
Bu günü tamamen
Zuz'la , kardeş kardeş geçirdik. Önce buluşup göz doktoruna gittik. Sonra motora atlayıp püfür püfür deniz havası ala ala Beşiktaş'a geçtik.Beşiktaş'a geçince
önce bir şeyler yiyelim dedik.
Zuz burada bir yerde döneri çok iyi olan bir yer vardı oraya gidelim dedi.Gittik ki, etrafındaki her yer tenha bura tıklım tıklım.
Dışarda hiç yer yok ama biz
dşlarıda oturmak istiyoruz..Bir kaç dakika oyalandık neyse ki bir masa boşaldı, oturduk. Dürüm dönerini, ayranını ve limonatasını gerçekten de beğendim. balıkçılar çarşısı içinde Define Büfe....Alkım
Kitapevinin sokağından girerseniz , biraz yürüyünce ; önüne çıkıyorsunuz.
Yemekten sonra bir önceki yazımda bahsettiğim mağazaya gittik ve hiç bir şey beğenmedik. Bir kaç mağazada da aynı şeyle karşılaşınca hadi Kadıköy'e kendi bildiğimiz yerlere bakalım derken Beşiktaş Büyük Çarşı^ya girdik. Burada tam benim tarzımda iki dükkan keşfettim ki, sanırım artık sadece buralardan bile giyinebilirim. İlk dükkanın adı; Oscar... Biraz
abiyemsi ya da spor şıklık isteyenler için süper bir mağaza... Buradan bir elbise aldım, sahibi ile
Zuz dalış ve yelken üzerine sohbet ettiler ben giyip çıkarırken ve iyi bir indirimle sevdiğim bir elbise aldım. Hatta
elbiseye uygun bir takıyı da yine hediye ettiler.Çıkışta hadi bir yerde oturup çay kahve molası verelim dedik.
Zuz yine, buralarda ağaçlar altında bir yer vardı, oraya gidelim dedi . Orayı bulamadık ama tam Büyük Çarşı çıkışında yeni bir
dükkan daha keşfettik.
Tamimiyle tasarım kıyafetler satan , çok hoş iki bayanın
işlettiği bir dükkandı; Willy.Nilly... Bu dükkand ki her elbiseyi, bluzu , eteği , pantolonu çok çok beğendim. yani tombiğiz diye eski jenerasyon babaanneler gibi mi? giyineceğiz yani... Her şeyi beğendim ama sonunda en beğendiğim elbiseyi aldım. İlk aldığım Zuz'un doğum günü hediyesiydi zaten... Zuz, tabi bu arada boş durmadı. Dolaşırken o da alışveriş etmekten geri kalmadı. Hatta son giydiği elbiseyi çıkarmadı bile:))

( Sağda gördüğünüz resim, Büyük çarşının tuvaletinde çekildi... tuvalet olduğunu anlamadık önce , girişte kanepeler, tv, çiçekler ve bu anı defteri:)))

Alışveriş bitince Beşiktaş sahine indik. Orası mı? burası mı? derken, Bahçeşehir Üniv önündeki cafeye konuşlandık. Nasıl güzel geldi orası bize , onca yorgunluktan sonra anlatamam. Ihlamur ağaçları altında , filbahri kokuları içinde çaylarımızı içtik, sohbet ederken saati unutmuşuz . Akşam yedi buçuk olmuş haberimiz yok. Kızlar aradı tek tek de hadi kalkalım dedik. İskelede ayrıldık ben Üsküdar motoruna o Kadıköy vapuruna yöneldik...
Ve iyi bir haber aldım Nike'dan...Bir kaç ay önce aldığım ayakkabı her giyişten bir saat sonra falan hayatımı kabusa çeviriyordu. Sıkmaya başlıyor, ayaklarımı mahvediyordu. Götürdüm aldığım mağazaya, derdimi anlattım. Aldılar, fabrikaya incelemeye gönderdiler ve dün gelip yeni bir ayakkabı almamı , ayakkabının hatalı bulunduğunu söylediler... Yaşasın diyorum ve üğerttikleri malın hatasıyla sevabıyla arkasında durdukları için de onları kutluyorum...hay Allah ya, Gamse üniversitedeyken Nike ile ilgili bvir sunum yapmıştı , niye acaba...şimdi geldi aklıma...ama yarın sorabilirim ancak:)
Sonrası akşam yemeği, Muhteşem Yüzyıl falan filan işte...