Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

11 Temmuz 2008 Cuma

keyifli bir gece, mutlu bir sabah

Dün geceyi anlatmak üzere başlayacaktım yazıma ama, bir bebek haberi bunun önüne geçti.Beklediğimiz bebek geldi iki saat önce. Zuz'un ortağı Berfu'nun oğlu CAN bey dünyamızı şereflendirdi. İnşalah dünya onun gelişiyle daha bi renklensin, barış dolu olsun.Bu arada Zuz doğum günümü kapacak diye ödü kopuyodu:)). Onun doğum gününden iki gün önce ama bu kez de erkek kardeşimin doğum gününde doğdu. Tabii buradan kardeşime , METİN'e de mutlu sağlıklı nice yıllar. İyi ki doğdun kardeşim , iyiki benim kardeşimsin.


Gelelim dün geceye. Biz yani, ben , Zuz, Nazlı, Gamze, Nalan , Nurdanacar hep birlikte zeya'nın evindeydik. Yine çok güzel saatler geçirdik. zeyanın enfes yemekleri eşliğinde. Gamze yemekler talana uğrarken son anda bir resim çekebildi)). Zuzun yaklaşan doğum günü ve benim de geçen doğum günün için hediye bombardımanına uğradık eh bu kısmıda pek keyifliydi tahmin edersiniz ki. Nalan daha altı hafta burada fırsat buldukça planlar yapacağız yine.





Gece Nalan bizi eve bıraktı. Kocam henüz daha yatmamıştı geldiğimizde zeyanın gönderdiği ekşi karadutlara daldı. Zeya sevaba girdin valla en sevdiği şeylerden biridir. Ben de oturdum zeyanın hediyesi olan kitaba baktım biraz, o kadar almak istediğim bir kitaptı ki, sanki içimi okudu. Acaba diyorum önceki gün birlikte yaptığımız motor yolculuğunda benim denizin iki yakasına bakarak , çok seviyorum bu şehri demem seçiminde etkli olmuş mudur. Kitabın adı ''İSTANBUL da ölmeden Önce Yapmanız Gereken 101 Şey''. Yanında da buraları gezip gördükçe izlenimlerimi yazmam için çok şık bir defter var. Hemen karıştırdım , yaptıklarım var mı ? diye. E olmaz mı? var tabi. Ama daha çoook var gezmem , görmem yapmam gereken şey. Ben şimdi pazartesinden itibaren vira bismillah derim))
2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul İçin Keşif Planı.Akdoğan Özkan'ın 2007 yılının satış rekorları kıran "Türkiye'de Ölmeden Önce Yapmanız Gereken 101 Şey" kitabından sonra, serinin ikinci kitabı...Özkan bu kez bizi 2010 yılının Avrupa Kültür Başkenti İstanbul'a götürüyor... Hayata ilişkin beklenti ve arzularını İstanbul'la buluşturmak isteyenler için. Hayatlarını bu şehirde olağandışı kültürel lezzetlerle ve keyifli aktivitelerle zenginleştirmek isteyenler için... En iyi bildiğimizi sandığımız şehrin şifresini kırıp sırlarını bize açıyor. Bir dünya başkentinin pek bilinmeyen kıymet ve harikalarına çeviriyor dikkatlerimizi Özkan. İstanbul'un en romantik koordinatlarının izini sürüyor... En gizemli durakların, en güzel kültür rotalarının, "çok yıldızlı" maceraların, olağandışı lezzetlerin... Hayatın hayhuyu arasında İstanbul'un belki kucaklama fırsatı bulamadığımız zenginlikleri için bir keşif planı sunuyor... 2010'dan önce herkes şehre yabancılığını atsın diye...


Keyiflli bir gece geçirdim, sabah da bir bebek haberiyle mutlu uyandım , gerisi de inşallah öyle gelsin.

9 Temmuz 2008 Çarşamba

taze taze

Evet hem de çok taze, hepsi bir kaç saat önce yaşandı çünkü. Ececimle tanıştık bu gün, o bizi sevdimi bilmem ama biz onu çok ama çok sevdik. Kim bu biz. Nalan , zeya ve ben.

Günler öncesinden yapılmış bu programı gerçekleştirmek için sabah evden çıktım. Meteorolojiye göre oldukça sıvcak bir gün olması gerekiyordu ama püfür püfür bir rüzgar eşliğinde ben Beşiktaşa geçtim. Zeya ile iskelede buluşacaktık; vapurlarımız neredeyse yanyana ulaştı iskeleye. Hemen buluşma yerimize gittik. Gittiğimizde Ece bizden önce gelmiş, çayını yudumluyordu bile. Uzaktan el salladık birbirimize, hayır hayır daha önce hiç karşılaşmadık. Ama bilmem bu blog dünyasının sihri galiba. Hemen arkamızdan Nalan da katıldı bize. Birlikte sabah kahvaltısı yaptık. Huuuu Özsüt sakinleri , peyniriniz çok tuzlu. Ben bir şeye tuzlu diyorsam o tuzludur; nokta. Neyse biz dolu dolu muhabbet ettik. Ah Ecenin bize hediyelerini görmeliydiniz. Hepsi göz nuru. Fotoğraf makinesini kızlar alıp çıkmasaydı resmini koyacaktım ama mutlaka ekleyeceğim bu yazıya sonra .Her şey çok ama çok güzeldi.


Ece o kadar işinizn içinde bize vakit ayırdı, kızına da buradan sonsuz teşekkürler, annesini tanıma imkanı verdi bize.

Daha sonra Nalan ben ve zeya güne biraz daha devam ettik. Beşiktaş sahilindeki Beltaş da oturduk, sohbetimize devam ettik. Daha daha sonra da zeya ve ben Nalan dan ayrılıp motorla Üsküdara geçtik. Üstt kata çıktık hemen. Denizin havasını içimize çeke çeke Üsküdara geldik.


Eve gelince kızlar Ecenin marifetlerine bayıldılar. Düşündüm neler kattı bu blog hayatıma , ne güzel insanlar tanıdım. Bir kaç gün yazmayınca Nalan taa Dubaiden panik yaptı, Monitörümüz servise gidince zeya hemen monitör getirdi eve. Mavianne Ankaradan sağlığımla ilgili endişelendi. Annem yapardı , 20 yıldır yemedim dediğim yemeği ,petunya uçakla bana ulaştırdı. Hem de acaip bir insan zinciri kurarak. Öhö dedik mesir macunu tadında ve kokusunda mesir çayını şekerimpembem yetiştirdi. yani daha hatırlayamadığım bir sürü güzellik yaşadım. HEPİNİZ SAĞOLUN , VAR OLUN....

6 Temmuz 2008 Pazar

kon kon kelebek o kanatlar , İlkbaharın gülü yapraklar , bak ne güzel olmuşlar , bir çiçek üstüne konmuşlar.

Geçen sabah uyandım , balkona çıktım ne güzel bir sabah dedim, hava pırıl pırıl , hafiften rüzgarlı, çiçeklerim coşmuşta coşmuş. Tüm sevdiklerim evde, çayım demli , ekmeğim sıcak. Hah sen bunu mu dedin kon kon Ergenekon. Ülkenin havası değişti.

Bir haftadır evdeyim, hadi itiraf edeyim güçcücük bir operasyon geçirdim. Bir tek mavianne önceden biliyordu. Geçen hafta geldiğinde ; buluştuğumuzda konuşmuştuk. Çok eften püften bir şey bence ama kocam ve Gamsegamse ikilisi neredeyse bakınca bile enfeksiyon kapacağım vehametine kapıldılar. Operasyon sonrası Ordu^'ya giden Kuzen tayfasının da olayı abartması ve akrabaların gece gündüz araması sonucu az kala ben bile ben bile önemli bir olay var sanacaktım. Yav , ben doğum yaptıktan sonra , doktor beni muayeneye gelmişti de, oda da bulamayınca yaygarayı koparmıştı hastam nerde diye. Hemşireler odaya doluşunca ben perdenin altından çıkmıştım. Pencereden bakıyordum da:)). Sonra eve çıkınca da aynı şeyi yapınca, kayınvalidem bari misafir gelince yat da nazar değmesin derdi. Hey gidi günler hey.

Bu gün ilk kez dışarı çıktım. Gamsegamse ile Capitole gittik. Hem biraz alışveriş yaptık hem yemek yedik.Erken ,indirim dolayısıyla mağazaların salı pazarından farkı yoktu. Hatta yerde denenip denenenip yerlere saçılan , ezilen ayakkabıları görünce , yani dünya para verip bu ezilen büzülen ayakkabıları mı alacağım dedim. E capitol de bizim mahallede olunca , bi sürü tanıdık çıkıyo tabi. Bir ara yemek masasında beş kişi oluverdik. Sohbet muhabbet derken , bir baktım saat altı olmuş. Koşalım eve dedinm hiç yemek yok. Hemen susuz tavuk pişirdim. Tarifini birazdan vericem. Bir de kocamın sevdiği bir yaz yemeğimiz var onu yaptım. Biraz kıyma ile soğanı soteliyoruz. Sonra bir tatlı kaşığı kadar da salça. Bir kaç adet de sivri biber doğrayın atın içine. Bu arada bir kaç adet de domatesi rendeleyin salın içine . Domatesler iyice pişince iki üç çorba kaşığı pirinç ve sıcak su ilave edin pişirin. Ne çorba gibi sulu ne de çok koyu olsun. Anladınız siz onu.

Gelelim sususz tavuğa , bu aslında Ruhat Menginin yılbaşı hindisi tarifinden bozma bir tarif. Hehe şaşırmayın valla geçen yılbaşında vermişti köşesinde tarifi. Şimdi efenim tavuğunuzu bi güzel yıkayın. İçini dışını tuzla ovun. Üstüne küçük çentikler atın. Soyduğunuz sarmısak dişlerini bu çentiklerin içine yerleştirin. Biraz da sevdiğiniz baharatları katın, ben tane karabiber falan da koyuyorum. Tencereye tavuğunuzu oturtun, ağzını kapatın. Hiç su koymayın sakın. Tencerenin kapağı ısınana kadar kuvvetli ateşte pişirin. Kapak ısınınca altını kısabildiğiniz kadar kısın 45 dk ya da tavuğun cinsine göre bir saat pişirin. İçindeki su nerden geldi diye de bana sormayın. Çorba, pilav yapacak kadar su çıkacaktır size. Hatta tavuk yarı pişince ben kapağı açtım bir kaç bütün patates attım içine. Yerken de limon ilave edip haşlama olarak yedik. Resim koymak aklıma geldiğinde , tavuk tavukluktan çıkmıştı. Bir tavuk resmi aparayım dedim netten, sonra aklıma annemin sözü geldi.'' kırk yılda bir hırsızlığa çıktım, ay akşamdan doğdu''. Şimdi neme lazım , millet kapıma dayanır benim tavuğum , benim resmim, eser hırsızı diye . Ağır ol molla desinler aha da bu da kocamın lafı pek sever niyeyse bu sözü.


Havalar oldukça iyi gidiyor gibi. Ya da bizi biraz boğaza yakın olmanın ve de ceviz ağacının sefasını sürüyoruz. Henüz klimayı bir kez çalıştırdık.

Durum bundan ibarettir ...

hamiş: Bazen yeni isimler görünce yorum sayfam da memnun oluyorum tabii, ama bakayım kimmiş diye gittiğimde bu blog yalnızca davetli okuyuculara açıktır diyor. Ne yapalım öle olsun.

4 Temmuz 2008 Cuma

yaza yaz geldi çarşıya kiraz geldi

Biz evcek evdeyiz bu gün. Ama yarım saate kalmaz dağılırız. Kızların ayrı ayrı programları var. Kocam şimdi dışardan geldi çok sıcakmış hava.

Şimdi kızlar bi taraftan vız vız konuşarak hazırlanıyorlar. Konuları geçen yıl ,Gamsegamsenin bir ay bile kullanmadan çalınan telefonu. Tatile gitmeden bir gün önce Adaya gitmesinin sonucu. Sizin ev de bazı konular temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp ortaya gelir mi böle. Gamse seneye Sosyal Beceri dersine , hocasından izin alıp bizi de davet edecekmiş. Ne amaçla anlamadık. Bir de yanlış anlama notları varmış onları okumamızı tavsiye etti:)).

Yine bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete günlerini yaşıyoruz. Sabah ola hayrola. Kapıyı kim çalar bilinmez. İnşallah gelen sütçüdür)).Henry Jeanson olayı yaşadık blogca biliyosunuz. Yine aynısı olmasın temkinli oalyım. Ülen herkes ağzına geleni yazar burada, ben bişe yazarım hemen biri damlar niye , o demedi bu dedi, niye dedi. O kitabı niye beğenmedin bi daha oku ya da aa neresini beğendin. Artık karar verdim.Bi tek Ayşegülleri yazıcam burada. Mesela Ayşegül tatilde durumları yaşamak istiyorum bu ara. Gerçi bu ara Ayşegül Sirkte gibiyiz aynen.

Bu hafta farkındasınız umarım hep evden seslendim size, ama haftaya tutmayın beni. Şimdiden iki programım var , Nalan taa Dubaiden hazırladı. Ya da ortak hazırladık diyelim)). Her seferinde Nalanın gelmesine 10 gün kala falan biz başlıyoruz mail fırtınasına)

Benden bu günlük de bu kadar , hoş kalın hoşcakalın , nasıl isterseniz aynen öyle kalın...

1 Temmuz 2008 Salı

sabbah sabbah

aaa sabah olmuş dedim. Küp gibi uyumuşum demek. Naziş yürüyüşe çıkmış, Gamsegamse uyumaya devam. Kocam sabah erken gitti zaten. Ben de gözümü açmadan klavye başına oyurdum. Dün bütün gün ev de yoktum. Maillerime neyin baktım. Eve almadığımız bazı gazetelere göz attım. Teknolojik bir kadınım vesselam.

Ben yazın bir tek tatile gittiğimiz dönemlerini sevdiğime karar verdim. Yaz mevsimi doğumlu olduğum halde( uuuy ne dolaştı cümle, kurallara uygun yazılacak diye, şöyle diyebirdim, yazın doğdum), kışı seviyorum ben. Nasılda canlı oluyor insan. Daha yazın başında ben böyle konuştuğunma göre , bütün yaz bu sazı çalacağım anlayın işte.

Kızlar, okul dolayısıyla halalarına gidemiyorlardı. Dün msn de hala kzıyla yazışırken Nazlı,- biz hepimiz evdeyiz bu gün, size geliyoruz demiş. Gittik. Breh, breh , hala da yeğenlerine bir hazırlanmıştı anlatamam. Meral , o kadar merak etmiş ki, bahsettiğim kitabı, - yenge ille bana getir dedi. Götürdüm. Yani görüldüğü üzre , reklamın iyisi kötüsü olmuyor tezi doğrulandı.

Biz de ne piştiyi yazmıyorum ama, bu günlerde sıkça yaptığım bir şey var. Akşamları tv karşısında keşküllü dondurma keyfi. Hazır paketlerde satılan keşküllerden alıp pişiriyorum. Kaseler bölüyorum. Akşam dondurmaları bunun üzerine koyup servis ediyorum. Bolulu Hasan Usta' nın ki gibi olmasa , idare ediyor işte. Geçen yıl Bodrum - Turgut Reis de ki akşam yürüyüşlerinin çoğu O' na doğru olurdu))

Şimdi gidip çayımızın suyunu kaoyayım, Gamsegamse ile şöle güzel bir kahvaltı edelim. Naziş Corn-flakes yiyip işi bitirmiş...

29 Haziran 2008 Pazar

pazar pazar


Rüzgarlı bir hava var dışarda, perdeler uçuşuyor, kahvaltı masası hala toplanacak. Gamsegiller yine firar da balkonda geziyorlar. Gamze onları yaz tatilinde bir arkadaşına bırakacağını müjdeledi bana. Geçen yıl Bodrum da bir ay fink attılar bizimle.
Ev ahalisi de firar da bu gün, kocam da dahil. Ama o bir farkla, çalışıyor bu gün ))). Gamze arkadaşlarıyla buluştu, Nazlı taa perşembe gününden beri Zuz da. Zuz da havuza gitmiş. Beni de İlmiyem aradı ama yok dedim; bu gün yatıp yuvarlanıcam.Yani vaziyet kısaca böyle.

O bahsettiğim garip ötesi kitap bitti. Yine aynı şeyi söyledim kitabı bitirince ; niye yazmış ki bu kitabı, Hadi yazan yazmış da basan niye basmış. Hadi yazan parayı verdi bastırdı. Peki alan niye aldı . Ben niye okudum bi kitabı yaaaaaaaaaaaaaaaa. Peki sonun da ne oldu. O kadın niye öldüktaen sonra hortlak gibi gezdi durdu. O adam niye o kadar salaktı. Erotik desen erotik değildi kitap, e niye o kadar yatak olayı detayına girilmişti.Şimdi diyorum ki ; bir başlık açayım, ''BEN BU KİTABI NİYE OKUDUM''.. Varsa yazın üle, ben şimdi bu kitabı niye okudum, eee noldu lenn şimdi. Yoksa devamını yazacakta , kıtır mı atıyo. Yani ticari kurnazlık mı??. Yazın ki yalnız olamdığımı bileyim. Hatta facebook ta bu başlık altında grup kurayım)). Alemlere yayılayım, şan vereyim, ünüm dünya durdukça sölensin he!!


Bizde bu sıralarda ne piştiyi , uzun zamandır yazmıyorum. Hiç bişe pişmiyo aç bilaç geziyos dermişim, ortamı gerermişim. Hep bilindik şeyler pişiyo da ondan yav. Yeni denemeler modunda değilim. Aslına bakarsanız hiç bir şeyin modunda değilim. Üzerime serpilen bu miskinlik havası bir geçsin. Bakarız o zaman

Bu pazar pazar yazılan yazı burada bitsin artık, ben de gideyim, yatayım yuvarlanayım.

27 Haziran 2008 Cuma

OLSUN BE!!! ŞEKERİM

Avrupa maceramız sona erdi. O kadar bağırdık ki Avrupa Avrupa duy sesimiz diye, duymuştur herhalde.

Çarşamba akşamı finükülerden inip Taksim Meydanına çıktığımda, gözlerime inanamadım. Ayyy ya finale kalırsak demişimm, birden. Manzara şuydu. Akşamın yedisiydi ve iğne atsan yere düşmüyordu. Her yer forma satıcıları ve satın alıp bunları giyenlerle doluydu. Yaşlısı genci, çolu çocuğu tekmil Türk Halkı formalıydı. Kocamın oturduğun yerden kalkmak yok, meydana çıkmak yok sesi kulağımda yankılandı. Hatta ilk golü attığımızda yine aynı şeyi söyledi. Neyse zaten oturduğumuz yere çakıldık sonun da. Ama mazallah finale kalsaydık halimiz niceydi , söyliyeyim size.

Geceyi kuzende geçirdik. Akşam dönüşte, Taksim bu kez miliileri karşılamaya hazırlanıyordu. Demet Akalın eşliğinde. Biz Hemen Üsküdarın yolunu tuttuk. Balık pazarına uğrayıp, çupra aldık. Evimize geldik. Sonra ben o çupraları yeniden bir sudan geçirip kuruladım, karınlarına maydonoz demetleri koyup , yağsız tavada ızgara yapar gibi kızarttım. Pek bi enfes oldular.

Geceleri tam gaz okumaya başladım. Garip bi kitap okuyorum. Daha önce bir kitabını okuyup da , Alah Allah bu kitabı neden yazma gereğini duymuş dediğim bir yazarın kitabı. Neyse bu seferkinde biraz aksiyon var)). Zuza arkadaşı getirmiş, ilk sayfasında nefret ettim dedi)). Boşuna uğraşmayın sölemem. Sora bu yazarlar bana tebelleş oluyo. Anam şimdi google denen bi şey var, hiç bişe gizli kalmıyo. Bi keresinde bir dr. un metabolizma çayını yazdım , iki yıldır ondan gelen e-bültenlerle doluyo mail kutum. Sonra bi köşe yazarından alıntı yaptım sayfam da tam iki kez teşekkür maili ve başarılarımın devamı)) temennisi aldım.

Gamsegamsenin sınavları bu gün son işalah maşallah. Vtana millete bizim evin her köşesine geçmiş olsun. Yarın belediyeden ekip çağırıp evdeki kağıtları attırmayı düşünüyorum.

Bu arada Zuz tatilden döndü. Muhteşem geçmiş. Geldiği gün ona kahvaltıya gittik. Tabii adı kahvaltı akşam yemeğimizi de yiyip öyle döndük.

Hadi şimdi misafirim gelecek. Biraz hazırlık mazırlık yapayım. Arzu eden buyursun biliyosunuz adres ceviz ağacını bulun yeter.