Bu bir MİM. Günün Çorbası Yeliz'den geldi. Konusu ; kocanız nelere çıldırır.
Doğrusunu söylemek gerekirse , benim kocam özel olarak çıldırtılmadıysa kolay kolay çıldırmaz. Ama ben onu her gece itinayla çıldırtırım. Yataktan 20 kez kalkıp ışığı yakıp söndürerek.
o uyurken yatak odasındaki tv yi açık bırakıp , gidip saatlerce bilgisayarda oturarak.
Aradığında cep telefonunu duymayarak, onu meraktan çatlatarak.
Beşiktaş son dakikada gol yiyerek. Kıl payı şampiyonluklar kaçırark yine kıl payı kupadan elenerek.
Kızlar , maç sırasında önünden yüz kez geçerek, tam gol olacakken dikkatini dağıtıp bir şey sorarak.Bir şey değil gol kaçarsa suç da bizim heheheheh. Gamse her gün servise son dakikada yetişerek.Filmin tam ortasında gelip n'oldu baba n'oldu baba diyerek. Nazlı evde hep bir şeyini kaybedip toplu aramalar yaptırarak. En son siyah t-shirti kayboldu mesela. Nedense onun hep bir şeyi kaybolur. Bulana kadar söylenir. Toplu aramalar O sussun diye yapılır zaten.
Aşağıdaki lüzümsuz adam, abuk subuk sorular sorarak ,
Bunların dışında yumuşacık kalpli , pambık gibi bir adamdır:)))
Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
12 Şubat 2010 Cuma
11 Şubat 2010 Perşembe
çoook CAN'lı bir dün
Dün Can bizdeydi. Ablalarını göremeyince çok şaşırdı çok üzüldü. Oda kapılarının önünden içeriye doğru bir abaaa abaaa diye bağırışı vardı ki içler acısıydı. Bir ara baktım Naziş'in t-shirtini almış eline aba aba diyor. Neyse akşam üzeri bir market buluşması yaptık Naziş gelirken. Gamsegamse toplantısı varmış geç geldi. Ancak yarım saat oynayabildiler. Öpücüklere boğdu ablasını.
Markete girince soluğu pastanenin önünde alıyor. Büyümesini şaşkınlıkla izliyoruz. Bir küçük adam büyüyor gözlerimizin önünde. Eline kitapları alınca açıp oooooo diyor beni taklit ederek. Yemek yerken mımmm diyor eliyle çok güzel işareti yaparak.
bu resme çok gülüyoruz. Gamsegamse yakalamış. İki şaşkın kocamla Can birbirlerini kaybetmişler:)))
Bu gün sayfamın baş konuğu Cann. Başka söze de gerek yok:)))
fonda mihriban var... Musa Eroğlu söylüyor.
Bu gün sayfamın baş konuğu Cann. Başka söze de gerek yok:)))
fonda mihriban var... Musa Eroğlu söylüyor.
9 Şubat 2010 Salı
Sabahın körü.-2
Valla bizim koğuş , kalkıyo ama yatamıyo bir türlü. Ama yakındır bir iki gün böyle giderler sonra sapır sapır dökülmeye başlarlar.
Saat sabahın körü, çayımı içtim , fırından yeni çıkmış simitimi , beyaz petnirle yedim. Ayıptır sölemesi, özendirmek gibi de olmasın:) çok güzeldi....Sabah haberlerini izledim, memleket havası aynı ... Türkan Şoray'la Göksel Arsoy'un bir filmini izledim ; Kenarın Dilberi. Türkan Şoray iki rolde biri kötü biri iyi. Filmlerde iyiler hep iyi olur kötüler hep kötü. Sanki iyinin kötü bir tarafı olmaz ya da kötünün hiç iyi tarafı yoktur. Ne garip , bi de iyiler hep salaktır. Başkalarının suçunu üstlerine alırlar, kendilerine yapılan haksızlıklara hep boyun eğerler, lüzumsuz sırları ölene kadar saklarlar. Yani kısaca salaktırlar diyecekler de diyemeyip iyi diyorlar heheheheh. Ay sabah sabah saçma sapan bi felsefe yaptım. Gamse'nin felsefe öğretmeni, benim bile bir felsefem yok ama Gamse'nin bir hayat felsefesi var demişti.Ben de hemen bir tane edinmelisiniz demiştim :)))
Asi...Asi... devam ediyor. Kitabın insanı içine alan bir havası var. Diyelim ki, roman kahramanlarından Beylan ve Atik derin pencerenin içine oturdular diyor, hoop bende gidip yanlarına oturuyorum. Çünkü biliyorum derin pencere ne denek. Ordu' da ki bizim ev de vardı ve biz üç kardeş kar yağarken oturur dışarı bakardık...Okuduğum her şey gözümde canlanıyor. Ayla Kutlu bu konuda çok başarılı. Bağ evini tarif ederken siz de çıkın yanında merdivenlerden mesela...Roman kişisinin açtığı kapıdan birlikte girin içeri ya da ...
Yeter sabah sabah bu kadar muhabbet biraz daha tv takılıp belki biraz daha uyurum...
Saat sabahın körü, çayımı içtim , fırından yeni çıkmış simitimi , beyaz petnirle yedim. Ayıptır sölemesi, özendirmek gibi de olmasın:) çok güzeldi....Sabah haberlerini izledim, memleket havası aynı ... Türkan Şoray'la Göksel Arsoy'un bir filmini izledim ; Kenarın Dilberi. Türkan Şoray iki rolde biri kötü biri iyi. Filmlerde iyiler hep iyi olur kötüler hep kötü. Sanki iyinin kötü bir tarafı olmaz ya da kötünün hiç iyi tarafı yoktur. Ne garip , bi de iyiler hep salaktır. Başkalarının suçunu üstlerine alırlar, kendilerine yapılan haksızlıklara hep boyun eğerler, lüzumsuz sırları ölene kadar saklarlar. Yani kısaca salaktırlar diyecekler de diyemeyip iyi diyorlar heheheheh. Ay sabah sabah saçma sapan bi felsefe yaptım. Gamse'nin felsefe öğretmeni, benim bile bir felsefem yok ama Gamse'nin bir hayat felsefesi var demişti.Ben de hemen bir tane edinmelisiniz demiştim :)))
Asi...Asi... devam ediyor. Kitabın insanı içine alan bir havası var. Diyelim ki, roman kahramanlarından Beylan ve Atik derin pencerenin içine oturdular diyor, hoop bende gidip yanlarına oturuyorum. Çünkü biliyorum derin pencere ne denek. Ordu' da ki bizim ev de vardı ve biz üç kardeş kar yağarken oturur dışarı bakardık...Okuduğum her şey gözümde canlanıyor. Ayla Kutlu bu konuda çok başarılı. Bağ evini tarif ederken siz de çıkın yanında merdivenlerden mesela...Roman kişisinin açtığı kapıdan birlikte girin içeri ya da ...
Yeter sabah sabah bu kadar muhabbet biraz daha tv takılıp belki biraz daha uyurum...
8 Şubat 2010 Pazartesi
Koğuuuuuş KALK!
Sabah saat 05.30 itibariyle ayaktayız. Dün gece saat kaç da yatmış olmanın bir önemi yok. Gece yarısı uykunun bir yerinde zırt diye uyanmış bir daha uyuyamamış olmanın bir anlamıda yok. Ailecek uyandık, giyinildi kuşanıldı ve yavrular yuvadan uçuruldu... Hayırlı olsun vatana millete ikinci dönem eğitim öğretim yılı...
Gece birden bire uyandım. Sanki saatlerdir uyumuş, uykumu almış gibi... Biraz döndüm döneledim ıııııh. Tv açtım. Tam o sırada bir film başlıyordu baktım... hah dedim baka baka uyurum...filmi sonuna kadar izledim :))) Neyseki güzel bir filmdi. Demir Perde Ülkelerinden ABD ye kaçış filmleri modası vardı bir zamanlar. Pek iş yapardı. Eh Demir Perde de ülkeleri de yerle yeksan olunca bu moda da demode oldu tabi. Filmin adı;Amerikan Rapsodisisi(Baskıcı macar rejiminden kaçarken kızlarını (suzanne) feda eden bir çiftin öyküsünü anlatır. Suzanne daha sonra köylü bir çift tarafından evlat edinilir. 6 yıl sonra anne ve baba kızlarını amerikaya geri götürü ancak suzanne 15 yaşına geldiğinde Macaristana dönerek gerçek kimliğini bulmaya çalışır.)
Şimdi kahvemi aldım, bir tane de portakallı pop kek :) aldım yanına. Ama bu keyif uzun sürmeyecek... Eve nereden başlasam diyorum... banyodan mı, mutfakdan mı? seç beğen al...
Gece birden bire uyandım. Sanki saatlerdir uyumuş, uykumu almış gibi... Biraz döndüm döneledim ıııııh. Tv açtım. Tam o sırada bir film başlıyordu baktım... hah dedim baka baka uyurum...filmi sonuna kadar izledim :))) Neyseki güzel bir filmdi. Demir Perde Ülkelerinden ABD ye kaçış filmleri modası vardı bir zamanlar. Pek iş yapardı. Eh Demir Perde de ülkeleri de yerle yeksan olunca bu moda da demode oldu tabi. Filmin adı;Amerikan Rapsodisisi(Baskıcı macar rejiminden kaçarken kızlarını (suzanne) feda eden bir çiftin öyküsünü anlatır. Suzanne daha sonra köylü bir çift tarafından evlat edinilir. 6 yıl sonra anne ve baba kızlarını amerikaya geri götürü ancak suzanne 15 yaşına geldiğinde Macaristana dönerek gerçek kimliğini bulmaya çalışır.)
Şimdi kahvemi aldım, bir tane de portakallı pop kek :) aldım yanına. Ama bu keyif uzun sürmeyecek... Eve nereden başlasam diyorum... banyodan mı, mutfakdan mı? seç beğen al...
7 Şubat 2010 Pazar
Bu hafta sonu evci çıktık. Dün hummalı bir temizlik vardı. Halı silmeceli falan hatta:)) Sonra yemekler yapıldı Tokat usulu tarhana çorbası, kurutulmuş biberden etli doloma ve domatesli makarna.
Akşam Zuz da geldi. Kızlar yoktgu, Kocam da askerlik arkadaşlarıyla buluştu, biz ailece yemek yedik , dışardan kimse yoktu heheheheheh Babam , Zuz ve Ben . Kızlar ve kocam geldiğinde Zuz acxıkmıştı bile:)) Kurabiye yaptık birlikte. Süper bir un kurabiyesi oldu. Naziş de gelirken sıcak şarap almıştı, geçenkinde yoktu. Ben yazınca canı istemiş:))Bu hazır tabi, döküp tencereye ısıttık.Zuz gece bir gibi gitti,biz de Tarihin Arka Odasını izledik yatak odasında, uyumuşum. Osmanlıda isyanlardan devam ediyoruz..
Sabah ,herkes uyurken , yeşil çayımı demledim, iki de kurabiye aldım , Yaşamdan Dakikaları izledim. Mazhar Alanson konuktu. Bir kitap yazmış, kocaman bir şey şarkılarının nasıl yazıldığı, o günkü Türkiye resimli, çizgi roman gibi bir şey. Aslı kocaman ve fiyatı biraz uçukmuş bir de küçük boyutlusu var bizim gibiler içinmiş hehehehehehehe. Aynı bu uzunlukta güldüm valla. Ben güleyim durayım D&R larda tükenmişde yeniden basılıyormuş. Galiba bizim Capitoldeki D&R a fakirler gidiyo çünkü hiç görmedim orada da:)) ama dikkatinizi çekerim bizim Capitol. Biziiim:))) Kitapta gözüm kaldı mı? kaldı.
Kızlar ve Koca Bey uyanınca simitli falan kahvaltı yaptık. Sonra ben bütün gün yattım , tv izledim.
Ben böyle yazınca arada bir gelip soran oluyor, sen hiç kızmazmısın, bi yerin ağrımaz mı?, kimseye küsmezmisin. Yok anam ben demirden yapılmışım, hiç bir yerim ağrımaz sızlamaz, derimin kalınlığı 17 cm hiç bir şey işlemez.
Hadi sizide memnun edecek bir şeyler yazayım. Dün geceden beri göğüs kafesim çok ağrıyor. Ağrı kesici içtim bengaylandım. O yüzden yattım bu gün malak gibi.Buram buram bengay koktum. Kızlar stresli okul açılıyor yarın. Sabah beş buçukda kalkmaya başlayacağız yarından itibaren. Kombi arada cırtlayıp sinirimi bozuyor. Kocam simit almaya gitti bir saat gelmedi, simitleri o yapıyor sandık. Sinir tepeme çıktı.
Akşam Zuz da geldi. Kızlar yoktgu, Kocam da askerlik arkadaşlarıyla buluştu, biz ailece yemek yedik , dışardan kimse yoktu heheheheheh Babam , Zuz ve Ben . Kızlar ve kocam geldiğinde Zuz acxıkmıştı bile:)) Kurabiye yaptık birlikte. Süper bir un kurabiyesi oldu. Naziş de gelirken sıcak şarap almıştı, geçenkinde yoktu. Ben yazınca canı istemiş:))Bu hazır tabi, döküp tencereye ısıttık.Zuz gece bir gibi gitti,biz de Tarihin Arka Odasını izledik yatak odasında, uyumuşum. Osmanlıda isyanlardan devam ediyoruz..
Sabah ,herkes uyurken , yeşil çayımı demledim, iki de kurabiye aldım , Yaşamdan Dakikaları izledim. Mazhar Alanson konuktu. Bir kitap yazmış, kocaman bir şey şarkılarının nasıl yazıldığı, o günkü Türkiye resimli, çizgi roman gibi bir şey. Aslı kocaman ve fiyatı biraz uçukmuş bir de küçük boyutlusu var bizim gibiler içinmiş hehehehehehehe. Aynı bu uzunlukta güldüm valla. Ben güleyim durayım D&R larda tükenmişde yeniden basılıyormuş. Galiba bizim Capitoldeki D&R a fakirler gidiyo çünkü hiç görmedim orada da:)) ama dikkatinizi çekerim bizim Capitol. Biziiim:))) Kitapta gözüm kaldı mı? kaldı.
Kızlar ve Koca Bey uyanınca simitli falan kahvaltı yaptık. Sonra ben bütün gün yattım , tv izledim.
Ben böyle yazınca arada bir gelip soran oluyor, sen hiç kızmazmısın, bi yerin ağrımaz mı?, kimseye küsmezmisin. Yok anam ben demirden yapılmışım, hiç bir yerim ağrımaz sızlamaz, derimin kalınlığı 17 cm hiç bir şey işlemez.
Hadi sizide memnun edecek bir şeyler yazayım. Dün geceden beri göğüs kafesim çok ağrıyor. Ağrı kesici içtim bengaylandım. O yüzden yattım bu gün malak gibi.Buram buram bengay koktum. Kızlar stresli okul açılıyor yarın. Sabah beş buçukda kalkmaya başlayacağız yarından itibaren. Kombi arada cırtlayıp sinirimi bozuyor. Kocam simit almaya gitti bir saat gelmedi, simitleri o yapıyor sandık. Sinir tepeme çıktı.
5 Şubat 2010 Cuma
bu gün...
Dün Cancan lı bir gündü. Çook Can^lıydı çok güzeldi.
Elimdeki kitap bitti... Günhan Kuşkanatîn Evvel Aşklar Masalı. Başlamış, araya başka bir kitap sokmuştum. İşte okumasam çok üzülürdüm diyebileceğim bir kitap .
Osmanlı'yı bir başka yanı ile ele alan Günhan Kuşkanat'ın romanı Evvel Aşklar Masalı . 16. yüzyılda 3. Murat kız kardeşi Nagehan Sultan ve dönemin büyük bilgini Mihran Takiyuddin arasında geçen ve aşk günah nefret gurur kıskançlık ve aldatma üzerine kurulu bir roman.. İmkânsızı seven ruhlar fırtınaya kapılmış bedenler. Korkunç bir veba salgını kıyamet alameti bir kuyruklu yıldız ve uğursuz bir kule. Saray soytarıları cariyeler suikastler şeytanlar cinler mekanik aletler simya formülleri sonsuz hayat arayışları ve şehrin altında birbirine açılan yüzlerce galeri
.
Balkahvecimin hediyesi Asi... Asi... var şimdi elimde. Okuduğum kadarıyla yine çok güzel bir kitapla karşı karşıyayım. Ayla Kutlu'nun okuduğum üçüncü kitabı olacak bu...
Bu gün Dayımla kolkola girip bir Beyoğlu yaptık. Hava serindi ama güzeldi. Üsküdar'a yürüdük. Motorla Kabataş'a geçtik. Oradan da finükülerle Taksim... Dayım la aramızda bir kaç yaş fark vardır. O Üniv. öğrencisiyken ben lise öğrencisiydim. Ne sinema tiyatro , Uludağ maceralarımız vardır. Hafta sonları o okuldan gelir ben okuldan çıkar e ve gelirdik. Bakardık daha hiç kimseler yok evde. Hadi derdik, bi not bırakıp doğru Bursa , Uludağda mangal keyfi, düşmeler kalkmalar... Kocam Bilecik de askerlik yaparken, hadi derdi bana, Zeki'nin yanına gidelim. Bazen öyle olurdu ki, izinden yeni dönmüş adamcağız, daha potinlerini bağlamamış:)) bi bakardıi biz karşısında... İşte öyle bir dayı - yeğen ilişkisi. Çok da kavga ederdik ha, Annem yaka silkerdi bazen... Dolaştık biraz, şapka aldık O'na, Eniştem'i ziyaret ettik, Eniştem beni görünce; eliyle işaret etti gel diye, gözleri parladı bana bakarken. Geçen gittiğimde Annemin adıyla seslenmişti bana. Daha iyi gördüm bu kez... Teyzem şahane börek yapmıştı, dolmalar sarmıştı. Hemen çayı koyduk, kuzen Gülden'de geldi, çok sevdiğimiz iki ahbabımızda geldi. Yıllar sonra dayımla karşılaşınca onlar da çok sevindiler. Sohbet muhabbet , eski günler derken geçti saatler. İtalyan yokuşundan yürüyerek Tophane^ye indik, Kabataş'a kadar yürüdük. Yüzüm üşüdü ama güzel bir yürüyüş oldu.
Bu hafta sonu kızların son tatil günleri. Pazartesi okullar açılıyor. Sabah dinlendiniz mi? diye sordum, eh dediler. Tabi , dedim ayağı yanık kedi gibi gezerseniz dinlenemzsiniz heheheheh Annemin bana söylediği sözdür ama Zuz'un eline su dökemem bu konuda:)))
Gittim ben artık, iyi bir hafta sonu olsun hepimize...
Elimdeki kitap bitti... Günhan Kuşkanatîn Evvel Aşklar Masalı. Başlamış, araya başka bir kitap sokmuştum. İşte okumasam çok üzülürdüm diyebileceğim bir kitap .
Osmanlı'yı bir başka yanı ile ele alan Günhan Kuşkanat'ın romanı Evvel Aşklar Masalı . 16. yüzyılda 3. Murat kız kardeşi Nagehan Sultan ve dönemin büyük bilgini Mihran Takiyuddin arasında geçen ve aşk günah nefret gurur kıskançlık ve aldatma üzerine kurulu bir roman.. İmkânsızı seven ruhlar fırtınaya kapılmış bedenler. Korkunç bir veba salgını kıyamet alameti bir kuyruklu yıldız ve uğursuz bir kule. Saray soytarıları cariyeler suikastler şeytanlar cinler mekanik aletler simya formülleri sonsuz hayat arayışları ve şehrin altında birbirine açılan yüzlerce galeri
.
Balkahvecimin hediyesi Asi... Asi... var şimdi elimde. Okuduğum kadarıyla yine çok güzel bir kitapla karşı karşıyayım. Ayla Kutlu'nun okuduğum üçüncü kitabı olacak bu...
Bu gün Dayımla kolkola girip bir Beyoğlu yaptık. Hava serindi ama güzeldi. Üsküdar'a yürüdük. Motorla Kabataş'a geçtik. Oradan da finükülerle Taksim... Dayım la aramızda bir kaç yaş fark vardır. O Üniv. öğrencisiyken ben lise öğrencisiydim. Ne sinema tiyatro , Uludağ maceralarımız vardır. Hafta sonları o okuldan gelir ben okuldan çıkar e ve gelirdik. Bakardık daha hiç kimseler yok evde. Hadi derdik, bi not bırakıp doğru Bursa , Uludağda mangal keyfi, düşmeler kalkmalar... Kocam Bilecik de askerlik yaparken, hadi derdi bana, Zeki'nin yanına gidelim. Bazen öyle olurdu ki, izinden yeni dönmüş adamcağız, daha potinlerini bağlamamış:)) bi bakardıi biz karşısında... İşte öyle bir dayı - yeğen ilişkisi. Çok da kavga ederdik ha, Annem yaka silkerdi bazen... Dolaştık biraz, şapka aldık O'na, Eniştem'i ziyaret ettik, Eniştem beni görünce; eliyle işaret etti gel diye, gözleri parladı bana bakarken. Geçen gittiğimde Annemin adıyla seslenmişti bana. Daha iyi gördüm bu kez... Teyzem şahane börek yapmıştı, dolmalar sarmıştı. Hemen çayı koyduk, kuzen Gülden'de geldi, çok sevdiğimiz iki ahbabımızda geldi. Yıllar sonra dayımla karşılaşınca onlar da çok sevindiler. Sohbet muhabbet , eski günler derken geçti saatler. İtalyan yokuşundan yürüyerek Tophane^ye indik, Kabataş'a kadar yürüdük. Yüzüm üşüdü ama güzel bir yürüyüş oldu.
Bu hafta sonu kızların son tatil günleri. Pazartesi okullar açılıyor. Sabah dinlendiniz mi? diye sordum, eh dediler. Tabi , dedim ayağı yanık kedi gibi gezerseniz dinlenemzsiniz heheheheh Annemin bana söylediği sözdür ama Zuz'un eline su dökemem bu konuda:)))
Gittim ben artık, iyi bir hafta sonu olsun hepimize...
3 Şubat 2010 Çarşamba
dün dündü... bu gün de bitti...
Altta gördüğünüz resimdeki tencerede sıcak şarap var. Dün gece aklımıza düşünce Zeya ve Zuz o kara rağmen dışarı çıkıp şarap aldılar, Ebru ve Gamsegamse tarifi buldu. Sonra yine Zuz ve zeya imalata geçtiler. Ben mi? izledim ve içtim. Muhteşemdi . Anladığınız gibi dün gece biz yine toplanıp çok güzel saatler geçirdik.
Zeya'dan Ankara notlarını aldık. Ankara seyehatinde Balkahve, Mavianne ve Gümüşay ile buluşmuştu. Balkahve, bana almayı , okumayı çok istediğim bi r kitabı; Ayla Kutlu'nun Asi...Asi..
ve çok zarif bir gümüş kolye göndermiş, o ucundaki lale şeklindeki mineyi görünce içim bir hoş oldu. Canım Balkahvecim sesini duyabildim sonunda, ama seni hiç görmedim, umarım bir gün o da gerçekleşir çok ama çok teşekkür ederim.Kolyeyi hemen dün gece taktım boynuma, tesadük ki Zuz'un Prag' dan getirdiği lale kolye de boynumdaydı. İki kızkardeşimden dedim...
Biz geceyi tamamlamadan Berfu aradı; Cancan'ın Annesi olur:))) eve dönmesinler, kar var , işe gitmeyelim:))) ne yaparsın işte böle bi işleri var:)))). Kahvaltıya gelin, güne bizde devam edelim dedi. Gece Zeya ve Ebru^yu yolcu ettikten sonra bizim yatmamız üçü geçti. Sabah Cancan'lar arayıp hadi hadi dediler. Kalktık giyindik çıktık, kar devam ediyordu, ağaçlar öyle güzel görünüyordu ki...Gittik çayımız demlenmiş bir güzel, kahvaltı masası hazırlanmış, sucuklar ızgara edilmişşş. Cancan bizi görünce havalara uçtu, hemen sevdiği müziği açtık Gamsegamse ile danslar etti, kendi evinde tüm hünerlerini döktü bize...
Alttaki resimde ise biz mutfağa geçmişiz, acıkmışız yeniden, börekler yaptık, fırında kabak mücveri yaptık. Cancan^da mutfakdan çıkmadı çok yardım etti bize çook...Resimler de Zuz yok , çünkü çeken O :)))
Akşam çayımızı içtikkkk çıktık, hep beraber, Cancan da tabi. Beni eve bırakıp Capitole gittiler. Ben geldim akşam yemeği masasını kurdum,bi çorba yaptım . Tam dinlenmeye çekileceğim hadii Gamse aradı gelin beraber dönelim. Nazişle yeniden giyindik çıktık. Capitolünde altı üstüne geldi bende de derman kalmadı gayrı. Yorgunluk çayımızıda içtik şimdi tumba yatak Asi... Asi... ye başlayacağım...
Zeya'dan Ankara notlarını aldık. Ankara seyehatinde Balkahve, Mavianne ve Gümüşay ile buluşmuştu. Balkahve, bana almayı , okumayı çok istediğim bi r kitabı; Ayla Kutlu'nun Asi...Asi..
ve çok zarif bir gümüş kolye göndermiş, o ucundaki lale şeklindeki mineyi görünce içim bir hoş oldu. Canım Balkahvecim sesini duyabildim sonunda, ama seni hiç görmedim, umarım bir gün o da gerçekleşir çok ama çok teşekkür ederim.Kolyeyi hemen dün gece taktım boynuma, tesadük ki Zuz'un Prag' dan getirdiği lale kolye de boynumdaydı. İki kızkardeşimden dedim...
Biz geceyi tamamlamadan Berfu aradı; Cancan'ın Annesi olur:))) eve dönmesinler, kar var , işe gitmeyelim:))) ne yaparsın işte böle bi işleri var:)))). Kahvaltıya gelin, güne bizde devam edelim dedi. Gece Zeya ve Ebru^yu yolcu ettikten sonra bizim yatmamız üçü geçti. Sabah Cancan'lar arayıp hadi hadi dediler. Kalktık giyindik çıktık, kar devam ediyordu, ağaçlar öyle güzel görünüyordu ki...Gittik çayımız demlenmiş bir güzel, kahvaltı masası hazırlanmış, sucuklar ızgara edilmişşş. Cancan bizi görünce havalara uçtu, hemen sevdiği müziği açtık Gamsegamse ile danslar etti, kendi evinde tüm hünerlerini döktü bize...
Alttaki resimde ise biz mutfağa geçmişiz, acıkmışız yeniden, börekler yaptık, fırında kabak mücveri yaptık. Cancan^da mutfakdan çıkmadı çok yardım etti bize çook...Resimler de Zuz yok , çünkü çeken O :)))

Akşam çayımızı içtikkkk çıktık, hep beraber, Cancan da tabi. Beni eve bırakıp Capitole gittiler. Ben geldim akşam yemeği masasını kurdum,bi çorba yaptım . Tam dinlenmeye çekileceğim hadii Gamse aradı gelin beraber dönelim. Nazişle yeniden giyindik çıktık. Capitolünde altı üstüne geldi bende de derman kalmadı gayrı. Yorgunluk çayımızıda içtik şimdi tumba yatak Asi... Asi... ye başlayacağım...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)