Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

2 Haziran 2011 Perşembe

uyuşuk



Hala iyi insanlar varmış demek , dedi Hülya Koçyiğit ; Kartal Tibet'e ...Sarmaşık Güllerini izliyorum...Defalarca izlemiştim daha önce de...İlk kez Annemle izlemiştim, Ordu Millet Sinemasında... Bican Amca işletirdi. İki katlı kocaman bir sinemaydı...Artık mobilya mağazası olmuş...Arada izliyorum, eski Yeşilçam filmlerini, garip ediyorlar beni... Sanki film içinde film izliyorum...Koşuyorum Zaferi Milli Mahallesindeki yokuştan aşağı ...Fidangöre iniyorum.Arkamda Annem ve kardeşlerim-Metin ve Zuz-...Sinema zaten yokuşun dibinde... Bican Amca hep kapıda...Biz hep ikinci katta izliyoruz filmleri... Neşeli Günler Müzikalini ve Love Story'i burada merdivenlerde oturarak izlemiştim. Her yer tıklım tıklım doluydu ve merdivenler bile koltuk fiyatına satılmıştı...

Yeni kitabım Paul Auster'in New York Üçlemesi.... yeni başladım, o yüzden söyleyecek bir sözüm yok ama Paul Auster sevdiğim yazarlardan... En sevdiğim kitabı;'' Yanılsamalar Kitabı''dır..Çok yıllar önce okumuştum ama bazı yerleri aklıma kazaınmıştır sanki.

Bu günlerde nasıl bir tembelim anlatamam. Mesela salı günü yıkanan çamaşırları , katlayıp biraz ütü yapmam gerekti ama ben ne yaptım ? çamaşırları kucakladım , gidip yatağımın üstüne attım. Görümcelerimi çağırıp okey oynadım. Bu gün de ütü ve yemek yapılması gerekiyor ama ben bunları yapmamak için , önce şu kitap bitsin dedim, sonra biraz uyuklayayım dedim . Hadi bir kahve içip kendime geleyim dedim ve hiç birini yapmadım. yemek işini şöyle çözdüm. Makarna haşlayacağım, bir de kıymalı, domatesli biberli bir sos hazırladım. Sarımsaklı yoğurt da hazırladım . Sarımsaklı yoğurt alta yayılacak, üstüne makarna en üste vde sos dökülecek. Manzara süper oluyor. Dün akşamdan kalan kızarmış tavuklada allengirli bir şey uydururum olur biter. Bu arada film izlemeye devam ediyorum. Kartal Tibet'e , hala iyi insanlar varmış demek sözünü söyleyen Hülya Koçyiğit , sözünü geri aldı. Bu arada Suzan Avcı'da elinden geleni ardına koymayan üvey anne rolünde...Kartal Tibet'de hem Hülya'ya yanık hem de Kanuni gibi üvey kardeşe yumulmakta pardon yamulmakta...Filmde romancı, romana malzeme topluyo aynı zamanda:)

Şimdilik gittim ben...Hepinizin kandili kutlu olsun

1 Haziran 2011 Çarşamba

Bir Haliç gezisi yaptık bu gün... Vapurda dışarıda oturduk. Hafif rüzgarlı,ılık bir hava vardı... Güneş tutulması nedeniyle birazcık pusluydu ama tadına doyamadım. Çayımı yudumlaya yudumlaya keyfini çıkardım bu atmosferin.

Daha sonra , ayın biri olduğunu hatırlayıp, Ayın Biri Kilisesine gittik. Oldukça kalabalıktı. Helin Avşar garibim geç kalmıştı. Sonra gelelim bari dedi...Şarkıcı Jale en ön sırayı kapmıştı. Buraya ne zaman gitsem , mutlaka bir kaç ünlüye rastlarım zaten.Burası aslında Arnavut asıllı bir Ortodoks'un bahçesiymiş. Bu Ortodoksun kızı olan Maria bir gece rüyasında Hz. Meryem'i görürür ve burasının ayazma olmasını ve kilise kurulmasını ister. Gerçektende su bulununca aile kendi imkanlarıle ile küçük bir kilise kurar ve Hz. Meryem'e ithaf ederler. 1700'li yıllarda.
Ayazma; Ortodokslar tarafından şifalı kabul edilen su kaynakların üzerine inşa edilen binalar. Bu binalar daha sonra Aziz veya Azizelere ithaf ediliyor. Halk da Aziz ve Azizelerin göşyaşı olduğunu düşündükleri bu suları şifa amaçlı kullanılıyor ve Aziz ve Azizelere dilekte bulunuyorlar.Kilise iki katlı. Aşağıda ayazma var.Bu suyun şifalı olduğuna inanılıyor.

Kılıçdaroğlu ve RTE'nin kapışması beni sıktı. Bir an önce seçim olsa bitse...Bir tane oyum var, o da ezel ebed gideceği yer aynıdır. değişmez.... O yüzden bu propagandalarla hiç mi? hiç ilgilenmiyorum.Dün akşam; Dayımla telefonda biraz seçim kritiği yaptık. Ordu'yu sordum. Harmanda fındık çok da , dene yok dedi. Dene fındığın içi:))

Hopalılar hepimiz eşkiyayız diye pankart açtılar.Devletin polisi , halkına biber gazı sıktı...

Bu kadar işte...

30 Mayıs 2011 Pazartesi

Mor Menekşeler Şampiyon


Güzel bir hafta sonunu Orduspor'un şampiyonluğu ile noktaladık... Bizimkiler coşmuştu, gençler zaten Ankara'ya gitmişti...Çocukken tüm maçlara götürdü Babam. Hatta Annem , arkadaşlarıyla falan giderdi maçlara... Nil Karaibrahimgil'in şarkısıyla coştuk dün akşam...

Bu günün etkinliği temizlik , yemek... Yorulunca kahve molası verdim...

Kızlar tatil sayıklamaktalar. Bir aya yakın zamanları kaldı. Yıl sonu gösterilerinin telaşındalar. Gamsegamse'nin sınıfının yıl sonu gösterisi cumartesi akşamı oldu, Meral gitti hepimizi temsilen... Önümüzde ki hafta Naziş'in sınıfının gösterisi var. İşallah maşallah ona gideceğiz...Zuz tatile çıktı. 10 gün kadar buralarda olmayacak.

Okuma ve izlemede yavaş gidiyorum. Çünkü; bu ara sızıp kalıyorum.

Şimdilik bizden haberler bunlar...

29 Mayıs 2011 Pazar

@İZMİT



Biz bu gün, sülale boyu terkettik İstanbul'u... Sabah saatlerinde konvoy oluşturup İzmit'e gittik. Ahmet ve İrade'nin ikizleri Mehmet ve Arda'ya dünyaya hoş geldin dedik. Furkan'ın abi oluşunu kutladık...Tüm iyi dileklerimizi onlar için diledik... Tüm dualara amin dedik...

Bu vesileyle bir araya gelince de coştuk,Balkonları , salonları doldurduk, kahkahalar havada uçuştu yenildi içildi...tencereler dolusu pilavlar , dolmalar , tepsi tepsi su börekleri, baklavalar yenildi, demlik demlik çaylar içildi... Arda Mehmet ve Furkan'ın hayatları da sofraları kadar bereketli keyifli olsun.


Ben aileye katıldığımda Ahmet henüz ilkokuldaydı... Şimdi üç çocuk babası bir doktor....Zaten izmitliler kıymetimizi bilsinler ailenin üç doktoru da size hizmet ediyor:))

Yolculuk çok keyifli geçti, Ercü bize Türk sanat müziğinden özgün eserler dinletti:))Meral'in çığlık atmasına ramak kala , Banıu duruma el koyup , ortalığı biraz hareketlendirdi....

Valla çok keyifli bir gün oldu . Özellikle kocam; tüm yeğenlerini , ablalalarını, diğer yakın akrabalarını bir arada gördü mest oldu mest...

Artık akşam , Birazdan Survivor başlayacak...Orduspor maçı başlayacak. Hadi bakalım mor beyazlılar, biz süper lige yakışırız....
Sonra kitap falan filan işte




.

27 Mayıs 2011 Cuma

başlıksız yazı



İyilikse muradın
Kapıya vur
Aşksa
Zaten Açık
Tagore

İki gündür Tagore'den şiirler, düz yazılar okuyorum... Bir kez daha anladım ki edebiyattan daha uzun ömürlü bir şey yok... Tagore 1913 yılında Nobel edebiyat ödülü almış... Neredeyse yüz yıl önce yazdığı şiir bana ulaşıp , etkiliyorsa daha yüzyıllar boyu yaşayacaklar demektir.Ne krallar geldi geçti, ne krallıklar çöktü . Unutulup giitiler. Danteler, Shakespeareler eserleriyle bizleri büyülemeye devam ediyorlar... Tagore şiiirleri, hiç şiir sevmeyen birini bile büyüleyebilir... Evet ilk kez bir şiir kitabı tavsiyesiyle çıktım karşınıza...TAGORE'nin Aşka Çağrı... Tavsiyemdir.

Gelelim bu günün etkinliğine, Ordulu hemşehrim ve ta blogcu yıllarından blog arkadaşım Aysun İstanbul'a gelmişti. Geliş nedeni mesleği ile ilgili ulusal bir kongre ama benimle buluşmaya da vakit ayırdı ve ablası Gülay, ben ve Aysun bu gün Tarihi Yarımada gezisi yaptık. Ayasofya ve Arkeoloji müzesini gezdik... Birlikte yemek yedik. Sohbetler ettik. Ve güzel bir günün altına imzalarımızı attık. Devamını temmuzda Ordu'ya bıraktık. Aysun diş doktoru ve Ordu'da diş hekimleri oda başkanı... Biz daha önce tanışmıyorduk , son Ordu ziyaretimizde; O'nu içimde ıslak mayo olan elbise ile muayenehanesinde basmıştım... Sonra o bana şahane bir anı armağan etmişti. Bir kahvaltı daveti vermiş, Ordu Olay Gazetesi benimle röportaj yapıp yayınlamıştı... Hemi de koca bir orta sayfayı ayırarak ve manşetten de haber vererek.

Eve geldiğimde Gamsegamse gelmişti, diğer üyelerde yavaş yavaş yerini aldılar ve bizim evde akşam matinesi başladı...

Bu gün


Akardion çaldık

kitap okuduk

scooters yarışları yaptık
Parkta sallandık
Zuz kitaplığımı talan etti... Unutmasın diye resmi çekildi...belge olarak saklandı:)


Hayatımda ilk kez kupun biriktirdim...Milliyet gazetesinin ödüllü kitaplar kampanyasıydı... Kitaplarım bu gün geldi... Son derec kaliteli, bandrollu ve gazetenin promosyon etiketi taşımıyor en önemlisi...Bu 10 kitabın yanı sıra bir de bu kitapların yazarları ve kitaplar hakkında temel bilgilerin ve de aldığı ödüllerin açıklamaları olan çok güzel bir kitapçık vardı...
Yani kısaca CAN'lı ve heyecanlı bir gün oldu...

25 Mayıs 2011 Çarşamba

ordan burdan şurdan

Bir taraftan tv izliyorum bir taraftan yazı yazıyorum. Türkmakx da Herşey Tadında'yı izliyorum. Bu aralar sabah buna takılmaya başladım. Jess Molho'nun programı.Program öyle uzun ki, ömür boyu sürüyor falan sanabilirsiniz:)) Ama güzel bir program... Önce masa başında toplanıp bir magazin programı yapıyorlar. Ama iyi bir magazin. Mesela şu anda Canness'de ödül alan Nuri Bilge Ceylan ve filmi ile ilgili röportajlar ve oyuncuların dün akşam ki NTV de ki programlarından görüntüler var. Bu arada filmi ancak sonbaharda izleyebilecekmişiz.Filmimn adı Bir Zamanlar Anadolu'da, onu da belirtelim. Neyse Ben Nuri Bilge Ceylan filmlerini fotoğraf albümüne bakar gibi bakıyorum... Fotoraflara biraz uzun bakıyorum yalnız:). Gurur duyuyorum yaptıklarıyla ve söylemleriyle... Ödüllerini Türkiye adına almasıyla... Neyse işte magazin programından sonra çok sevimli bulduğum bir şef ile mutfak bölümü ve konuk bölümü var...Eğer evdeyssem ve işim varsa tv yi açık bırakıp, ilgimi çeken terlerinde kulak kabarttığım bir program...Mesela bu günkü konuk Ülkü Erakalın ...izlemezmiyim , yeşilçam anılarınıı dinlemezmiyim...

Bu ara yaptığım bir başka şey ise, katıldığım PROG uygulaması... Bu online eğitim(kişisel gelişim) programı...Bir kaç kursuna kayıt oldum. Sesli eğitim veriyor, uygulamalı bölümleri var. Mesela sızma zeytinyağ yapımı gösterilirken makine ortaya çıkıyor, siz aynen bir bilgisayar oyunu gibi mouse yardımıyla , makineye zeytinleri atıp, yağ üretimini uygulamalı olarak yapıyorsunuz.... Ya da zeytin toplama anlatılırken, zeytin toplama işini elle toplama, silkeleme ya da makine yardımıyla toplayabiliyorsunuz... Bir zeytin ağacının matbanın icadına ve aya gidişe tanık olabilecek kadar uzun ömürlü olduğunu öğrenebiliyorsunuz ..Peynir bölümünde uygulamalı bölümde basit bir peynir yapımı vardı. Ben deneyeceğim evde de....Eğitimin bölümleri bittikçe öğrendiklerinizi kontrol için testler var. Ben Dijital Fotoğrafçılık, empati, peynircilik , şarap ve şarapçılık , Zeytin ve Zeytinyağı bölümlerine kayıt oldum... Sabah erken saatlerimi bunlara ayıracağım üç hafta boyunca....Yabancı dil sınıfları onar kişilk ve saat uygulaması var... O yüzden bana uymadı...Benim ki, bir Fikri Mühim uygulaması ama çok yakında inretnette online eğitim başlayacak...Ücretlerine baktım oldukça ucuz. Mesela İngilizce online ayda 20 lira...


Dün gece Öyle Bir Geçer ki zaman gecesiydi. Yine gerim gerim gerildim. Ben Mete büyüsün, İnci Hoca yaşlanmasın , Mete ünlü bir şarkıcı olsun ... sevgili olsunlar, mutlu mutlu yaşasınlar hayalleri kurarken senaristler sanırım İnci Hoca'yı öldürecekler. Cemilenin kürtaj bölümünde ise kanalı değiştirdim... Sonra da Tövbeler tövbesi izleyeyim yakışıklı Keremcem 'le üstüne cila yapalım dedim ama sızmışım...Dün yorulmuşum...

Gelelim dün niye yoruldum. Dün Ece ve İpek hanım ile önce Kuzguncuk Hayat Kahvesinde kahvaltı yaptık .Kahvaltı öyle şaaane değildi ama bizim sohbetimiz şahaneydi. Kahvelerimizi İsmet Baba'nın yanındaki benim denize balkon dediğim yerde içelim dedik ama rüzgar izin vermedi.Biz de Paşalimanına gidip orada içtik... Keşke kahvaltıyı da burada yapsaydık dedik hatta...Ece mönüler üzerindeki Osmanlı lalerini çok beğendi ama bir yolunu bulup kopyalayamadık. Ececim ben bir yolunu bulup sana getircem o lale desenini... Belki bir gün bana da yarar:))Burada kahve sohbet , gülüş mülüş derken acıktık. Mönünün bu kez yemek bölümünü incelerken, Ben hadi yemeği de korudaki Beyaz Köşkde yiyelim dedim:)) Korunun aşağı kapısı hemen buranın karşısı zaten. Gittik , mis gibi çiçekler , ağaçlar içinde yemeğimiz yedik. Kalabalık olduğu için servis son derece yavaştı ama garsonumuzun sevimliliği bunu kapattı...Yemek sonrası koruda yürüyüş yaptık. Akşam çayımızı da Korunun üst girişindeki Dilruba'nın terasında boğaz manzarasına karşı içtik. Dün çok keyifli çok lezzetli ve çok manzaralıydı anlayacağınız..

Bu günün programı ev ev ve ev... yarın Cancan geliyor . Hazırlanmak lazım.

Bir de Sibel Üresin meselesi var... Medeni kanuna aykırı konuşan kadın, belediyelerin salonlarında hem de, atını koşturuyor... En ufak bir sözden o kanalı bu kanalı kapatan, maç yayınlandı diye maç yayınlayan siteyi değil dört milyon kullanıcısı olan '( bu rakam Türkiye'de ki kullanıcaların sayısı)blogspotu kapatanlar bunu sadece izliyorlar...Ne diyeyim 12 Haziranda diyeyim , diyeceğimi... Ben demokrasiye inanırım ya...