Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

21 Mayıs 2013 Salı

Merak Eden Çocuk...BÜMED



Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği tarafından kurulan BÜMED Merak Eden Çocuk Anaokulu ve İlkokulu, Arnavutköy'den sonra şimdi de Çekmeköy'de ikinci şubesini açıyor. Eğitim dünyasına farklı bir bakış açısı getirmek üzere yola çıkan Merak Eden Çocuk Okulu, 150 yıllık geçmişi olan Boğaziçi Üniversitesi'nden aldığı kültürel ve bilimsel mirası, uzman eğitimcilerinin dinamizmiyle birleştiriyor. Okul merak eden, hayata olumlu bakan, öğrenme sürecinden keyif alan, kendine güvenen, mutlu bireyler yetiştirmeyi hedefliyor. Çekmeköy'deki ilkokulun anasınıfları ve 1. sınıfları için kayıtlar halen devam ediyor.
http://www.merakedencocuk.com/index.html

Okul seçiminin daha da önem kazandığı şu günlerde sizlerle paylaşmak istedim. Hepinize iyi şanslar ve çocuklarımıza da zihin açıklığı diliyorum!

Bir sürü bişi... Kitaplar, Mayıs yedisi falan

Çoktandır,kitaplardan söz  edemedim. Okuma hızım yeniden eski seviyesine geldi bu hafta ve iki kitap bitrdim,üçüncüsünde ise 50.sayfadayım.Ayrıca okuduğum bir de ekitap var...

Hasan Ali Toptaş şırıl şırıl anlatımıyla, geç kalmışım çok yazık olmuş dedirtti bana... ''Heba'' ile heba olmuş hayatları okurken, o hayatlara  dalıp dalıp çıkarken'',uyku delinmesi'' diye bir kavram sızdı benim de hayatıma...Hani televizyon izlerken uykuya dalarsınız da, tv deki konuşmalar, rüyanıza sızar, karmakarışık,anlamsız şeyler görürsünüz, ya da odadaki konuşmalar bi biçimde rüyanızın içine girer. İşte!bu uyku delinmesiymiş. Uyku delinince o delikten içeri, dışardaki hayat sızarmış... Ziya ile bir Türkiye panoroması serildi gözlerimin önüne.. ''Heba'' yı okumazsanız heba olur size...



İkinci kitabım ise Kardeşimin Hikayesi/ Zülfü Livaneli...Güzeldi, bir ''Serenad ''değildi...Ama yine beni araştırmalara sevk etti, bu ne yav, açıp  bakayım, şu şarkıyı dinleyeyim moduna soktu... Ama olay örgüsünü kitabın başında .çözdüm biraz bilindik bir şey çıktı... Sonu çok sürpriz diyenler çok ama  katilin uşak olduğunu hemen anladım:)  Ama Zülfü Livaneli;-Edebiyat ,hayatın anlamanın tek yoludur dedi....Okuyan insan; dünyanın aklına yaslar sırtını dedi... Kimseyi ,dost olmaya zorlayamazsın dedi ve gönlümü fethetti...Üç başlı köpek  ''Kerberos'' u tanıttı... Bu kitap da su gibi akıp gitti. Ayıptır söylemesi sabah başladım, gece bitirdim.









Üçüncü kitap,henüz terü taze:) yeni başladım . Uygar Şirin'e ait Karışık Kaset... pek keyifli başladı...



Dördüncü  kitap; bir e-kitap... Artık sanal kitaplığımı da oluşturmaya başladım. Henüz altı adet ama, siparişlerim var..e-kitap tarihimin ilk sayfasında Gece Yarısı Çocukları/ Salman Rüşdi  var... Henüz elli sayfa okudum. Dışarıda okuduğum zamanlar okumayı tercih ediyorum. Bugün Kuzguncuk'da deniz kıyısında 30 sayfa kadar okudum.

Ha Kuzguncuk demişken. Bugün Karadeniz kıyılarında şenlikler vardı. Bugün Karadeniz'in Hıdırellezi, ''Mayıs Yedisi''ydi... Bugün kıyı boyunca,sahil şehirlerinde,kasabalarında ,köylerinde Hıdır ve İlyas Peygamberlern,deniz kıyısında buluşması kutlandı... Yedi dalgadan  geçildi, denize yedi çift bir tek  taş atıldı... Yedi  çift taş atılırken derdim,belam denize denildi...Tek taş atılırken de dilekler dilendi... Biz de  Karadenize'e atamadık ama Marmara'ya attık....Bu tür hoşluklarla dünya daha hoş, daha renkli oluyor...







Ayol ne sıcak bir gündü bugün... Gamse ile Kuzguncuk öncesi bir dr kontrolümüz vardı,dönüşte  eve yürüdük,aney ölüyorum sandım... Ben Kuzguncuk'a falan gitmem dedim. Neyse bir saat kadar falan sonra kendime geldim de öyle gittik. İyi ki gitmişiz.Meral,ben ve Gamse pek eğlendik, taşlarımızı denize attık, Çınaraltı Kahvenin enfes miss kokulu ağaçlarının altında oturup, çaylarımızı içtik,sandviçlerimizi yedik sonra Mehmet'de katıldı bize... Dönüşte de, ben yokuş çıkmam deyince yolu uzatıp Üsküdar'a yürüdük...

Hadi gideyim ben artık. Karışık Kaset/ Uygar Şirin dün gece  yatakta okumaya başladım çok hoşuma gitti....Kitabımı okuyayım...

19 Mayıs 2013 Pazar

Biz küçükken,en çok nereye gitmek istersin dediklerinde Anıt-kabir derdik. Anne babalar da görev bilirdi,çocuklarını ''Ata''nın huzuruna çıkartmayı...Öğretmenler kadar görev bilirlerdi Atatürk devrim ve inkılaplarını çocuklarına anlatmayı...Biz böyle geldik böyle gideriz,şüphesi olanlar,başka emelleri olanlar gitsinler kendilerine sahipsiz arazi bulsunlar...Bu ülkenin sahipleri var.

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı hepimize kutlu olsun... Ağız tadıyla kutlayacağımız nice bayramlar olsun.

18 Mayıs 2013 Cumartesi

Bizim evde bu sabah

Dışarıda hava misler gibi..Naziş çoktan Kanlıca'da ki kahvaltısına başlamıştır hatta karnı bile doymuştur ama kocam ve Gamse hala uyuyorlar. Ben Naziş giderken uyanınca,kalktım.Baktım onların kalkması uzun sürer,ben de çayımı demledim,tostumu yaptım biraz dizimax da dizi izledim, blogdur,facedir takıldım,gazeteleri okudum ama hala onlardan tıs yok...Birazdan gürültü yapmaya başlarım...

Bugün için tek programım evde olmayacağım...Ama nerede olacağımı vallahi de bilmiyorum.Dün bütün günümü  giyinme kabini önünde Gamse bekleyerek geçirdim, ''Natilius'' un muhtelif mağazalarında...Gerçi rüşvetimi de aldım ama yine de çok yoruldum. Gece bir yatmışım,gözümü açtığımda Naziş gidiyordu...

Bu aralar yoğunluktan filmdir,kitaptır yavaşım...Elimde hala ''Heba'' var. Aslında nasıl akıcı bir kitap. Hasan Ali Toptaş'ın yazım uslubuna bayıldım. Şırıl şırıl bir dil.Bir de ben Barış Bıçakçı'yı özledim yav...Var mıdır? acep yeni bir kitap hazırlığı...

Film ise dün akşam kocam ile ''Köprüdekiler''i izledik. Kocam bayıldı... Boğaz Köprüsü üzerinde görev yapan trafik polisleri, çiçek satan çocuklar gibilerin hayata karışması,hayatın karmaşası  gibi  bir konusu vardı. Trafik polisleri hariç düğerleri tamamiyle amatör oyuncular. Trafik polisleri de kanun gereği oynayamamışlar.Altın Koza Film Festivalinde ve Uluslararası İstanbul Film Festivalinde   en iyi film seçilmiş...



Bu arada hatırlatma, ''Umut Üzümleri '' dün vizyona girdi...

Valla ben bu ara yoğunum diye buraları fazla ihmal ettim,  eski günlere bir dönelim diyorum. Benim sessiz ama sayacımı tavan yaptıran  okuyucularım bugün burayı sallayın istiyorum:))

Hepinize iyi bir haftasonu diliyorum

17 Mayıs 2013 Cuma

Kız Kulesi Aşıkları

Bu sıralarda ki yoğunluktan çoktandır yürüyüşlerimi ihmal etmiştik.  Kız Kulesi yollarımı gözler,e kolay mı doğduğum günden bu yana meftunuz birbirimize,canım koru: sırf onun yüzünden bu  mahalleyi bırakamadık hiçbir zaman...Bir nefes İstanbul bizim için...İşte bu nedenlerden ötürü,kahvaltı sonrası önce Kız Kulesi^'ne doğru yürüdük...Üsküdar çarşıda biraz işimiz vardı onu hallettik...Artık karnımız acıkma sinyalleri vermeye başlayınca,hayde  koru dedik... Yürü babam yürü bir acıkmışız  Allah ne verdiyse yedik içtik...Hafta içi olduğu için bizim maalle vardı tabi:)) rahat rahat oturduk...

Kitabımı okudum,notlar aldım,arka masadaki yemek tariflerine kulak kabarttım...Çin Böreği tarifi verdi biri, bir diğeri makarna haşlama suyuna tavuk bulyon koyuyormuş.Çok lezzetli oluyor dedi...Diğerleri atladıhemen,ama  sağlıklı değiiiil dediler...O da,  sanki hergün tavuk bulyon yiyoruz,sanki yediğimiz herşey sağlıklı dedi:))






Koru iyi güzel de,geri dönüşte yokuş biraz,tıslaya tıslaya geldim...Bir dahakine alt kapıdan çıkıcam...


Eve gelirken kocam yolda beni ekti tabiki,anam benimkilerle oruç tutsan,bayram edemezsin:)) Ben  haliyle ,iyi bir ayile kadını olarak,akşam yemeği olayına girmek için,eve döndüm:)... İşin kolayına kaçtım hemen, bir bütün tavuğu yıkadım,üstüne çentikler açtım...o çentiklerin kimine  tane karabiber,kimine de sarımsak dişleri  sokuşturdum.tuzladım,baharatladım. Hiç su koymadan tencereye oturttum... Ocağı önce en yüksek  ayara aldım.Tencerenin kağaı ısınınca minumum sıcaklığa indirdim. Hiç kapağını açmadan  45 dk kadar pişirdim. Eğer tavuğu parçalayıp koyarsanız yarım saat kafi geliyor... Tencereyi açtığınızda,yarısına kadar enfes bir suyla dolmuş olduğunu göreceksiniz... Bu suyla pilav yapın,çorba yapın... İsterseniz, başlangıçta içine patets,havuç gibi sebzeler de koyabilirsiniz. O kadar su nereden geldi diye bana sormayın:)) He işte çorba,pilav,yanına tavuk... bi de cacık,oldu bu iş....

15 Mayıs 2013 Çarşamba

''İmza:Karın'' cılar imzaladı:))

Dün günlerden ''İmza: Karın'' dı... Biz; İmza: Kızın yazarları,ünlüsü,ünsüzü,bloggeri  Dedeman Otel  Roof da basına tanıtım gecesinde buluştuk,tanıştık,birbirimize imzalar verdik,imzalar aldık...Sohbetler ettik.
Hem sosyal bir projeye katkıda bulunmuş olmanın,hem bir kitapta buluşmuş olmanın keyfini yaşadık.






En çok ünlülülerin gelip bizden imza istemesi hoş oluyor...Barış Manço'nun eşi; Lale Manço ile birbirimize Lale'den  Lale'ye diye imzaladık kitaplarımızı ve çok hoş bir sohbet yaptık.


 







Biz Ece ile buluştuk gittik,şıkır şıkır,fıkır fıkır bir akşam geçirdik.Beni en çok etkileyen yazının sahibi ile tanışmak ayrı bir hoşluk oldu...


 Bir diğer hoşluk da,Gamsegamse^nin öğretmen arkadaşları Berfu ve Müge ile aynı kitapta buluşmaktı...hemen resim çektirip Gamse^ye yolladık:))



Mavianne,Hamdiye Filiz Ankara'dan gelip aramıza katıldılar... İyiki geldiler... Mavianne bizim gözümüz,kulağımız,foto muhabirimiz gibiydi  dün akşam...Bizim kaçırdığımız çok hoş anları kaydetmiş, gönderdiğinde ben bile şaşırdım...Öyle anlarımı yakalamış ki:))



 Daha önce İmza: Kızım vesilesiyle tanışmış,daha önce de bir kitapta buluşmuş olanlarla karşılaşınca,kırk yıllık dostlar gibi sarıldık birbirimize...

Bu vesileyle hayatımıza çok güzel bir not düştük...Hem çok güzel birşeye vesile olmuş olmanın sevinci, hem de bizden sonra gelen jenerasyonlara  bizden bir anı,bir yazılı belge bırakmış olduk.

Bu akşam anlat anlat bitmez...Szi en iyisi bu kitabı okuyun, her biri ayrı  hikaye olan 128 hayata dokunun...

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Simonetta'nın Bademleri


Bu kitaptan,konusundan size bir kaç kez söz ettim ama son günlerde okuduğum en dişe dokunur kitap olduğu için öylece  es geçip gidemedim...İstedim ki,biraz daha yer vereyim. Bernardo Luini, Leonardo da Vinci'nin gölgesinde yeterince kalmış, onun yaptığı çok şey zaten ustası yaptı sanılmış,  Mimar Sinan'ın Selimiye  Camii, sütunlarından birine sakladığı ters lale gibi,Luini'nin de klisedeki fresklerde kullandığı Yahudi çocuğun saçlarını,onun başka bir dinden olduğunu vurgulamak için kırmızı yapar,Yoksa,bir hristiyan ibadethanesinde onun yüzünü kullanarak ona haksızlık yaptığını düşünecekti...Koca Sinan'da lale bahçesini,cami için vermekte aksilik çıkaran kadının aksiliğine böyle ters lale ile cevap vermişti...Bu benzer yaklaşım, bana çok ilginç geldi...






Ve o eşsiz Ameretto likörünün yapılış hikayesini nereden bilecektim,hem de o tat bulunurken geçirilen aşamaları,ve bir aşkın karşılığı olduğunu...Yediğimiz bir çok pastanın sosunda bu likör olduğunu...Mahalledeki pastanede değil tabi:))



Bu kitapta ayrıca Rönesans İtalyasında, Yahudilerin yaşamına da büyük yer verilmiş...Kitapta birbirinden bağımsız gelişen iki hikaye öyle sürpriz bir şekilde birbirine bağlanıyor ki,bu kitaba ayrı bir tat veriyor... Ama ben kaçın kurrasıyım,okuduğum tüm polisiyelerde katilin uşak olduğunu şıp diye anlarım. Bunda da nerede bağlayacağını tamam hemen kestiremedim ama en azından  bir şeyi şıp diye anladım:))

Dostluk,aşk,sevgi,ihanet, sadakat,sanat  herşey harman olmuş,bu kitapta önümüze gelmiş.


Bu kitabı tavsiye ettiğim kitaplar arasına rahatlıkla koyabilirsiniz...

^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^

Yazmadık da peki bilmiyormuyuz... Seyrediyoruz tamam da seyrettiğimiz şeyden memnun değiliz... Yaralandık yine,yandık yine...Hiçbir şey olmamış gibi davranınca olmamış mı? oluyor gerçekten de...Aynı ''uykuya kaçış  sendromu'' gibi...Kral çıplak gördük artık...