Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Ramazan geldi hoş geldi



Dün gece sahura kalkarak, ramazana giriş yaptık. Sahur'da Gamse'nin sürprizine uyandım ben. Nasıl süper bir şey oldu anlatamam. Kızım benim ya, kahvaltı hazırlamış, çayımızı demlemiş, kıymalı yumurta yapmış, kekikli, kırmızı biberli , zeytinyağlı domates yapmış, masayı da hazırlamış . Ben o sırada klima altı cam cam , öpsün seni amcan vaziyetlerinde salona serilmiştim. O yüzden koku falan da duymadım. Nazo , gazi olmanın keyfini çıkarıyor. Bir hafta sonra sanırım iyice , iyileşecektir ayağı. Artık ufak ufak basarak geziyor. Dün çok sıkıldım, halama gidelim dedi. Görümcelerimle aynı mahallede oturmanın etinden ,sütünden , yününden faydalandığımızı biliyorsunuz zaten:) Gittik, oy oy ne şahane bir çay masasına oturduk görmeliydiniz. Yedik , içtik, güldük , konuştuk. Birbirimizin tatil resimlerine baktık.

Bu ara okuduğum kitaplardan söz etmedim ama onları tek bir yazıda toplamaya karar verdim.Bu akşam ATV de yeni bir dizi başlıyor...REİS...Melissa Sözen'in oynuyor olması benim için referans.Bir iki dizi edineyim kendime.

İftar için değişik hafif yemekler yapmak istiyorum. Bu gün sebze olarak semizotunu seçtim. Et olarak tavuğu, çorba olarak mercimeği , salata olarak çoban salatasını, tatlı olarak da zerdeyi seçtim. Mercimek, ezo gelin olarak, semizotu pirinçli, tavuklarda , tavuk pirzolası şeklinde , kekikli, kırmızı biberli, bir sosa batırılıp,elma dilim patatesler , eşliğinde fırına girecek.Ben eskiden olsa bu yemeğin yanına bir de pilav yapardım:) Şimdi yok iftariyelikler, ana yemek , salata derken fazla geliyor.

Benim için ramazan çok hoş anılarla dolu bir ay... mücver kokulu, fındık kabuğu çıtırtılı, davullu sahurlar,kalabalık sofralı iftarlarla dolu anılar.Artık babamın yaptığı mücverlerin kokusuyla uyanmıyorum sahura ama aynı tatla uyanıyorum, kokuyu duymak için derin derin nefes alıyorum.
Hepimize hayırlı ramazanlar olsun, ağız tadıyla, gönül rahatlığıyla geçsin...

31 Temmuz 2011 Pazar

Çok gıcığım

Geldik geleli çamaşır yıkanıyor
Özel bir komutan isteğimiz yoktu
Yeni danıştay başkanınız su böreği açmasını biliyormuş o zaman börekçi olsaydı
Dışardaki rüzgar bu gece eve niye girmedi, balkonda üşüdüm neredeyse...
Eniştemin gidişinin 40.günüydü dün
Yolda düştüm, hatta uçtum ve kondum. Yoldan geçen delikanlı hanfendi hanfendi diyen koşup beni kaldırdı.
Ütülenmesi gereken bir sürü şey var
Dün akşam eve gelince anlatılan bir şeye hatta birine çok gıcık oldum, iyi ki olaya şahit olmadım. Evdekilerde aynını söylemişler. Gamse- Annem bu olaya balkondan atlardı demiş.


Burada yazdığım herşeye gıcık ötesi gıcık oluyorum.

Bu gün 31Temmuz pazar...

29 Temmuz 2011 Cuma

@İSTANBUL

Dün gece saat bir buçuk itibariyle İstanbuldayız artık... İlk kez gündüz yolculuğu yaptık. Bafa Gölü'nü ilk kez bu kadar yakından gördük...üstümüzden yaban kazı ve yaban ördeği sürüleri geçti...Leylek sürüleri geçerken , arabada olduğuma bakmadan ayağa kalktım:)) çünkü, leyleği havada görünce ayağa kalkarsan o yıl çok gezermişsin :))
Susurluk^'ta ayran tost molası, Bursa'da kestane şekeri molası vere vere geldik.Feribotla karşı kıyıya geçerken, hemen arabadan inip, üst kata çay içmeye koştuk derken evimize geldik. Korka korka geldik, zira herkes cehenneme geliyorsunuz dedi ama İstanbul bizi rüzgarla karşıadı... Bu gün çok bunalmadan rüzgarlı bir gün yaşadık fakat her semt aynı değilmiş. Üsküdar biraz daha havadar bir semt . Biraz Çamlıca'dan biraz Boğazdan nasipleniyoruz.
Çok şey yaşandi, hatta bir ufak kaza atlattı Naziş, otelde düştü ve ayağı sargıda, bir kaç gün dinlenecek...Okunan kitaplar var, bazılarının notlarını aldım, yazacağım...Öyle böyle tatil bitti. Şimdi önümüz ramazan... sahura kadar oturup, iftara kadar yatarsak kolaycacık tutarız hehheh.... Tam böyle olmasa da geç yatıp, geç kalkmayı , okumayı, film izlemeyi, yeni yemekler keşfetmeyi, kalabalık iftar sofraları kurmayı planlıyorum.Hayırlı olsun hepimize...

Dün gece yarısı eve gelince, yatarken telefonların fişlerini çektim, cep telefonlarını kapattım ki, hiç uykumuz kesilmesin , bir güzel uyuyalım dedim. Sabah kızlar henüz yatarken, biz de yeni yeni kalkmış, çay suyunu koyarken kapı zili çaldı. Haydaaa , kim ki bu saatte dedim. Kocam- ankesörden- kim oooo dedi. Bir ses, mırıl mırıl bin bin zinettt diyo. Kim Ziynet öyle birini tanımıyorum dedim, kocam balkona çıktı bakmaya , zil devam ediyo, kim o diyorum, açın açın bin Zinettt. Açtım , yukarıya, sırıta sırıta bizim Zuz çıktı. Sabah yatağından kalkmış, yüzünü yıkamış, evden çıkmış. Hem bizi özlemiş, hem Naziş'i merak etmiş. Birlikte kahvaltı ettik, film izlemeye çalıştık.İzlerken baktık durmadan konuşuyıoruz, anlamadık diye geri alıyoruz,sonunda kapattık.
Tatil tatil dedik,o da bitti, sıra ramazanda...

28 Temmuz 2011 Perşembe

ADİYÖ

Palmiye ağaçları
Zeytin agaçları
Birlikte yüzdüğüm balıklar
Gumbet senturiii diye adres soran turistler
Ayağıma takılan taşlar
deniz kıyıları, havuzlar
Şezlongumun altında dolaşan serçeler
Bardakçı Koyu
Cozzy Beach
Gümüşlük,Tavşan Adası
Turgut Reis
Bitez
Bodrum sokakları
Marinalar
Begonviller
Yel değirmenleri
gözlemeci Elfidan
turncu, yeşil Bodrum Minübüsleri
Engin Otel
Veli Bar
Bodrum Kalesi
Barış, Parkım Ayaz Otel'in 160 No'lu hesabını kapat, ADİYOS BİZ GİDİYOS

26 Temmuz 2011 Salı

Bodrum Kalesinin Fethi Ve Zeki Müren'in evinde

Bu gün sabah herkes uyurken karıkoca firar ettik. Programımızda Kale ve Zeki Müren'in evi vardı.

Önce Bodrum salı pazarına uğradık bi dolaşıp çıktık.

Kale tek kelimeyle muhteşem...Döne döne Bodrum'u seyredin... 360 derece...Bu saatte kimse sokaklarda olmaz demiştim ama Bodrum gündüzü , gecesinden farksız. Sokaklar tıklım tıklım. Burada ne kadar sıcak olursa olsun insan terlemiyor ve bir yerden rüzgar mutlaka üflüyor...
Kale aynı zamanda su altı müzesi...Giderseniz , tam yarım gününüzü alır baştan söyleyeyim. İçinde serviler altında ara ara molalar vereceğiniz yerler var. ben mesela limonlu buzlaş molası verdim. Adanalıların bicibicileri gibi bir şey. Her meyvenin buzlaşı var. İçerken ağzınıza minik minik buz parçacıkları geliyor. Kaleye giriş 20 lira...müze kart geçiyor yalnız mutlaka girmenizi ve görmenizi önereceğim Karya Prensesinin olduğu bölüme ayrı ücret ödeyip giriyorsunuz. Burada Karya Prensesinin iskeletinin olduğu lahit ve mücehverleri sergileniyor. Zindanlara ve işkencehaneler ben inemedim, kocam indi, gerçekten korkunçmuş.

Kale aynı zamanda su altı arkeoloji müzesi, anforaların ve kalıntıların sergilendikleri bölümlerde var.

Müzeden sonra yemeğe gittik. Tattil boyunca ev yemeklerini özleyen Kocam , tam kendine göre bir yer buldu. Eğer buralara yolunuz düşerse mutlaka tavsiye edebileceğim bir yer. Kavurma ve beyaz ve kara lahana sarması yedik,İkisi de muhteşemdi. İşletmeci Trabzonluymuş...Çok güzel hamsi tavası da vardı.Barlar sokağından Azmakbaşına yürüyün, tam taksi durağının karşısında...

Sıra gelmişti Zeki Müren'in evine gitmeye...Kalede öyle yorulmuşum ki, az kala Zeki Müren'in evine gidemeden ,yanına gidecektim doğrudan. Bir yere oturduk bir iyi dinlendik. Bir şeyler içtik, öyle gittik. Paşa'nın evi çok mütevazi...Elbiseleri sergileniyor. hayran mektupları, ödülleri, yattığı yatak, yemek yediği masa, arabası ...insan bir tuhaf oluyor.


Oradan çıkışta yine bir içecek molası verdik. Halikarnas Disco'nun yanında , deniz kıyısında bir mola daha ve otele dönüş...

gelince havuza bir atlamışım cos sesi İstanbul'dan duyulmuştur.

25 Temmuz 2011 Pazartesi

adım adım BODRUM

Tatilde geri sayım başlayınca biz de bir hızlanma oldu... Bir telaş pür telaş:))
Cumartesi günü Meral'e buralara kadar gelmişken Turgut Reis dokuma pazarını görmezsen ben, Gümüşlük de gün batımı yaşamazssan, Tavşan Adasına yürümezssen de Yılmaz Özdil çok kızar dedim:)) .Gümüşlük'ü pazar gününe bırakıp Turgut Resi'in yolunu tuttuk. Pazara dalınca , ay masa örtüsü, ay yastık kılıfı aaaay peştemallare bak derken pazrın toplanmasına yakın çıktık. Marinaya gittik. Turgut Resi Marinası bence Bodrum Marinasına beş basar. Ben uraya gelince, Meral bak, Dayın ile burada oturur idik , buradan denize girer idik, aha burada Gülşen ve Fatih Erkoç 'u dinlemiştik. gel şurada bi soluklanım derken , pazara çıkan biz gece 12 de döndük Otele...Bunda canımmm Bodrum trafiğinin rolünü de yabana atmamak gerekir. Öyle yorulmuşuz ki, gece çıkamadık.

Pazar günü yine deniz, kum güneş yaptık, akşam güneşi Gümüşlükde batırmaya gittik. Gümüşlük bence herv şeyiyle bambaşka bir ekoldür Bodrum'da... Balıkçısı bir başkadır, gözlemecisi başkadır, halkı başka , denizi başkadır..Tavşana adasına geçtik yürüyerek ama artık tavşan mavşan yok...iyi ki zamanında gitmişiz...tepelerden Kardak Kayalıklarını gözetlemişiz.Çünkü; Uludağ Üniversitesi kazı çalışmaları dolayısıyle adaya çıkış yasaklanmış. Gelen çocuklar çok üzüldüler. Fatmagül'ün , Mukaddes Yengesi de oradaydı.
Yemeğimizi yedik, güneşi batırdık, Bodrum mandalinalarımızı aldık, en son kahvelerimizi içtik hadi gidelim dedik, Kızlar biz daha doyamadık doyamadık dediler, takıcılardan çıkamadılar, iyi o zaman biz gidiyoruz dedik , onları bırakıp döndük.

( ayilemizin fotoğrafçısı Meral)
Bu gün ben denizdeyken ; Gamsegamse havuz tarafından bir sürü kızı , oğlanı takıp peşine geldi. Anne bak sınıf arkadaşlarıma rastladım dedi. Tuğçe'de zaten Lale Teyzecim siz de buradasınız dedim atladım geldim demiş, iki gün önce gelmişti. Bunlar kocaman bir grup oldular, geceye gündüze bir sürü plan yaptılar. Biz de kocamla kendi planımıza geçtik. Mesela yarın akşam kuzenime ev oturmasına gidicez:)) Sabah herkes uyurken kaçıcaz...

Marmara'ya geçmiş olsun. Bu akşam deprem yaşamışlar. Anadolu yakası pek hissetmemiş ama Avrupa yakasında oturanlar korkmuşlar... Bununla gelmiş geçmiş gitmiş olsun inşallah.

24 Temmuz 2011 Pazar

Güm güm GÜMBET



Başlık asla abartı değil , gerçekten de güm güm Gümbet...Dün geç saatte Bodrum'dan dönerken, arabaya binen genç, Gümbet barlar sokağına gelince haber verirmisiniz dedi, habere gerek yok dedim, görünce hemen anlayacaksın...

Bu gün Yılmaz Özdil , Bodrum ile ilgili bir yazı yazmış. Sıralamış sıralamış görülmesi gerekenler , yapılması gerekenleri bunları yapamayacaksan ne işin var Bodrum'da yazmış yazının, sonunda...Korka korka okudum amanın yapmadığım bir şey varsa hemen yapayım dedim:))) Allahıma şükürler olsun ki Veli'nin Barından tutundan da Gümbet pazarının şeftalisine kadar yapmadığımız şey kalmamış. Hatta İkinci kez güneş batırmaya gidiyoruz bu akşam Gümüşlük'e...Ama Yılmaz Özdil ustaya haddim olmayarak eklemeler yapmak isterim. Cumartesi günleri TurgutReis'de kurulan, Yunan Adalarından özel turlar gelen dokuma pazarına gidip 5-6 liraya satılan masa örtülerinden, üç tanesi 10 liraya satılan;plajda havlu yerine kullanabileceğiniz, bavulunuzda 10 tanesi iki havlu kadar yer kaplamayacak peştamallardan almadan ,Tavşan Adasında , tavşanlara yiyecek vermeden, Adanın tepesine tırmanıp ; Kardak Kayalıklarına bakmadan,Bitez dondurmacısından dondurma yemeden,Bodrum pazarından henüz olgunlaşmamış minik mandalinalar almadan(bunları İstanbu'a gelince , üçe dörde bölüp , dondurucuya ataıyorum, yıl boyunca içeceklerimizin içine atıyoruz)Bodrum minübüslerine binip Bodrum'un daracık sokaklarından geçmeden, hatta bir kez Bodrum'da kaybolmadan gelmeyin.



(Lale Sokak da...Sokağın adı LALE:)) tesadüfün böylesi dedik...)
Tatilimizin ilk yarısı bitti...Bu tatilimizin bize zaman zaman katılan eşlikçileri var. Kocamgiller bu sene tatil için Bodrum'u seçmişler hep:)) Arada buluşup şenlendiriyoruz buraları... Kocam Ablasına ve yeğenlerine burada rastlamak pek iyi geldi, pek hoşlandı...Resimlerden anlarsınız zaten.((Bardakçı koyuna diktiğim , bayrağım...pareom ve bandanam:))
(Bodrum gecesi...Meral'le)

(Gümbet gecesi...kocam yeğenleri Meral ve Bilge ile)
Seviyorum memleketimin insanlarının, tanışır tanışmaz nerelisiniz diye sormasına... Otelin işletmecisi nerelisiniz diye sordu. Benim Ordulu olduğumu duyunca , olay var burada olay dedi. Meğer otel sahibi ve çalışanların çoğu Orduluymuş. O saatten sonra biz otelin sahibi olduk sanki. Herkes pervane etrafımızda. Ben hiç havuza girmiyorum ama kızlar ve kocam bayılıyorlar havuzda oynayıp zıplamaya...Bir iki kez eşlik ettim onlara. Neyse ki Meral'de benim gibi havuz sevmiyor.

Geldim geleli Ayşe Kulin kitaplarını bitirdim. Şezlonguma yayılıp,elime de limonlu icetea alıyorum bol buzlu, sadece okuyorum, sıcaklar sıcaklamaz kendimi denize fırlatıyorum. Kalabalığız ama çok sakiniz. Çünkü burada yerli turist yok. Sadece İngilizler var. Onlarında hepsinin elinde bir kitap var. Yalnız dün maçları vardı. Tv den izlediler ...yıktılar ortalığı:))

Kısaca tatil iyi gidiyor.