Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

8 Ekim 2010 Cuma

filmli yemek tarifli yazı:)


Evet biliyorum dün fazla sızlandım ama bu gün havaya girdim... Bir film ile bu güzelim kış havasını kutladım... Zeya'nın da destek vermesiyle bu günün filmi Sandra Bullock'un Teklif filmiydi. Sabaha çok yakıştı... neşeli, romantik ve doyumsuz Alaska manzaralarıyla. Aile en önemli şeydir mesajıyla ve beklenmedik anda gelen aşkla ... earl grey çayla ve de esmer köy ekmeğine yapılmış tostla çok uyumlu olduk.

Dışarda şarıl şarıl yağmur var, arada gök de gürlüyor. Akşama da mutlaka gidilmesi gereken bir kına gecesi var. Gamsegamse bana eşlik etmek için söz verdi umarım vaz geçmez. Uzun yıllar birlikte çalıştığım , yaşı benden çok çok küçük olmasına rağmen ayrılmaz ikili olduğumuz Yurdanur evleniyor. -Bu gün keyfin yok galiba deyip anlattığı fıkralar, gece yarılarına kadar yaptığımız mesailer, birlikte düzenlediğimiz efsane iş yeri piknikleri , onu yeniden zorla öğrenci yapmam ve daha bir sürü paylaşılan anı... Yani sel aksa yanında olmam gereken biri... Bir ay önce arayıp düğün ve kına gecesi tarihlerini bildirdi ki, sakın program yapmayayım diye:)

Şimdi önce bir kahve içmeliyim, sonra akşam yemeği hazırlıklarını tamamlamalıyım... Bu akşam benim en sevdiğim yemeği yapacağım... Adı restoranlarda kuzu kızartma diye geçiyor ...Annem çok yapardı...Metin'le ikimiz bayılırdık , Zuz nefret ederdi:))
Çok basit tarifle... Kuzu gerdanlar önce tereyağda ( Ataletim canım benim kızma , bu yemeğin raconu bu) kızartılır, sonra tuzlanıp karabiberlenir( et sertleşmesin diye) Sonra bir kaşık salça ile tekrar biraz ocakta çevrilir ve iki su bardağı ilavesiyle iyice pişirilir. Eti kontrol edip tekrar su ilave edebilirsiniz ama sonuçda iki su bardağı kadar sulu kalsın... Sevis ederken yanına bolca kızarmış patates ilave edilir... Çok basit ama benim en sevdiğim yemeklerden biridir.Bu yemek oldukça kalorili olduğu için yanına sadece bir çorba ve salata yeterli olur.

Kitaplardan söz ettiğim yazıları kitap etiketi altında topladım, yani etiketlerde kitap görülüp tıklandığında tüm kitaplı yazılarım açılacak... Aferin abna kendimi çok takdir ettim ama bunu yapmak için önce kitap etiketli bir yazı bulmak gerekiyor heheheheh

7 Ekim 2010 Perşembe

Lale bak kış geldi

Bir yanım dedi kış geldi... diğer yanım daha ekim ayındayız... hem girecek olduğumuz ay bile sonbaharın ayı ... geçen yıl yaşadığımız o çılgın sonbahar nerede... hayır hemen gelmiş olamaz kış... o kadar bekledim sıcakların gitmesini ama böylede balyoz gibi gelmek olurmuydu.

Akşam Gamsegamse okulunda ve servisinde kaloriferlerin yandığını evde DE yanması gerektiğini anons etti... Klima yüzünden elektriğe ödediğimiz parayı doğal gaza transfer etmiş bulunuyoruzi bu akşam itibariyle...Yani ha astık ha kazıkladık olayı... ben daha uzun uzun koruda yürüyecektim, defne yaprakları toplayıp kurutacaktım... çam kozalakları toplayacaktım ıslanıp çürümeye başlamadan... taze fasülye koymadım daha buzluğa... kavurup yumurtayla karıştıracaktık... daha son karpuzu kesmedik.Ben o polar battaniyeleri enstantene olsun diye koymuştum, o likör şişesi oraya artistlik yapmak için çıkmıştı.E ne yapayım ille de geldim diyorsan hoş geldin.

Yılın ilk karı yağmış bile, kartepedeki karın kalınlığını söylüyordu tv deki sunucu...Gulfstream sıcak su akıntısı etkisini yitirdiği için kışı daha sert geçirecekmişiz. 1000 yılın soğuymuş, yani bin yıl önce böyle bir soğuk olmuş... daha ne... görülmedik bir şey değil yani(inşalah bu lafı bana yedirmez).

Neyse kış muhabbetini bırakalım... Bu gün sezonun ilk okey partisine katıldım...sonuç hezimet... yerim tam cama karşı , camda caddeye karşı... yağmur seyret , kaçışanlara bak derken... iki el zor açtım.

Bu akşam Fatmagül var ama bilmiyorum beni çok geriyor... belki onu atlarım sonrasında Türkan'ı izlerim. Yeşil Peri bu gece bitiyor sanırım... Misafirdi gezme tozmaydı derken yavaş gittim biraz . Bitince başlayacağım kitabı henüz seçmedim... Sanırım iki Halide'den biri olacak... Biri roman biri Biyografi... henüz karar vermedim. Bakarsınız hiç ilgisiz bir şeye başlarım. Kocam Simonları bitirse ona başlayacağım ama sadece cemaat bölümünü okuyacağım..Bu sıralarda canım acaip bir biçimde Murakami okumak istiyor bir de... onun gerçekle gerçeküstülük arası gidip gelmeleri paklar beni gibi :)

Bu akşam bir de konuğum var... Cucu yani Burcu... yeğenim, görevli geldi ...Bir kaç gündür burada ama o yüzden görüşemedik henüz... Gamse ile Capitolde buluştular, alışverişin dibine vurmadan gelmezler artık.

Naziş Çerkezce kursuna başladı...Atalarının dilini öğrenecek...Bana da gel dedi ama akşam olması beni vaz geçirdi. Kiril alfabesiyle hem yazıp hem konuşmayı öğrenecekler... Hocaları altı ay sonunda hepinizi okur yazar yapıcam diye söz vermiş bakalım.

Akşam akşam yeter bu kadar... akşam şerifleriniz hayr olsun...akşam sefalarınız olsun...

kıpkısa

yer; İstanbul
günlerden perşembe
saat;9.34
hava; yağmurlu
etkinlik; okey sezonunun açılması
dizi; Türkan
kitap; Yeşil Peri Gecesi
ruhsal durum;ortaya karışık
zihinsel durum; henüz açılmadı

6 Ekim 2010 Çarşamba

Sen uyurken


Şimdi sen içerde mışıl mışıl uyuyorsun... yatağa yatırırken , binlerce kez teşekkür ettim sana, bana hissettirdiğin bütün duygular için... Sıkıştığında Cicianneee diye bağırarak bana sığındığın için...acıktığındanda çobaaa diye mutfağa daldığın...arkasından küfteee dediğin için...ben eğilip yer silerken bana kıyamayıp kaaaak diye bağırdığın için( ama sildiklerim de senin yere atıp ezdiklerin)bak hasta oldum , yoruldum dediğimde beni doktora götürüp aşı yaptırmaya kalktığın için... birlikte yaptığımız tüm suluboya, kuruboya, pastel sanat eserleri için ( yalnız sonunda cozutup boyaları yemeye kalkmasan daha memnun olacağım)... sütünün içine attığın bisküleri bana da ikram ettiğin için ...Uyandığında sessizce gelip arkamdan sarıldığın için...çok ama çok teşekkür ederim CAAAAAAAAAAAAAAAN, canım...

5 Ekim 2010 Salı

Evimizde kış hazırlıkları



Galiba ben bu hafta hep evde oturdum dedim... tam da balkonu yıkıyordum... Zaten bu gün pazartesi dedi Kocam... bu dündü ama bu gün yine evdeyim... ama pardon dün doktora gitmek, sonra gözlükçüye gitmek gezme sayılırmış...

Dün gece yatakda dittiri çalınca bu Anneannemin deyimiyle soğuktan titremek:) işte o dittiriyi çalınca bu sabah kışlık yorganları çıkarmakla işe başladım... Sonra hadi yorganlardı çarşaftı yastıktı iş büyüdü. İş büyük temizliğe dayandı. Ben yatakları yenileme işini yaptıktan sonra ucundan yatak örtüsü kaldırıp kızların sevdiği parfümüde fıslarım içeriye ki, akşam yatakları açınca oooh sesi kulağıma gelsin... Ev kadını zevki... Ev kadınının evi tarçın vanilya, yatakları parfüm kokmalı , banyo tuvalet ilelebet temiz olmalı dimi... her şey raconuna göre... Sonra da likörünü çikolatanı alıp karşısına geçecen:))) bak Anneannem bunu hiç tasvip etmezdi))) Ataş gibi olacan ataş derdi, kalkar kalkmaz yatakları uvatla... lavaboları yıka... bir bastığın yere bir daha basma ... pek öyle olamadık ama aç komadık açık komadık ev halkımızı.Ama bir gün yanına geldiğimde senden çok film izlediğim, senden çok gezdiğim , senin gibi tasarruflu olmayıp hayatın zevklerini daha fazla tattığım için gurur duyacaksın benimle gurur:)


Ha kış hazırlıklarına ek olarak dün akşamda menemenlikler hazırlayıp dondurucuya attım... Pazar sabahları canımız menemen çekince hemen dondurucudan çıkıp bir kaç yumurta ile halvet olup masamıza gelecekler.Yukarıdaki tabloyu hatırlamayan var mı? Evinizde kış hazırlıkları nelerdir sorusu yazılı sorusu olarak -ilkokulda tabi- çıkmayan var mı?. Sobalar kurulur, kışlık turşular kurulur, reçeller yaplılır. E ben reçelimide yaptım. Yorganlarımıda çıkardım, menemenlik de hazırladım... ben hazırım kış gelebilir:)

Bu gün evdeyim anladığınız gibi, şu temizlik olayı bitsin... kendime ayıracağım sonraki saatleri... yarın Cancan gelecek... kızlarda tatilmiş İstanbul'un düşman işgalinden kurtuluşu günü dolayısıyla...Yani yarın içinde hazırlık yapmak gerekiyor.

4 Ekim 2010 Pazartesi

bu gün


Dün akşam bu tıkırtı da neyin nesi diyecektim ki... deprem diye bağırıştı bizim evdekiler... ben hala mel mel bakıyordum o sıra:))Unuttuğumuz bir şeyi yeniden hatırladık... Unuttuğumuz bir duyguyu diyelim... deprem korkusu.Gel gelelim bir saat sonra çaylarımızı yudumlamaya , ne yapıyorsak onu yapmaya devam ettik.

Yeşil Peri Gecesi'ne hızlı başladım ama aynı hızda devam edemedim... Bu ara sadece yatarken okuyabiliyorum, onda da çok okuyamadan sızıp kalıyorum... Ama gece üçde bir uyandım Kocam hala Simonlarına devam ediyor. Geçen gün Semra ile dışarı çıktığımızda; Ferhan ve Huriser ile birlikte Nuruosmaniyede bir yerde oturmuştuk soluklanmak için, yan tarafta kitapçıydı... o ara bir kitap almıştım oradan... daha akşam göz gezdirebildim... Kitabın adı HALİDE. Yazarı; Frances Kazan, ünlü yönetmen Elia Kazan'ın karısıymış.Romanın kahramanı Halide Edip Adıvar ama yaşamının tarihsel bir anlatımı olarak değilde bir roman olarak yazılmış.üniversite araştırmaları sırasında Halide Edip'in hayatını anlattığı Mor Salkımlı Evden çok etkilenmiş. Bu kitabı okumadan önce kalınlığı ve ebatının büyüklüğü yüzünden kumsalda burnumun üzerine düşe düşe burnumu kırmasın diye yarım bıraktığım:)) İpek Çalışlar'ın Halide biyografisini bitireceğim.Kitabın sonunda Franceska Kazan ile yapılan bir söyleşide var.

Bir de film sığdırdım bu hafta sonuna... Pazar sabahı herkesler uyurken, Naziş ile birlikte ; Film Gibi Hareketler Bunları izledik. Yer yer güldük, yer yer amma uzatmışlar bu sahneyi dedik . Çok skeç havasındaydı diyebilirim. Zaten geçen yılın filmi izleyen izlemiştir.

Bu sabah kahvaltıdan sonra karı-koca göz doktoruna gittik... Kocam Cancan ve benden köşe bucak kaçırdığı gözlüğünü kendi kırmış bizim Zuz!da olduğumuz akşam. Ben de iki yıldır göz muayenesi yaptırmamıştım...o bahane ile yaptırdım. Gözlük numaram yarım numara artmış. Kocamın gözlük numarası ise yarım numara küçülmüş.Bir de yakın gözlüğü verdi Dr, O'na... Üç tane birden gözlük alınca gözlükcümüzde pek mütehassıs oldu ve bizi iyi ağırladı:)) Kendime mor çerçeveli bir gözlük aldım ve Ataletimin kulaklarını çınlattım:)

Bu günün notları şimdilik bunlar. İyi bir hafta olsun da bu günün dileği

2 Ekim 2010 Cumartesi

dün akşam bu sabah Mavi Yasemin


Gece üç buçukda yatmama rağmen gözlerim erkenden fırt diye açıldı. Zuz uyanmasın, gürültü yapmayayım diye biraz yatakda oyalandım ama bu saat 9.30 a kadar sürdü. Kalktım yeşil açy , kahve gibi bir şey araddım bulamayınca ; akşam Ebru'nun unuttuğu ayvalı ıhlamurlu çayına talim ettim:) ama güzeldi.Elimede Kashmira Sneth-Hintli bir yazar-Mavi Yasemin adlı romanını aldım...Bir iki sayfa okuyunca çocuk romanı olduğunu anladım...Bir göç hikayesiydi...Mavi Yasemin...Hindistan'dan Amerikaya giden Seema ve aiesinin hikayesi... Hindistandan uzaktayken kutladıkları Hint bayramlarını okurken bizim gurbetçileri düşündüm...Eminim onlarda Seema gibi hissediyorlardır.İki kültürü birleştirmeleri...oradaki çiçeklerde bile Hindistanı aramaları...Kokusundan bile iğrendiği Mukta'yı özlemesi...Mukta'dan zerafeti, vefayı öğrenmesi...Şükran Gününde davet edildikleri masada hindiyi görünce yaşadıkları şok bir çocuk diliyle çok güzel anlatılmış...Kitap'' Paul Zindel ilk roman birincilik ödülü''almış.Zuz uyanana kadar kitabı bitirdim...Şimdi O kahvaltı hazırlıyor...Kahvaltıma eşlik edecek bir de güzel film seç dedim O'na:))ablalık haklarımı sonuna kadar kullanıyorum yani.

Not: Paul Zindel-Amerikalı oyun yazarı

Dün akşamı anlatmadan direk sabahtan girdim olaya ama dün akşam da hoş bir akşam hatta gecesi oldu...Zeya, Ebrucuk ve Nalan'la birlikte Zuz'un kendi elcağızlarıyla yaptığı ev likörlerini test ettik onyladık:))Nalan'ın doğum günü üç gün öncden kutladık...yine bi sürü bi sürü program yaptık... Çok güldük...çok hoş sohbetler yaptık gece ikide zor sonlandırdık geceyı...

Şimdi Zuz kahvaltı masasına çağırıyor beni, filmimizi de koydu... Filmin adı İtalyan Düğünü