Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

21 Eylül 2009 Pazartesi

ikinci günden

Bayramı da yoğun bir biçimde geçiriyoruz, hatta bitiriyoruz. İlk günü akşama kadar evdeydik. Zuz da bizdeydi. Misafirler yemeler içmelerle geçti. Akşam yemeğinden sonra biz çıktık bir iki ziyeret yaptık.



Eve geldiğimde Gamsegamse arkadaşlarıyla buluşmaya gitmişti. Naziş ve Kocam evdeydi. Bir yarım saat geçti aradan ve kapı çaldı. Kapıyı açtığımda aşağıda gördüğünüz topluluk aynı anda içeri girdi. Kocamın kabile mensupları olurlar kendileri. Pek severiz birbirimizi. Hepsi de görümcelerimin kızları, oğulları , gelinleri , damatları ve torunlarıdır. Hepsiyle türlü maceralar yaşamışızdır.Birlikte ne düğünler ne cenazeler gördük. Ne sevinçler ne acılar paylaştık.Bu gün hep birlikte bizim evi doldurupta , neredeyse oturmaya yer kalmayınca bu resim bu güne şahit olsun istedik. YIL 2009, AYLARDAN EYLÜL YER BİZİM EV.



Bu çok sevdiğim insanları siz de bilin tanıyın istedim. Hatta hepsini tek tek tanımanızı isterdim. Ahmet ve İlker ailemizin doktorları. Biri radyoloji diğeri kalp uzmanı. Eşleri de sağlıkçı; dr ve hemşire. Meral ve Naziş eğitim neferlerimiz. İki damat var resim de ikisinin adı da Ayhan. Bilge sayesinde ailedeki herkesin artık eğitimine yardımcı olduğu bir kardeşi var ( kardeşini seç kampanyasından). Meral ve Fatih aynı zamanda en samimi arkadaşlarımız.İrade Azerbaycan'dan Hatice Gaziantep'den katıldı aramıza. İkiside sağlıkçı Hatice hemşire , İrade dr.Filiz, annelerimizin yokluğunu paylaştık, annelerimizde birbirini o kadar severdiki anlatılmaz. Gizem, Cansu, Müge, Furkan ve Özge ise son jenerasyon.Resmi çeken ise Cem. Gamze gelip de resmi görünce pek hayıflandı evde olmadığına.

Misafirlerimizi yolcu ettikten sonra ben polar örtülerimiz çıkardım, koltukların üstüne attım, sıcacık sıcacık uzandık, kış geldi mi?? ne.

20 Eylül 2009 Pazar

bayram yazısı

Biz yağmurlu çamurlu bir İstanbul Bayramına uyanacağız yarın sabah. Siz okurken o yarın artık bu gün olmuş olabilir. Çünkü bu kayıt gecenin ikisinde düşülüyor.

Herzaman ki bilindik hazırlıklar yapıldı. Zuz bu günden geldi. Ve kızlarla bir olup evi yeniden dağıtıp, bayramlıktan çıkardı canım tertemzi evimi:))


Cancan Kaş'a dalış yapmaya gitti. Dayım Ankaradan geldi ve hemen arayıp benimle olan rutin bayram programını telefonda yaptık. Bayram sonu anlatırım artık.

İlk gün evdeyiz. Ve sanırım oldukça kalabalık olacağız, çünkü kısa tatil nedeniyle çoğu kimse burada. Akşamı kocamla dışardayız.

İkinci gün dayımla programım var. Üçüncü gün Zuz tatile çıkıyor ben de arkadaş buluşması yapacağım. Meteorolojiye göre üç gün yağışlı.


Benim program bu kadar.

Hepinize mutlu sağlıklı bayramlar

16 Eylül 2009 Çarşamba

Sahur programı

Bu gün sabah kalkar kalkmaz, hemen karıkoca yardımlaşıp evi şöyle bir düzelttik ve dışarı çıktık. Yürüyerek Üsküdar'a indik. Fatih'e gittik.Hava şerbet gibiydi, ne sıcak ne soğuk.Ne kadar dışarda oturalım desem de kocam motorda içerde oturarak seyehati tercih etti.

Fatih Camiine gittik. Çok kalabalıktı.Ama avlu o kadar büyükk ki, kalabalığı hissetmiyorsunuz. Ben içeride epi bi dolaştım. Etrafı inceledim. gelen grupların yakalarındaki renk renk kurdeleleri görünce nedenini sordum. Turlar,kafilelerindekileri karıştırmamak için takıyorlarmış. Fatih Sultan Mehmetin türbesi önünde dua attim. İstanbul için teşekkür ettim O^na.Kocam dönüşte hadi bi Mısır Çarşisi, Kapalı Çarşı falan da yapalım dedi. Başlangıçta peki dedim ama iskeleye gelince , hadi evimize , yiyerek içerek çıkıyor gezmenin tadı bayramdan sonraya bırakalım dedim.

Üsküdar^da alış-veriş yapıp eve geldik. Ben içeri girer girmez doğru yatak odasına gttim,geceliğimi giydim yatağa girdim.Kocam da beni arıyormuş, getirdiklerimizi yerleştirmek için, ne yaparsan yap dedim. Bir saat yatıp, iftar hazırlığı için kalktım. Gamze^^nin verdiği listeyi hazırladım.Bu ramazan da yeni iş yaşamının verdiği yorgunlukla, oruç tutamamıştı, Kadir Gecesi münasebetiyle bu gün tutmuştu. Buğday çorbası pişirdim, köfte ve biber kızarttım.Domatesleri de ikiye bölüp ızgara ettim.Birde pilav bir de cacık, tatlı olarak da hemen en kolay kemal paşa.

Bu yazıyı sahurda yazıyorum. En büyük özelliğim sahurda;kalkmak bilmem, yatmak bilmem. Sürüne sürüne kalkarım, masada uyuklarım,ilk çaydan sonra açılır, yatmak bilmem sonrasında.Elif Şafak röportajı izledim. Tekrar programdı.Eyfel kulesine aşık olan ama harbiden aşık ha,öyle bir kadından söz ettiler. Objelere aşık olma diye bir hastalık varmış yahu.
Sahurda yaptığım canlı yayın burada sona eriyor, biraz uyuyayım gidip.

14 Eylül 2009 Pazartesi

Yazmadığım süre içinde, kayda değer hiç bir şey yaşamadık, yağmur bekledik, İstanbul'u alt eden sel, derenin intikamı olkarak yorumlandı, vatandaş suçlu bulundu. Kızlar okula gitti geldi. Yemekler pişti, yendi içildi misafirler ağırlandı.Sabahları yataktan kalkmak istemedim, geceleri ise yatmayı hatırlamadım.

Dün Nazlı'nın okulunda yapılan partiye katıldık. Bizim torpilimiz Can'dı bu kez. Çünkü parti bir buçuk iki yaş bebeklerin partisiydi. Havada köpük balonların uçuştuğu, miniklerin havuzdan kepçeyle balık avlamaya çalıştığı bir partiydi bu. Mercimek havuzlarına saklanmış oyuncakları buldular, hamur yoğurdular.Dans ettiler, müzik odasında, Uzak Doğudan gelen değişik vurmalı aletlerle müzik yaptılar.Resimleri daha sonra koyarım. Parti çıkışı kendimizi Zuz'un evine zor attık. Hışırımız çıkmıştı. Akşam altıda Berfu bizi eve bırakır bırakmaz Gamze ve Ben koşa koşa yataklarımıza gittik ve yemek saatine kadar uyuduk

Benden bu kadar, bu gün çok yoğun bir gün beni bekliyor.

10 Eylül 2009 Perşembe

Sabahın köründe cörk diye açtım gözlerimi. İşe giderken niye açılmazdı bilmem. Ha yağdı ha yağacak denen, yağmur buraya gelmedi, hava yine açık.Gece bir ara yağar gibi yaptı o kadar.Gündüz gözüyle hiç yağmur mağmur görmedik. Tv de ki görüntülerden tüylerim diken diken hala. Kanal 24'ün konuğu , Nasuh Mahruki idi. Çok güzel açıklamalar yapıyordu ama sunucu kadun fırsat vermedi ki. Anam bacım. madem o kadar biliyodun, sen anlatsaydın ya, adamcağız yorgun argın gelmiş, bu gün 67 kişiyi kurtardık diye anlatıyor sana rağmen ama yok sen susmadın. Ve cümle alem öğrendi senin ne kadar bilgili olduğunu kafana tüy dikerler inşallah. Zaten çok moda. İçim tuhaf oluyo o kafalarında kuş tüylü kızları görünce. Gamze de demez mi, çok hoşuma gidiyor diye:))))

Ha böyle oturup salına salına yazı yazdığıma bakmayın, akşam yemekte misafirim var. Her yer de her yerde maşallah. Yetmez gibi, Naziş de masaya su dökmüş, örtüyü banyoya atmış, masadakileri sehpaya doldurmuş.

Akşam Milli Takım da Afrika dan uzağa attı bizi. Terim hep son dakika zaferlerine alışıktı ama bu kez olmadı.Çok erken terkettik sahayı yav.

Dün hayat çok bayattı. Seldi Van'dan gelen şehit haberleriydi, Milli Takım hezimetiydi. Umarım bu gün daha bir umutlu bakıyoruzdur yarına

9 Eylül 2009 Çarşamba

Hala haberleri izliyorum, sanki başka bir yerden söz ediyor gibi , bakıyorum ekrana. Çünkü İstanbul da görülmemiş felaket yazıyor ekranın alt kısmında. Dışarıya bakıyorun masmavi gökyüzü, parlak güneş. Akşama doğru gelecekmiş bu tarafa.

Karı-koca Üsküdar!a indik , yürüyerek.Yarın akşam yemeğe misafirimiz var.Kocamın yeğeni ama benimde kardeşim kadar sevdiğim FATİH ve eşi MERAL ve de çocukları gelecek. Çocuk dediysem artık birer delikanlı ve genç kız olan Cem ve Cansu. İkisi de bizim kızlarla az yaş ralıklarına sahipler ve birbirlerini de çok severler.Fatih le yıllaradır hamsilipilav muhabbeti yaparız. Kaç kez yemek yedik birlikte, ya hamsi mevsimi olmadı ya da denk gelmedi.. Acaba iftar için uygun olur mu? diye düşündüm aslında, ama kocam ,ağır olmayacağını savundu. Ve gittik hamsi aldık.Karadenizli için farketmez, yani benim kabileden birileri için asla böyle düşünmezdim, çünkü kahvaltıyı bile balıkla yapabilecek bir ailenin ferdiyim. ).Dayım inkar etsin dursun, ben çok gördüm onu sabah sabah balık yerken.

Kızlar bir bir telefon açıyorlar, okuldan çıkan program yapmış dışarda, kızım yağmur gelecekmiş diyorum ikisine de ama , ooo hava çok güzel diyorlar. İnşalah yakalanmadan evin yolunu bulurlar.

İlk kez bir günde iki yazı ekledim Allah hayırlara yazssın İnşallahhhhh:))
İstanbul bir büyük ülke, şu anda haberleri diniyorum, her taraf sular altında ditor,10 kişi hayatını kaybetmiş, arabalar sürüklenmiş. Burada sabaha karşı biraz yağdı,şimdiyse hiç bir şey yok. Anadolu yakasına, öğleden sonra gelecekmiş yağmur.İzlediklerimden şaşkına dönmüş durumdayım, Vali açıklama yapıyor.Son yılların en büyük afetini yaşıyormuşuz.Bir saatte doksan kilogram yağmur düşmüş. Ve yağmalamalar var diyor spiker. Su basan iş yerlerine yapılıyormuş. Başkalarının felaketinden yarar sağlamaya çalışamanın bir hastalık olduğunu biliyormusunuz. Hatta tıp dilinde bir adı var bunun ama hatırlayamadım şimdi.

Söyleyecek başka sözüm yok bu gün.