Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

10 Mayıs 2011 Salı

Hayvansever Naziş



Naziş bu gün eve gelip de,okulun bahçesinde ki kediyi veterinere götürüp ,üstüne kaydettirdiğini adını Salem koyduğunu ve onu okulun kedisi yaptıklarını söyleyince ; bir kez daha anladım ki O'nun hayvanseverliği spor olsun diye değil...Sadece ulaşabildiklerine değil, evlat edindiği nesli tükenmekte olan bir saz kedisi ve okyanusta yaşayan bir deniz kaplumbağası var... Ama keşke sadece kedi köpek gibi ne bilim kuş balık gibi hayvanlarla sınırlı kalabilseydi bu sevgi... Sürüngenleri es geçseydi mesela))Adını duyduğumda beni zıp zıplatan hayvanları eline almaya kalkmasaydı... Ama iguanaları bile eline alan omzunda gezen bu kız, ufacık bir örümcek görmeyiversin duvara tırmanır:))

Bu gün eve erken geldi. Evde de kimse yok sakin sakin oturuyoruz, kahvelerimizi içtik. Şimdi O da kitabını aldı uzandı, ben de bana tavsiye ettiği ikinci kez bile okurum dediği Esrarname'ye devam edeceğim...

Bu akşam bakalım Cemile'nin Suçu Ne... her seferinde izlemeyeceğim diyorum ama yine de izliyorum, mazoşistmiyim neyim:))

MİLLİYET gazetesinden telefonuma mesaj geldi, dahi yönetmenler çekti ama yasaklandı... 10 filmin dvd sini bilmem kaç kupona veriyoruz diyor. Filmlere baktım da annem ne zaman yasaklandı onlar , yasaklandıysa ben niye izledim hepsini:))
Ama ödüllü kitaplar çok güzeldi , bak onların kuponlarını biriktirdim. hem de çoğu evde olduğu halde... Okumayana veririm, okumadıklarımı okurum. Böyle gelin bana... öyle yok yasaklı filmleri veriyorlarmış:))

Tamam bu yazı burada bitti bence...

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Haftanın ilk günü nasıl geçti diye sorsalar işte öle derim...Okuduğum kitabı yarım bıraktım daha doğrusu geceleri okumamaya karar verdim.Naziş'in tavsiye ettiği kitap tabi ki cinli perili olacaktı::)) İzlediğim film de yarım kaldı çünkü; ikinci cd bozuk çıktı. Nasıl da özenmiştim Colin Firth ve Julien Moor'lu The Single Man izlemeye. İkisine de bayılırım... Hele Colin Firth'i, Bridge Jones'un Günlüğünde giydiği o geyikli kazağıyla gördüğümden beri:))Bunu da bin kere yazdım belki... Bu akşam Murat Gülsoy'un ''Bu Filmin Kötü Adamı Benim'' e başladım. Şu an 40 sayfa falan okudum...Yazarın okuduğum ilk kitabı, bakalım senkron tutturacakmıyız...

Bu akşam çok takdire şayan bir olay gerçekleştirdim. Aakşam yemeğini yedikten sonra, kuruldum teelvizyonun karşısına hem Survivor izledim Hem de bir tencere dolusu etli yaprak dolması sardım .Survivorda favorim Nihat...Ne yani, adamın felsefesi var, bir kere... Bir sürü de atasözü öğrendim ondan. Mesela; atın üzerinde sinek olacağına at ol, gibi. Asena'dan ne öğrendim, , Pascal'dan ne öğrendim. Kaç yıldır Beşiktaş seyircisi, Pascal bizi diskoya götür diye slogan atıyo da bi kişiyi bile götürdü mü?Hah gaza gelip diskalifiye de oldu zaten. Nihat'dan öğreneceğimiz daha çok şey var. Sonra adam kadınları bir takdir ediyor ki... Bir kadının karşısında ben kim oluyorum ki dedi dün akşam, imparatorlar, krallar dize gelmiş önlerinde de... Bknz; Hürrem:)

Yarın hava güzel olsun istiyorum...

8 Mayıs 2011 Pazar

Anneler günü kutlaması


Anneler gününü de kutladık bin şükür:)) Bağlarbaşı Bağ Pastanesinde ufak bir kutlama yaptık... En favori görümcem, kızı Meral ve Naziş ve de Gamsegamse ile.
Bağlarbaşı Bağ pastanesininin Altunizade de ki yerinde oturduk. Bahçesi de iç mekanı da çok güzel... Makarnaları, sandviçleri, pastaları da ağzınıza layık. Eğer yolunuz buralara düşerse ve oturacak mekan ararsanız tavsiyemdir...Bizim kızların hepsi başka bir çeşit makarna isteyip sonrada birbirlerinin tabaklarında gözleri kaldı.

Bu gecenin programında erken yatmak gibi bir düşüncem var . Dün gece daha doğrusu sabahın dördünde uyanıktım hala... İzlemeye de bir şey bulamadım Lale Devrinin tekrarını izledim. Hiç izlemediğim bir dizi olmasına rağmen bir takıldım. Hatice Arslan harika oynuyor doğrusu... Ferhunde Hanım ve Kızlarından beri beğenirim kendisini...

Şu anda Başbakan m tv de fıkra anlatıyor töbe töbe... Kendini süper ligde görüyormuş bu arada... Sanırım Patagonya'nın süper liginde....

Gittim ben... iyi bir pazar akşamı olsun...

7 Mayıs 2011 Cumartesi

cumartesi keyfi

Sabah telefon sesiyle gözümü açtığımda saati erken sanıyordum, meğer 11.30 muş. Nasıl uyumuşum hayret ettim. Naziş çoktan uyanmış kahvaltısını etmişti. O klasik kahvaltılardan pek hoşlanmaz. Gamse ; odanın kapısına dayandı ne yiyeceğiz dedi. Sen bi du dedim, accık sabret. Kendi yeşil çayımı yaptım, koca simit ve taze ekmek almaya gitti. Ben bir taraftan çayımı demledim, bir taraftan da masayı hazırlamaya koyuldum. Kekikli, kırmızı biberli, nar ekşili domatesimi yaptım, yumurtaları haşladım, dolaptan zeytinyağlı biber dolmamı çıkardım.Simitler de gelince klasik kahvaltılıkları da koyunca oldu sana şölen...Allah olmayanlara da versin dedik masaya oturduk.

Öğleden sonra Naziş'in Rumeli Hisarı programı Gamse'nin İstanbul Üniv.de müzik dinletisi varmış. Biz de karıkoca ne yapalım ne yapalım dedik. Sonunda Kadıköy de karar kıldık. Gittiğimizde bütün İstanbul Kadıköy'e doluşmuş ya da Kadıköy'e haçlı seferleri düzenlenmiş ya da Gazi Osman Paşa bin atlısı ile Kadıköy'e akın düzenlemiş sanırdınız. İlk önce Türk kahvesini hem satın alıp hem oturabileceğiniz kahvehanelerin olduğu tarihi Kadıköy Çarşısındaki Fazıl Bey'de kahvelerimizi içtik. Burası hemen Migrosun karşı sokağı...yolunuz buraya düşüp de burada kahve içmezseniz valla da billa da küserim. Yanında hakiki Türk lokumu ve çikolatalı draje servisi de yapılır ve dandik bi yerde kırık dökük fincanlarda içtiğiniz kahve parasını ödersiniz.Kahvelerimizi içerken bir de baktık Özgür Çevik ve Nuri dizisindeki Zabıta Avni geldiler, yan masamıza oturdular. Biz kahvelerimizi içip ben de bir karanfilli telledikten sonra kalktık eskicileri gezdik. Kocama hadi gidelim burada seninle gezmenin keyfi yok burası Ece ile güzel oluyo dedim:)). Daha sonra Akmar pasjında girmedik kitapçı ,elimi değdirmedik kitap bırakmadım. Bir de Alkım Kitabevine uğradım. Bu gün dört kitap aldım. hatta birini almakla almamak arasında kalınca Leylak Dalı'nı arayıp okudun mu? nasıl diye sordum. PAUL ASTHER'in Newyork Üçlemesi ile SUNSET BULVARI arasında kalmıştım çünkü.Newyork Üçlemesini aldım. Diğer kitaplar ise; İnci Aral'ın Safran Sarısı -eski bir kitabıdır ama okumamıştım. Hiç bir kitabını okumadığım Murat Gülsoy'un Bu Filmin Kötü Adamı Benim her seferinde Alkım'da gözüme cöm cöm bakar ben de her seferinde bu adamın hiç bir kitabını okumadım derdim. Neyse artık sıraya girdi onu da aldım . Dördüncü kitap ise kocamın isteği üzerine Padişah Kadınları. Nedense Hürrem'den başlıyor.Bu kez kitap alışverişimi güncel kitaplardan yana yapmadım. Yoksa Murathan Mungan'ın Şairin Romanını okumak için nasıl sabırsızlanıyorum bilemezsiniz.

Alkım'dan çıkınca , artık acıkmıştık balık - bira mı yoksa midye tava, midye dolma , kokoreç-biramı? derken Mercan'a gidip midyelerimizi kokoreçlerimizi ve buzzz gibi biralarımızı söyledik. İyi ki zamaında gidip oturmuş siparişlerimizi vermişiz bizden sonra çok büyük bir grup geldi zor yetiştiler garsonlar... Siparişler gelene kadar kitaplarımı inceledim. Siparişler gelince de yedik içtik sonra da evimizin yolunu tuttuk.
Bu akşam ben tv de yahşi Cazibe ve Survivor arasında gidip geleceğim onlar bitince de kitap okuyacağım...
Cumartesinin özeti de buydu...

6 Mayıs 2011 Cuma

dünden, bu sabahtan , filmden falan filan

Bu sabah da yağmurlu... Sanırım mayıs ayı böyle geçecek...Baharı görmeden yaz gelip geçecek yani...
Dün akşamdan başlayalım... Dün akşam ; Ben, Zuz, Zeya ve Ebrucuk bir Kuzguncuk klasiği yaptık. Akşam yemeğini Hayat Kahvesinde yedik. Daha doğrusu yediler , bizim evde akşam yemeği erken yenildiği ve özel bir balık akşamı olduğu için ;Saat sekize doğru beni almaya geldiklerinde ben yarım saat önce yemeğimi yemiştim:)) Çay ve elmalı kurabiyelerle devam etim geceye...Çok güzel bir akşam oldu,bolluk bereket , sağlık, mutluluk, aşk, ve bol seyehatler dolu Hıdırelle< dileklerimizi hazırladık , çizdik boyadık...çok eğlendik çok.Hepimizin dilekleri gerçek olur inşallah.Gecenin sonunda benim deniz balkonu dediğim İsmet Babann Yerine yürüdük. Deniz havası aldık. 1-Aralık da burada sereserpe oturduğumuzu hatırlayıp Mayıs ayında ise paltolu, kapşonlu zor durduğumuza şaştık. Eve geldiğimde kızlar da dileklerini bizim gülün altına koymuşlardı. Birazdan kocamla kahvaltımızı yapmak için Kuzguncuğa ineceğiz hem de dileklerin yazılı çizili olduğu kağıtları denize atacağız. Hayata renk ve hoşluklar katan bu tür güzellikleri seviyorum....

Dün gece Fatmagülü izleyemedim haliyle ama yeni başlayan Üsküdar'a Giderken'e yetiştim. Erkan Can tek başına diziyi izleme nedenim ... Kadroda ki tüm oyuncuları da çok beğeniyorum. Konu mutfak olacak gibi... Çünkü İngiltere'de uçak mühendisliği tahsili yapan evin oğlunun en büyük tutkusu aşcılık ve mühendislik eğitimi yanında , mutfak eğitimi de alarak yurda kesin dönüş yaptı. Ailenin de iflas etmek üzere olan bir restoranı var. E konu belli yani...

Kitaba gelince , bu akşam çok ilginç hiç okumadığım bir tarz kitaba başlıyorum... Başlayınca söz edeceğim. Dün bir de çok güzel bir film izledim. Gabriel Garcia Marquez'in aynı adlı kitabından uyarlanan Kolera Günlerinde Aşk. Tavsiye ettiğim , izlemenizi öneririm filmler kategorisne koydum...

4 Mayıs 2011 Çarşamba


Doğum günü partimiz bitti... Akşama kadar yemek yaptım bir tek pasta dışarıdan geldi , haliyle yorulmuşum. Zuz da geldi , yedik içtik. Dizi izledik. Cancan telefon açtı. Gamse, doom günün kutlu olsun, bana hediye aldın mı? dedi:). Dizi bitince Zuz kalktı evine gitti..Ay ne hale geldi bu dizi öyle, oldu sana Cemile'nin Suçu Ne?? Zuz gidince ,ben de hemen kahvemi alıp yatağa koştum. Eğer canım uyumak isterse kahve mahve vız gelir tırıs gider... O yüzden kahve uyku kaçırır olayına girmem hiç...

Dışarıyı sel götürüyor. Yarına Zuz'la programımız var. Çok sevdiğimiz birini ziayret edeceğiz, adeta Annemizden hatıra diyebiliriz. O'nun can arkadaşıydı...Şevki Amca; yani eşi, Ordu Karayolları Şefiydi. En küçük teyzem^de o vesileyle makine şefi olan eniştemle tanışıp evlenince ve de hemen yan lojmana taşınınca tam olmuştuk artık. Tüm çocukluğmuz karayolları bahçesinde ve şantiyesinde geçti.Artık eniştem de , Şevki Amca da yoklar...

Gamse'nin doğum günü araya girince yazamadım. Dün Beyoğlu'ndaydım. Hafta sonu gibi kalabalıktı. Acep 1Mayıscılar evlerine gitmediler mi? dedim. Hava da çok güzeldi. Finükülerde ayakta gittim anlayın gari kalabalığı. Ayakta dururken ortadaki tutunma direğinin bir tarafında ben varım , diğer tarafında da durmadan öpüşen bir çift. Aramızda bir direk var. Öpüşsünler tabi de yani oğlan tutturamayıp benim kulağımı öpücek diye kulağımı kollamaktan harab oldum:))

Akşamda dizi, kitap falan işte...

Artık yatmalıyım...

3 Mayıs 2011 Salı

Gamsegamse


Bu gün Gamse'nin doğum günü... Biraz önce Naziş- Gamseee , buraya gelsene doğum gününü kutlayacağım diye odaya çağırdı , aklımıza geldi biz de çağırdık , geçerken buraya uğra da biz de kutlayalım dedik:)) Hiç böyle de doğum günü kutlaması görmedim dedi:). Bu ilk seromoni gece 00 olunca yapıldı. Asıl kutlama artık önce okulda sonra da artık paşa gönlü arkadaşlarıyla mı?, yoksa evde mi? nerede isterse.

Hani derler ya biri ile arkadaş olmak için onunla bir sofraya otur, bir yolculuk yap ondan sonra arkadaşım de, diye... Gamse bir lokma ekmeğini herkesle paylaşır, hatta bazen beni kızdıracak kadar paylaşımcıdır. Asla kimseyi yarıyolda bırakmaz... Çok iyi bir yol arkadaşıdır.Biliyom, neden mi , e ben onunla çok yolculukta yaptım çok yemek de yedim de ondan :))Yalnız kötü bir huyu vardır , bir dakika da nefret de edebilir. onunla dışarı çıkarken daha bir özenli giyinmemi ister, eve geldiğinde - Eğer hastaysam , kapıdan girer girmez anlar, nasıl anlıyorsun , daha karşıdan görür görmez diye sormuştum bir keresinde de , çünkü; hasta olunca , köylü gibi giyiniyorsun demişti.))

Şimdi sokakta yürürken koca koca oğlanlar kızlar , örtmenim örtmenim diye boynuna atlayınca, koca koca koca adamlar, kadınlar Gamse Hanım Gamse Hanım deyip kırıla döküle konuşunca karşısında ben şaşıp şaşıp kalıyor , aval aval yüzlerine bakıyorum. Bu kadın niye bön bön bakıyor diye bile düşünebilirler.Ama bilmiyorlar ki o benim küçücük kızım, hala tostunu benim yapmamı ister, dışardan gelince kapısını ben açayım ister, babasına Babişko diye seslenir. Annesini kızıdırınca annesi ona kızabilir hatta sonra hadi beyaz sayfa açalım derler birbirlerine...

İyiki ama iyi ki doğdun Gamsegamse , iyiki ama iyi ki benim kızımsın...Başkalarının kızı olsaydın inana çok ama çok kıskanırdım onları...

not: Akşam eve erken gelsen iyi olur bence...