Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

13 Şubat 2009 Cuma

Zuz dan naklen yayın, blog ödülü vs vs

(Zuz 'un evinden kareler,resimde Gamsenin bana tahtakaleden aldığı mor laleli gözlük kabını da görmektesiniz ))


Bu yazımı Zuzun evinden yazıyorum. Şu anda O kanepeye yayılmış kahve votka yapmakta, Gamse de ayak ucuna oturmuş makyaj malzemelerini karıştırmakta. Dün ameliyat oldu. Çok başarılı bir ameliyat olduğu fingir fingir ev de dolaşmasından belli. . Yarında gezmeye gideceğiz zaten.:)


Bu gün Bi sürü yemek yaptım, güzel bir kabak yemeği, patates kavurma, hamsi buğulama ve misafirlere çay yanında ikram etmek için peynirli börek. Valla öğünmek gibi olmasında herkes börek yapar ama bu börek tam adrese teslim olmuştu. Çünkü yiyenler , giderken bile börek için teşekkür ettiler. Biz bu gece bütün kızlar burda kalıyoruz. Annemin bütün kızları bu gece bir arada yani.

Hediye kitabımı gönderdiğim Banu Hanım kitabını çok beğenmiş ve çok güzel bir yazı yazmış. Ben de kendisine teşekkürlerimi gönderiyorum buradan. Çok hoş bir tesadüfle Kitabım Bursa da çok iyi bildiğim bir adrese gitti. Benim lise yıllarımda teyzem orada otururdu ve biz de her ama her hafta sonu oraya gider ertesi gün de hep birlikte Uludağa çıkardık. Hayatta hiç bir şey tesadüf değil sözüne artık daha çok inanıyorum.


Şimdi biraz daha şu andaki durumumuzdan haberler vereyim, Zuz Gamse'ye bir atkı örmeye başladı. Daha doğrusu eski sevgilisine örmeye başlayıp yarım bıraktığı atkıyı Gamse orayı burayı karıştırırken bulup ay çok güzelmiş deyince O da şimdi hemen örmeye başladı, hatta bitirdi bile. Hatta ve hatta şimdi saç bandı örmeye başlamış, kendine örmüş Gamse ona da el koymaya kalkınca yenisini örmeye başlamış. Şimdi resimlerini de çekip ekleyeceğim hihiiii.Bizim hastaya bakın hastaya. Naziş henüz katılmadı bize ama her an gelmek üzere. Ona da tatlı siparişi verdik.


Birazdan abur cuburlar eşliğinde Kenan Işık'ın Dünya Bir Oyun Sahnesidir programını izleyeceğiz. Konuğu Mehmet Aslantuğ.O bitince de izleyeceğimiz film hazır ,Sex and City izleyeceğiz kızkıza ))))



Bir de üç blog arkadaşım tarafından verilmiş bir ödülüm var.Sevgili serrose, ruhdağı ve hamdiyehome beni bu ödüle layık görmüşler. Nasıl gururlandım anlatamam.Şimdi bu ödülden benim de vermem gerekiyor. Üç yıldır blog yazıyorum. Ne harika şeyler paylaştık sizinle, herbirinizden çok şey öğrendim ve hayatıma yeni renkler heyecanlar kattınız . Ödülün kuralına uymasa da ben bu ödülü tüm arkadaş listemdeki arkadaşlarıma vermek istiyorum.

Zuzun evinden yaptığım naklen yayın burada sona eriyor. Hepinize iyi bir hafta sonu diliyorum

11 Şubat 2009 Çarşamba

SUYA DÜŞEN PLANLAR ve in Tahtakale ))

Bu hafta için planlarım var, sahneler beni çağırıyor demiştim değil mi??. heyhaat sayın okuyucu, ben planlarımı yaparken , bir taraftan da kader ağlarını örmekteymiş. Hayat dediğimiz de bu değilmi ki zaten.

Pazartesi pazarımız vardı tamam bu plan dahilindeydi ve iyi bir pazar gezisi yaptık Gamsegamse ile. Ama Zuz telefon açıp minüsküs ameliyatı olucam deyince perşembe ve cuma O'na gitti kafadan. Cumartesim zaten bir yada bir buçuk ay önceden bağlandı bunu pzartesi yazarım ancak)).

Şimdi yeniden başa düne dönelim. Gamze güne biraz mırın kırın başladı, her tarafım ağrıyor falan dedi. Akşama doğru başım da ağrıyor dedi. Yatırdım yapılması gerekenler yaptım falan derken gece saaat 11 sıraları falan ateşi yükseldi, ateş düşürücü vardim, ıslak bezler falan koydum 38 derece civarlarında seyretti. telaş yapmadık. Ama geç saatlere doğru midesi falanda bulanmaya başlayınca soluğu yakınımızdaki hastanede aldık. İğne , serum takviyesi falan derken ancak gece dörtte ev de olduk. İşin enteresan tarafı , çift anadal yaptığı için çakışan sınavı vardı ve o da bu güneydi, final olduğu için telafi sınavı da yok. Ancak seneye kalıyor. Neyseki sınav öğleden sonraymış. O saate kadar toparlandı, ama yalnız göndermedim birlikte gittik. Gittik ki hocası sen neden geldin , ödev notların vizen çok yüksekti ben seni final sınavına ihtiyaç duymadan geçirdim deyince bi sevindirik olduk. Çıktık okuldan , arkadaşı Sibel de oralardaymış birlikte Süleymaniye ye yürüdük, orada yemek yedik. Hava güneşliydi hatta dışarda yedik. Sonra Gamse - Anne yürüyerek Tahtakaleden aşağı Eminönüne inelim dedi. Tıkır tıkır indik aşağı bakına bakına alış- veriş ede ede. Gamse - anne , babam bizi şimdi böyle görse ne yapar dedi- valla canımıza okur herhalde dedim. Adamcağız durmadan arıyo, hemen eve dönün yatın dinlenin diye biz girmedik dükkan bırakmıyoruz. O sırada bi kadınla birbirimizi itekleyip duruyormuşuz Ve yine Gamse dedi ki - Anne, Ayla Algan O dedi.Anah baktım gerçekten de o. Pek de severim kendisini , hiç yaşlanmıyo valla .

Eve gelince yattım dinlendim sanmayın, hemen Gamse hasta ya )) ona bir tavuk suyu çorba, akşam bize patesli tavuklu oturtma, bi de ıspanaklı börek yaptım. Şimdiii birazdan dizim başlayacak Aşk Yakar. Uğur Polat diziye girdiğinden beri izlemeye başladım , hayranlarından biriyimdir kendilerinin Yedi Tepe İstanbul'dan beri. Ada çayı eşliğinde izlenecek)))) .

10 Şubat 2009 Salı

Bu sabahtan....

Bu sabah yağmur var, İstanbul daaaa. Dün sabah aaa bahar gelmiş yurduma diyerek kalktım yatağımdan. Ama öğleden sonra yağmur yağdı seller aktı.

Dün pazarımızdı bizim. Gamsegamse ile kahvaltımızı yaptık , hadi pazarın altını üstüne getirelim dedik. Yağmur başlamıştı ama, böyle havalarda pazarcılar su geçirmez brandalarla öyle bir kapatıyorlarki pazarın üstünü, alış veriş merkezlerinde gibi gezebiliyorsunuz.

Tabi biz pazarın ıncık cıncık kısmına daldık önce. Her tezgahta dakikalar geçirdik. Dönüş yolunda da sebze kısmına girip bir şeyler alıp markete uğradık. Bir de baktık ki kasap bölümünde bir şenliktir gidiyo üstelik de enfes kokular geliyo. Oraya doğru gittik ki minik ızgaralarda köfteleri kızartıp ikram ediyorlar. Çok güzeldi, hadi öğle yemeğimiz olsun dedik, kasap köfte ve İnegöl köfte alıp geldik. Bizde akşam yemekler ancak saat sekiz buçukta falan yeniliyor. Nazlı da okuldan en geç dörtte falan geliyor. Biz de o sırada bir çay faslı yapıyoruz eğer hepimiz evdeysek. Kocam hariç tabi, o sekiz gibi falan oluyor ev de. İşte dünkü fasıl köfteli oldu))

Dün kitap değişim etkinliği için , hediye kitabımı Bursaya postaladım. Umarım Zuzuların Annesi Banu Hanım beğenir. Ben de bana gelecek kitabı çok merak ediyorum. Bu konuda sonra yazıcam zaten . Ama Serap ve evvelzaman içindeye çok teşekkürler çok zevkli bir etkinlik oldu. O kadar çok katılmak isteyen olduki sonradan sanırım bu gidişle yenisi yapılır.


Naziş dün itibarıyla okula başladı. On beş günde herşeyi unutmuş çocuklar diyordu. O yüzden onlara dün çok güzel bir ev ödevi vermiş. Çok hoşuma gittiği için yazıyorum size de. Her öğrenciye bir ağaç vermiş. Herkes kendi ağacıyla ilgili araştırma yapıcak, resimler bulacak, slaytlar hazırlayacak ve sınıfta anlatacak sonra.

Zuz perşembe günü minüsküs ameliyatı olacak. o yüzden perşembe ve cumayı onunla geçireceğim. Ama cumartesi günü çok güzel bir programımız var onunla , bir ay önceden yapılmış bir program. Size pazartesi yazarım ancak.

Şimdi artık Gamsegamse ile yağmurlu hava programı başlasın. Yarıyıl tatili başladı Onun. Marta kadar ev de. Uuuu bakalım ne günler bekliyo bizi.

7 Şubat 2009 Cumartesi

yazasım geldi :))

Ben anladım ki , benim kızların ikisinin aynı anda evde olması olmuyor. İkisinden ayrı ses çıkıyor. Ev de bir hareket bir hareker. Sürekli bir yere gidenler, bir yerlerden gelenler, anne ne yiyeceğiz diye sormalar.Sürekli çalan telefonlar. Geç kalktıkları için geç yatmalar. Bunun sonucunda sabaha kadar ev de bir med-cezir olayı. Yok anam yok, tek tek gelsinler. Enerjimi tükettiler valla.

Ben şimdi pazartesinden itibaran kendi özel programıma yeniden başlıyorum. Sahneler beni çağırıyor.

Geçen gün evde oturuyordum , çocukluk arkadaşım ,Ayşegül aradı. - Ne yapıyosun Lalem dedi.- Evde oturuyorum dedim. Gel o zaman beraber beraber oturalım dedi. Aynı anda çıktım evden. Ay ne güzel oturduk. Babası gelmiş Ordu'dan. Canım Nihat Amca ya. Kıs sen ne kadar büyümüşün dedi. Galiba kilomdan bahsetti heheheheh. Sen beni sokakta görsen tanırmıydın dedi. Tabi tanırdım dedim.- Ben seni tanımazdım dedi. Nihat Amcanın lakabı, Kont Nihat'tır. Nedeni de kont gibi giyinmesinde. Kazak , gömlek yakalarının içine bağladığı fuları, koluna taktığı bastonu ve fotr şapkasıyla tanınırdı. Bir başka kont özelliği de hayat boyu hiç çalışmadan kira gelirleriyle yaşamasıdır. Ayşegüllerin evleri, eski Ordu evlerindendir. Ordu resimlerinde hep görünen büyük sarı evdir. Çok da güzel bir bahçesi vardı. Bahçede bahar dalları. Annem çok severdi. Behice teyze de açınca hemen anneme bir dal getirir vazoya koyardı.

Akşam üzeri Ayşegül de benimle çıktı. İskeleye kadar yürüdük hava çok güzeldi. Yolda yürürken Yere Batan Sarnıcındaki görevlileri nasıl zarladığını anlattı bana. Ne yaptınız buralara demiş, hep suyunu çektirmişsiniz özelliği gitmiş. Şartmı buraya şu masaları koymak gelsin millet eskisi gibi görsün gezsin gitsin, şartmıdır her yerde ille de yemek içmek. Ama bunu bi anlatışı var , ben yolda gülmekten ölüyorum. Şöle dedim Lalem , böle dedim Lalem.

Önümüzdeki hafta full programımız var onunla. Programcıbaşı benim heheheheh.

Bu sıralarda geceleri Saba Tümerle Bu Geceyi izliyorum. Konuk seçimi güzel, programda güzel akıyor , kendi de pek eğleniyor. Ohh kakakarakikiri bi program oluyor. Dün akşam Pakize Suda konuktu, pek severim. Bazen harbi olcam diye cozutur ama olsun, o kadar kusur kadı kızında da olur.

Birde Kenan Işık'ın Dünya Bir Oyun Sahnesi adlı bir programı var. Sanat ağırlıklı sohbet programlarını seviyorsanız kaçırmayın. Dün akşam Haluk Bilginer konuktu.
Bu akşam yeni bir kitaba başlıyorum Adı Anlatmasam Olmazdı. Yazarı Bensiyon Pinto. Tam bu sırada okunması iyi olacak.Türkiye de dini azınlık olarak yaşamayı anlatıyor.

Çok pahalı bir özelliktir

Azınlıkta kalmak

Tek tek hepsi gözetildi,

Satırların arasında

Yaşadığımız ülkeyi sevmek gerekir

Cesur olmak gerekir, böyle anlatıyor kitabını Bensiyon Pinto

şimdi size resim mesim de koyucam ama bu bilgisayara bi haller oldu , hiç bir şeyi açmayıp beni gıcık ediyor. Hadi gidim ben, gelir bi ara eklerim kitap resmini

not.Gördüğünüz gibi, napıldı edildi resim kondu

6 Şubat 2009 Cuma

Yazacak çok şey olsa ama yazarın yazası olmasa...

3 Şubat 2009 Salı

saol be usta

Valla sağolsun var olsun usta. Artık çalar saate falan gerek yok, sabah sekiz oldu mu, matkabı kulağımıza sokuyor. Onun bu işemi yapmasıyla Naziş de yatağından bağırmaya başliyor- beni mi buldunuuuuz, bu tatili dört gözle bekledim diye. Bu sayede senfoni tamam oluyor. Usta sazlarda Nazlı solo da.

Bu günle ilgili hiç bir programım yok. Bir tek kitap almak için D&R a gideceğim. Çok güzel bir kitap değişim etkinliği düzenlemiş Serap ve evvelzaman içinde. Bana da davet göndermişlerdi , seve seve katıldım. Çok hoş bir tesadüfle bana çıkan blog arkadaşım. Bursa da teyzemin oturduğu semtte oturuyor. Liseli ylılarımda çok dolaşmışımdır oralar da. Yani kitabımın gittiği adres nasıl bir yer biliyorum. Bu çok hoşuma gitti. Kitabım taaa başından beri aklımda ama şimdi sölemem)).

gamsegamse bu gün son sınavına girdi ve hey özgürlük diye bağırmaya başladı. Artık mart ortasına kadar bir kahvaltı zaman zaman da sinema arkadaşım var.

ılık bir hava var İstanbul da bu gün. Gece biraz yağmur yağmuş galiba. Kalktığım da yerler ıslaktı.
Yarın Naziş'le tahtakale planımız var. Perşembe günü ise Cancan gelecekmiş. Cuma günü yine çoook işim var . Cumartesi ise ben de okey partisi )). yani hafta sonuna kadar tekmilimi verdim ve de gittim .

2 Şubat 2009 Pazartesi

dünden bu yana

Sabahın köründe , yan duvarımıza ısı yalıtımı yapan ustanın, matkabı kulağıma sokmasıyla uyandım.Ne bitmez işkenceydi, güya yeni bina 15 gündür tak tuk, çat çut.

Baktım debelenmek boşuna kalktım kendime bi Adaçayı yaptım. yanına da düğün çöreği aldım. Bu düğün çörekleri taaa İzmir'den geldi. Nazlı'nın arkadaşı göndermiş. İçinde biraz tatlı , çokça hatıra var diye de zarif bir not düşmüş. Nazlı hastasıdır bu çöreklerin ve her İzmir den gelişinde getirirdi bize. Atalet duymasın, biraz fazla kalorili bi şey. Çukulatalı , antep fıstıklı ve de cevizli uuuuf uuuf. Koliden boyozlar, çiğdemler de çıktı. Düğün çöreği ile ilgili şöle bir yazı vardı hehehe, paylaşayım sizle de nası bişe olduğunu tahmin edin. Kaynak http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=dugun%20coregi

zannederim kipa unlu mamüller reyonu tarafından icat edilmiş olan hayvani yiyecek.
8x11 cm boyutlarında 4 cm kalınlığında bir tatlı hamur(pastiç hamuru tadında) vardır, ve bu hamurun içi(içinde bir hazne olduunu düşünün, çift katman yani) çikolata, fındık ceviz karışımı ile doldurulur, yüzeyine antep fıstığı, filan eklenir, bi yerinden çizilir ve çikolatanın bi kısmı dıştan görülür, sonra fırınlanır, ve afiyetle yenir.

Hadi yeter sabah sabah bu kadar ağız sulandırmak.Dün İlmiyem geldi, özlemişim. Girdik mutfağa kendimize güzel bi masa hazırladık. Gerçi bizim tak tuklardan kadının başı ağrıdı ama)). Sonra Gamsegamse de geldi arkadaşından, gece onda kalmıştı. Sonra kocam, sonra Nazlı derken toplaştı ev halkı. Güya hepsinin karnı toktu ama köfte kokuyor diyen daldı mutfağa.

Yemek sonrası herkes kaçıştı. Kocam spor programı izlemeye, Nazlı bilgisayar başına, Gamse ile ben de Çok Güzel Hareketler Bunları izledik. Biraz da gazete kitap tumba yatak.