Önce dün akşamdan başlayalım...Dün akşam bu masanın etrafında şen saatler geçirdim...Kızkıza toplandık yine...Nalan,Magissa,Zeya,Ebru,Elçin ,Zuz ve de bendeniz cennet kuşu:)..Ev sahibemiz Ebru'ydu...
Bu börek gecenin yıldızıydı...hemen tarfini aldım,patatesli ve kaşarlı...Bizim evin sakinleri buna bayılır...
Bugün ise havanın parlaklığına aldanıp çıkmış bir karayel mağduresiydim...Güneş ne kadar ısıttıysa karayel o kadar üşüttü...Sırtımı güneşe verdim,yüzüm üşüdü,yüzümü güneşe verdim bu kez de sırtımı üşüttü ama yine de pırıl pırıl havanın tadını sonuna kadar çıkarttım...Koruda yürüdüm, Bordo Köşkün bahçesinde kitabımı okudum,kahvemi,çayımı içtim....Yürüyüş sırasında güneş vurmuş bank gördüm mü? hemen oturdum,kitabımı açtım...
Bugününn filmi ise ''Purge'' idi...çok ödüllü bir film ama bana sabah saatlerime çok sert geldi...İnsan keyifle kahvaltı ederken ya da sabah kahvesini içerken izlenilebilecek bir film değil...Rus fuhuş mafyasından kaçan genç bir kızın,sığındığı yaşlı kadınla ilişkisi...Estonya'nın Sovyetlerin elinde olduğu yıllarda geçiyor. Genç kızla yaşlı kadının yolu çok yıllar öncesinden kesişmiştir aslında...Yaşlı kadın şöyle der filmin sonunda-Herkes hızlı koşamaz ve herkes saklanacak güzel bir yer bulamaz...
Bu akşamın dizisi ''Seksenler''...Seksenler izleyeceğiz tamam da,son zamanlarda düştüğü tekrarlar,lüzumsuz uzatmalar, neredeyse dizi uzunluğunda ki özeti beni sıkmaya başladı...
Şimdilik bu kadar...
Not: Beni dışardan yani blog dışı izleyen izleyiler için yaptığım
8-Mart-Kadınlar Günü kitap hediyesi çekilşi için aşağıdaki Bende mi?
Brütüs başlıklı yazıya 8-Mart akşamına kadar yorum bırakabilirsiniz..
Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
5 Mart 2013 Salı
4 Mart 2013 Pazartesi
Bir Kitap bir film bir yemek
Önce kitap... Nazar/Reha Çamuroğlu
Reha Çamuroğlu'nun ilk okuduğum kitabı...Pagan kültüre meraklı olan Naziş'in aldığı bir kitap...Cadılar,cadı avcıları,kilise,engizisyon ...Bunlar kitabın görünen yüzünde....Alt metinde ise hiç değişmeyen siyasi oyunlar...Reha Çamuroğlu bir cadı avı hikayesi anlatırken ,günümüze göndermeler yapıyor...Bir rahibin ağzından söylenen şu söz mesela,hiç değişti mi? doğruluğu,üstünde tartışma bile götürmeyen doğruluğu hem de...
Siyaset; Sürüleri toplamak,birleştirmek,yeri geldiğinde ise dağıtmak ve parçalamak sanatıdır...
Konu Ortaçağda batının dul ve yalnız bir kadına bakış açısını anlatıyor aynı zamanda ben kitabı okurken, Umberto Eco'nun ''Gülün Adı'' adlı romanını anımsadım hep....Bu kitabı okurken;toplumlar nasıl kışkırtılır dehşet içinde okuyacaksınız... Ben kitabı beğendim...Kitap kapağında yer alan Fatima'nın gözü,özellikle Orta Doğu ülkelerinde nazara karşı üstte taşınır... Naziş, Musevi okulunda çalışırken onlarında nazara karşı bu simgeyi taşıdıkalrını anlatmıştı...Onlar hamsa diyor biz Fatima'nın eli ya da ya da Fatima'nın gözü diyoruz...Ben bilmediğim zamanlarda ''Kapalıçarşı'' da kuyumcu vitrinlerinde altın küpelerini görür lale sanırdım:)))
Gelelim filme...Büyük kızımın kitap tavsiyesinden sonra küçük kızın film tavsiyesinde sıra...Gamse bu filmden bana çok daha önceleri söz etmişti,mutlaka izle anne demişti ama sıra ancak geldi...
Filmin adı; KORO...
1948 senesinde Clement Mathieu isimli bir müzik öğretmeni çocukları rehabilite etme amaçlı bir yatılı okula müdür olarak atanır. Buradaki baskıcı eğitim ve çocukların umursamaz tavırları başta onu hayalkırıklığına uğratır. Ancak Clement müziğin gücüyle zorlukları aşacağına inanmıştır.Filmi mutlaka izlenmeli kategorisine koydum...
haydi şimdi de yemek yapalım...Bu tarifi zaman zaman tekrarlarım, peki niye ,sorun niye...Çünkü çok kolaydır, lezzetlidir,sunumu iyidir,servisi çok rahattır...Yanına bir pilav ve bir salata yaptınız mı? akşam misafirlerinizi bile süpper bir şekilde ağırlarsınız...
Kişi başı birer tavuk pirzola,kalçadan buttan hazırlatılınca apeyce büyük bir porsiyon oluyor...Şimdii bunu,iki kaşık zeytinyağ, bolca kekik,kırmızı pul biber,karabiber ve tuz ile yapacağınız fırın tepsisinde bir güzel harmanlayın...Derili kısımları üste gelecek biçimde,yerleştirin ki, deriler kızarsın...İki havucu boylamasına dilimleyin,iki patetesi de elma dilim yapın, kalınca olsun ama...sivri biber bir kaç tane,iki üç baş sarımsak soymadan,üst kabukalrını alabilirsiniz. Bütün olarak yıkayın,sakın soymayın...15-20 adet arpacık soğan,olmassa iki kuru soğanı,ikiye veya dörde bölün,iki üç domatesi ,dörde bölün,sebze kısmını sadece tuzluyorum..Sebzeler kendi tatlarında olsunlar diye ve yağlamıyorum...Aralara bir iki defne yaprağı da koyabilirsiniz...Tepsiye bunları da boşluklara yerleştirin... Ben patates ve havuçları toplu olarak bir köşeye koyuyorum,servite rahatlık açısından...Şimdi sürün fırına...Siz pilavınız yapın...İyice pişince,fırının ızgara kısmını açıyorum bir kaç dakika ki, üstleri kızarsın.....Sarımsakları,diş diş ayrın,yerken,hüüüp diye çekin içinize:))lezzete inanamayacaksınız...Hayde afiyet olsun.
Not: Beni dışardan yani blog dışı izleyen izleyiler için yaptığım 8-Mart-Kadınlar Günü kitap hediyesi çekilşi için aşağıdaki Bende mi? Brütüs başlıklı yazıya 8-Mart akşamına kadar yorum bırakabilirsiniz..
Reha Çamuroğlu'nun ilk okuduğum kitabı...Pagan kültüre meraklı olan Naziş'in aldığı bir kitap...Cadılar,cadı avcıları,kilise,engizisyon ...Bunlar kitabın görünen yüzünde....Alt metinde ise hiç değişmeyen siyasi oyunlar...Reha Çamuroğlu bir cadı avı hikayesi anlatırken ,günümüze göndermeler yapıyor...Bir rahibin ağzından söylenen şu söz mesela,hiç değişti mi? doğruluğu,üstünde tartışma bile götürmeyen doğruluğu hem de...
Siyaset; Sürüleri toplamak,birleştirmek,yeri geldiğinde ise dağıtmak ve parçalamak sanatıdır...
Konu Ortaçağda batının dul ve yalnız bir kadına bakış açısını anlatıyor aynı zamanda ben kitabı okurken, Umberto Eco'nun ''Gülün Adı'' adlı romanını anımsadım hep....Bu kitabı okurken;toplumlar nasıl kışkırtılır dehşet içinde okuyacaksınız... Ben kitabı beğendim...Kitap kapağında yer alan Fatima'nın gözü,özellikle Orta Doğu ülkelerinde nazara karşı üstte taşınır... Naziş, Musevi okulunda çalışırken onlarında nazara karşı bu simgeyi taşıdıkalrını anlatmıştı...Onlar hamsa diyor biz Fatima'nın eli ya da ya da Fatima'nın gözü diyoruz...Ben bilmediğim zamanlarda ''Kapalıçarşı'' da kuyumcu vitrinlerinde altın küpelerini görür lale sanırdım:)))
Gelelim filme...Büyük kızımın kitap tavsiyesinden sonra küçük kızın film tavsiyesinde sıra...Gamse bu filmden bana çok daha önceleri söz etmişti,mutlaka izle anne demişti ama sıra ancak geldi...
Filmin adı; KORO...
1948 senesinde Clement Mathieu isimli bir müzik öğretmeni çocukları rehabilite etme amaçlı bir yatılı okula müdür olarak atanır. Buradaki baskıcı eğitim ve çocukların umursamaz tavırları başta onu hayalkırıklığına uğratır. Ancak Clement müziğin gücüyle zorlukları aşacağına inanmıştır.Filmi mutlaka izlenmeli kategorisine koydum...
haydi şimdi de yemek yapalım...Bu tarifi zaman zaman tekrarlarım, peki niye ,sorun niye...Çünkü çok kolaydır, lezzetlidir,sunumu iyidir,servisi çok rahattır...Yanına bir pilav ve bir salata yaptınız mı? akşam misafirlerinizi bile süpper bir şekilde ağırlarsınız...
Kişi başı birer tavuk pirzola,kalçadan buttan hazırlatılınca apeyce büyük bir porsiyon oluyor...Şimdii bunu,iki kaşık zeytinyağ, bolca kekik,kırmızı pul biber,karabiber ve tuz ile yapacağınız fırın tepsisinde bir güzel harmanlayın...Derili kısımları üste gelecek biçimde,yerleştirin ki, deriler kızarsın...İki havucu boylamasına dilimleyin,iki patetesi de elma dilim yapın, kalınca olsun ama...sivri biber bir kaç tane,iki üç baş sarımsak soymadan,üst kabukalrını alabilirsiniz. Bütün olarak yıkayın,sakın soymayın...15-20 adet arpacık soğan,olmassa iki kuru soğanı,ikiye veya dörde bölün,iki üç domatesi ,dörde bölün,sebze kısmını sadece tuzluyorum..Sebzeler kendi tatlarında olsunlar diye ve yağlamıyorum...Aralara bir iki defne yaprağı da koyabilirsiniz...Tepsiye bunları da boşluklara yerleştirin... Ben patates ve havuçları toplu olarak bir köşeye koyuyorum,servite rahatlık açısından...Şimdi sürün fırına...Siz pilavınız yapın...İyice pişince,fırının ızgara kısmını açıyorum bir kaç dakika ki, üstleri kızarsın.....Sarımsakları,diş diş ayrın,yerken,hüüüp diye çekin içinize:))lezzete inanamayacaksınız...Hayde afiyet olsun.
Not: Beni dışardan yani blog dışı izleyen izleyiler için yaptığım 8-Mart-Kadınlar Günü kitap hediyesi çekilşi için aşağıdaki Bende mi? Brütüs başlıklı yazıya 8-Mart akşamına kadar yorum bırakabilirsiniz..
Ben de mi? Brütüs
Tamam bu sözün doğrusu ''sen de mi? Brütüs'' dür ama Brütüslük yapan bu kez ben olunca:))
Dedim ki, biz blog arkadaşları bir vesile ile aramızda hediyeleşiriz. Kitap etkinliği,bayram kartları,yeni yıl kartları...Ama dışarıdan bizi yani blogcu olmayan okuyucularımızla böyle bir şey yapma fırsatımız olmaz.
İşte bu yüzden ben de dedim ki,hazır önümüzde ''Kadınlar Günü'' var...Bu vesile ile yıllardır beni blog dışından izleyen,okuyan okuyucularımla bir etkinlik niye olmasın...Belki ben bir gün yazmaz olurum belki de siz okumaktan vazgeçersiniz...Bu kitap ve bu çekiliş bugünlerin anısı olur...
Kendi kitaplığımdan bir kitabı böyle bir izleyicime,okuyucuma armağan etmek istiyorum.Dileyenler bu yazının altına yorum bıraksın, biz de Kadınlar Gününde yani 8 Mart akşamı çekiliş yapalım,çekilşte adı çıkan arkadaşa ben kendi kitaplarımdan birini hediye edeyim...
Son yorum tarihi 8 Mart saat 20.00 olsun...Olsun mu?
E hadi olsun o zaman...Beni blog dışından izleyen tüm okuyanlara açıktır bu davet....
not:'Kitaplıkkurdu''nda bugün ben varım:)) Kızarmış Palamutun Kokusunu orada yazdım...Görüşlerinizi bekliyorum... Buradan bi TIK
1 Mart 2013 Cuma
Mart güneşi toplarken
Ne güzeldi,perdenin altından sızan gün ışığı...Bu çağrıya uymamak delilikle eş değer tutulabilirdi:))
E ben akıllı kadınımdır bilirsiniz...
Koydum çantama kitabımı,taktım kafama kırmızı şapkamı hatta kırmızı rujumu bile sürdüm,çıktım dışarıya...Bu havada en güzel,en yakın yer tabikitleri de koru...Beni bu semte bağlayan en önemli figür...O asırlık sakız ağacı,mevsimine göre açan çiçekler, her daim beni bekleyen banklar, içinde çayımı kahvemi ,çebileceğim,artık evim gibi olan köşkler hatta kafama ceviz atan kargalar...
Korunun içinden yürüyerek en aşağıdaki Beyaz Köşke indim...Önce sade kahvemi söyledim, kitabımı okudum, sonra tostumu ,çayımı söyledim kitabımı okudum...Arada denizden gelen vapur seslerine,martı çığlıklarına kulak verdim...Baktım zaman kuş olmuş uçmuş,kitabım yarı olmuş...Karayel ısırmaya başlamış,tam kalkmak üzereyken kocam kişi aradı...Gamse'nin siparişi varmı,Üsküdar'a ineceğim,istersen buluşalım dedi...Bi çay daha içtim ve kalktım.
Üsküdar çarşıda dolaştık,Gamse'nin siparişini aldık ben baharatçılardan,kurutulmuş biber aldım,en acısından...Zuz gitmeden ona şöyle anlı şanlı bir etli kuru biber dolması yapayım dedim...O ara ,hadi çorbacımıza çoktan uğramadık,birer çorba içelim dedik...
Sonra da eve geldim...Ha eve yürürken bizim sokakta bu martıya rastladım,yürüye yürüye,tüm apartmanların kapısının önünde durup bakarak,sanki bir şey arıyormuş gibi bakınıyordu...
Sonra da evin o dingin sessizliği, hemen yeşil çay suyumu koydum...Yazım bitsin,evden çıkarken ıslattığım pirinçten pilav yapıcam:))
A bitti bile yazı tüh...
E ben akıllı kadınımdır bilirsiniz...
Koydum çantama kitabımı,taktım kafama kırmızı şapkamı hatta kırmızı rujumu bile sürdüm,çıktım dışarıya...Bu havada en güzel,en yakın yer tabikitleri de koru...Beni bu semte bağlayan en önemli figür...O asırlık sakız ağacı,mevsimine göre açan çiçekler, her daim beni bekleyen banklar, içinde çayımı kahvemi ,çebileceğim,artık evim gibi olan köşkler hatta kafama ceviz atan kargalar...
Korunun içinden yürüyerek en aşağıdaki Beyaz Köşke indim...Önce sade kahvemi söyledim, kitabımı okudum, sonra tostumu ,çayımı söyledim kitabımı okudum...Arada denizden gelen vapur seslerine,martı çığlıklarına kulak verdim...Baktım zaman kuş olmuş uçmuş,kitabım yarı olmuş...Karayel ısırmaya başlamış,tam kalkmak üzereyken kocam kişi aradı...Gamse'nin siparişi varmı,Üsküdar'a ineceğim,istersen buluşalım dedi...Bi çay daha içtim ve kalktım.
Üsküdar çarşıda dolaştık,Gamse'nin siparişini aldık ben baharatçılardan,kurutulmuş biber aldım,en acısından...Zuz gitmeden ona şöyle anlı şanlı bir etli kuru biber dolması yapayım dedim...O ara ,hadi çorbacımıza çoktan uğramadık,birer çorba içelim dedik...
Sonra da eve geldim...Ha eve yürürken bizim sokakta bu martıya rastladım,yürüye yürüye,tüm apartmanların kapısının önünde durup bakarak,sanki bir şey arıyormuş gibi bakınıyordu...

Sonra da evin o dingin sessizliği, hemen yeşil çay suyumu koydum...Yazım bitsin,evden çıkarken ıslattığım pirinçten pilav yapıcam:))
A bitti bile yazı tüh...
Mart
Mart ayına gireli henüz yarım saat oldu...Henüz genç yani...
Mart ayı kitap sipariş listemi yaptım...İzleyeceğim filmleri seçtim...Öyle filmler var ki, sabırsızlanıyorum izlemek için....
Diyete de başladım tekrar,biraz gevşetmiştim.Listeyi tekrar buzdolabına yapıştırdım...Bu gevşeme sırasında bir buçuk ay geriye gitmişim...Yani bir buçuk ayda verdiğim kilo miktarını almışım...Sorun bakim pişman mısın? diye... Yine olsa O Cunda Meze Dünyasının suflesinden yerim, yine olsa Boztepe^ye çıkar,Ordu'ya baka baka pidemi yerim... Yine olsa Edirne tava ciğer yerim...Diyetini de paşa paşaaaa öderim:)
Hayde bakalım,mart ayının ilk yazısı bu kadar olsun...Güzel olsun,keyifli geçsin hepimiz için de..
Mart ayı kitap sipariş listemi yaptım...İzleyeceğim filmleri seçtim...Öyle filmler var ki, sabırsızlanıyorum izlemek için....
Diyete de başladım tekrar,biraz gevşetmiştim.Listeyi tekrar buzdolabına yapıştırdım...Bu gevşeme sırasında bir buçuk ay geriye gitmişim...Yani bir buçuk ayda verdiğim kilo miktarını almışım...Sorun bakim pişman mısın? diye... Yine olsa O Cunda Meze Dünyasının suflesinden yerim, yine olsa Boztepe^ye çıkar,Ordu'ya baka baka pidemi yerim... Yine olsa Edirne tava ciğer yerim...Diyetini de paşa paşaaaa öderim:)
Hayde bakalım,mart ayının ilk yazısı bu kadar olsun...Güzel olsun,keyifli geçsin hepimiz için de..
28 Şubat 2013 Perşembe
11 yaşındayım
Dün okey grubumla buluşmaya gidiyorum demişim en son, gittim de:)) Son zamanların en iyi oyununu oynadım ama akşam eve geldiğimde dün gece beni uykumdan eden ağrılar hortlamıştı... Neyseki yemeğimiz hazırdı. Sadece bir sıcak çorba yapayım dedim. Ne çorbası diye düşünürken,gözüme bir akşam önceden kalma bir kase bulgur pilavı ilşti. Ve tam Sefeberlik Yemek Tariflerime uyan bir çorba yaptım. Oraya da çoktandır bir ekleme yapmıyorum ama bu çorba tam oralık oldu. Şimdi bir kase bulgur pilavım,ve yarım kavanoz kış hazırlıkları sırasında hazırladım ,közlenmiş biberli, yeşil biberli ve domatesli,acılı sosum vardı...Bunları bir küçük tencerede birbirine katıştırdım, tatları birbirine iyice geçsin diye beş altı dk kadar pişirdim. Sonra üstüne çorba kıvamına gelecek kadar sıcak su ilave ettim ve 10-15 dk kadar daha pişirdim.Bayıldılar,tek kelime ile...Kocam bunda bir hile seziyorum dedi ama çok beğendi...Tilkiiiii,sezmez mi? karısını tanımaz mı?))
Bugün kendime tatil verdim daha doğrusu verdirildim...Sanırım bünyeyeyi arada rölantiye almak gerekiyor:))
Akşamdan izleyeceğim filmleri seçtim. Kitabımı bitirmiştim ,yeni kitap seçmiştim ama bugün kapıyı çalan postacı,yeni başlayacağım kitabı getirdi... Canım Tülay ,Lale ablasına sürpriz yapmış,Ahmet Telli'nin dizeleriyle ,martılarla ve yepyeni bir yazarla bu karanlık ,günü aydınlattı ,pırıl pırıl,uçuş uçuş yaptı...Yazımı bitirir bitirmez hemen kitabıma başlayacağım.Kapı çaldığında,ekranda kargocuyu görünce,üstüme alınmadın kızlar yine bişiler sipariş etti herhalde demiştim ama:))
Sabah bugünün ilk filmini izledim...On bir yaşında bir çocuğun gözünden ÇİN...Filmin adı da zaten '' 11 Yaşındayım''...Filmi ben beğendim...İlk kez bu kadar yakından Çin'de ki günlük yaşam ve Kültür Devriminin etkilerini yakından izledim. Sizin için de böyle bir fırsat olabilir.
Filmimi izlerken kendime şöyle beyaz peynirli,domatesli, tam buğday ekmeğinden yağsız da bir tost yaptım,doldurdum yanına yeşilliklerimi...içtiğim çayın fincan sayısını unuttum valla:))
Şimdi açtım ,bir müzik kanalı,çıtır çıtır şömine görüntülülerden:)))görüntüsü bile içimi ısttı....Mesela şimdi Zeki Müren'in uşşak şarkısı çalıyor...Bir gönül hikayesi anlatırdı gözlerin...gööööözleeriiiinnn....
Şimdilik bu ka
Bugün kendime tatil verdim daha doğrusu verdirildim...Sanırım bünyeyeyi arada rölantiye almak gerekiyor:))
Akşamdan izleyeceğim filmleri seçtim. Kitabımı bitirmiştim ,yeni kitap seçmiştim ama bugün kapıyı çalan postacı,yeni başlayacağım kitabı getirdi... Canım Tülay ,Lale ablasına sürpriz yapmış,Ahmet Telli'nin dizeleriyle ,martılarla ve yepyeni bir yazarla bu karanlık ,günü aydınlattı ,pırıl pırıl,uçuş uçuş yaptı...Yazımı bitirir bitirmez hemen kitabıma başlayacağım.Kapı çaldığında,ekranda kargocuyu görünce,üstüme alınmadın kızlar yine bişiler sipariş etti herhalde demiştim ama:))
Sabah bugünün ilk filmini izledim...On bir yaşında bir çocuğun gözünden ÇİN...Filmin adı da zaten '' 11 Yaşındayım''...Filmi ben beğendim...İlk kez bu kadar yakından Çin'de ki günlük yaşam ve Kültür Devriminin etkilerini yakından izledim. Sizin için de böyle bir fırsat olabilir.
Filmimi izlerken kendime şöyle beyaz peynirli,domatesli, tam buğday ekmeğinden yağsız da bir tost yaptım,doldurdum yanına yeşilliklerimi...içtiğim çayın fincan sayısını unuttum valla:))
Şimdi açtım ,bir müzik kanalı,çıtır çıtır şömine görüntülülerden:)))görüntüsü bile içimi ısttı....Mesela şimdi Zeki Müren'in uşşak şarkısı çalıyor...Bir gönül hikayesi anlatırdı gözlerin...gööööözleeriiiinnn....
Şimdilik bu ka
Etiketler:
11 yaşındayım,
bulgur çorbası,
film,
Seferberlik yemek tarifi
27 Şubat 2013 Çarşamba
Mozart ve Balina
Mozart ve Balina; gerçek bir hikaye...Aynı adlı kitabından uyarlanmış...İki asperger sendromlu gencin bir hasta buluşmasında tanışıp birbirlerine aşık oİlmaları,yaşadıkları gelgitler anlatılmış... Asperger sendromu otizmin bir türü...Bu sendromu daha yakından tanıdım filmi izlerken... Bizler herşeyi düz anlamından anlarız diyor filmdeki kız... Annemle babam tv izliyorlardı...Bir olimpiyat rekorunun kırılmasına çok sevindiler...Ben de kırmak iyi birşey,annemle babamı sevindirmek,mutlu etmek için, müzik dolabındaki tüm plakları bahçeye çıkarıp, hepsini kırıdm. Arkadaşlarım bana çok güldüler...Bence filmi izlemelisiniz,nedir normal ,herşeyi çapraşık anlatan biz mi? normalmiyiz yani...
Bunun dışında bir şey yapmadım:)) Dün gece kötü bir gece getirdim. Sanırım dünkü hummalı temizlik,yemek ve çamaşır gününün bana hediyesiydi...Ne yapalım aldık kabul ettik... Neyse ki sabaha geçmişti,fırtına dinmişti yani....
Bugün okey grubumla buluşacağım...Gece yağan yağmurdan sonra dışarısı iyi görünüyor ama bu hafta kar bekliyormuşuz...
Bunun dışında bir şey yapmadım:)) Dün gece kötü bir gece getirdim. Sanırım dünkü hummalı temizlik,yemek ve çamaşır gününün bana hediyesiydi...Ne yapalım aldık kabul ettik... Neyse ki sabaha geçmişti,fırtına dinmişti yani....
Bugün okey grubumla buluşacağım...Gece yağan yağmurdan sonra dışarısı iyi görünüyor ama bu hafta kar bekliyormuşuz...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

.jpg)


.jpg)












