akşam saat 17.30 dan sonra hastalığım coştu, daha doğrusu boğazımdaki o sıvışık yılışık sıvıyı atamadığım için midem bulandı. Öksürmektan boğazım acıdı. Çok öksürünce karın kaslarım acıdı falan.
Gamse'ye sabah saatleri için acilen bir asistan bulunmalı. Akşam Cumhuriyet resepsiyonu varmış. Abiye elbiseleri kilitli torbaya, ayakkabıları kutuya kondu. İçeceği vitamini, pastili ilaç kutusunun gözlerine itinayla yerleşti. Saç şekillendirici alet çantasına yerleşti.( akşam saat 9 da sızıp kalınca, bunlar sabaha kaldı) 45 dk da evden çıkarıldı. Kahvaltıyı okulda yaptıkları için Saat 7.30 da aranıp, vitamin içmesi hatırlatıldı.
Bu gün sadece yatacağım, kitap okuyup tv izleyeceğim söz verdim vatana millete.Akşam yemekte kocayla ikimiz varız zaten.
Gidip kitaplıktaki en neşeli, romantik kitabı bulacağım. Ya da Canan Tan'ın En Son Yürekler Ölür var, ona mı başlasam. Valla aramızda garip bir ilişki var. İlk kitabını okudum,asla tarzım değil dedim. 21.yy Kerime Nadir ya da Muazzez Tahsin Berkant diyorum ben O^na. Ama biliyormusunuz ki bütün kitapları var bende ve hepsini okudum.Hep bir yerlerden geldi buldu beni, ilkini ben almıştım, diğer hepsi hediye edildi. Bu son kitabı , durun yenisini yazmadan ben şunu bu gün okuyayım. Biraz aşk acısı hissedeyim. Belki öksürüğüme iyi gelir.
Birisi sürpriz bir kitabım olduğunu söyledi, meraktan ölüyorum
Bundan 10 gün önce , ev telefonumuz çaldı. Nasıl da işim var anlatamam. Arayan Türk Telekom, sabit operatörü. Efenim Türk Telekom, mesaj alabilen sabit telefonlar için burç servisi başlayacaktır, lütfen doğum gününüzü giriniz. İstemiyorum, hem de işim var dinlemeden kapattım. Şimdi her gün saat 9.30 da telefonumuza mesaj geliyor, istemediğim halde , hem de terazi burcu. Evde bir kişi terazi burcu olsa gam yemeyeceğim yahu. Şimdi bundan kurtulmanın yolunu bulmam lazım. Her seferinde de telefon çalıyor diyerek gidip de ekranda mesajınız var yazısını okumuyomuyum sinir oluyorum. Var mı? başına böle bi saçmalık gelen, beni aydınlatsın.
Hadi gittim ben. Çayımı alıp tv karşısına kurulucam sonra kitap mitap işte. Takılıcam kendimle :))
Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
27 Ekim 2009 Salı
26 Ekim 2009 Pazartesi
BİRAZ BİZDEN BİRAZ MİM DEN
Hastalığımın seyri yavaşladı, galiba iyi oluyorum. Dün akşam tam biz akşam yemeğindeyken, Zuz sürpriz yapıp bize geldi. Birlikte film izledik güya Okan Bayülgen'i de izleyecektik ama kızlar saat 10 da sızdılar, bense 11 e kadar zor doyandım. Hepimiz sarsıldık bu hastalık hallerinden. Güya benden geçmiş herkese bak bak, yahu ben daha iki gün önce hastalandım. Siz ondan önce başlamıştınız desem de kimse bana inanmadı. Benim hapşırığım aynen bir gökgürültüsü gibiymiş. ( valla aynen de öyleydi. )
Biz tabi beş buçuktan beri ayaktayız. Son parti olan kocam da saat 8 itibariyle gitmiş bulunmakta. Zuz hala uyuyor. Ben bulaşık makinesini ve çamaşır makinesini çalıştırdım, yatak odalarını topladım.Yeşil çayımı alıp bilgisayara oturdum Dün akşam Zuz gelirken bizim buradaki alışveriş merkezinin pastanesinden pasta almış. Ne yalan söyleyeyim , süperdir ekmekleri , börekleri, çörekleri. Ama yemekten sonra pastayı getirdim ki görüntü muhteşem, ama içinde pastayı bulamadık. Krem şanti yığınından ibaret , ortada nokta kadar bir pandispanya. Resmini çektik ve biraz önce zehir zemberek bir maille gönderdim. Haklarını yemeyeyim, geçen yıl da böyle bir mailime genel müdürlerine varana kadar cevap yazmıştı. Türkiyenin her yerinde 102 adet alış- veriş merkezi olan bir magazalar zinciri. Size önerim o pastadan bir tane alıp yemeye çalışmanızdır dedim. Neyse işte , Zuz hanımlar , saat 10 da kalkacakmış. Sonra da Berfu gelip alacak işe gidecekler:))). Kahvaltı için onu bekliyorum. Şöyle kardeş kardeş bir kahvaltı yapalım.
Şimde sıra Mim de
Mim bana Ruhdağından geldi.
Bloguna neden bu ismi verdin?
Burayı kendi bahçem gibi düşündüm sanırım. Nazlı ile beraber açıyorduk düşünme fırsatıda vermedi hadi hadi diye. İnşalah gelenler bahçe bloğu diye gelmiyordur. Ama kuzenin nikahından , Kadıköy Evlendirme Dairesinden çıkıyorduk, biri arkamdan Laleninbahcesi diye bağırdı pek hoşuma gitmişti.
Bloguna yazarken star tribiyle olmazsa olmaz dediğin şeyler var mı?
e olmaz mı? mesela fonda Brahms çalsın, elimde de yeşil zeytini unutulmamış bir martini olsun , yok yav ama bir fincan kahvem veya yeşil çayım mutlaka olur. Mesela şimdiki gibi hüüüp:))
En son satın aldığın garip şey nedir?
renkli kürdanlar ve kare motif, yapma aleti.
Şeker gibi olduğun anlar?
Yatağıma gömülmüş kitap okurken, koruda yürürken, kızlarla alışverişteyken, Alkım da kitaplara saldırırken...
Arkadaşım, artık sormayın dediğin şeyler
Bu sene de Ordu'ya gidicen mi???
Saçların neden hep aynı renk???
kızların sevgilisi var mı???
Kendini okutan blog dediğin
Samimi olduğunu hissetmeli ve sen neymişsin be abi , ne abi demediğim.
Bu blog sahibi-sahibesiyle karşılaşabileceğin yerler?
Kabataş motorunda , Finikülerde , İstiklal Caddesinde , İtalyan Yokuşundan aşağı inerken,Çukurcuma da eskicilere bakarken, Fethi Paşa Korusunda yürürken, Kadıköy Mercan'da, Capitol Sir Winstonda kahve içerken, Üsküdar Balık Pazarında, Kadıköy Alkım da elinde kırmızı kitap sepeti , kitap seçerken, Kahve Dünyasında bir eli kitabında diğer eli fondü maknesinin içine batarken. Kapalıçarşı'da, Sahaflar da
Kimleri mimliyorum
Mavianne
kamikaze( ay hiç yüzüm de yok ama:)))
Hamdiyehome
not: Google translate de sayfamın ingilizceye çevrilip okunduğunu gördüm ya , ölsemde gam yemem heheheh
o beni kıskanıyormu testi yazıp benim sayfama düşen arkadaş, işin testlere kaldıysa durumun gerçekten vahim. Acilen bir psikolog öneririm sana.,
Beyoğlu iş Merkezi nerede diye günde 10-15 kez sayfama düşenler için çok yakında bir kroki hazırlayacağım, izlemeye devam edin:)))
Biz tabi beş buçuktan beri ayaktayız. Son parti olan kocam da saat 8 itibariyle gitmiş bulunmakta. Zuz hala uyuyor. Ben bulaşık makinesini ve çamaşır makinesini çalıştırdım, yatak odalarını topladım.Yeşil çayımı alıp bilgisayara oturdum Dün akşam Zuz gelirken bizim buradaki alışveriş merkezinin pastanesinden pasta almış. Ne yalan söyleyeyim , süperdir ekmekleri , börekleri, çörekleri. Ama yemekten sonra pastayı getirdim ki görüntü muhteşem, ama içinde pastayı bulamadık. Krem şanti yığınından ibaret , ortada nokta kadar bir pandispanya. Resmini çektik ve biraz önce zehir zemberek bir maille gönderdim. Haklarını yemeyeyim, geçen yıl da böyle bir mailime genel müdürlerine varana kadar cevap yazmıştı. Türkiyenin her yerinde 102 adet alış- veriş merkezi olan bir magazalar zinciri. Size önerim o pastadan bir tane alıp yemeye çalışmanızdır dedim. Neyse işte , Zuz hanımlar , saat 10 da kalkacakmış. Sonra da Berfu gelip alacak işe gidecekler:))). Kahvaltı için onu bekliyorum. Şöyle kardeş kardeş bir kahvaltı yapalım.
Şimde sıra Mim de
Mim bana Ruhdağından geldi.
Bloguna neden bu ismi verdin?
Burayı kendi bahçem gibi düşündüm sanırım. Nazlı ile beraber açıyorduk düşünme fırsatıda vermedi hadi hadi diye. İnşalah gelenler bahçe bloğu diye gelmiyordur. Ama kuzenin nikahından , Kadıköy Evlendirme Dairesinden çıkıyorduk, biri arkamdan Laleninbahcesi diye bağırdı pek hoşuma gitmişti.
Bloguna yazarken star tribiyle olmazsa olmaz dediğin şeyler var mı?
e olmaz mı? mesela fonda Brahms çalsın, elimde de yeşil zeytini unutulmamış bir martini olsun , yok yav ama bir fincan kahvem veya yeşil çayım mutlaka olur. Mesela şimdiki gibi hüüüp:))
En son satın aldığın garip şey nedir?
renkli kürdanlar ve kare motif, yapma aleti.
Şeker gibi olduğun anlar?
Yatağıma gömülmüş kitap okurken, koruda yürürken, kızlarla alışverişteyken, Alkım da kitaplara saldırırken...
Arkadaşım, artık sormayın dediğin şeyler
Bu sene de Ordu'ya gidicen mi???
Saçların neden hep aynı renk???
kızların sevgilisi var mı???
Kendini okutan blog dediğin
Samimi olduğunu hissetmeli ve sen neymişsin be abi , ne abi demediğim.
Bu blog sahibi-sahibesiyle karşılaşabileceğin yerler?
Kabataş motorunda , Finikülerde , İstiklal Caddesinde , İtalyan Yokuşundan aşağı inerken,Çukurcuma da eskicilere bakarken, Fethi Paşa Korusunda yürürken, Kadıköy Mercan'da, Capitol Sir Winstonda kahve içerken, Üsküdar Balık Pazarında, Kadıköy Alkım da elinde kırmızı kitap sepeti , kitap seçerken, Kahve Dünyasında bir eli kitabında diğer eli fondü maknesinin içine batarken. Kapalıçarşı'da, Sahaflar da
Kimleri mimliyorum
Mavianne
kamikaze( ay hiç yüzüm de yok ama:)))
Hamdiyehome
not: Google translate de sayfamın ingilizceye çevrilip okunduğunu gördüm ya , ölsemde gam yemem heheheh
o beni kıskanıyormu testi yazıp benim sayfama düşen arkadaş, işin testlere kaldıysa durumun gerçekten vahim. Acilen bir psikolog öneririm sana.,
Beyoğlu iş Merkezi nerede diye günde 10-15 kez sayfama düşenler için çok yakında bir kroki hazırlayacağım, izlemeye devam edin:)))
24 Ekim 2009 Cumartesi
Hastayım, burnumdan su akıyor ,hemde hiç durmadan, bir vana takılsa ancak baş edilir aynen o durumdayım. Tüm doom günü hazırlıklaını, yemeği,pastayı neyin yaptım,hastalandım.Var mı? böyle birşey ya, işim bitti ,hadi şimdi hastalanayım bari modunda oldu her şey. Yattığım yerden çepük çaldım, pastasının mumlarını üfleyen NAZLI'ya . Hey Allahım ya bin yıllık çepük kelimesi de geldi ya aklıma hasta hasta hayırdır inşallah. Alkışlamak demekir. Denizi olmayan yerde öğrenmiştim. Komşumuzun annesi, Nazlı'ya çepük çal kızım çepük çal derken. Alllaaaa kadın çocuğa hırsızlık mı? öğretmek istiyo nedir diye kendi kendime kuruntulanırken baktım ki kadınceyiz ellerini birbirine vurmayı öğretmekte:)))a
Korkmayın o meeeşur gripten değilim:)). Grip bile değil, soğuk algınlığı. Efil efil gezmekten, kapıları pencereleri açmaktan ve de bu çıldırtan sonbahara fazla dalmaktan muzdaribim. Şimdi azcık kendime şefkat göstereyim yarına bomba gibi olurum evelallah.Ama hastalığın o gelirkenki hali, kafa geriye geriye gider ya hani, nere bulsan uzanmak istersin, ateşler basar, o çok garip bir duygu. Şimdi ilaçlar etkisini yitirip hasta halime dönmeden gidip bir yerlere kıvrılayım.
Korkmayın o meeeşur gripten değilim:)). Grip bile değil, soğuk algınlığı. Efil efil gezmekten, kapıları pencereleri açmaktan ve de bu çıldırtan sonbahara fazla dalmaktan muzdaribim. Şimdi azcık kendime şefkat göstereyim yarına bomba gibi olurum evelallah.Ama hastalığın o gelirkenki hali, kafa geriye geriye gider ya hani, nere bulsan uzanmak istersin, ateşler basar, o çok garip bir duygu. Şimdi ilaçlar etkisini yitirip hasta halime dönmeden gidip bir yerlere kıvrılayım.
23 Ekim 2009 Cuma
Oy benim Nazlı Kızım

Bir Nazlı Kız büyüdü bizim ev de. Hiç acele etmedi, dünyaya gelirken dr un tahmininden 10 gün sonra doğdu. Emin oldu adımlarından. Böylece bastığı yere de hep emin adımlarla sımsıkı bastı. Kimi seviyorsun en çok diyenlere, ilk olarak kandimi ) dedi, kendimi demek isteyerek. Ta o zamandan bildi, her şey kendini sevmekle başlar. Misafirliğe gittiğinde , kendine oyuncak getiren arkadaşlarına, istersen vermeyebilirsin dedi, çünkü; sen bize geldiğinde , ben sana oyuncaklarımı vermem. Böylece seçme şansı verdi onlara. Kitaplar en büyük tutkularından oldu. Bir kitabı , annesine belki 50 kez üst üste okutup ezberledi, sonra onu açıp okuyarak insanları aa okuma biliyor diyerek şaşkınlıktan küçük dillerini yutturdu.( 3 yaşında) . İlk kez, Vua gel( Zuhal gel) dedi. Anne, baba ya da mama demesi beklenirken.Vua’yı bir sevdi, bir daha bir kez bile bırakmadı. Onsuz nefes almadı. O bir yere gidince hastalandı, ateşlendi. Bu yüzden Zuz’un tatilleri aile içinde sorunlara yol açtı. Baba gitmese olmuyor mu? dedi. E söz konusu olan kendi kızıydı. Anneanne , çiğ börek yapmayı bilmediği için anneyi suçladı, o olmadığı zaman Nazlı ,çiğ börek istese ne olacaktı.Erkek kardeşi olan arkadaşına , bak Özge , yaptın yaramazlığı yaptın yaramazlığı , buldun cezanı, erkek kardeşin oldu dedi. Kendisi çok uslu olduğu için))) kız kardeşi olmuştu çünkü. Ta o zamandan bildi kadın ne kadar önemlidir. Kardeşi doğduğunda, balkona çıkıp- annem doğurduuuu, annem doğurduuu diye cümle aleme ilan etti. Çünkü ta o zamandan bildi kardeş ne kadar önemli bir şeydir, insan yaşamında.
O Nazlı kız büyüdü , koca bir öğretmen oldu, belki oyuncaklarını kimseyle paylaşmadı ama öğrencilerine paylaşmanın güzelliğini , sorumluluğu öğretiyor şimdi. Annesiyle ortak kitaplar okuyup, siyasi tartışmalar yapıyor. İsterse bilgisayara takla bile attırabiliyor, öğrencilik yıllarında bilgisayar teknolojileri bilimi öğrencisi arkadaşlarıyla ev arkadaşı olduğu için. Etnik kültüre çok ilgi duyar, meslek yaşamında hep azınlık okullarında çalışması ve hemen her milletten arkadaş grubuna sahip olması nedeniyle.Her yaşadığı ortam Ona yeni bir şey kattı . Asıl zenginliğinde bu olduğunu kavradı. Üniversite bitip geldiğinde , giderken bıçağın ne tarafı kesiyor diye sordu , geldiğinde annesine bir sürü yemek öğretti.
Ben bir tek belgesel izlerim diyenlere ya evet öyledir diye güleriz ya, onun bir canlı örneğidir. . Her genç kız gibi çiçek böcek, kedi , kuş, balık gibi hayvanlardan hoşlanması beklenirken, o annesini yerinden zıp zıp zıplatan hayvanlara sahip olmayı ve bir gün onları eve getirmeyi düşler.
Yarın, Nazlı’nın doğum günü, benim dileğim her annenin dileği. İyi ki doğdun Nazlı , iyi ki benim kızımsın, başkalarının kızı olsaydın inan onları çok kıskanırdım.
Nice sağlıklı mutlu yaşlara tüm sevdiklerinle…
22 Ekim 2009 Perşembe
elmalı pastaya bulanmış anılar

Ambale olmuş bir zihni en iyi boşaltmanın yolu, mutfaktan gelen elmalı pastanın kokusudur. Benimki fırına henüz girdi ve kokusu gelmeye başlamadı ama biliyorum ki, tarçın kokusu eve bir yayılsın zihnim açılacak, tüm yorgunluğum gidecek.
Evde hiç kimse elmalı pasta sevmez. Kocam bir zahmet yer bazen. Bir tek kendim için yaparım . En sevdiğim pastadır. Bursa kokar , Uludağ kokar. Babayla yapılan vapurda sıra beklemeyelim noolur körfezi dolaşalım, hem Karamürsel'de, Annemim sevdiği balıkçıda , yemek yeriz pazarlıkları çınlar kulağımda. Arabanın arkasında üç kardeş tepişmek gelir aklıma.
Teyzemler Bursa'da oturuyorlardı bizde her hafta sonu ama her hafta sonu cuma akşamından yola çıkar, ertesi gün onlarıda alıp Uludağ'a çıkardık. Teyzem benim sevdiğimi bildiği için her hafta elmalı pasta yapardı. Benim tarifim hala o tariftir zaten. Bir hafta sonu gittiğimiz de bu sefer yapamadım dedi. Teyze yapmışsındır, sen benim umutlarımı boşa çıkartmassın diyorum , yok yapmadım diyor. Bir baktım , mutfak tezgahının en üstünde bir tencere duruyor. O tencerenin işi ne orada dedim. Aldım sandalyeyi çıktım, ama yerdeyim, sandalye içeri geçmiş. Teyzem öyle bi korktuki hemen tencereyi aşağıya indirdi, pastada meydana çıktı. O yıllarda lakabımın iskeletor olduğunuda belirteyim yalnız. Öyle iştahlı falan biride değildim yani. . Üç kardeş biz, üç de kuzen ne eğlenirdik. Şimdi altı çocuğun bir araya gelmiş halini düşünemiyorum bile.
Hah koku gelmeye başladı, hiiiç kusura bakmayın şimdi bir dilim pasta ve bir fincan kahve ile kitap keyfi zamanı.
Elli kez yazdığım tarifi, yeni okuyanlar için yineleyelim:)))
elmalı pasta:
Bir paket eritilmemiş margarin.( Ben becel kullandım)
bir yumurta, 5 adet orta boy elma, birbuçuk bardak şeker, tarçın, ceviz, kabartma tozu, vanilya, bir çay bardağı süt. Un
Elmaları rendeleyin, yarım bardak şekerle pişirin. Soğuyunca bir tatlı kaşığı tarçın ve dövülmüş yarım s.b ğı ceviz ekleyin.
Margarin, süt , yumurta ve bir bardak şekeri, kabartma tozu va vanilya ilave ettiğini unla kulak memesinden biraz daha set bir hamur yapın. Daha doğrusu turta hamuru yapın. Hamuru ikiye bölün. Oklava ile açın. Tepsiye serin bir tanesini, üstünede elmalı içi yayın. Diğer hamuruda aynı işleme tabi tutup tepsinin en üstüne yerleştirin. Hadi pişirin şimdi soğuyunca da pudra şekeri serpin. Ben bazen ikinci hamuru merdane ile açar, kurabiye kalıpları ile şekil şekil kesr, elmalı için üstüne dizerim. Kalpler, kelebekler falan çok şık bir görüntü olur. Hatta böyle bir resmini koymuştum bir zamanlar. Durun bulursam hemen koyayım yeniden:)). Evettt yukarıya yerleşti bile resimm.
Not: Dün Cancan bizdeydi,, sokaklara çıktık gezdik yine apartmanı inim inim inlettik. . Size bir bilmecem var bilin bakalım. Ben giderim o gider, arkam sıra tim tim eder:))). Evde aynen böyle dolaşıyoruz. Ben önde o arkada. Ama almaması gereken bir şeyi aldığında, o önde, ben arkada koşuyoruz o da başka.
Not-2. Enişteme karnından beslenme yolu açıldı. Çok önceden düşünülmüştü ama ancak yapıldı. Şimdi konuşması daha düzgün olacakmış ve ciğerleri daha rahatlayacakmış.
19 Ekim 2009 Pazartesi
Ben kızlarım gelecek diye bekleyip durayım, ha bire saate bakayım. Haftanın ilk günü sevdiklerini pişireyim diye uğraşıp durayım. Kızların biri İKEA dan biri Capitol den ses verdi. N'oldu bana yahu iki gündür, terkedildim, terkedildim.Ben de ne yapayım yaptım kendime bir kahve geldim buraya.
Ne güzeldi bu gün hava, ışıl ışıl bir sonbahar günüydü . Yazdan kalma bir gün denir ya , hah işte! aynen öyle bir gündü. Bu gün pazarımızdı bizim, pazarcılarda rahat rahat açtılar tezgahlarını. Çok güzel bir görüntü var pazarda, yaz sebzelerinin yanında boy gösteren kış sebzeleri. En çok da gece sabunlu sularla yıkanıyor ya sokaklar onu seviyorum. Pazar kurulmayan tek sokak da bizimki. Ama arka sokak, yan sokak ve de tüm mahalle pazar yeri. Hep derim ya burası çok kısa bir sokak. Üç bizim tarafta dört tane de karşımızda apt var. Aaralarda da apt otoparkları. O yüzden sanırım tezgah konmuyor. Bu da bizim avantajımız oluyor tabi.
Bu sabah Gamsegamse, artık dolabına sığmadığını, o yüzden ne giyeceğini şaşırdığını söyledi. O gittikten sonra dolabını tamamen döktüm, her şeyi yeniden askılara asıp düzelttim, çok yazlık olan, askılılarına falan bizim dolapta yer açtım. Abiyelerini de benim tarafıma geçirdim. Bi de yumoşun dolap içleri için olan kokusunuda sıktım kapattım dolabın kapağını:))). Sonra hadi elim değmişken çanta dolabınada el atayım dedim. Bi baktım ki uhuuu yazlık , çantalarla kışlık çantalar sarmaş dolaş, ayzlık çantalarıda aldım , benim çantaların olduğu yere transfer ettim. Sonra gözüme takılarının olduğu hasır sepetler ilişti. İki üç tane olacağına onları tek büyük kapaklı hasır kutuya koydum. O işte tmam oldu. Bakalım gelince memnun olacak mı. Belli olmaz, bir keresinde sen burayı düzelttiğinden beri hiç bir şey bulamıyorum, o karışıklık benim düzenimmiş meğer demişti.
Dün geceyi anlatmalıyım. Gece saat bir , uyumuşuz hepimiz, hatta ben rüya falan bile görüyorum o arada. Kolay mı hafta içleri 05.30 da güne merhaba diyoruz. Her neyse. Bir den benim cep telefonum çalmaya başladı. Fırladım ama nerede olduğunu bile bilmiyorum ki, ben uyku sersemliği ile onu bulmaya çalışırken biz evcek uyandık tabi. Sabahnur teyzem yani en küçük teyzem. Canı sıkılmış bi Lale'mi arayayım demiş, tabi saate falan da bakmamış. Ben konuşuyorum ama apır sapır, kalbim gümbür gümbür. O da bi mahcup oldu, canım benim ya. Yerim onu ya , yazın plajda, git benim yedek mayomu giy, cup yanıma denize atla sen. Rahatsız olduğu için yıllaradır denize girmiyordu. O giriş, bütün yaz denizden çıkmadı, gelirken o mayoyu da ona bırakmıştım zaten. Benim teyzeleri biliyosunuz, kimi elbisemi giyer, bana çok yakıştı bana ver der. O arada ben yine denizden çıkmışım ha, giyecek başka bir şeyim yok. Biri ayağımdaki yakkabidan bulmak için beni tüm İstanbulu dolaştırır. Bir benzerini buluruz, ama Ordu'ya gittiğimde bir bakarım ki düğüne giderken yine de benimkini giymiş. Bana diyolar ki kızları evlendir gel buraya yerleş, oldu canım dedim. Sizinle uğraşıcam sonra heheheh.
Bu günkü yazı ödevimizi de eda ettik:)) . Yarın ola hayr ola.
Ne güzeldi bu gün hava, ışıl ışıl bir sonbahar günüydü . Yazdan kalma bir gün denir ya , hah işte! aynen öyle bir gündü. Bu gün pazarımızdı bizim, pazarcılarda rahat rahat açtılar tezgahlarını. Çok güzel bir görüntü var pazarda, yaz sebzelerinin yanında boy gösteren kış sebzeleri. En çok da gece sabunlu sularla yıkanıyor ya sokaklar onu seviyorum. Pazar kurulmayan tek sokak da bizimki. Ama arka sokak, yan sokak ve de tüm mahalle pazar yeri. Hep derim ya burası çok kısa bir sokak. Üç bizim tarafta dört tane de karşımızda apt var. Aaralarda da apt otoparkları. O yüzden sanırım tezgah konmuyor. Bu da bizim avantajımız oluyor tabi.
Bu sabah Gamsegamse, artık dolabına sığmadığını, o yüzden ne giyeceğini şaşırdığını söyledi. O gittikten sonra dolabını tamamen döktüm, her şeyi yeniden askılara asıp düzelttim, çok yazlık olan, askılılarına falan bizim dolapta yer açtım. Abiyelerini de benim tarafıma geçirdim. Bi de yumoşun dolap içleri için olan kokusunuda sıktım kapattım dolabın kapağını:))). Sonra hadi elim değmişken çanta dolabınada el atayım dedim. Bi baktım ki uhuuu yazlık , çantalarla kışlık çantalar sarmaş dolaş, ayzlık çantalarıda aldım , benim çantaların olduğu yere transfer ettim. Sonra gözüme takılarının olduğu hasır sepetler ilişti. İki üç tane olacağına onları tek büyük kapaklı hasır kutuya koydum. O işte tmam oldu. Bakalım gelince memnun olacak mı. Belli olmaz, bir keresinde sen burayı düzelttiğinden beri hiç bir şey bulamıyorum, o karışıklık benim düzenimmiş meğer demişti.
Dün geceyi anlatmalıyım. Gece saat bir , uyumuşuz hepimiz, hatta ben rüya falan bile görüyorum o arada. Kolay mı hafta içleri 05.30 da güne merhaba diyoruz. Her neyse. Bir den benim cep telefonum çalmaya başladı. Fırladım ama nerede olduğunu bile bilmiyorum ki, ben uyku sersemliği ile onu bulmaya çalışırken biz evcek uyandık tabi. Sabahnur teyzem yani en küçük teyzem. Canı sıkılmış bi Lale'mi arayayım demiş, tabi saate falan da bakmamış. Ben konuşuyorum ama apır sapır, kalbim gümbür gümbür. O da bi mahcup oldu, canım benim ya. Yerim onu ya , yazın plajda, git benim yedek mayomu giy, cup yanıma denize atla sen. Rahatsız olduğu için yıllaradır denize girmiyordu. O giriş, bütün yaz denizden çıkmadı, gelirken o mayoyu da ona bırakmıştım zaten. Benim teyzeleri biliyosunuz, kimi elbisemi giyer, bana çok yakıştı bana ver der. O arada ben yine denizden çıkmışım ha, giyecek başka bir şeyim yok. Biri ayağımdaki yakkabidan bulmak için beni tüm İstanbulu dolaştırır. Bir benzerini buluruz, ama Ordu'ya gittiğimde bir bakarım ki düğüne giderken yine de benimkini giymiş. Bana diyolar ki kızları evlendir gel buraya yerleş, oldu canım dedim. Sizinle uğraşıcam sonra heheheh.
Bu günkü yazı ödevimizi de eda ettik:)) . Yarın ola hayr ola.
18 Ekim 2009 Pazar
Bu gün pazar
Bu gün pazar, Öyleyse , mutfakdan babamın yaptığı mücverin kokusu gelmeliydi, biz sıcacık yataklarımızda uyurken, anneminde yine soğanı çok doğradın ona diye mızıklanma sesleri. Bakır çaydanlıktaki çayın kokusu yayılmalıydı eve.Sofrada mutlaka incir reçeli ve dağ çileği reçeli olmalıydı. Duvara dayalı mutfak masaındaki , duvar tarafındaki yerime oturmalı, kitabımı yanıma açmalı, Annemi yine gıcık etmeliydim. Annem bir taraftandan kendi yerken bir taraftanda Zuz ve Metin'in ağzına sokuşturmalıydı lokmaları. Öğleden sonra sinemaya gidip, iki film üst üste izlemeli, film aralarında Çamlıca gazozu içmeli, koko yemeliydik. (Koko bazı kuruyemişcilerde var hala, alıyorum bazen). Dışındaki alimunyum sargı hala dişimi gıcırdatıyor:))). Sinemaya ne kadar teyze dile kolay tam 5 tane ve de kuzen taifeside gelmeliydi. Ben bunları düşünmezdim, eğer kocam işe gitmeseydi, Naziş 'in okulunda çocuklar için parti olmasaydı ve Gamsegamse öğrencisine derse gitmeseydi. O zaman bunların aynını yapardık. Hem incir reçeli ve dağ çileği reçeli de var üstelik. Teyzelerim yaptı.Madem öyle pazar pazarlığını yapmayacaktı, bu gün niye pazar , pazartesi olsaydı.
Dün Cancanla geçti. Başta çok eğlendik , bu beklenmedik an da ortaya çıkan görüşmeden çok memnun kaldık. Birbirimizi görünce sevinç çığlıkları attık. Hatta o ağzındaki lokmayı çıkarıp bana ikram etti ama uyumaya giderken baktım elleri çok sıcak. Hemen ateşini ölçtüm 38 derece. Bi de bebeklere uygun bir derece ile ölçülsün dedik, hemen bizim sokaktaki eczaneye götürdük yine 38 derece çıktı. Hemen Anne ve Dr ikilisiyle irtibat kuruldu, ilaçlar alındı . Ama Cancan ateş mateş dinleemdi yine oynamaya devam etti, ara ara başını yastığa koydu, halının üzerine yattı .Biraz önce konuştum gayet iyiymiş, gece biraz kusmuş onun dışında sakin geçmiş. .
Aslında bu gün İlmiyem'le yemek sinema programı yapacaktık ama O'nun beklenmedik bir işi çıktı. Hava da keyifsiz.Avrasya Maratonu nedeniyle köprü kapalı, Kadıköyde de miting var. Ara sokaklar bile kapalı olacak trafiğe. Anlayacağınız bu gün evci çıktık. Kitap, tv keyfi yapacağım tek başıma.
Nasıl bir cumartesi oldu sizin için bilmiyorum ama Pazarınız daha keyifli olsun
Dün Cancanla geçti. Başta çok eğlendik , bu beklenmedik an da ortaya çıkan görüşmeden çok memnun kaldık. Birbirimizi görünce sevinç çığlıkları attık. Hatta o ağzındaki lokmayı çıkarıp bana ikram etti ama uyumaya giderken baktım elleri çok sıcak. Hemen ateşini ölçtüm 38 derece. Bi de bebeklere uygun bir derece ile ölçülsün dedik, hemen bizim sokaktaki eczaneye götürdük yine 38 derece çıktı. Hemen Anne ve Dr ikilisiyle irtibat kuruldu, ilaçlar alındı . Ama Cancan ateş mateş dinleemdi yine oynamaya devam etti, ara ara başını yastığa koydu, halının üzerine yattı .Biraz önce konuştum gayet iyiymiş, gece biraz kusmuş onun dışında sakin geçmiş. .
Aslında bu gün İlmiyem'le yemek sinema programı yapacaktık ama O'nun beklenmedik bir işi çıktı. Hava da keyifsiz.Avrasya Maratonu nedeniyle köprü kapalı, Kadıköyde de miting var. Ara sokaklar bile kapalı olacak trafiğe. Anlayacağınız bu gün evci çıktık. Kitap, tv keyfi yapacağım tek başıma.
Nasıl bir cumartesi oldu sizin için bilmiyorum ama Pazarınız daha keyifli olsun
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)