O yeni nesil bebeklerden, ilgi alanında bilgisayarlar, cep telefonları var. Naziş de baktı ona fırsat vermiyor, bu önlemi aldı. Artık birlikte çalışıyorlar. Arada yine ablasınınkine sarkmıyor da değil yine de. Bizim açık renk salonun ortasında , masanın baş köşesinde duran cart mavi sandalye O'na ait. Her gelen de soruyor bu kimin diye, biz de bu , bizim evin yeni efendisinin tahtı diyoruz:))Bu gün, öğleden sonra karı- koca yollara düştük. Beyoğlu, Cihangir, Çukurcuma da dolaştık. Eniştemi ziyaret ettik. Kemancı Bar da çıkan kavgaya tanık olduk. Yollar birbirine girdi, polisler koşuşturdu, bizim meraklı millet oraya doluştu. Biz tam oradan geçerken olayın patlak vermesi de enteresandı hani. Sonbahar gelmişti Taksim'e. Lavanta satıcıları, kestaneciler çıkmışlardı piyasaya. Hava çok güzeldi, biz birer t-shirt le çıktık. Ama bot, çizme giyen hatunlar vardı. Tamam kombineleri güzeldi, mini elbiselerin altında uzun çizmeler pek yakışmıştı ama kışın ne giyeceğiz anacım. Bu ara kocamın iş yeri tadilatta , fırsattan istifade geziyoruz, bir programım da Ada'ya.
Benim okey grubumla buluşmalarım da başlıyor. Perşembe günü sancak alabanda deyip bizim ev de başlıyoruz turlara.
Bu arada alınacak kitaplar listem doldu taşıyor. İlk sırada Açlığın Şarkısı ve Moskof Cariye Hürrem var. Kitapları alayım, bir başlayayım , sonra bu konuda konuşuruz.
Yeter akşam akşam şimdi , Canım Ailem dizisini izlemek üzere salona yollanmalıyım.

