Ben bizim bir ana sınıfımız olsun mu? diye sordum ,sizden öyle bir cevap geldi ki, okul yapalım mı? desem yapacakmışız valla:))Hepinize gönülden teşekkür ediyorum gönüldaşlarım benim...Beni tanıyan blog arkadaşlarıma zaten çok teşekkür ederim de beni hiç tanımadan mail yoluyla ulaşıp adres isteyen ve anında da gönderenlere nasıl teşekkür etsem. Buradan bu güveni sizlere verebilmişim ne mutlu bana, daha ne isterim ki...
İlk iki kargomuz yola çıktı bile. Bu arkadaşlar akıılı hepsiburadan.com dan alış veriş yapı kargoyu direk adrese yönlendirmişler. Kargo hazırlama, kargoyu teslim etme zahmetinden kurtulmak isteyenler için de süper bir fikir gibi geldi bize de...
Gönderileri PTT KARGO ile göndermeyi tercih etmenizi ve şubede teslim notu eklemenizi istiyorum bir de...
Hala ben de ben de bu çorba tenceresinin içinde kaynamak istiyorum diyen varsa bana haber versin...Hemen atarım onu tencereye de:)))
Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
21 Kasım 2012 Çarşamba
20 Kasım 2012 Salı
Bizim bir ana sınıfımız olsun mu?
Burada birlikte bir çok etkinliğe imza attık. Birbirimize kitaplar,kartlar,hediyeler gönderdik... Ama şimdi diyeceğim bambaşka bir şey.
Biliyorsunuz benim kızlarım öğretmen...Bugün Gamse'nin üniversiteden bir arkadaşı telefon açmış. Diyarbakır'ın bir köyüne atanmış. Okulda bir ana sınıfı açmışlar ama hiç birşeyleri ama hiç bir şeyleri yokmuş. -Gamze, herşeye ihtiyacımız var, kağıda bile, kumaş parçalarına bile,onları kesecek makaslara bile ihitiyacımız var demiş.
''Orda bir köy var uzakta o köy bizim köyümüz''öğretmenini tanıdığım, kızımla aynı derslikleri, koridorları,kantini paylaşmış bir çocuk. Orada eğitim vermek,yararlı olmak istiyor. Biz yapabildiğimizce yardım edelim mi? O' çocuğa... İstanbul'dan kilometrelerce uzakta bizden yardım isteyen ,üstelik kendisi için bile değil...
Oyuncaklar, renkli kağıtlar,boya kalemleri, yapıştırıcılar,çocuk puzzelları,piritler,makaslar legolar, masal kitapları,boyama kitapları,kumaş parçaları artık ana okulunda etkinlik için aklınıza ne gelirse...
Eğer gerçekten yardım etmek isterseniz. Size adres ulaştıracağım...İlk kez böyle bir şey istedim umarım, ilginizi esirgemezsiniz.. Biz gönderdikçe O gencecik çocuk da, bize çocuklarıyla birlikte resimlerini göndersin sınıfın ve o sınıf bizim olsun...
Biliyorsunuz benim kızlarım öğretmen...Bugün Gamse'nin üniversiteden bir arkadaşı telefon açmış. Diyarbakır'ın bir köyüne atanmış. Okulda bir ana sınıfı açmışlar ama hiç birşeyleri ama hiç bir şeyleri yokmuş. -Gamze, herşeye ihtiyacımız var, kağıda bile, kumaş parçalarına bile,onları kesecek makaslara bile ihitiyacımız var demiş.
''Orda bir köy var uzakta o köy bizim köyümüz''öğretmenini tanıdığım, kızımla aynı derslikleri, koridorları,kantini paylaşmış bir çocuk. Orada eğitim vermek,yararlı olmak istiyor. Biz yapabildiğimizce yardım edelim mi? O' çocuğa... İstanbul'dan kilometrelerce uzakta bizden yardım isteyen ,üstelik kendisi için bile değil...
Oyuncaklar, renkli kağıtlar,boya kalemleri, yapıştırıcılar,çocuk puzzelları,piritler,makaslar legolar, masal kitapları,boyama kitapları,kumaş parçaları artık ana okulunda etkinlik için aklınıza ne gelirse...
Eğer gerçekten yardım etmek isterseniz. Size adres ulaştıracağım...İlk kez böyle bir şey istedim umarım, ilginizi esirgemezsiniz.. Biz gönderdikçe O gencecik çocuk da, bize çocuklarıyla birlikte resimlerini göndersin sınıfın ve o sınıf bizim olsun...
18 Kasım 2012 Pazar
Haldır huldur
Bizim evde aynı yoğunluk devam ediyor, kızların tatili, Zuz'un İstanbul'a gelişi derken bir haldur huldur gidiyoruz.
Sözünü etmediğim bir film var mesela... ''Ölü Gelin''in yönetmeni Tim Burton'dan... Frankiewinnie...Bir animasyon filmi...Üç boyutlu... başından çok güzel çok hoş bir hikayeydi ama son yarım saat tam bir fiyaskoydu... Ölü Gelin ile çıtayı bu kadar yükselttikten sonra çıtanın gerisien düşmüş bence Tim Burton...Üç boyutlu film izlemeye pek alışık olmadığımdan aradab hiiiih hiiiiih ede ede izledim..
Zuz'un geldiğinin ertesi günü yani perşembe günü , ne yapalım ne yapalım sonucu yine Kadıköy dedik.Yemeğimizi Çiya'da yedik. Yemeklerimizin aynı anda gelmeyişine gıcık olduk, Çiya'ya yakıştıramadık. Birimiz yedi birimiz baktı sonra birimiz yedi birimiz yine baktı olayı oldu:))... yemek sonrası kızlar Bahariye'ye çıkmak isteyince Zuz ile aynı anda yooooo deyince ikimiz Türk Kahvecilerinin sokağında kardiş kardiş kahvemizi içtik, onlar da kardiş kardiş Bahariye'ye gittiler... Daha daha sonra, Nezih kitapevi, Alkım Kitapevi derken akşam oldu.Bir de Beyaz Fırına girdik, menekşeli macaron aldık. Henüz yemediyseniz mutlaka tatmalısınız bu lezzeti... Hemen bir ısırık aldım ve Leylak Dalıcım ve Ataletim canım benimin kulaklarını çınlattım...
Ben görümcemgilleri akşam oturmasına çağırmıştım , saat yedide bizde olun demiştim bi de:)))Şöle aperatif bir şeyler hazırlayayım dedimdi ama bu arada sokaklardayım halen:)) Hemen Migros'dan ıspanaklı,peynirli sini böreği aldım, dondurulmul yiyecekler bölümünden. Eve gelene kadar da yumşadı hemen fırına attım. Gamse ile Naziş böreği ben yaptım yarışına girmeselerdi, herkes benim yaptığımı bile sanabilirdi ... Bir kavanoz patlıcanlı sosumdan açtım, haşlanmış kuru fasulyem vardı , buzlukta da kıyılmış dereotu ve maydonoz, hemen onları fasulyenin üsıtüne serptim, küçük bir soğanı da doğradım, baharatladım, yağladım ve salata işini tamamladım.Bir tepsiye kedi dillerini dizdim, Dr Ötker kazandibini hemen pişirip üstlerine döktüm, soğuyunca da en üste mürdüm eriği marmelatı döktüm aaaaynııı chesecake gibin oldu:))Gelirken bir de çikolatalı toplar almıştım tatlı meselesi de böyle halloldu... E çayı da demledik, biz okeye genç kısım sohbete, erkek kısmı da maça daldı çoook güzel bir akşam olduuuu....
Dün yani cumartesi günü, kesinlikle ama kesinlikle evde oturma kararı aldık. Zuz ve kızlar benim''kendime ait bir oda'' ma yayıldılar, akşama kadar orada yediler içtiler, tv izlediler...Bu arada mutfak ha babam de babam çalıştı...Ocaktan çay demliği,kahve cezvesi inmedi...
Bugün Zuz'un ve Naziş'in kendi arkadaş programları vardı , kocam beni de azad edin dedi:)) Bizde Gamse, Mehmet ve Meral çok değişik bir şey yapıp Kadıköy'e gittik. Sahafları dolaştık. Ben bir sahaf dükkanında Atilla Atalay'ın '' Menekşe İstasyonu''nu görünce atladım, ''Sıdıka'' göz kırptı sanki bana...Ben kitaplara bakarken Gamse dışardan seslendi-Laluşşş gel gel, sana göre bir şeyler var burada diye baktım ''Adam Öykü Dergisi''nin eski sayıları...İçinde Fürüzan, Demir Özlü, Julio Cortazar ve Adalet Ağaoğlu ve daha bi sürü yazarın öyküsünün olduğu 1996 yılına ait Mart-Nisan sayısını aldım...
Yemeğimizi Otantik'de, tatlılarımızı Hacı Muhiddin Hacı Bekir'de yedik evimize döndük...
Yarın Kızların okulları açılıyor, tatil bitti biz Zuz'la programlara devam.
Bu arada İmza Kızın satışta biliyorsunuz...
Sözünü etmediğim bir film var mesela... ''Ölü Gelin''in yönetmeni Tim Burton'dan... Frankiewinnie...Bir animasyon filmi...Üç boyutlu... başından çok güzel çok hoş bir hikayeydi ama son yarım saat tam bir fiyaskoydu... Ölü Gelin ile çıtayı bu kadar yükselttikten sonra çıtanın gerisien düşmüş bence Tim Burton...Üç boyutlu film izlemeye pek alışık olmadığımdan aradab hiiiih hiiiiih ede ede izledim..
Zuz'un geldiğinin ertesi günü yani perşembe günü , ne yapalım ne yapalım sonucu yine Kadıköy dedik.Yemeğimizi Çiya'da yedik. Yemeklerimizin aynı anda gelmeyişine gıcık olduk, Çiya'ya yakıştıramadık. Birimiz yedi birimiz baktı sonra birimiz yedi birimiz yine baktı olayı oldu:))... yemek sonrası kızlar Bahariye'ye çıkmak isteyince Zuz ile aynı anda yooooo deyince ikimiz Türk Kahvecilerinin sokağında kardiş kardiş kahvemizi içtik, onlar da kardiş kardiş Bahariye'ye gittiler... Daha daha sonra, Nezih kitapevi, Alkım Kitapevi derken akşam oldu.Bir de Beyaz Fırına girdik, menekşeli macaron aldık. Henüz yemediyseniz mutlaka tatmalısınız bu lezzeti... Hemen bir ısırık aldım ve Leylak Dalıcım ve Ataletim canım benimin kulaklarını çınlattım...
Ben görümcemgilleri akşam oturmasına çağırmıştım , saat yedide bizde olun demiştim bi de:)))Şöle aperatif bir şeyler hazırlayayım dedimdi ama bu arada sokaklardayım halen:)) Hemen Migros'dan ıspanaklı,peynirli sini böreği aldım, dondurulmul yiyecekler bölümünden. Eve gelene kadar da yumşadı hemen fırına attım. Gamse ile Naziş böreği ben yaptım yarışına girmeselerdi, herkes benim yaptığımı bile sanabilirdi ... Bir kavanoz patlıcanlı sosumdan açtım, haşlanmış kuru fasulyem vardı , buzlukta da kıyılmış dereotu ve maydonoz, hemen onları fasulyenin üsıtüne serptim, küçük bir soğanı da doğradım, baharatladım, yağladım ve salata işini tamamladım.Bir tepsiye kedi dillerini dizdim, Dr Ötker kazandibini hemen pişirip üstlerine döktüm, soğuyunca da en üste mürdüm eriği marmelatı döktüm aaaaynııı chesecake gibin oldu:))Gelirken bir de çikolatalı toplar almıştım tatlı meselesi de böyle halloldu... E çayı da demledik, biz okeye genç kısım sohbete, erkek kısmı da maça daldı çoook güzel bir akşam olduuuu....
Dün yani cumartesi günü, kesinlikle ama kesinlikle evde oturma kararı aldık. Zuz ve kızlar benim''kendime ait bir oda'' ma yayıldılar, akşama kadar orada yediler içtiler, tv izlediler...Bu arada mutfak ha babam de babam çalıştı...Ocaktan çay demliği,kahve cezvesi inmedi...
Bugün Zuz'un ve Naziş'in kendi arkadaş programları vardı , kocam beni de azad edin dedi:)) Bizde Gamse, Mehmet ve Meral çok değişik bir şey yapıp Kadıköy'e gittik. Sahafları dolaştık. Ben bir sahaf dükkanında Atilla Atalay'ın '' Menekşe İstasyonu''nu görünce atladım, ''Sıdıka'' göz kırptı sanki bana...Ben kitaplara bakarken Gamse dışardan seslendi-Laluşşş gel gel, sana göre bir şeyler var burada diye baktım ''Adam Öykü Dergisi''nin eski sayıları...İçinde Fürüzan, Demir Özlü, Julio Cortazar ve Adalet Ağaoğlu ve daha bi sürü yazarın öyküsünün olduğu 1996 yılına ait Mart-Nisan sayısını aldım...
Yemeğimizi Otantik'de, tatlılarımızı Hacı Muhiddin Hacı Bekir'de yedik evimize döndük...
Yarın Kızların okulları açılıyor, tatil bitti biz Zuz'la programlara devam.
Bu arada İmza Kızın satışta biliyorsunuz...
17 Kasım 2012 Cumartesi
İmza:Kızın
Çıktı çıkacak ,çıkıyor derken sonunda İmza:Kızın,bugün kitap raflarında görücüye çıktı... Alkım Kitapevinde birden karşımda görünce evladına sarılan ana gibi koşup, bağrıma basmışım:))
Buradan altı yıldır ki ocak 16 da yedi yıla girecek... sayın okuyucu şimdi kitap sayfaları arasında bir kaç sayfa da olsa buluşma fırsatı bulacağız..Üç güzel kadın öncülük etti ve bizleri bir araya topladı...Ve çok güzel bir sonuç çıktı ortaya....
Umarım alır,okursunuz...
Buradan altı yıldır ki ocak 16 da yedi yıla girecek... sayın okuyucu şimdi kitap sayfaları arasında bir kaç sayfa da olsa buluşma fırsatı bulacağız..Üç güzel kadın öncülük etti ve bizleri bir araya topladı...Ve çok güzel bir sonuç çıktı ortaya....
Umarım alır,okursunuz...
16 Kasım 2012 Cuma
Lezzet yolculuğuna devam ve Ayvalık'tan Zuz gelmiş evde bir bayram havası
Biz bugün bu sofraya konuk olduk... Ev sahibemiz Bilge yani Naziş'in onu küçükken çağırdığı ismiyle Bibi...
Yine masanın etrafına doluştuk, şen şakrak yedik içtik. Benim kızlar mest ama bu ziyafetler biraz daha devam ederse bunlar korkarım okul açılsın istemeyecekler.
Bugün sofranın yıldızı en küçük görümcemcim Halide Abla'nın minnak minnak sarılmış dolmalarıydı... Biz dolmaları lüp lüplerken baktım Gamse, üstüne kaşar konulup fırına verilmiş beğendiye yumulmuş:))Bizim evin gurmesi de O'olduğu için ben hemen onu takip ettim:))
Yine büyük aile olmanın doyumsuz keyfini, lezzetini yaşadık...
Akşam eve dönerken kocamla Capitol'de buluşup, alışveriş yaptık eve dönerken siz gidin benim yarım saat bi saat sonra gelirim dedi. Kızlar ve ben isyan ettik, biz de dönmezdik eve baştan niye söylemedin falan dedik ama yok yok siz gidin benim bir işim var dedi. Neyse biz eve geldik, gerçekten de bir saat sonra baktım kapıyı anahtarla açtı-Laleeee , şu elimdekini al dedi,gittim ama öyle bakıyorum alık alık çünkü;yanında Zuz var... Kapıda bi sevinçle karışık şaşkınlık çığlığı koptu... Meğer kocamdan söz almış, hiç çaktırmayacaksın diye... Şaşkınlık geçince ilk sözü açım oldu, Bilge'nin dayısına gönderdiği tabağa kondu ilk olarak...Yeni evimize ilk kez geliyor tabi, en çok benim ''kendime ait oda''ma bayıldı hatta oraya yayıldı:))
Bilge günü öyle güzel anlatmış ki, hem ondan okuyun hem de bu taze blogcuyu yakından tanıyın...Bilge'nin blogu için TIK
Zuz şimdi bir hafta burada, bütün programlar iptal ve yeni programlar hazır...
Yine masanın etrafına doluştuk, şen şakrak yedik içtik. Benim kızlar mest ama bu ziyafetler biraz daha devam ederse bunlar korkarım okul açılsın istemeyecekler.
Bugün sofranın yıldızı en küçük görümcemcim Halide Abla'nın minnak minnak sarılmış dolmalarıydı... Biz dolmaları lüp lüplerken baktım Gamse, üstüne kaşar konulup fırına verilmiş beğendiye yumulmuş:))Bizim evin gurmesi de O'olduğu için ben hemen onu takip ettim:))
Yine büyük aile olmanın doyumsuz keyfini, lezzetini yaşadık...
Akşam eve dönerken kocamla Capitol'de buluşup, alışveriş yaptık eve dönerken siz gidin benim yarım saat bi saat sonra gelirim dedi. Kızlar ve ben isyan ettik, biz de dönmezdik eve baştan niye söylemedin falan dedik ama yok yok siz gidin benim bir işim var dedi. Neyse biz eve geldik, gerçekten de bir saat sonra baktım kapıyı anahtarla açtı-Laleeee , şu elimdekini al dedi,gittim ama öyle bakıyorum alık alık çünkü;yanında Zuz var... Kapıda bi sevinçle karışık şaşkınlık çığlığı koptu... Meğer kocamdan söz almış, hiç çaktırmayacaksın diye... Şaşkınlık geçince ilk sözü açım oldu, Bilge'nin dayısına gönderdiği tabağa kondu ilk olarak...Yeni evimize ilk kez geliyor tabi, en çok benim ''kendime ait oda''ma bayıldı hatta oraya yayıldı:))
Bilge günü öyle güzel anlatmış ki, hem ondan okuyun hem de bu taze blogcuyu yakından tanıyın...Bilge'nin blogu için TIK
Zuz şimdi bir hafta burada, bütün programlar iptal ve yeni programlar hazır...
15 Kasım 2012 Perşembe
İmza:Kızın
Aklımın erdiği ilk günden itibaren beni ve kardeşlerimi bbu kadar
okumaya ve yazmaya teşvik eden babam sonunda bir kitapta yer almayı
başardı:)) hemi de ben yazdım ben yazdım ben yazdım:))
114 kadın, yaşasa da yaşamasa da babalarının hala kız çocuğu olan 114 kadın...Babalarına mektup yazdı...Bu mektuplar kitap oldu....Kitap oldu da bugün satışa çıktı bile...Hatta Tüyap'a bile yetişti.
Kitabın geliri''Bir Çocuk Daha Okusun Diye'' 21.YY Eğitim ve Kültür Vakfına bağışlanacak.
Ah! keşke ben de yazssaydım, yazabilseydim diyorsanız. Hemen yazmaya başlayın çünkü;
mektuplar www.imzakizin.com blogunda yayınlanacaktır.
Kızlarından babalarına mektup var!
Çok özel kızlardan çok özel babalarına...
Babalar ve kızları arasındaki o çok özel, kızların tüm yaşamlarındaki en önemli düğümlerden biri olan ilişkiyi, kızları babalarına mektup yazarak anlattılar. Bir zamanlar babalarının küçük kızları olan üç kadın 'Hadi' dedi ve çeşitli yaşlardan, farklı kesimlerden, ayrı görüşlerden yüz küsur kadın kâğıdı kalemi eline alıp yaşamlarındaki ilk erkeğe, babalarına yazdıkları bir sayfa mektupla onların kendileri için ne kadar önemli olduğunu tüm yalınlığıyla ortaya koydular. Kimi 'Babam keşke hayatta olsaydı' diye iç geçirirken kimi 'Zamanında keşke yan yana dururken daha fazla anlatıp birbirimizi dinleyebilseydik' diyordu. Bu hayata hazırlanırken babası kimine güçlü bir dayanak olmuştu, kimisi içinse babası hatırlanması bile sonsuz acılar veren, en ufak tereddüt duymaksızın küçük kızını terk edip gitmiş bir adamdı.
Bir bakıma hepsi için tek bir gerçek vardı: içlerindeki küçük kız çocuğu salıncakla gökyüzüne doğru yükselip saçları rüzgârla savrulurken arkasında durup onu sallayan adamın güçlü kollarının öne doğru her gidişte kendisini daha yükseğe çıkaracağından emin olmak, salıncaktan inerken bir yeri incinmesin diye elini tuttuğunda onun avucunun sıcaklığını hissetmek istiyorlardı.
Geliri 21.Yüzyıl Eğitim ve Kültür Vakfı (YEKÜV) kanalıyla, çocukların eğitimi için bağışlanacak olan bu kitap, belki de daha önce ortaya konmamış "nasıl bir kız babası" olunacağının bir kılavuzu niteliğinde.
Yazar:Selgin GB
Yazar:Esra Aylin Akalın
Yazar:Banu Özkan Tozluyurt
Sayfa Sayısı: 288
Dili: Türkçe
Yayınevi:
114 kadın, yaşasa da yaşamasa da babalarının hala kız çocuğu olan 114 kadın...Babalarına mektup yazdı...Bu mektuplar kitap oldu....Kitap oldu da bugün satışa çıktı bile...Hatta Tüyap'a bile yetişti.
Kitabın geliri''Bir Çocuk Daha Okusun Diye'' 21.YY Eğitim ve Kültür Vakfına bağışlanacak.
Ah! keşke ben de yazssaydım, yazabilseydim diyorsanız. Hemen yazmaya başlayın çünkü;
mektuplar www.imzakizin.com blogunda yayınlanacaktır.
Kızlarından babalarına mektup var!
Çok özel kızlardan çok özel babalarına...
Babalar ve kızları arasındaki o çok özel, kızların tüm yaşamlarındaki en önemli düğümlerden biri olan ilişkiyi, kızları babalarına mektup yazarak anlattılar. Bir zamanlar babalarının küçük kızları olan üç kadın 'Hadi' dedi ve çeşitli yaşlardan, farklı kesimlerden, ayrı görüşlerden yüz küsur kadın kâğıdı kalemi eline alıp yaşamlarındaki ilk erkeğe, babalarına yazdıkları bir sayfa mektupla onların kendileri için ne kadar önemli olduğunu tüm yalınlığıyla ortaya koydular. Kimi 'Babam keşke hayatta olsaydı' diye iç geçirirken kimi 'Zamanında keşke yan yana dururken daha fazla anlatıp birbirimizi dinleyebilseydik' diyordu. Bu hayata hazırlanırken babası kimine güçlü bir dayanak olmuştu, kimisi içinse babası hatırlanması bile sonsuz acılar veren, en ufak tereddüt duymaksızın küçük kızını terk edip gitmiş bir adamdı.
Bir bakıma hepsi için tek bir gerçek vardı: içlerindeki küçük kız çocuğu salıncakla gökyüzüne doğru yükselip saçları rüzgârla savrulurken arkasında durup onu sallayan adamın güçlü kollarının öne doğru her gidişte kendisini daha yükseğe çıkaracağından emin olmak, salıncaktan inerken bir yeri incinmesin diye elini tuttuğunda onun avucunun sıcaklığını hissetmek istiyorlardı.
Geliri 21.Yüzyıl Eğitim ve Kültür Vakfı (YEKÜV) kanalıyla, çocukların eğitimi için bağışlanacak olan bu kitap, belki de daha önce ortaya konmamış "nasıl bir kız babası" olunacağının bir kılavuzu niteliğinde.
Yazar:Selgin GB
Yazar:Esra Aylin Akalın
Yazar:Banu Özkan Tozluyurt
Sayfa Sayısı: 288
Dili: Türkçe
Yayınevi:
13 Kasım 2012 Salı
Filiz Mutfak iftiharla sunar:)
Biz bugün ev gezmesi yaptık. Kızların tatilde olduğunu öğrenen kuzenleri davet üstüne davet veriyor onlara... Bugün Filiz'deydik...Bütün görümcemgiller falan da geldi. Çok keyifli, pek leziz oldu... Benim kızlar mest oldu... Demek siz hafta içi günlerde böylesiniz dediler. Filiz bizim sülalenin en beceriklilerinden, yaptığı, taçlar, tokalar, resim çerçeveleri süper... Bir blog aç da , insanlar da faydalansın dedim. Kafasına yattı biraz...

Yedik içtik, Filiz inanılmaz lezzetler hazırlamıştı... Mesela Tokat yöresine özgü dolma içi tabir edilen bir şey var ki üüüfff...dolma içi denmesinin nedeni haşlanmış lahanayapraklarına sarılarak yenmesi... Bak şimdi önüne alacaksın tabağı,eline bir parça haşlanmış lahana yaprağı alacaksın, dolma sarar gibi yapıp hooop ağzına atacaksın...
Görümcemcim dolma içinin reyhanını serpiyor...

Bildiğim kadariyle anlatayım... Aynı geleneksel Türk yemeği hazırlar gibi bir dip sos yapıyorsunuz... Yani kıymalı, soğanlı, salçalı...100 gr kadar da pastrma koyuyorsunuz yalnız... Bir kase kadar dövülmüş buğdayı üstüne koyup bulgur pilavının biraz sulu kıvamlısı gibi pişiriyorsunuz...Piştikten sonra üstüne bolca kuru reyhan atıp ağzını kapatıyorsunuz... Sonra efendim, incecik kıyılmış dereotu, maydonoz ve taze soğan hazırlıyorsunuz... Servis yapmadan önce bunları da dolma içinin üstüne yayın... Sonra işte haşlanmış lahana yapraklarına sarın sarın yinin:)))
Masanın bir diğer yıldızı kabak tatlısıydı...Filiz bunu da, önce kabakları yıkayıp ocağa koyuyormuş. kendi suyuyla, önce sulanıp suyunu çekene kadar pişirdikten sonra şekerini ilave edip altını kapatıyormuş. Yeniden sulanınca, pişirmeye tekrar devam ediyormuş. Sanki kabak lokumu yedik.
Yeme içme faslı bitince ben görümcemgillerle:)) okeye oturdum, Filiz yeniden çay demledi, genç takım da kendi arasında eğleşti...İşten çıkan, okuldan çıkan da geldi... Pek güzel bir gün oldu... Şimdi aynı takım perşembe günü bu kez de Bilge'de toplanıyor. ki okul açılana kadar bizim kızlar ev gezmesine de doysun:)
Akşam, kocamın da payını yanımıza aldık, evimize geldik...
Yeni kitabım; Nermin'in hediyesi olan ''Tanrı Daima Tedbili Kıyafet Gezer''... Şimdilik henüz başlardayım ama
İlginç bir şekilde gelişiyor, dili çok akıcı bakalım bakalım ne olacak...
Bu akşam ''Seksenler'' var unutmayın...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










