Bu güne damgasını kar tatili vurdu...Daha doğrusu geceden itibaren diyelim. Öğrenciler ve öğretmenlerin daha fazla ajitasyon yapmasına dayanamayan Vali, beklenen tatili gece yarısı açıkladı ancak. Tabi haberi olamaynlar yine erkenden kalkıp yollara düştü, servis bekledi. Bizim kızlar saadet zinciri sayesinde:)) hemen haberleştiler, ve yattıkları yerden kalkıp geceye aktılar...İstanbul Valisi karla imtihanında öğretmen ve öğrencilerden geçti gerisini bilemem.
Sabah ,madem kar tatili dedim ve kahvaltıyı, pazar kahvaltısı olayına dönüştürdüm. Bir mücver patlattım ki sormayın gitsin. Ama ben onları tıka basa doyurdum,geç de kalktık bu akşama kadar idare eder, arada bir şeyler atıştırırlar dedim ama kazın ayağı öyle değil çünkü evde nifak yuvası Zuz denen kişinin varlığını unutmuşum:)) Acıkma emareleri görünce ,Çiğdem'den aldığım ilhamla, hemen lor peynirinin içine bolca maydonoz doğradım, bir kaç yumurta kırıp, ekmeklerin üstüne sürüp fırına attım, Milföy hamurlarının bir kısmına sosis,bir kısmına sucuklar sarıp rulo şekli verdim onlar da yallah fırına veee patetesleri iyice yıkadım, hatta fırçalayarak yıkadım,ikiye böldüm. Tuz,karabiber karışımına batırıp batırıp fırın tepsisine dizdim. Pişince ızgara kısmını açıp biraz da kızarmalarını sağladım. Ara ara üstü çizilmiş sosisler de koymuştum. Ballı hardal ve sarımsaklı mayoneze batırıp batırıp yediler. Anladığınız gibi bugün bizim evde sağlıklı beslenme günü değildi:)) Ama beslenme alışkanlığı haline gelmediği sürece arada bu tür zararlı şeyler yapmak pek heyecanlıdır:))Ha bu kadar şeyler yapıyorum da ne kadar takdir görüyorum siz söyleyin ,dün sabah yattığı yerden, elimde kahve kupam olduğu halde bilgisayarda maillerime bakan, bloguma bakan bana Zuz şöyle dedi- Sen milenyum kadını olmuşsun tam, ben anne gibi kadın seviyom. sanırsınız evlencez töbe Yarabbim ya..Kendisi soteye yatmış kahvaltı bekliyo orda ,ona bişi diyen yok
Bugünü en güzel yapan olay ise, Bizim Ana sınıfımız öğrencilerinden gelen karttı...Türkiye'nin en doğusundaki kardeşlerimiz ,çocuklarımız , onların yanlarında olan herkese bu kartları hazırlayıp göndermişler... Herkese derken, yılbaşına kadar olan gönderi sahiplerine...
(Melek,meleğimsin)
Dün gece yarısı Zuz ile yemekteyiz programını izledik. Çünkü; bir arkadaşı yarışmacıydı.. Pek şeker pek esprikli bir kadındı ve Zuz hep yaptığı yemeklerden söz ederdi. Sonra karşılıklı kitap okuduk. Sabah da onun Turkcellcisnin gelişiyle uyandık. Deyin ki niye hehe çünkü İstanbul'a gelirgelmez ilk iş telefonunu suya düşürdü. Turkcell bir yetkili gönderdi telefonu aldırdı ve yerine ona numaraları yüklenmiş bir başka telefon getirdi. Tamir olunca getirecekler ama yine de siz başka telefonun pazarlığına başlayın demiş, pek ümit yokmuş.
(yeni kitabım ve Che'li yeni ayracım... Gördüğünüz falda ise III.Lui çıktı ,bakanın aklına fikrine sağlık diyorum)
Bu akşam ''Seksenler '' izliyoruz.
Yazı başlığı Reşadiye Cer ekibinin söylediği Tinyaba'nın daşları da cik cik öter kuşları türküsünden esinlenme...Pek severim de:)
Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
8 Ocak 2013 Salı
7 Ocak 2013 Pazartesi
Zuhalzede
Dışarıda lapa lapa kar,elimde karamelli kahve,karşımda kitap okuyan Zuz var daha ne olsun. Günlerdir yazamama nedenlerimden biri de Zuz:)) Gidiyoruz geliyoruz,gece yarılarına kadar romantik komediler izliyoruz. Dün gece mesela iki tane üst üste çaktık. Sabah geç kahvaltılar edip,arkasında saatler süren kahve keyifleri yapıyoruz. Kar yağarken perdeleri açıp ,kanepenin üstüne tüneyip karı seyrederek konuşuyoruz.Üç gülüp iki didişiyoruz.Birazdan kar altında yürüyüp,pazarcılar gelmiş mi? diye bakacağız.Öle işte bizde durumlar.
Kızlar okuldalar ama tatil beklentisi içindeler.Durmadan arayıp orada kar nasıl diye soruyorlar.
Geçtiğimiz cumartesi Kadıköy'deydik. Kitapçı kitapçı,dükkan dükkan dolaştık.İki yeni kitap aldım ''YKY'nin Kadıköy şubesinde. Nazım Hikmet'in ''Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim'' adlı romanı ve Virgina Woolf'un ''Yaşlı Kadın ve Papağan''...Bu arada YKY de ayın yazarı Nazım Hikmet....Kitapaları o neden %25 indiriml haberiniz ola...Yemeğimizi de ''Bay Döner'' de yedik ve eve döndük.
Pazar günü kahvaltımızı neredeyse öğle saatlerinde yaptık.Akşama kadar evdeydik. Zuz bir ara arkadaşının mızıka kursunu izlemeye gitti...Sen geçen gelişimde bana daha çok özenmiştin dedi diye,akşam yemeğine fırında kuzu şiş yaptım.Patlıcanlar etten daha zor pişti...Onun için başka bir taktik geliştirmeliyim...Hafif pişirip öyle şişe dizmek gibi mesela...

Okuduğum kitap ;Leylak Dalıcımın hediyesi ''Kar İzleri Örttü''...20 yazarın yazdığı içinde kar ve yılbaşı olan cinayet öyküleri... Beğendim...Hele dışarda kar yağarken ve de yeni yılın başlarındayken okumak tam zamanında ve çok keyifli oldu.
Bizde böyle böyle sizde nasıl...
Düzenleme ve duyuru...
Leylak Dalıcım ve Ataletim canım benim bloglara taze bir nefes yeni bir heyecan getirdiler ve ''Kitaplık Kurdu''blogunu açtılar. İnteraktif bir blog olacak, bizlerin de katılımıyla...Okuduğunuz kitapları,kitaplıklarınızı paylaşabileceğiniz bir blog...
Leylak Dalıcım jest etmiş,benim hediyem kitapla başlamış hatta,yol gösterici olarak. Böylece format daha anlaşılır olmuş.
Şimdi buraya gidin hem blogu görün hem de başlayın paylaşımlara anacım:)
Kızlar okuldalar ama tatil beklentisi içindeler.Durmadan arayıp orada kar nasıl diye soruyorlar.
Geçtiğimiz cumartesi Kadıköy'deydik. Kitapçı kitapçı,dükkan dükkan dolaştık.İki yeni kitap aldım ''YKY'nin Kadıköy şubesinde. Nazım Hikmet'in ''Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim'' adlı romanı ve Virgina Woolf'un ''Yaşlı Kadın ve Papağan''...Bu arada YKY de ayın yazarı Nazım Hikmet....Kitapaları o neden %25 indiriml haberiniz ola...Yemeğimizi de ''Bay Döner'' de yedik ve eve döndük.
Pazar günü kahvaltımızı neredeyse öğle saatlerinde yaptık.Akşama kadar evdeydik. Zuz bir ara arkadaşının mızıka kursunu izlemeye gitti...Sen geçen gelişimde bana daha çok özenmiştin dedi diye,akşam yemeğine fırında kuzu şiş yaptım.Patlıcanlar etten daha zor pişti...Onun için başka bir taktik geliştirmeliyim...Hafif pişirip öyle şişe dizmek gibi mesela...

Okuduğum kitap ;Leylak Dalıcımın hediyesi ''Kar İzleri Örttü''...20 yazarın yazdığı içinde kar ve yılbaşı olan cinayet öyküleri... Beğendim...Hele dışarda kar yağarken ve de yeni yılın başlarındayken okumak tam zamanında ve çok keyifli oldu.
Bizde böyle böyle sizde nasıl...
Düzenleme ve duyuru...
Leylak Dalıcım ve Ataletim canım benim bloglara taze bir nefes yeni bir heyecan getirdiler ve ''Kitaplık Kurdu''blogunu açtılar. İnteraktif bir blog olacak, bizlerin de katılımıyla...Okuduğunuz kitapları,kitaplıklarınızı paylaşabileceğiniz bir blog...
Leylak Dalıcım jest etmiş,benim hediyem kitapla başlamış hatta,yol gösterici olarak. Böylece format daha anlaşılır olmuş.
Şimdi buraya gidin hem blogu görün hem de başlayın paylaşımlara anacım:)
3 Ocak 2013 Perşembe
Ver coşkuyu ver coşkuyu
Bizim evde yeni yılın ilk günlerinde de yeni yıl coşkusu devam etti...
Dünün ilk güzelliği Macera Kitabım(Özlem) den geldi... Bu şirin fincanlarla, Viyana seyehatinden payıma düşen çikolatalarla günün güzel olacağının müjdecisi gibiydi...
Günün programı ,günler öncesinden programlanmış,ajandaya notu düşülmüştü... İsviçre'den yeni yıl tatiline gelen Asis(Butterfly)ile Kız Kuleli bir gün yaptık. Evren de bizden yanaydı,tüm güzelliğini sundu bize... ''Filizler Köfte''de yemeğimizi yedik...Kahvemizi terasında içtik. Çayımızı Salacak Güzelleştirme Derneğinin bahçesinde içtik,sahilde yürüyüş yaptık resimler çektik... Gülnuş Sultan Camiini gezdik, avlusunda dolaştık ki bu avludan size sık sık resim göstermiştim Akşam olunca, hava serinleyince de hadi günü tatlı noktalayalım dedik, Mado'ya gittik. O sıra da Gamse aradı ve benim pastama yetişti, üstündeki kestane de dahil olmak üzere yarısını götürdü... Asis ile kaynaştı hem de öyle bir kaynaştı ki, özel portakallı çikolata siparişi bile verdi hey Allamm ya....Çaylarımızı içtik, tatlılarımı yedik , sohbetimizi ettik derken veda vakti geldi... Asis'i uğurladık eve döndük, evin köşesinde ki Çingene çiçekçimizden fulyalar aldık... Kucağımızda İsviçre'den bize özel gelen tatlar, ayrı ayrı güzellikler ve miss gibi kokularla girdik.
Akşam dizimiz Hürrem'di:) Bence o dizinin adı Hürrem... Diziydi çaydı, kitap okumaydı derken hoop sızmışım... Kitabım '' Tavan Arasıındaki Buda''...78 .sayfadayım ve çok beğenerek okuyorum...
Kitabın elmas hali."
Guardian
"Kocalarımızı ilk gördüğümüzde onları kesinlikle tanıyamayacağımızı bilmiyorduk. Bize gönderilen fotoğrafların yirmi yıl önce çekildiğini bilmiyorduk. Bize yazılan mektupların kocalarımız değil, mesleği yalan söyleyip gönülleri fethetmek olan, güzel el yazılı kişiler tarafından yazıldığını bilmiyorduk. Suyun ötesinden isimlerimizle bize seslenildiğini ilk duyduğumuzda birimizin eliyle gözlerini kapatıp arkasını döneceğini ama diğerlerimizin başlarımızı öne eğip kimonolarımızın eteğini düzelterek sakin ve ılık güne adım atacağını bilmiyorduk. Burası Amerika, diyecektik kendimize, endişelenmeye gerek yok. Ve yanılmış olacaktık."
Natıonal Book Award 2011 Finalisti
Pen / Faulkner 2012 En İyi Roman Ödülü
"Yılın En İyi Kitabı" Vogue, Boston Globe
Gelelim bugüne... Bugünün aksiyonu temizlikti, ama ne temizlik... Yer yerinden oynadı, çamaşırlar yıkandı, asıldı, kurutuldu, kaldırıldı, nohutlu bulgur pilavı ve taze fasulye pişti...Çay ,kahve molaları atlanmadı:)) ve akşam oldu çok şükür. Şimdi günün en rahat saatleri, herkes gelmiş, karnı doymuş ve kendi uğraşına çekilmiş ama bana bir çay verseler iyi olacak.
Ha bugünün güzelliklerini söylemedik... İlk güzellikler Nazpek ve Sittirella'dan gelen yeni yıl kartlarıydı... Kızlar çok teşekkür ederim. Pek keyiflendim, kartları görünce, okuyunca... Yeni yıl hepimizin tam da istediği gibi bir yıl olsun...
İkinci güzellikle Naziş ve Gamsegamse'nin Annelerine yeni yıl hediyeleri arasına kitap sokulmazssa bir eksiklik olacağını düşünmüşler ama D&R ve Yurtiçi Kargonun yılbaşı yoğunluğuna takılınca geç kaldı ama iyi oldu... Her güne bir hediye daha güzel oldu:)...
Bir güzellikte şu kitapçıda dolaşırken, kitaplara bakarken içinde benim de yazım var diye keyiflendiğin ''İmza: Kızın''a rastlamak...
Bunlar da bizim mahallenin kedileri... Pek mesuttur bizim kediler, asla aç ya da susuz kalmazlar... Bu kediler, burada bekliyorlar,birazdan pencre açılacak ve mamaları verilecek...
Haydi yeter bu kadar yav, giidp bir çay alayım,kimseden fayda yok...
Dünün ilk güzelliği Macera Kitabım(Özlem) den geldi... Bu şirin fincanlarla, Viyana seyehatinden payıma düşen çikolatalarla günün güzel olacağının müjdecisi gibiydi...
Günün programı ,günler öncesinden programlanmış,ajandaya notu düşülmüştü... İsviçre'den yeni yıl tatiline gelen Asis(Butterfly)ile Kız Kuleli bir gün yaptık. Evren de bizden yanaydı,tüm güzelliğini sundu bize... ''Filizler Köfte''de yemeğimizi yedik...Kahvemizi terasında içtik. Çayımızı Salacak Güzelleştirme Derneğinin bahçesinde içtik,sahilde yürüyüş yaptık resimler çektik... Gülnuş Sultan Camiini gezdik, avlusunda dolaştık ki bu avludan size sık sık resim göstermiştim Akşam olunca, hava serinleyince de hadi günü tatlı noktalayalım dedik, Mado'ya gittik. O sıra da Gamse aradı ve benim pastama yetişti, üstündeki kestane de dahil olmak üzere yarısını götürdü... Asis ile kaynaştı hem de öyle bir kaynaştı ki, özel portakallı çikolata siparişi bile verdi hey Allamm ya....Çaylarımızı içtik, tatlılarımı yedik , sohbetimizi ettik derken veda vakti geldi... Asis'i uğurladık eve döndük, evin köşesinde ki Çingene çiçekçimizden fulyalar aldık... Kucağımızda İsviçre'den bize özel gelen tatlar, ayrı ayrı güzellikler ve miss gibi kokularla girdik.
Akşam dizimiz Hürrem'di:) Bence o dizinin adı Hürrem... Diziydi çaydı, kitap okumaydı derken hoop sızmışım... Kitabım '' Tavan Arasıındaki Buda''...78 .sayfadayım ve çok beğenerek okuyorum...
Kitabın elmas hali."
Guardian
"Kocalarımızı ilk gördüğümüzde onları kesinlikle tanıyamayacağımızı bilmiyorduk. Bize gönderilen fotoğrafların yirmi yıl önce çekildiğini bilmiyorduk. Bize yazılan mektupların kocalarımız değil, mesleği yalan söyleyip gönülleri fethetmek olan, güzel el yazılı kişiler tarafından yazıldığını bilmiyorduk. Suyun ötesinden isimlerimizle bize seslenildiğini ilk duyduğumuzda birimizin eliyle gözlerini kapatıp arkasını döneceğini ama diğerlerimizin başlarımızı öne eğip kimonolarımızın eteğini düzelterek sakin ve ılık güne adım atacağını bilmiyorduk. Burası Amerika, diyecektik kendimize, endişelenmeye gerek yok. Ve yanılmış olacaktık."
Natıonal Book Award 2011 Finalisti
Pen / Faulkner 2012 En İyi Roman Ödülü
"Yılın En İyi Kitabı" Vogue, Boston Globe
Gelelim bugüne... Bugünün aksiyonu temizlikti, ama ne temizlik... Yer yerinden oynadı, çamaşırlar yıkandı, asıldı, kurutuldu, kaldırıldı, nohutlu bulgur pilavı ve taze fasulye pişti...Çay ,kahve molaları atlanmadı:)) ve akşam oldu çok şükür. Şimdi günün en rahat saatleri, herkes gelmiş, karnı doymuş ve kendi uğraşına çekilmiş ama bana bir çay verseler iyi olacak.
Ha bugünün güzelliklerini söylemedik... İlk güzellikler Nazpek ve Sittirella'dan gelen yeni yıl kartlarıydı... Kızlar çok teşekkür ederim. Pek keyiflendim, kartları görünce, okuyunca... Yeni yıl hepimizin tam da istediği gibi bir yıl olsun...
İkinci güzellikle Naziş ve Gamsegamse'nin Annelerine yeni yıl hediyeleri arasına kitap sokulmazssa bir eksiklik olacağını düşünmüşler ama D&R ve Yurtiçi Kargonun yılbaşı yoğunluğuna takılınca geç kaldı ama iyi oldu... Her güne bir hediye daha güzel oldu:)...
Bir güzellikte şu kitapçıda dolaşırken, kitaplara bakarken içinde benim de yazım var diye keyiflendiğin ''İmza: Kızın''a rastlamak...
Bunlar da bizim mahallenin kedileri... Pek mesuttur bizim kediler, asla aç ya da susuz kalmazlar... Bu kediler, burada bekliyorlar,birazdan pencre açılacak ve mamaları verilecek...
Haydi yeter bu kadar yav, giidp bir çay alayım,kimseden fayda yok...
Etiketler:
İmza Kızın,
Kız Kulesi,
Tavan rasında ki Buda
1 Ocak 2013 Salı
Yeni Yılda Biz
Biz yeni yılı evde karşıladık. Bir iki kez ev dışında kutlayınca bu işin bize göre olmadığını bi saatten sonra işi ''PETETE'' ye (pijama terlik televizyon) bağlamak istediğimizden dolayı,bizim için en hayırlı olanın ev olduğuna karar vermiştik. Yaptım yemeklerimi miiis gibi,yaktım mumlarımı... Kızlar geldiler , oy annem annem ne güzel yapmışsın evi dediler... Aha işte yılbaşı... Bu rahatlık nerde var. Yedik ,içtik masamızı topladık oturduk saate baktık altı:)) Ne yapalım yani, sabahın beş buçuğunda kalkıyoruz biz...
Televizyonda'' O SES'' izledik. Acun kaptı bu işi...Bu kez ünlüler şarkı söyledi, jürü arkası dönük dinleyip ,beğendiğine döndü...Eser Yenenler süperdi... Tombalamızı bile oynadık. Allahıma şükürler olsun ki, çinkoları ve tombalayı ben yapıp yarınki kahve paralarımı çıkarttım:))Piyangoda da amortiyi kaptım. Gülün siz gülün,amorti bile çıkmayanların olduğunu düşünürseniz bu hiç de küçümsenecek bir şey değil:)) deli gönle teselli...Hem benim annem derdi ki''azı bilmeyen,çoğu bulamaz''
Yeni yıl ritüelimizi bu sene Gamsegamse belirledi... Ekvator ve Meksika'da bolluk ve bereket getirmesi dileğiyle,12 üzüm tanesi bir çubuğa dizilip yeni yıla 12 saniye kala her üzümde bir dilek yenilerek dilekler dilenirmiş... Bir de kapı açılıp dışarıya doğru süpürülürmüş ki geçen yıldan kalan negatif enerji gitsin....Artık seneye yaparsınız:)) çünkü;ben de dün akşam öğrendim... Yani bu yıl nar kırmak ''ou''t üzüm yemek' 'in'' di...
Saat 12' olup yeni yıla girince kutlaştık,telefon görüşmeleri yaptık,salon penceresini açıp aazcık havai fişek gösterisi izledik ve kızlar koşa koşa odalarına gittiler...Biz de karı koca ''Bir Erkek Bir Kadın''ı izledik. Onu da beğendik...
Gelelim sabaha,sabah için hafif olmasını düşünerek sebzeli omlet yaptım. Dondurucuda, pırasalı ve havuçlu bir karışımım vardı,içine bir kaç kaşık lor,biraz da kaşar peyniri koydum,iki de yumurta kırdım. Tavada alt üstlü az yağda kızarttım... Gamse beğendi,Naziş ben corn flakes yiyeceğim dedi, kocam senin icatlarından mı? dedi. Ben beğendim açıkçası...
Öğleden sonra,Capitol'e gittik. Kızların babalarına aldıkları gömlek dar, bana aldıkları bluzun boyu kısa gelmişti... En iyisi birlikte gidelim bakalım dedik. Onları hallettik, Pizza-Hut da bir şeyler yedik.D&R'a uğradık. Yılın ilk kitabını satın aldım. ''Tavan Arasındaki Buda''...Bu akşam başlayacağım..
Eve geldiğimizde ,sesimize üst kat komşumuz indi,elinde bir tabak yeni yıl kurabiyesi ile karşıladı ,iyi seneler diledi...
Şimdi yeni bir dizi başlıyor,'' Seksenler'' başlayana kadar onun notunu vericem...
Haydi gittim ben,yılın ilk gününden sevgiler size
Televizyonda'' O SES'' izledik. Acun kaptı bu işi...Bu kez ünlüler şarkı söyledi, jürü arkası dönük dinleyip ,beğendiğine döndü...Eser Yenenler süperdi... Tombalamızı bile oynadık. Allahıma şükürler olsun ki, çinkoları ve tombalayı ben yapıp yarınki kahve paralarımı çıkarttım:))Piyangoda da amortiyi kaptım. Gülün siz gülün,amorti bile çıkmayanların olduğunu düşünürseniz bu hiç de küçümsenecek bir şey değil:)) deli gönle teselli...Hem benim annem derdi ki''azı bilmeyen,çoğu bulamaz''
Yeni yıl ritüelimizi bu sene Gamsegamse belirledi... Ekvator ve Meksika'da bolluk ve bereket getirmesi dileğiyle,12 üzüm tanesi bir çubuğa dizilip yeni yıla 12 saniye kala her üzümde bir dilek yenilerek dilekler dilenirmiş... Bir de kapı açılıp dışarıya doğru süpürülürmüş ki geçen yıldan kalan negatif enerji gitsin....Artık seneye yaparsınız:)) çünkü;ben de dün akşam öğrendim... Yani bu yıl nar kırmak ''ou''t üzüm yemek' 'in'' di...
Saat 12' olup yeni yıla girince kutlaştık,telefon görüşmeleri yaptık,salon penceresini açıp aazcık havai fişek gösterisi izledik ve kızlar koşa koşa odalarına gittiler...Biz de karı koca ''Bir Erkek Bir Kadın''ı izledik. Onu da beğendik...
Gelelim sabaha,sabah için hafif olmasını düşünerek sebzeli omlet yaptım. Dondurucuda, pırasalı ve havuçlu bir karışımım vardı,içine bir kaç kaşık lor,biraz da kaşar peyniri koydum,iki de yumurta kırdım. Tavada alt üstlü az yağda kızarttım... Gamse beğendi,Naziş ben corn flakes yiyeceğim dedi, kocam senin icatlarından mı? dedi. Ben beğendim açıkçası...
Öğleden sonra,Capitol'e gittik. Kızların babalarına aldıkları gömlek dar, bana aldıkları bluzun boyu kısa gelmişti... En iyisi birlikte gidelim bakalım dedik. Onları hallettik, Pizza-Hut da bir şeyler yedik.D&R'a uğradık. Yılın ilk kitabını satın aldım. ''Tavan Arasındaki Buda''...Bu akşam başlayacağım..
Eve geldiğimizde ,sesimize üst kat komşumuz indi,elinde bir tabak yeni yıl kurabiyesi ile karşıladı ,iyi seneler diledi...
Şimdi yeni bir dizi başlıyor,'' Seksenler'' başlayana kadar onun notunu vericem...
Haydi gittim ben,yılın ilk gününden sevgiler size
30 Aralık 2012 Pazar
Mutlu yıllar
Ayşegül Özcan Koç,
Tülin Kaymakçı
,Nermin Tuğrul
Atalet
,Aysel Gulerman ,
Mihriban Aydar,
Ece Seçkin,
Cenan Gingök,
Asuman Yelen,
Reyhan Toktaş
, Şener Çomoğlu
,Boğaziçi kurumlar (trump towers ),
Filiz atacan ,
Zeya
Gülin Renda ,
Fatma Erdem ,
Gamze Uysal,
Zeynep Kayserilioğlu,
Çiğdem Sönmez,
Zerrin Tomruk
Betül hanım (Lions Klübü)
Özlem Gürses
Özlem Gürses
Yanımda oldunuz ,yanlarında oldunuz... Hepinize yürekten teşekkürler ...Mutlu yıllar
Not:1- Çocuklar için,atkılar,bereler,botlar ve kabanlar da ocak ayı içinde yola çıkıyor,ayrıca projeksiyon makinası da...
Çiğdemcim ,bunun için sana ve Betül Hanıma benim özel teşekkürlerim var. Sağolun,var olun...
Not:1- Çocuklar için,atkılar,bereler,botlar ve kabanlar da ocak ayı içinde yola çıkıyor,ayrıca projeksiyon makinası da...
Çiğdemcim ,bunun için sana ve Betül Hanıma benim özel teşekkürlerim var. Sağolun,var olun...
Not: Listedeki adlar bana ulaşanlardır. Gönderisi olup da adı olmayan varsa bildirirse çok sevinirim.
29 Aralık 2012 Cumartesi
Cuma-Cumartesi
Bu hafta sonunda İstanbul'un köfte dosyasını açtık:))
İlk köfteci Üsküdar'da bulunan ''Közde Biga Köftecisi''..Bir aile işletmesi...İşletmeciler karı koca... Kırmızı süveterleri, güler yüzleri ve nezaketleri ile zaten baştan fethettiler bizi... Köfteler kömür ızgarasında pişiriliyor, ısırır ısırmaz lezzeti alıyorsunuz.Anne köftesi tadında ,ızgara lezzetinde ,içi yumşacık... Hemen Üsküdar Kaymakamlığının karşısında... Köftelerin yanında turşu ikram ediyorlar. Biraz sohbet ettik ,tatlı yemeye niyetimiz yoktu ama ikram ettiler Kemal Paşa görünümünde bir peynir tatlısı,o da çok güzeldi....
Köftelerimizi yedikten sonra Üsküdar'ın meşhur cuma pazarını gezdik. Çok kalabalıktı, sadece çorap aldım, çıktım. Uğur böcekli,çilekli, kedili, kar motifli çoraplara kızlar bayıldılar.
Cumartesi yani bugün bizim evde Datça'dan esen rüzgar evi misler gibi lavanta,adaçayı,kekik kokuttu. Canım Zero,oralarda bizi unutmadığın, oraların güzelliklerini bizimle paylaştığın için bin teşekkür sana....
Sabah kahvaltıdan sonra,direksiyon dersine giden Gamsegamse ve eşlikçisi kocam ile Evde kalan Naziş ve ben öğleden sonrası için Kadıköy'de buluşmak için sözleşmiştik,öyle de oldu...Çiseleyen yağmur günü ayrı bir güzelleştirdi,Kadıköy cumartesisi çiseleyen yağmur altında daha bir güzel göründü gözüme...Sokak şarkıcıları, kokina satıcıları, misler gibi kahve kokusu,sevgililer,dershanelerden çıkan öğrenciler,alışveriş telaşı ve biz... Ara ara ayrıldık.Gamze ve kocam gelene kadar Nazlı'yla Kahve Dünyasında ,kahve kitap keyfi yaptık.
(Lilith'den size kalan: Lilith ;Adem peygamberin cenneten kovulan ama ölümsüzlük verildiği söylenen ilk karısı...
Güzey,kitabın kahramanlarından birinin adı...Kuzey yamaçların en gölgede kalan yeri demekmiş...
Erguvan:
Sonra toplaştık yemek yedik. Bu hafta sonu köfteden gittik. Çoktandır gitmek istediğimiz Ako ıslama köftecisine gittik.Amanın et suyuna batırılıp,ızgarada kızartılan ekmekler üzerinde servis edilen köftelere bayıldık. Burası da geçer not aldı benden. Kadıköy çarşıda Turkcell'in karşısında.
Yemekten sonra yine ikiye ayrıldık. Bu kez karı koca ve kızlar olarak. Biz Alkım Kitabevine Türkan Şoray'ın imza gününe gittik, kardeşler de kardiş kardiş dolaşmaya... Türkan Sultan pek güzeldi, pek neşeliydi, hem imza dağıttı hem de etrafa öpücükler dağıttı..
.Çıkışta bu kez buluşma noktamız Nezih Kitabeviydi... Dergilerimizi aldık. Biraz da Migros alışverişi yaptık, bozamızı aldık evimize geldik. Gerçi ön tarafta oturan kocamla koyu sohbete dalan taksi şoförünün bizi eve getirmeye niyeti yoktu, trafik ayağına girmedik sokak bırakmadan ana yola çıkartmadı bizi,sonunda ben höööt deyince,şuradan gireyim abla dedi sonun da evimize geldik NETEKİM...
( Nezih Kitabevinin vitrine yerleşen kitapsever kedi==
Veee eve geldiğimiz de beni bu güzellikler bekliyordu...Çocuklaçocuk'dan Özlem ve Fulya günümü ne güzel noktaladınız bin teşekkür size...
Şimdi bizim ev için çay vakti...
İlk köfteci Üsküdar'da bulunan ''Közde Biga Köftecisi''..Bir aile işletmesi...İşletmeciler karı koca... Kırmızı süveterleri, güler yüzleri ve nezaketleri ile zaten baştan fethettiler bizi... Köfteler kömür ızgarasında pişiriliyor, ısırır ısırmaz lezzeti alıyorsunuz.Anne köftesi tadında ,ızgara lezzetinde ,içi yumşacık... Hemen Üsküdar Kaymakamlığının karşısında... Köftelerin yanında turşu ikram ediyorlar. Biraz sohbet ettik ,tatlı yemeye niyetimiz yoktu ama ikram ettiler Kemal Paşa görünümünde bir peynir tatlısı,o da çok güzeldi....
Köftelerimizi yedikten sonra Üsküdar'ın meşhur cuma pazarını gezdik. Çok kalabalıktı, sadece çorap aldım, çıktım. Uğur böcekli,çilekli, kedili, kar motifli çoraplara kızlar bayıldılar.
Cumartesi yani bugün bizim evde Datça'dan esen rüzgar evi misler gibi lavanta,adaçayı,kekik kokuttu. Canım Zero,oralarda bizi unutmadığın, oraların güzelliklerini bizimle paylaştığın için bin teşekkür sana....
Sabah kahvaltıdan sonra,direksiyon dersine giden Gamsegamse ve eşlikçisi kocam ile Evde kalan Naziş ve ben öğleden sonrası için Kadıköy'de buluşmak için sözleşmiştik,öyle de oldu...Çiseleyen yağmur günü ayrı bir güzelleştirdi,Kadıköy cumartesisi çiseleyen yağmur altında daha bir güzel göründü gözüme...Sokak şarkıcıları, kokina satıcıları, misler gibi kahve kokusu,sevgililer,dershanelerden çıkan öğrenciler,alışveriş telaşı ve biz... Ara ara ayrıldık.Gamze ve kocam gelene kadar Nazlı'yla Kahve Dünyasında ,kahve kitap keyfi yaptık.
(Lilith'den size kalan: Lilith ;Adem peygamberin cenneten kovulan ama ölümsüzlük verildiği söylenen ilk karısı...
Güzey,kitabın kahramanlarından birinin adı...Kuzey yamaçların en gölgede kalan yeri demekmiş...
Erguvan:
Sonra toplaştık yemek yedik. Bu hafta sonu köfteden gittik. Çoktandır gitmek istediğimiz Ako ıslama köftecisine gittik.Amanın et suyuna batırılıp,ızgarada kızartılan ekmekler üzerinde servis edilen köftelere bayıldık. Burası da geçer not aldı benden. Kadıköy çarşıda Turkcell'in karşısında.
Yemekten sonra yine ikiye ayrıldık. Bu kez karı koca ve kızlar olarak. Biz Alkım Kitabevine Türkan Şoray'ın imza gününe gittik, kardeşler de kardiş kardiş dolaşmaya... Türkan Sultan pek güzeldi, pek neşeliydi, hem imza dağıttı hem de etrafa öpücükler dağıttı..

.Çıkışta bu kez buluşma noktamız Nezih Kitabeviydi... Dergilerimizi aldık. Biraz da Migros alışverişi yaptık, bozamızı aldık evimize geldik. Gerçi ön tarafta oturan kocamla koyu sohbete dalan taksi şoförünün bizi eve getirmeye niyeti yoktu, trafik ayağına girmedik sokak bırakmadan ana yola çıkartmadı bizi,sonunda ben höööt deyince,şuradan gireyim abla dedi sonun da evimize geldik NETEKİM...
( Nezih Kitabevinin vitrine yerleşen kitapsever kedi==
Veee eve geldiğimiz de beni bu güzellikler bekliyordu...Çocuklaçocuk'dan Özlem ve Fulya günümü ne güzel noktaladınız bin teşekkür size...
Şimdi bizim ev için çay vakti...
Etiketler:
İstanbulun köftecileri,
kitap,
Köfte,
Lilith
28 Aralık 2012 Cuma
Çıktık açık alınla 31 yılda her savaştan
Bir rüya görmüştüm, kapı çalıyordu,açıyordum , sen geliyordun. Daha rüyayı görürken diledim, evimin kapısını çalanın sen olmasını... Henüz daha liseyi yeni bitirmiştim, sen daha öğrenciydin... Ama bu nasıl bir dilekmiş ki, üniversite sınavında ,sınav sorularını çözerken dışarıya baktığımda sen orada beni bekliyordun.
Biz seninle ,bir elmanın iki yarısı gibi olmadık hiç...Ayrı ayrı bir ben olduk ama aynı biz gibi...Mesela aynı ben gibi olsaydın sabah kahvaltısında üst üste 30 kez Mihriban dinleyemezdik birlikte...Ama hakkımı teslim et ki, hepsini de ayrı ayrı şarkıcılardan dinletiyorum... Bu konuda rakip tanımam...Peki her seferinde benim gibi güvenlik bandının altından yüzerek diğer tarafa çıksan; Kim diyecek bana -gel bakayım ,boyun kaç cm uzadı ya da -aaa bak kafana kuş kondu diye. .Benim içimde hep koşmak isteyen atlar var ya istedikleri gibi koşabiliyolarsa senden ötürü:)
Hani geçen gün bana dedin ya, ben seninle her programı izliyorum da sen benimle spor izlemiyorsun diye. Ne büyük haksızlık halbuki sen uyuya kalınca ben devam ediyorum senin yerine... Hatırlıyormusun, bir yarışmada, sunucu; Rıdvan Dilmen'in sakatlanıp,futbolu bırakmasına kim neden olmuştur diye sormuştu da ben- Samsunsporlu Yesiç diye senden önce atlamıştım da yanımızda bulunanlar beni değil seni seni ne kadar takdir etmişti... Evlilik yıldönümü yazısında futboldan söz edebilecek kadar futboldan hoşlanıyorum anlasana:= )
Aynı şarkıyı farklı farklı makamlardan söyleyebiliriz, ama güzel söylüyoruz bence. Her zaman aynı şeylere gülemeyebiliriz...Aynı manzaraya farklı pencerelerden bakıp da yine ortak bir beğeni de birleşebiliriz. Her yol Roma'ya çıkar gibi yani, bizde de her yol birbirimize çıkar bir şekilde nasıl olsa....
Bir keresinde ben iki üç günlüğüne Ordu'ya gitmiştim, dönüşte, artık ne ye kızmışsam bağıra bağıra konuşmamı duymuşsun, ta apartmanın giriş kapısında:)) eve gelince- bağır hanım bağır,bu evin senin sesine ihtiyacın var dedin ya seviyo len ,bu adam beni dedim...
Güzeliz be birlikte,hala güzeliz... Biz buradan yürümeye devam edelim, aynı tempoda olsun...Hızlanmayalım,yavaşlamayalım böyle iyi...
Sözün özü kocam,iyiki evlenmişiz...İyiki o gün sizin okulda boykot varmış,iyiki o gün ben okuldan kaçmışım iyiki ama iyiki evlenmişiz MAVİ GÖZLÜ YEŞİL PARKALI ÇOCUK...
Biz seninle ,bir elmanın iki yarısı gibi olmadık hiç...Ayrı ayrı bir ben olduk ama aynı biz gibi...Mesela aynı ben gibi olsaydın sabah kahvaltısında üst üste 30 kez Mihriban dinleyemezdik birlikte...Ama hakkımı teslim et ki, hepsini de ayrı ayrı şarkıcılardan dinletiyorum... Bu konuda rakip tanımam...Peki her seferinde benim gibi güvenlik bandının altından yüzerek diğer tarafa çıksan; Kim diyecek bana -gel bakayım ,boyun kaç cm uzadı ya da -aaa bak kafana kuş kondu diye. .Benim içimde hep koşmak isteyen atlar var ya istedikleri gibi koşabiliyolarsa senden ötürü:)
Hani geçen gün bana dedin ya, ben seninle her programı izliyorum da sen benimle spor izlemiyorsun diye. Ne büyük haksızlık halbuki sen uyuya kalınca ben devam ediyorum senin yerine... Hatırlıyormusun, bir yarışmada, sunucu; Rıdvan Dilmen'in sakatlanıp,futbolu bırakmasına kim neden olmuştur diye sormuştu da ben- Samsunsporlu Yesiç diye senden önce atlamıştım da yanımızda bulunanlar beni değil seni seni ne kadar takdir etmişti... Evlilik yıldönümü yazısında futboldan söz edebilecek kadar futboldan hoşlanıyorum anlasana:= )
Aynı şarkıyı farklı farklı makamlardan söyleyebiliriz, ama güzel söylüyoruz bence. Her zaman aynı şeylere gülemeyebiliriz...Aynı manzaraya farklı pencerelerden bakıp da yine ortak bir beğeni de birleşebiliriz. Her yol Roma'ya çıkar gibi yani, bizde de her yol birbirimize çıkar bir şekilde nasıl olsa....
Bir keresinde ben iki üç günlüğüne Ordu'ya gitmiştim, dönüşte, artık ne ye kızmışsam bağıra bağıra konuşmamı duymuşsun, ta apartmanın giriş kapısında:)) eve gelince- bağır hanım bağır,bu evin senin sesine ihtiyacın var dedin ya seviyo len ,bu adam beni dedim...
Güzeliz be birlikte,hala güzeliz... Biz buradan yürümeye devam edelim, aynı tempoda olsun...Hızlanmayalım,yavaşlamayalım böyle iyi...
Sözün özü kocam,iyiki evlenmişiz...İyiki o gün sizin okulda boykot varmış,iyiki o gün ben okuldan kaçmışım iyiki ama iyiki evlenmişiz MAVİ GÖZLÜ YEŞİL PARKALI ÇOCUK...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)























