Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

6 Mayıs 2014 Salı

evde yayılmaca


Hıdırellezi de eda ettik inşallah maşallah... Yalnız benim bu senki Hıdırellezim biraz şehirler arası oldu. Balkondaki gülüm mevta olmuştu, kızlar da okulda yapmış gelmişlerdi, canım da parka çarka gitmek istemiyordu. O yüzden benim dilekler bu kez Leylak Dalıcımın gülüne takıldı, bu sabah da Leylak'ım onu tekneden denize attı...Akdeniz'de suyla buluşan dileklerim inşallah hepinizin dilekleriyle birlikte gerçek olur.

Dünden hummalı bir temizlik yapmış, temizlik bitince de yemekleri yapmıştım. O yüzden bugünü sadece kendime ayırdım. Evde hiç kimsenin sevmediği ama benim çok sevdiğim elmalı pastayı yaptım. Çoktandır izlemek istediğim filmi izledim. Pastam pişince de ,çayımı demledim,laleli tabağıma koydum  bi güzel yedim. Hayat fani, güzellik geçici  unutmayın:))


 Elmalı Turta
250 gr. teremyağ gurme kaymaklım
1,5 su bardağı toz şeker
4 su bardağı elenmiş un
1 yumurta, 11 çorba kaşığı süt, kabartma tozu,vanilya
4 elma,2 tatlı kaşığı tarçın
teremyağ gurme kaymaklım, yumurta, 1 su bardağı şeker ve süt iyice karıştırılır. Bu karışıma un,vanilya ve kabartma tozu eklenip iyice yoğrulur.
Diğer taraftan da elmalar rendelenip,yarım su bardağı şeker ile pişirilir,soğuduktan sonra tarçın ilave edilir.
Elde edilen hamurun üçte biri ayrılır. Büyük parça tepsi boyutunda olacak şekilde merdane ile açılır ,tepsiye yerleştirilir. Pişen elma, hamurun üstüne yayılır. Kalan parça hamur yine merdane ile açılır ve çeşitli şekillerdeki kurabiye kalıpları ile kesilip elmaların üstüne yerleştirilir. 220 derecelik ısııda pişirilir. Soğuduktan sonra pudara şekeri serpilir.


İzlediğim filmin adı; Zerre...
Bazen toz zerreleri gibi dağılır ya hayat bu da öyle bir hayatı anlatan bir film. Sahneler çok gerçekçi. Bazı sahnelerde gerçek işciler kullanılmış zaten.Film çok başarılı, çok sade bir anlatımla çekilmiş...




Ödül Kategori Aday Sonuç
49. Altın Portakal Film Festivali [6] Ulusal Uzun Metraj Film En İyi Yönetmen [7] Kazandı
Ulusal Uzun Metraj Film En İyi İlk Film [7] Kazandı
Ulusal Uzun Metraj Film Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) ödülü [7] Kazandı
Ulusal Uzun Metraj Film En İyi Sanat Yönetmeni [7] Kazandı
3. Uluslararası Malatya Kristal Kayısı Film Festivali[8] Ulusal Uzun Metraj Film En İyi Kadın Oyuncu
(Jale Arıkan) [8]
Kazandı
Ulusal Uzun Metraj Film En İyi Kurgu[8] Kazand
(Vikipedi)


Bu ne derseniz,bu Gamsegamse'nin doğum gününün ertesi sabahı kahvaltısından. Şenliklere özenen Naziş'in keşkem keşkem benim de doğum günüm olsaydı bugün demesi üzerine ona   üç öğün yese bıkmadığı patatesli omleti yapıp ortasına da bu mumu diktim,çocuk gibi sevindi kocalak:)






Bu kada







5 Mayıs 2014 Pazartesi

Hıdırellez

Bugün ikindi saatlerinden itibaren Hıdırellez dileklerinizi hazırlamaya başlayabilirsiniz. Hıdır ve İlyas Peygamberlerin yeryüzünde buluştuklarına inanıldığı gün.  Yeryüzü de bu kutlamaya katılacak ve her yer bugünden sonra yemyeşil olacak,bahar geldi a dostalar:)


Türkiye’de Hıdrellez Bayramı 6 Mayıs (5 Mayıs Gecesi) tarihinde kutlanır. Bugün Hıristiyanlarca da baharın ve doğanın uyanmasının ilk günü olarak kabul edilir; bu günü Ortodokslar Aya Yorgi, Katolikler St.Georges Günü olarak kutlamaktadırlar.

Kaynak Linki : http://www.meleklermekani.com/threads/hidirellez-nedir-ve-ne-zaman-kutlanir.189631/


Türkiye’de Hıdrellez Bayramı 6 Mayıs (5 Mayıs Gecesi) tarihinde kutlanır. Bugün Hıristiyanlarca da baharın ve doğanın uyanmasının ilk günü olarak kabul edilir; bu günü Ortodokslar Aya Yorgi, Katolikler St.Georges Günü olarak kutlamaktadırlar.

Kaynak Linki : http://www.meleklermekani.com/threads/hidirellez-nedir-ve-ne-zaman-kutlanir.189631/

Bugün neler yapılır artık saymaya gerek yok. Dileklerinizi  yazın,çizin bir gül dalına asın,sabah gün doğarken de alın ve sonra da  suya atın. Tabi lavabodaki suya değil:) dereye,nehire,denize artık ne bulursanız.Bakın burada uygulamalı gösteriyorum:))




Benim ilk Hıdırellez anım; Ordu'daydık ve çok küçüktüm,annem akşamın dar vakti elime bir beşik,beşikte de bir oyuncak bebek bunları benimle çocuğu olmayan yengeme gönderdi. Yengemin çocuğu oldu mu derseniz olmadı:) Onun yerine diğer yengem dört tane doğurdu...Dördü de canımdır:)) Sanırım annem evrene yanlış mesaj gönderdi. O yüzden dilek dilerken de dikkatli olmak gerekir...

Benim kendimden çok başkaları için dilediğim dilekler gerçekleşmesi gibi bir olayım var. O yüzden bu yazıyı okuyan herkesin tüm dilekleri kabul olsun inşallah...Yazıyı okuduktan sonra yorum bırakanların ki çok daha çabuk gerçekleşsin inşallahhhh...hehheeh var mı öle okuyup okuyup gitmek:))
Hıdırellez Bayramı (Hıdrellez), Türk dünyasında kutlanan mevsimlik bayramlardan biridir. Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan Hıdırellez günü, Hızır ve İlyas’ın yeryüzünde buluştukları gün olduğu sayılarak kutlanmaktadır.

Kaynak Linki : http://www.meleklermekani.com/threads/hidirellez-nedir-ve-ne-zaman-kutlanir.189631/
Hıdırellez Bayramı (Hıdrellez), Türk dünyasında kutlanan mevsimlik bayramlardan biridir. Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan Hıdırellez günü, Hızır ve İlyas’ın yeryüzünde buluştukları gün olduğu sayılarak kutlanmaktadır.

Kaynak Linki : http://www.meleklermekani.com/threads/hidirellez-nedir-ve-ne-zaman-kutlanir.189631/

3 Mayıs 2014 Cumartesi

Gamsegamse olayı

Bizim evde bugün; günlerden Gamsegamse...


Kısaca kimdir bu Gamsegamse derseniz;
Benimle aynı yemekleri sever hatta  benim tabağımdaki yemeği daha çok sever,  tam çatalı ağzıma götürürken ayy tam da orasında gözüm kalmıştı der:)) Beşiktaşı tutar. Kendini herkesten sorumlu hisseder. Eğer o gün temizlik yapıldıysa,kadınlara ne yemek yaptın, güzel yemekler yapsaydın der.Baba vitaminini içtin mi diye sorar. Dedem bundan yedi mi der.Dizinin  tam ortasından başlayıp,o kim bu kim, niye öyle dedi der(teyzesi kılıklı) A bak sana ne aldım der. Masa da kanepede hep benim yerime oturur. Sonra da buraya mı oturacaktın, kalkayım mı  der. Lokantada artan yemeğini mutlaka paketletip sokak hayvanlarına verir.Sürekli kredi kartını, cüzdanını, anahtarını arar ve hep bulur. Her aldığını  en az bir kez değiştirir. Tadilat yaptırmış olsa bile siz böyle yapınca model değişmez demiştiniz ama değişti der ve gerçekten de iadesini sağlar, beş kere yıkamada rengi attı, iki ay giydim tüylendi der  ve tüm tüketici haklarını dibine kadar kullanır. İş görüşmesi yaparken, hangi güvenlik şirketi, hangi yemek şirketi, hangi temizlik şirketi, hangi servis şirketi ile çalışıyorsunuz diye sorup karşısındakini dumura uğratır.Onu bu hayatta en çok  sevindiren şey; birilerinin yardımına koşabilmektir, bir iyilik yapmış olmanın hazzını hiç bir şeyde bulamaz.Renklerden pembeye yemeklerden Tokat kebabına bayılır. En kötü huyu  hastalıklar karşısında çabucak demorolize olur ve bu duygudan da '' Her Gece Josephine'' okuyarak çıkar. Bir tanesini iyice  okunmaz hale getirdi neyseki ''Nadir Kitap'' da buldu da yeniledi:)) Takı ve ayakkabı alışverişine bayılır,bir yere gittiğinde en çok babasını özler.Tam bir Klimt hayranıdır. Cüzdanı, gözlük kabı,masa örtüsü hatta paçetelerinde Klimt tabloları vardır. Özellikle öpücük tablosu favorisidir.
Öğrencileri tenefüslerde ona sürprizler yapmaya bayılırlar.





 (bir öğrencisinin evdeki odasının kapısı))



Kısaca Gamsegamse'dir o benim kızımdır, Anneannesinin hepimizi karşısına almaya göze alarak '' Bu hayatta hiç kimseyi senin kadar sevmedim'' dediğidir demekle kalmayıp yazıp verdiğidir.

İyiki de benim kızımsın başkalarının kızı olsaydın onları çok ama kıskanırdım Gamsem, Gamzeloşum, Gamsegamsem...

  Buralarda öyle çok şey demişim ki onun için diyecek bunlar kalmış :))
http://laleninbahcesi.blogspot.com.tr/2010/05/gamsegamse.html

http://laleninbahcesi.blogspot.com.tr/2011/05/gamsegamse.html

http://laleninbahcesi.blogspot.com.tr/2013/05/gamsegamse.html



2 Mayıs 2014 Cuma

pazartesi kılıklı cuma gününden

Dün tatil olunca  hafta içinin son günü olan cuma ilk gün pazartesi kılığına girdi, bugün...

Biz dün ayile boyu evdeydik. Bir tek akşam saatlerine doğru Gamze firar etti ve Üsküdar'da benim yerime gidip ,ayaklarını denize uzattı...Ha Naziş'de bir ara Üsküdar'a gidip geldi. Onun dışında börekli çörekli oturduk.Börek dedimse hazır ıspanaklı tepsi böreğini sadece fırına koydum:)) Akşam kandil helvamızı da Gamsegamse yapınca ben baya bi hazıra konmuş gibi oldum...Yalnız benim tarifi de yabana atmamak gerek,tam uyulursa hayatında hiç helva yapmamış bırakın yapmayı gelip bir kere karıştırmamış Gamsegamse'ninki gibi şahane bir helva yapılır..Hatta iki kaşık arasında şeklini bile o verdi... un helvası tarifi tık...






İhmal ettik bu ara iki filmim var size ikisini de tavsiye ederim. İlki -Paris'te bir hafta sonu- Orta yaşlarını bir hayli geçmiş  Londra'lı karı kocanın  Paris'te geçirdikleri bir hafta sonunda ilişkilerini de gözden geçirmelerini anlatıyor. İstanbul Film Festivalinde gösterime girmişti bizde...






İkinci filmim bir animasyon. Artık kaybolmaya yüz tutan  bir gösteri sanatı sihirbazlığı icra eden bir sihirbaz bir akşam sahnesini bir rock grubuna kaptırır ve işinden kovulur. Yolu İskoçya'nın bir köyündeki  bir bara düşer. Gösterisini gerçek sanan barın temizlikçisi ona aşık olur ve peşine düşer.





Kitabım ise bir komik macera sonucu bana gelen; Uzun Bir Yolculuğun Bittiği Yer/Hüsnü Arkan...Leylak Dalıcıma; Sana göndereceğim kitabı sen seç demiştim ve O da bunu seçmiş,gönderdiğimde de okumuş, beğenmişti... Sonra ,aylar sonra hatta  tadilat yapaılırken bir de bakmış ki bu kitabı o da almış ve unutmuş. İşte o kitap da bana geldi:))Al gülüm ver gülüm olayı yani...


 (yüzbaşı olarak katıldığı Sarıkamış  Muharebesi'nde ruslar'a esir düşen ve rusya'da geçirdiği uzun yıllar sonra doğduğu istanbul'a 12 eylül 1980 darbesi öncesinde bir "büyükdede" olarak dönen abdülhalim bey'in hikayesini anlatıyor) 




 





 Ben şimdiye kadar okuduğum tüm Hüsnü Arkan kitaplarını beğendim. O yüzden bunu da gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum. Hem de bugünler de ille de okuyun diyeceğim bir kitap çıkmamışken karşıma...









Geceleri radyo tiyatrosu dinlediğimi biliyorsunuz. İki gecedir Puşkin'in ''Yüzbaşının Kızı''nı dinliyorum. Bulduğum radyotiyatrosu.org sitesinden. Yüzlerce seçenek var,iyi güzel de abi nerde o eski seslendirmeciler hele ben Müşfik Kenter, Şener Şen, Yıldız Kenter ve Şükran Güngör seslendirmeli radyo tiyatrolarına alışmışken... Burada seçenek çok,çok ünlü eserler var ama bazıları sanırsınız ilkokul müsameresi... Ne yapalım koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi denirmiş.


Hayde gideyim ben daha ne duruyorum burada:))
,



1 Mayıs 2014 Perşembe

1 Mayıs

''1 Mayıs''ın bilek güreşine dönmesinden de Devletin bunu belirli günler ve haftalar olayına çevirmek istemesinden de çok sıkıldım artık.



Tüm emekçilerin bayramı kutlu olsun...




 

30 Nisan 2014 Çarşamba

Ben bir küçük cezveyim köşe bucak gezmeyim:))

Ay ne şahane bir gündü dünkü gün:)Sabah 10 gibi çıktım evden. Vapurla Eminönü'ne geçtim. Vapurda  kitabımı açtım ama  bir iki sayfa ancak okuyabildim. Karşımda oturan kadınların zeytin yapımı sohbetleri yüzünden bir türlü kendimi veremedim. Ama olsun karlı çıktım. Sele zeytin ve salamura zeytin nasıl yapılır öğrendim. Bu yıl zeytinini kendi yapmayan öle olsun...
 Kadıköy İskelesinde önce Ecemkuşumla buluştuk. Biraz  sonra da Nermin arabayla iskele alabanda yaptı yanımıza ve hemen atladık arabaya veeee Ecem ve Nermin ile her saniyesi ayrı güzellikte bir gün geçirdik.
Güne karnı tok sırtı pek  başlamak için ilk olarak soluğu Bozdoğan Kemeri dibindeki Siirt Şeref Büryan Salonunda aldık.Biz yani nermin ile ben, büryanlarımızı yerken bir taraftan da mumbar dolmasına yumulunca Ece bizden tarafa bakmamaya çalışarak hanımcık canımcık büryanını yedi:))
 


Üstüne de limonlu çaylarımızı içtik ve bundan sonrasında kendimizi Nermin'e emanet ettik.


 Nermin benim teeee liseden arkadaşım. Burada çokça sözü geçmiştir zaten.Ben tüm sevdiklerim de birbirini sevsin isterim ve de genelde de öyle olur. Cunda tatilimiz sırasında tanışan Ece ve Nermin de birbirlerini pek sevdiler hatta zaman zaman benden daha çok eğlendiler:)))

''Fatih Kadınlar Pazarın'' daki ilk durağımızdan ayrılıp Florya'ya yollandık. ''Florya Sosyal Tesisleri''nde kahve tatlı molası verdik. Nermin buradaki kadayıfı mutlaka tatırmak istedi bize... Ama restoranda sadece tatlı servisi yapmıyormuş. Ama bizim kız,sen git müdüre şehir dışından misafirlerim geldi, yemeğimizi başka yerde yemiştik buranın tatlısından da mutlaka ikram etmek istiyorum demiş. Müdür de hay hay demiş... Kadayıf da kadayıftı hani, sanki kavrulmuş fıstıklar arasına serpiştirilmişti. Yolunuz oralara düşerse mutlaka tadın...Hem de yeşillikler ,ağaçlar arasında, deniz kıyısında miss gibi gezinin...
 
 

 
Tatlı,kahve, yeşil alanda yürüyüş derkennnn programın sonraki aşamasına geçmek için bu kez'' Florya Akvaryum''a  gittik.Biz otomobille sahil yolunu takip ederek ulaştık ama toplu taşıma içinde ''Eminönü''nden kalkan Küçükçekmece otobüsleri geçiyormuş.İçinde
''Dünyanın En Büyük Tematik Akvaryumu
Dünya denizlerinde yaşayan balık türlerinin içinde bulunduğu, kendi türündeki akvaryumlarla kıyaslandığında; gezi güzergahı, temalandırma, interaktiflik, yağmur ormanı ve yeni nesil teknolojisiyle dünyanın en yenisi...

Ziyaretçiler, coğrafi bir rotayı takip ederek Karadeniz ile başlayan ve Pasifik’e kadar uzanan toplam 16 tema ve 1 adet yağmur ormanından oluşan güzergahta yolculuk yapmaktadırlar.''





 






(

 (Buz Dağının üstünde özellikle ''lütfen dokunun ''yazıyor)
Ben en çok yağmur ormanı bölümünü sevdim ama daha ormana adımımı atar atmaz ilk gördüğüm şey o kocaman uzun şey olmasaydı. Birden neredeyse iki metre havaya zıpladım. Sonrasında acaba başka yerlerde de var mı diye biraz tedirgin dolaştım. o ara nasıl yaptıysam  fotoğraf makinesini film moduna almışım. Bir türlü  halledemedim. Sonra bir baktım Koreli bir çift ellerinde benim makineye benzer bir makine habire fotoğraf çekiyorlar. Ben yanlarına gidince resmimizi çek anladılar,picture picture dediler. Ben de o şahane İngilizcemle no nooo picture... Foto mod make please  dedim. Gülmeyin yav daha geçen gün CMYLMZ bile sizin konuştuğunuz İngilizceyi İngilizler bile konuşmuyo lütfen yani,komik olmayın demişti:))


Akvaryum içinde iki saate yakın kalmışız haberimiz yok. Yavaş yavaş ''Menekşe'' tarafına geçelim dedi kaptanımız Nermin ve arabaya binip, sahilden ''Menekşe''ye ulaştık. Menekşenin benim hafızamda renkli anıları vardır. Plajıyla, kampingleriyle.  Alarga Balık Lokantasına kurulduk. Balığımız,çeşit çeşit mezelerimiz ve bol muhabbetimizle akşam ettik.





 Şimdi kitabım ,filmim var sözü edilecek ama bu muhabbetin üstüne gitmez sonraya bırakalım...

27 Nisan 2014 Pazar

Pirpirim,Kürklü Venüs falan filan

Günler paldır küldür geçip gidiyor be canımın ta içi okuyucu...

 Yazmadığım günlerde görümcelerimle  yine çaylı maylı yemeli içemeli bir okey partisi yaptık. Pirpirim kavurması günün yıldızıydı:)  Pirpirim denen şey semizotunun aşılanmamışı. Sap kısımları kırmızıdır ve  bildiğimiz semizotu biraz daha ekşimsidir. Bu da lezzetli... Kıyma ve soğanlı harcın üstüne doğranan pirpirim konur,hafif sulanınca bulgur ilave edilir,ve çok sulanmasına fırsat vermeden hızla karıştırılarak pişirilir. Çayın yanında süper olur.


Dün evimiz temizlendi paklandı,iki kadın bir de ben  günü akşam ettik. Cumartesi gününe rastlatmam böyle işleri ama bu kez öyle olması gerekti. Sabah  yatağından kalkan bizim zevat ayakkabısını giyip kaçtı evden. Akşam geldiklerinde ohh hem en sevdikleri yemekler,hem de miss gibi bir ev ile karşılandılar. Onların yerinde olmayı çok ama çok isterdim doğrusu. Öyle bir yorulmuşum ki akşam erkenden sızdım. Sabahta erkenden açıldı gözlerim. Madem erkenden uyandım,bir kıyak yapayım onlara dedim ve son icadımı  yapmak üzere mutfağa geçtim.Son icadım yine hem enfes hem  şipşak bir şey. Marketlerde ambalaj içinde satılan katmerleri bilirsiniz  hani. Bir köyde, açılıp,açılıp yağlanan  bir böreğin yapılışını izlemiştim. Sonuçda katmer dediğin de böyle bir şey değil mi?... Önce kıymamı bol soğanla kendi yağında kavurdum,çünkü katmer zaten yağlı bir hamur. Sonra yeşil biberleri doğrayı ilave ettim,en sonunda da sert domateslerden iki tanesini minik minik küp küp doğradığım domatesleri de içine atıp sulandırmadan karıştırdım,tuz ve karabiber ilave ettim biraz da acı pul biber. Şimdi tavanızı hiç yağlamadan direk katmerin birini koyun ,üstüne malzemeyi yayın ve ikinci katmeri üstüne koyup biraz bastrın ki malzemeye yapışsın. Katmer zeten pişmiş bir şey, altını biraz daha kızartın o sırada içindeki yağı da veriyor dışarıya zaten. Sonra bir kapak yardımıyla çevirin diğer  tarafını da yağını  dışarı verene kadar kızartın. Sıcak sıcak servis edin. Vallahi kendim,açtım hamurunu deseniz,inanılır. Bizim katmerler 26 cm lik bir tavayı kaplayacak büyüklükteydi...



Son izlediğim filmlere gelirsek ilk olarak ''Kürklü Venüs''... Mazoşizmin baş eserinden sayılan, isim babası Leopold von Sacher-Masoch'un mazoşist edebiyatın kilometre taşı “Kürklü Venüs” romanının taiyatroya aktarılış aşamasındaki seçmeleri ve rolü almak isteyen aktris ile senarist arasındaki diyaloglardan oluşuyor. Bu arada ''Kürklü Venüs'' den  metinleri karşılıklı oynuyorlar. Tiyatral havada çekilmiş bir Roman Polanski filmi... 




İkinci filmi bugünün kahvaltı filmi Eyvah Eyvah 3... Sinemada izleyememiştik iyi oldu pazarımızı renklendirdi. Ata Demirer'i seviyorum. Küfür olmadan,belden aşağı vurmadan da komedi yapılabiliyor yani...

Ve Gamsegamse'nin arkadaşı Haktan'dan çok güzel bir  kitap kutusu hediye aldım. İçine  adım hat yazısı ile  kendisi tarafından yazılmıştı...


Kitabıma gelirsek; Bu kitap aynı zamanda  ''Bibliyomanyaklar''ın mayıs ayı kitabı...O yüzden bu kitap ile ilgili görüşlerimi orada yazacağım...Figen Şakacı'nın '' Büyümek'' adını verdiği üçlemenin ikinci kitabı,ilk kitabı ''Bitirgen'' den de söz edeceğizdir sanırım:))


Evettt sadomaşosizm ve pirpirim kavurmasının  buluştuğu yazının sonuna geldik. Ne diyelim kader:)