Lalenin Bahçesi
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
31 Ocak 2011 Pazartesi
Koca kişisi banyonun su kaçıran musluğunu tamir etti,bizden 100 lira talep etti ...Yaptığı iş,contayı yenilemek ama heheh...her önüne gelene nasıl tamir ettiğini anlatıyor,nasıl bir keyifle anlatılamaz.
Bu kadar valla başka bişi yok...
30 Ocak 2011 Pazar
Gezmelerde tozmalarda--uyarı:( düzenlene düzenlene 5 km uzunluğa ulaşan yazı)
Mide ağrısı geçince,çoktandır planladığımız programımızı gerçekleştirdik dün Zeya, Oyuncak Evin Peren'i ve ben.Yine bir Kadıköy klasiği yaptık...Çiya...Baylan Pastanesi daha önceki Kadıköy klasikleri gezilerimize mekan olmuşlardı biliyosunuz...Dünkü mekanımız ise tarihi Yanyalı Fehmi Lokantasıydı...
Oraya gidrseniz şunu yiyin bunu yiyin diyemiyorum, çünkü; üçümüzde sipariş ettiğimiz çorbaları ve yemeklerimizi beğendik. Yalnız Peren ve Zeya'nın ortaya bir zeytinyağlı seçmek için gidip de , seçtikleri; Özbek pilavının içindeki patlıcanın tuzu akıllara ziyandı...Giderseniz mutlaka havuzlu salonda oturunuz derim benn...Sohbet ede ede yemeklerimizi yedik, çaylarımızı içtik ...Şöle sıcak bir yere gidelim oturalım dedik ve Zeya'nın önerisiyle Mozaik Cafe'ye gittik.Daha önce gitmediğim bir yerdi ama tavsiye edebileceğim bir yer oldu.Gidip gazetenizi okuyup, kahvenizi içebileceğiniz bir yer...neredeyse sınırsız kahve seçeneği var. Biz loca gibi bir yere oturduk ve sanki evimizdeymiş gibi sohbetimizi ettik...ara sıra garson uğramasa bir cafede olduğumuzu bile anlamazdık...Ha bu arada kendime çok sevimli bir hediye aldım...Gamsegamse'nin vitrinde görüpde -Anneee, bak sensin bu dediği bir şey ama orası firmanın showroomuydu ve satış yoktu...Sonra resmini koycağım sizler için ama şimdi değil , bu yazı evden değil Zuz'dan yazılıyor çünkü.
( eve gelindi ve resim konuldu gördüğünüz gibi)Dün akşam için bizim kzlar, Zuz'a gidip, kalmak için program yapmışlar.Biz otururken Zuz aradı ve Zeya ile bana sizde gelin dedi. Tabi önce evlerimize döndük:))Gamsgamse'de arkadaşlarıyla buluşmuş sonrasında eve dönmüştü...Akşam dokuz gibi Zuz'a geçtik. Sonra Zeya'da geldi...Zaten mahalle komşular:)) Amanın ne güzel bir gece oldu...Oturduk uzun uzun
Gece Zeya gitti, kızlar uyudu...biz oturduk Zuzla kardiş kardiş...sonra likör faslı yaptık ,konuştuk...konuştuk...yatarken sabah o.4.30 du ve kaloriferler yeniden yanmaya başlamıştı.Bi de ayol dün ne soğuk bir gündü alnımın çatı dondu...
Artık sabah hatta öğle oldu...Kızlar yataktan bağırıyor kahvaltıya ne var diye...Zuz çay suyunu koydu...gün başladı yani.
ha bi de, bazıları ilk karnelerini alır, bazıları da ilk karnelerini verir...

Gamsegamse ilk karnesini verdi...ilk karnesini aldığı gün daha dün gibiyken...
düzenleme:Gamsegamse, Naziş , ben ve Zuz dötlüsü mutfağa girip şahane bir kahvaltı hazırladık kendimize...Kahvaltımızı ederken Başka Bir Sindrella adlı filmi ziledik. külkedisinin modrenize edilmiş çok güzel bir dans filmiydi...O biter bitmez hemen UP' a bağlandık:)) Çoktandır izlemek istediğim bir animasyon filmiydi... 2009 yılında müzik ve animasyon dalında iki dalda Oscar almış... Zero ve Sufi şiddetle önermişlerdi. Film gerçekten çok güzeldi ve çok ilginçtir ki,; dün Peren ve Zeya ile dolaşırken ne kadar güzel değil mi? diye onlara gösterdiğim çeşitli cinsteki köpeklerin poker masasında gösteren biblonun esin kaynağı bu filmmiş. Biblo bu filmden bir kareyi canlandırıyordu....Hayat bu kadar tesadüflerle dolu olabilir mi?
Kahvaltıdan sonra Zuz'un sandığını açtık...Bir şeyşer kapmaya çalıştık ama kanının son damlasına kadar korudu... Asıl o anı resimlemeliymişim. Annemin el emekleri göz nurları , O anları yaşadık sanki...

Sandık faslını da bitirdikten sonra Naziş'le biz çıktık, Gamse teyzesiyle kaldı yine... Biz önce Cadde'ye yürüdük, Kadıkö'y'e geçtik... Alkım'a uğradık... Ben o sırada başka bir kitapçının önündeki tezgahta , filmini defalarca izleyip bıkmadığım; PİANO PİANO BACAKSIZ''ın kitabını gördüm ve hemen kaptım ..incecik bir kitap onu bu gece bitireceğim... yeni başladığım Haruki Murakami kitabına bir gecelik ara vereceğim... Alkım'da da çok oyalanmadık. benim geçen gün bir yerde okuyup Barış Bıçakçı daha çok yazmalı hep yazmalı cümlesine takıldığım için bir Barış Bıçakçı kitabı aldım adı... Bizim Büyük Çaresizliğimiz... Alkım'dan çıktığımızda açtık ve üşümüştük birer ıslak hamburger ve çay molası verip , ısındık ve evimize geldik şükürler olsunnn...
.

Şimdi boza zamanı...
28 Ocak 2011 Cuma
hastayım netekim
Mide ağrım yüzünden son derece keyifsizim...Kötünü kötüsü bir gece geçirdim.Sabah itibariyle iki haftalık ilaç tedavisine başladım.10 yıldır uyuyan ülserim tam hortlamadan,gerekli önlemler alındı.Dün gayet iyiydi.Görümcelerimle okey oynadım...Akşm eve dönmeden kızlarla Capitol de buluştum...Eve gelince misaifimiz geldi,birlikte Fatmagül izledik...Gece yeni kitabıma başladım...uyudum veee mide ağrımla uyandım...Budur durum.
26 Ocak 2011 Çarşamba
Ütüye devam
Akşam dizi faslı... Mete müdürü döver dedim ama dövmedi... Sonrası kitap okumaca, okurken sızmaca gece mide ağrısıyla uyanıp felaket bir gece geçirmece şeklinde cereyan etti...
Sabah biraz daha devam etti. Neyse ilaç neyin derken kontrole girdi... Cancan gelince hepten gitti... Ciciannesiii ciciannesii diye arkamda gezdi... Cicianneyi ,ciciannesi şeklinde söylemeye çevirdi... Oyun hamurundan ne eserler yaptık. Kendimle iftihat ediyorum. Bir köpek yaptım şahaser... tabaklar , çatallar yaptık, tabağın içine köfteler yapıp koyduk. Oyun bile sonunda yemeğe döndü ya ohi dedim... Sonra penguen dansı izledik, izlerken dans etttik... ve Dedenin kokusunu ve fotoğraf makinesini eline alıp uyudu. Bakın bu bir ritüel... uyku gelince ille benim kocanın kokusunu eline alacak, diğer eline de bozuk fotoğraf malinesi var, onu alacak...illede bizim yatağın üstüne çıkılacak... orada uyunacak...Tam bir saat uyuduktan sonra kalkıp ciciannesiii diye beni anons edecek, ben yanına gidip yatacağım ve iki saat daha uyunacak... sanırsınız kurulu saat bu sıra hiç bozulmaz.
Kar bekliyoruz, kızlar tatil yaklaştıkça sabırsız... Bir sürü program yaptık... Eğer her şey yolunda giderse A palanlar B planları hazır... Hatta kuzen Oya'ya yapacağımız ziyaret için mönü bile verildi...Benim de bir Zeyrek planım var ...
Sarmaşık; dün gece biter sanıyordum bitmedi... Ama araştırmacı kişiliğim devrede... Bu kitap bir roman olabilir ama sanata yolculukda yapabilirsiniz isterseniz...
Türkan'cı lar unutmayın , Türkan bu akşama alındı... Muhteşem Yüzyılın hemen arkasına takın...
ŞİMDİLİK GİTTİM BEN
Kereviz Sapı Çorbası
kaynak:Mutfakta bir anne
Malzemeler:
1 demet kereviz sapı (yaprakları ile birlikte)
3 çorba kaşığı un
6 çorba kaşığı yoğurt
1 adet yumurta
1/2 adet kuru soğan
3 yemek kaşığı zeytinyağı (annemin tarifinde tereyağı)
1 adet havuç
1 adet kırmızı biber ( çuşka)
6 su bardağı sıcak su
Yapılışı:
Kereviz sapı ve yapraklarını çok iyi yıkayıp, kaynar suya sokup çıkarıyoruz. Süzgece alıyoruz. İnce doğruyoruz.
Kuru soğanı çok ince doğruyoruz. Havucu rendeliyoruz. Kırmızı biberi küçük küçük doğruyoruz.
Zeytinyağında soğan, havuç ve kırmızı biberi kavurup sıcak su ve kereviz sapını ekliyoruz.
Çorba kaynamaya başlayınca unu, yoğurdu ve yumurtayı çırparak hazırladığımız terbiyeyi çorba suyu ile alıştırarak ekliyoruz.
Un pişene kadar bir süre daha kaynatıyoruz.
Afiyet olsun
25 Ocak 2011 Salı
O sırada durup dururken bir akşam organizasyonu çıktı karşımıza ve akşam eve dönemedim:)) Zuz , ebrucuk ve ben Zeya'ya da toplandık...Zeya bize ayak üstü şahane soslu bir makarna yaptı... Ne kadar ne kadar çok derken makarnayı bitirdik...Sohbet sohbet , bi sürü yeni plan derken baktık ki saat gecenin biri olmuş... Hadi dağılalım dedik...
Eve gelince Zuz'la oturduk, saat dörde kadar yemekteyiz programı izledik...Gözlğümü yanıma almadığım için kitap okuyamadım...
Şimdi Zuz hanım halen uyumakta ben de Berfu2nun beni alıp eve bırakmasını beklemekte , yeşil çayımı içmekte ve sizlerle yarenlik etmekteyim nası ama...
23 Ocak 2011 Pazar
Pazar pazar , Arnolfi'nin Düğünü ve Eyvah Eyvah
Akşamdan , pazar günü için yani... Gamsegamse arkadaşıyla kahvaltı yapacağını, kocam öğlene kadar uyuyacağını, Naziş ise sadece cornflakes yiyip hafif takılacağını beyan etti... Süperrr dedim ben de yatakta çay kahve keyfi yapıp kitap okurum... Yani, pazar kahvaltısı; aman özel olsun, yeni örtü çıksın, değişik fincanlar tabaklar olsun, aman sürpriz bir omlet olsun derdi yok... Free takılıyoruz bu pazar yaşasın dedim.
Sabah uyanınca yarı uyku mahmuru Küçük Hanımın Şoförünü izledim. Ayhan Işık ve Belgin Doruk'lu olanını... Sonra koca bir kupa yeşil çay yaptım, laptopu, defterimi kalemimi ve Sarmaşık'ı-okuduğum son kitabım- alıp yatağa döndüm. Sarmaşık'ı okurken kendinizi bir sanat galerisi gezer gibi hissediyorsunuz, o yüzden notlar aldım, her adı geçen tabloya bakıyorum sonra... Ya da sözü geçen şiiri okumak için tutuşuyorum. Size bir yazımda söz etmiştim hani, okuduğum kitap beni zorlamalı, düşündürmeli, araştırmaya yöneltmeli diye... Sarmaşık tam da böyle bir kitap... Şebnem İşigüzel bu kez de beni Jan Van Eyck'in Arnolfi'nin Karısı veya Arnolfi'nin Düğünü tablosunun peşine düşürdü... Tablonun resmi aşağıda...

Bir düğün tablosu ama gelin hamile ve tablonun ortasında bulunan aynada Arnolfi, karısı ve Jan Van Eyck görülmekte... Yerde görülen köpek ise sadakati temsil ediyormuş... Avizedeki yanan mumlar ise İlahi ışığı ... Bu tablo hakkında konuşulacak yazılacak o kadar çok şey var ki... Mesela tabloda o güne kadar kullanılmayan bir boya tekniği kullanılmış...
Tablonun tam ortasında yer alan bu aynada ancak büyüteçle bakıldığında görülebilecek bir ayrıntı var... Arnolfini, karısı ve tabloyu yapan ressamın aynaya yansıyan görüntüleri var ve altında Jan Van Eyck buradaydı yazıyormuş. Daha o kadar çok ayrıntı var ki, köpeğin tüylerinin o kadar ayrıntılı çizilmesi, resim sanatında sapıklık olarak nitelendiriliyormuş. Yani ayrıntıya o kadar düşkünlük anlamında...Öyle bir yatak keyfi yaptım işte; okuya, inceleye, yaza çize... Müzik dinledim... Sevgili Define Adası çoktandır unuttuğum bir şeyi hatırlattı... Yeniden keşfettirdi...Senfonik müzik dinlemeyi unutmuştum artık, sonra bıkmadan usanmadan dinlediğim koro müzikleri de geldi aklıma Carmina buranalar falan. Yuh dedim kendime popüler müziğin seline kapılıp gitmişsin çoktandır haberin yok. Ruhum yıkandı sanki dinlerken işte burada...

Öğleden sonra Zuz'la telefonda konuşurken doktorundan moral izni çıktığını ve sinemaya gittiğini söyledi. Eyvah Eyvah 2'ye gitmişler, çok güzel dedi... Daha telefonu kapatmadan sinemaya gidelim miiii diye bağırdım içeriye... Naziş okeyledi , hemen kalktık giyindik 15 dk içinde evden çıktık... En yakın sinema Capitol'de... İlk iş biletlerimizi aldık ... Naziş vaktimiz var Starbucks da kahve içelim dedi... tam o sırada Tchibo'nun önünden geçiyorduk ve miiis gibi kahve kokuyordu. Aşağı inmeyelim hadi burada içelim dedik. Kahvemizi içtik, filme girdik. Beğendik mi beğendik... Hatta benim Geyikli'ye gidesim geldi... Hatta kırmızı station Renault arabayla olsa daha memnun olurum... Yolda giderken de bu fasulyaaa yedi buçuk liraaa diye türkü bile söyleyebilirim... ... Peki benimle gelen var mı? O balıkçıyı bulup o koca koca karagözlerden almam lazım da...
Bozcaada'ya geçişin sağlandığı Geyikli Beldesi Ezine'ye bağlıdır.
Filmimizi izledik çıktık evimize geldik... Bu günlük Bu kaa...
22 Ocak 2011 Cumartesi
Saat 15.15 itibariyle ben de evdeki bilumum işlerimi ve virüs arındırma programımı bitirdim... Dün akşam Şebnem İşigüzel'in Sarmaşık'ına başladım. Biraz ilerleyeyim bu yazar hakkında konuşacak çok şey var... Yıllar önce ilk kitabını okuduğumda yaşadığım güççük bir şok var:))Ama güzel yazıyor neme lazım... okurken kitapta sözü geçen şeyleri kitaptaki öykü kadar merak edip , bakmak zorunda hissediyorsunuz kendinizi... Bundan önce bitirdiğim Eski Dostum Kertenkele de sözü sıkça geçen Matrakçı Nasuhûn peşine düşmem gibi mesela...
Hadi şimdi gelelim günün o suna busuna...
Günün çorbası... tavuk suyuna tel şehriye
Günün yemeği... köfte, püre,bulgur pilavı
günün dizisi... Yahşi Cazibe
günün esprisi... muz kabuklarından yaptığım vazonun hiç de komik olomadığının Gamsegamse tarafından beyan edilmesi...
günün sorusu... ne yicezzz
günün yardımı... Gamsegamse'nin Facebook sayfamdaki bi sürü lüzümsuzluğu temizlemesi..
günün dileği... Gamsegamse Ve Naziş'in dilekleri... dilekler ne derseniz valla ben de bilmiyorum...
günün aksiyonu... yetti gari deyip , dışarı çıkıp D&R a gidip, MURAKAMİ^nin son kitabını alma...
Günün öğretmeni...Iğdır' a atanan Kemal...
Günün en özlenen kişisi... CANCAN
Günün Kahramanı... Kırdığım reçel kasesinin ,o yapış yapış cam kırıklarını kahramanca temizleyen kocam...
Günün şaşkını... Ayağındaki terliğin içine cam parçası kaçırmayı becerip ayağını kanatmayı başaran benn...
