanmadan, kuzenleriyle pastanın üstünü talan ettiler...
Tamam bu yazı bitsin artık...
11 Temmuz 2011 Pazartesi
YAZ

Eve geldik ama bir araya gelemedik henüz... Gamsegamse Ordu'dan geldiğimiz günün akşamı Silivri'ye gitti. Bu akşam dönecek... O döndüğünde biz Cancan'ın doğum günü partisinde olacağız. Naziş, dün havuza gitti, akşam Neslihan' da kaldı, sabah geldi. Neslihan'ın ailesinin tatili ile bizim Ordu çakışınca kah bizde kah onlarda oldular. Bir tek geldiğimiz sabah birlikte kahvaltı edebildik. O da getirdiğim pidelerin hatrına:)))
Tatil kitaplarımı hazırlıyorum bu arada... Ayşe Kulin'in in Hayat ve Hüzün'ü ilk yayınlandığı günlerde almıştım ve okumamıştım. Veda-Umut-Hayat. Hüzün dörtlemesinin Veda'sını okudum, geri kalanını yaza bırakmıştım. Şimdi gidene kadar Umut'u okuyup geri kalanını havuz başı, deniz kıyısı etkinlikleri çerçevesinde okumaya hazırlanıyorum. Okunmayı bekleyen bir sürü kitabım var, pek sevinçliyim o yüzden.Bir de Antalyalardan yola çıkıp bana Ordu'ya ulaşan bir kitabım var. Canım Sinem; Basketbol, bando takımı arkadaşım Nurgül'ün kızı... Facebook aracılığı ile tanıdık birbirimizi.... Seslerimizi duymadık, hiç görüşmedik ama birbirimizi çok sevdik. Bir sürü ortak yanlarımız var...Mesela aynı kadınları yani Nurgül ve Birgül'ü , Ordu'yu ve kitapları çok seviyoruz. Çok hoş bir not ve kitap ayracı iliştirdiği Çoluk Çocuk Patti Smith'i göndermiş bana... Leylak Dalıcım'a göndermiştim, şarkıları eşliğinde okumuştu...Burada çok sözünü ettiğim ama okuyaqmadığım bir kitaptı...Bana kısmet , Sinem aracılığı ileymiş demek.
Başka semtler nasıldır bilemiyorum ama Üsküdar püfür püfür rüzgarlı... Henüz klimayı çalıştırmadım, geceleri de rahat uyuyorum. Yaz hep böyle geçsin. Rüzgar hep perdelerimizi uçuştursun.Soğuk karpuzlar gibi serin limonatalar gibi bir yaz olsun.Hepimiz hepimiz için çok güzel bir yaz olsun...
10 Temmuz 2011 Pazar
Cancan Üç yaşında

Cancan , yarın üç yaşına giriyor...Doğduğu gün hastaneye gittiğimizde şöyle bir bakmıştım...45. günü tutkunu oldum, olduk. Üç yıl boyunca bana hissettirdiği her şey için...ikram ettiği brokoli çorbası için, beni içiiiii diye çağırdığı günler için(canımın içi demek),aynı bardaktan içtiğimiz sular için, yüzüme bakıp gülümsediği için, annesine sen işe git ben cicianne ile uyucam dediği için ve de sayamadığığım bir sürü şey için çok ama çok teşekkür ederim.Hissettirdiği duyguların ederi ödenmez bir tek helal etmesi gerekir.Cancanım nice mutlu, keyifli yaşların olsun...hep hayatımda, hayatımızda ol...
9 Temmuz 2011 Cumartesi
Ve tilki inine döner
(Gamse'nin yakaladığı bir resim...aynada ben...ama en önemli özelliği sağ üsttte gördüğünüz resimdeki kişi; Anneennemin Sarıkamış harbinde kaybolan babası...)
.( canım arkadaşlarım çok ama çok güzel bir gündü...İstanbul'luların Moda Teras'ı varsa bizim de İkizevler Terasımız var.:))
Bu sabah itibariyle İstanbul'dayız... Gideceğiz diye herkes eve geldi...telefonlar zır zır çaldı...Arkamızdan sular döküldü...Son resimler çekildi.
Ordu'da ki son espri kuzen Yüksel'den geldi. Biz tam garaja giderken ki bu garaja niye gittik neden evin önünden binmedik onun da ayrı hikayesi var. Graj yolunda telefonum çaldı; arayan Yüksel.- kız, senin otobüs kaçda kalkıyodu
Ben- altı buçuk daa
Yüksel- İyi o zaman , o otobüs , geldi , çoktan kalktı , siz gelmeyince ben bindim gidiyorum.
Bir saniyesi bile boş geçmedi ama yapamadığım bir sürü şey kaldı.... Arkadaşlarla sözleştik, Nurgül ve Birgül; temmuz ayında Antalya'dan Ordu'ya geçiyorlar,seneye bizimkilere görünmeden bir hafta onlarla geçiricem hehehe bu Birgül ve Ayşegül'ün planı...Ayşegül dört gündür senin peşinde gezmekten helak oldum dedi ama onu ağlamamak için söyledim dedi sonra ...bilmezmiyim , biz Ordu'dan İstanbul'a taşındığımızda , ikimizde neredeyse çocuktuk. Bizi yolcu ettikten sonra eve gelmiş, bahçeye saklanmış ağlamış. Behice Teyze O'nu zor bılmuş.Sabaha kadar resmen uludum demişti...
Teleferiğe binemedim, geldiğimiz gün hizmete girdi. Tam da bizim evin önünden biniliyor. Günlerce gidiş gelişini izledim ama ben geldiğim gün insan taşımaya başladı. Dayım gel bin, gitmeden dedi ama, sonra Boztepe'de kalırı, otobüse yetişemem diye korktum...
Gece köyde kalamadım. Gamsegamse ve onu yaşıtı benim kuzenler geceleri dışarda oldukları için , merakta kalırız diye kalmadık. Gerçi gamse gelirken gece arabayla geldikleri yerleri gösterdi de az kala İstanbul' da ki klüplere geliyorlarmış laf aramızda:)Sığamamışlar kaplarına...
Gelmeden bir gün önce,Ankara'da oturan kuzen Hakan aradı ve yarın sabah yola çıkıyorum beni mutlaka bekle dedi. O yüzden biletimizi iptal ettik ve sonra ancak Trabzon'dan gelen Ulusoy'a binebildik. O yüzden de evin önünden değil, garajdan bindik. Yoksa torpilliyiz, evin önünden bineriz her zaman.... Hakan'la bir akşam beraber olabildik ama o arada helva geleneğimizi sürdürdük..
ÇOK AMA ÇOK GÜZELDİ AMA BİTTİ ...darısı seneye
8 Temmuz 2011 Cuma
resimli ordu tarihi
Yıllar sonra frenk üzümünü dalından yemek...
Ayının kırk hikayesi varmış, kırkı da ahlat üzerineymiş benimki de yemek üstüne oldu ama :)))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)